8. bölüm · SIFIR - bir başlangıcın sonu
6. Bölüm: Muhabir
Yazarın anlatımıyla.
Boş boş karşısındaki masaya bakıp duruyordu sıfır. Kaç saat olduğunu bile unutmuştu. Saat gece yarısını geçtiği halde herkes uyanıktı.
Derin ile ilyas PlayStation oynuyordu. Alikan kendini sekizli masanın sandalyesine bırakmıştı. Larin ise her zaman olduğu gibi koltukta uyumuştu ve emirhan ise bir kaç kişi ile sohbet ediyordu. Sıfır ise boş boş oturuyordu. Sabahtan beri hiç konuşmamış ve gülmemişti. Hayır sıfır kolay kolay üzmezdi ama onu bir kadın üzmüştü üstüne bunu sadece yarım saatte başarmıştı.
Ama gerçektende gücüne de hayran kalıyordu.Ters köşelerinde. O gün sıfırı hiç düşünmeden güvenmişti ama şimdi de bir şey olmamış gibi hayatından çıkarmıştı ama sıfır hiç bir şey yapmamıştı. Hatta ona belli etmeden bile iyilikler yapmıştı. Babasının gerçek yüzünü gösterdi, kapıdaki adamları bilerek güçsüz koydu ki zorlanmasın diye. Bu da yetmedi Rauf karalı vurmasına izin vermişti.
Sıfır buna karşı çıkabilirdi. Tek bir hamle ile raufa destek olabilirdi ama yapmadı. Nildanın yanında durdu, onu destekledi fakat o gitti bir mafya kurucusu ve liderine veda konuşması yapıp üzümüştü.
"Yine ben seni yendim."
Sıfır bakışlarını kaldırıp ilyasa baktı. Derin ikide bir yeniliyordu ve ilyasda hep kazanıyordu. İlyasın yüzünde bir vatan gülüşü vardı.
"Tamam bir el daha. Bu sefer kesinlikle yeneceğim."
Derin kendinden emin bir şekilde kafasını sallarken ilyas hiç de öyle görünmüyordu. Aksine aynen aynen diye bir bakış atıp keyifle oynamaya başladı. Sıfır tekrar karşısındaki masaya odaklanıp, düşüncelerinin için daldı. Sıfır sigaradan nefret ederdi ama nedense bugün sigara içmişti. İlyas vermişti ama her zamanki gibi reddetmemişti.
Yine bir umutla telefonunu eline aldı ve mesaj var mı diye bakmaya başladı ama yine hayal kırıklığına uğradı. Mesaj hiç yoktu sabahtan beri. Telefonunu daha masaya koymadan televizyondan telaşlı bir haber sesi gelmeye başladı.
Sıfır merakla televizyona bakıp sesini açmaya başladı. Sesini açtığı için herkes televizyondaki habere odaklanmıştı. Larin hariç. O uyuyordu. Şöyle diyordu kalın ve gür bir erkek sesi,
SON DAKİKA
Çok başarılı olan üç muhabir bugün büyük bir kaza geçirdi! Durumlarının kötü olduğunu öğrenmiş bulunduk. Kameralara göre arabanın hız yapmasıydı ama olay yerini incelendiğinde bir kutudan fazla yağ keşfettik .Yola yağ döküldüğü ispatlanmıştır. Muhabirlerin ismi; Tuba bulut, Elif aydemir ve nilda karaldır. Sağlıkları için herkes türlü desteği sağlıyoruz.Yakınlarına sabır, kendilerine şifa diliyoruz.
Sıfır öyle bir yerinden kalktı ki larin uyuduğu koltuktan düşüp, "Noldu lan yine." diye bağırmak zorunda kalmıştı.
Sıfır paltosunu aldığında herkesde otomatik olarak hazırlanmaya başlamıştı. Sıfır odadaki insanlara gür bir sesle bağırdı. "Sıfır toplan gidiyoruz!"
Bir saat sonra.
Herkes kendi hastane koltuğuna bırakmış vaziyetteydi. Nilda, tuba ve elif hepsi yoğun bakımdaydı. Sadece düz bir şekilde nildanın odasındaki kapıya bakmaya devam etti. Bakmaktan da başka bir şey yapamzdı zaten. Ama alışkındı böyle haberlere o yüzden güçlükten düşmemişti sıfır.
Birinin telefonu çaldığında sıfır dahil herkes emirhana odaklandı.Telefonu açıp bir kaç saniye dinledi ve tamam diyip kapattı. Sıfır ona noluyor diye baktığında konuşmaya başladı.
"Tuba bulut yoğun bakımdan uyanmış. Arabanın en arka koltuğunda olduğu için en az zararı o görmüş ve durumu gayet de iyiymiş. Elif...elif ise hala uyanmamış vaziyette. Bazı doktorlar uyanması bile çok zor demiş. Bütün doktorlar umudunu kaybetmiş ve uyanması yüzde on falan." Dedi emirhan.
Evet aynısını nilda içinde söylemişlerdi. Yaşması bir mucize demişlerdi. Oda şuan uyanmıyacak gibi duruyordu zaten.
Alikan ayaklandı., "Ben gidip bir o kıza bakayım. Durumu o kadar kötümü " dedi ve yavaş yavaş yanlarından uzaklaştı. İlyasda Haraketlendi.
"Bende o uyanan kıza bakayım. Şimdi yanında kimsede yok kendini yalnız hissetmesin." dedi ve yanlarından uzaklaştı.
İlyasın attığı her adım öyle güçlüydü ki kendini kim olduğunu adımları ile anlatıyordu. Sadece ilyas değil buradaki herkes öyleydi fakat ilyas bir başkaydı. Sıfır tekrar karşısına baktı.
"Ah be muhabir uyansan şimdi ne güzel olur. Sen gidersen ben kime muhabir diyeceğim. Bu hayatta bir tek sana lakap taktım ben. Kimseye layık görmediğim için takmadım ama o layıklığı sen hak ettin. Gitme be muhabir. Tamam arkadaş olmayalım ama sende herkes gibi beni bırakıp ölme. Söz veriyorum uyan birlikte intikam alacağız." dedi acı bir gülümseme ile.
Daha bir dakika bile dolmadan odadan düz ve hiç durmayı bilmeyen bir ses geldi.
Hayır bu ses onun düşündüğü şey değildi.
Kalbi durmamıştı.
Ölmeyecekti.
Ölmeyecekti ailesi gibi.
17 yıl önce.
"Yaa ama ben seni yendim." dedi küçük sıfır. Babası hemen gülmeye başladı.
"Evet sen beni yendin." dedi baba cengiz. Aslında babası yenmişti ama oğlunu üzmek istememişti. Annesi nuriye çimenlerde oturmuş o keyifli manzarayı izleyip her saniyesine şahit oluyordu. Baba cengiz topu yavaş bir şekilde oğluna attı ki oğlu tutabilsin diye. Tam o anda bütün keyifli anları bozan silah sesleri oldu.
Üst üste büyük siyah arabalar çelik ailesine yaklaşıyordu. Evet sıfırın soy ismi Çelikti. Sıfıırı hızla bir şekilde alıp kucağına aldı baba cengiz.Nuriye ise telaşlı bir şekilde nefesler veriyordu. Bir kaç silah sesi duyulduğunda küçük sıfır eliyle kulağını kapattı .Babası karsının yanına gitti.
Nuriye sıfırı arkasında sakladı ama baba cengizi koruyan biri yoktu. Büyük bir arabadan uzun ve şişman biri çıktı. Sıfır bunun bir oyun sanıyordu aslında. Hızla babasına döndü. "Baba bunlar senin arkadaşın mı?" diye sordu.
Babası oğlu korkmasın diye kafasını aşağı yukarı doğru sallamaya başladı. "Evet oğlum. Onlar benim arkadaşım. Bir kaç soru sorup gidecekler."
Sıfır mutlulukla gülümserken annesi sıfırı daha çok koynunda sakladı. Şisman adam zaman kaybetmeden bir elini yukarıya kaldırdı. Çok geçmeden yumruk yaptığı elini açtı.Nuriye ile sıfır cengizin arkasındaydı ve önlerinde biri oldukça zarar gelmezlerdi ama cengizi kimse korumuyordu.
Birden onlarca adam aynı anda tetiğe basıp baba cengize kurşun yağdırdı.
2 kurşun değil!
5 kurşun değil!
10 kurşun değil!
Tamı tamına on beş baba cengizi buldu. Cengiz yere cansız bedeniyle düştüğünde gözleri açık bir şekilde oğluna sıfıra bakıyordu. Anne nuriye oğlunu bırakmadı ama kocasının yanına çöküp ağlamaya başladı. Aynı adamlar yine ve tekrardan kurşun yağdırmaya başladı.
Hayır on beş kurşun değildi. Masum nuriye ye tam yirmi kurşun sıkmışlardı.
Sıfır heyacanla ellerini birbirine çırptı.
Aslında bunun bir oyun olduğunu sanıyordu çünkü babası ona onlar benim arkadaşım demişti.
Oysaki korkmasın diye söylemişti.
Sıfır o zaman daha sekiz yaşındaydı ama o zamanlar bile çok akıllıydı. Annesi ile babasının nefes seslelerini duymuyordu ve uyanmıyorlardı.
Annesi ona şöyle demişti. Eğer korkarsan bize sarıl sen bize sarılırsan her şey geçer ve biz seni koruruz demişti. Sıfır umutla yerde cansız bedeniyle uzanan anne ve babasına baktı daha sonra yere uzandı ve anne ile babasına sarıldı. Ardından gözlerini kapattı. Ama şuan onlar sıfırı koruyamazdı çünkü ölmüşlerdi.
Bir adam gelip onu aldı ve yıllarca bir mafyanın elinden büyüdü. O korkak sıfır şimdi acımasız bir katil olmuştu...
Günümüz.
Derin hastanenin içinde bağırdı. "Doktor!Doktor çağırın çabuk!" diye koştu.
Çok geçmeden bir kaç doktor gelip odaya geldi. Ama o lanet olası düz olan ses hala sıfırın kulaklarından gitmemişti. Bir hemşire gelip odaya girdi.
Sıfırın sağ gözünden bir yaş geldi ama silmedi çünkü haraket edemiyordu. Hızla bir an ayağa kalktı sıfır. Tam o anda hemşire kapıdan çıktı. Sıfır onu durdurdu ve sordu.
"Noldu hemşire. O iyi mi? Cevap ver!" dedi bağırarak. Hemşire sıfıra ters ters baktı.
"Kalbi durdu. Dururmu çok kötü. Lütfen sakinleşin ve her şeye hazırlıklı olun."
Tek bir cümle sizce bir insanı öldürebilir miydi?
Tek bir cümle bir sevenin hayatına son verebilir miydi?
Tek bir cümle bir insanın kalbini durdurabilir miydi?
