17. bölüm · SIFIR - bir başlangıcın sonu
15. Bölüm: Yazılan kaderler
1 hafta sonra...
Uzandığım yatağa rahmen dinlenemyordum.
Benden hem ruhumu hemde bedenimi almışlardı.
Tabii benim için ruh daha önemli ama yüzümün halini görmek bile istemezsiniz.
Alnımın hemen sağında koca biz iz.
İki yanağımın neredeyse her yerini kaplayan iz.
Çenem ve gıdığımdaki küçük tefek iz.
Kullaklarımda nokta nokta izler...
Hepsi yanma iziydi.
Aslında bu işkence raufa özel bir şey değildi.
Benim sıcaktan korktuğumu bildiği için soğuk su yerine sıcak su ile işkence etmişti.
Küçükken hep sıcaktan korkardım.
Çünkü bir keresinde kaynamış bir çay bardağı, çay elime dökülmüştü.
O çaya rahmen elimdeki izler ufak tefek kalmıştı.
Ama uzaktan görülücek bir iz değildi.
Ancak yakından da kocaman bir iz gibi görülebilirdi.
Yatakta bir sağa bir sola doğru kıvranıyordum.
Bu arada ben artık o raufun evinde değildim.
Ben, bütün mafyanın evde kaldığı eve taşınmıştım.
Ha bu arada tuba bu şehirde tekti.
Ailesinin hepsi çannaakkale deydi.
Elif ise zaten buraya çalışmak için geldiği için o da bu şehirde tekti.
Yani biz şu an üçümüz buraya taşınmış bulunduk.
Ha ev dediğinde bir villadan eksik değildi...
Herkes şu an salonda olduğu halde ben değildim.
Uykum var diye bir bahane uydurduğum için salondan çıkışımı yapmıştım.
Uyuyamadığım için hemen yatakta oturur bir hale geldim.
Derin bir nefes aldım ve yataktan çıktım.
Odanın kapısını açıp merdivenlerden indim.
Salondam sesler geldiğinde adımlarım oraya yönelmişti.
Salonun kapısından girdiğimde herkes susmuş, bana bakmakla meşguldüler.
Oturmak için koltuğa doğru yöneldiğimde derin konuştu."Bu izler seni ayrı bir güzel yapmış."dediğinde göz devirdim.
"Kes sesini derin"dedim bir yandan hafif tebessüm ederken.
Bir haftadır onlar ile sohpet ettiğim için herkesi arkadaşımmış gibi görüyordum.
Tabii ileride arkadaşlığımızın bağı artacak.
Yanii şu anda da arkadaşız ama ileride de arkadaş bağımız artar.
"Niye öyle diyorsun be nilda. Bu izler seni gerçekten güzelleştirmiş. Hani zaten güzelliğinle her yeri yıkardın ama şimdi her yeri yıkabilirsin."dediğinde tekrar göz devirdim. Bu izleremi güzel diyorlardı Allah aşkına?
"Raufun yüzümde bıraktığı izlere mi güzel diyorsun?"dediğimde herkes sustu.
Konuşamadılar...
"Öyle deme nilda. Gerçekten yakışmış yüzüne."
Elifin sesini duyduğumda kafamı ona çevirdim. Yüzü yumruklar yüzündem mahvolmuştu ama bir hafta geçtiği için bazıları benim ki gibi iz bırakmıştı.
"Senin izlerinde güzelmiş elifçim. Acaba bir kaç yumruk atsam bir oralara daha güzelleşmez mi?"dedim gülerek.
Ama yandam yandan tehdit ediyordum.
Elifin yüz ifadesi korkuya dönüştüğünde daha çok güldüm. "Aman yok istemez ben. Raufun yumrukları yeter bana."
U dönüşü işte bu olur kızım.
Kafamı çevirip tubaya baktım.
O hem yumruk yemiş hemde sıcak suya maruz kalmıştı.
Ama benim kadar değildi.
"Larin biz bu delilerin yanından gitmessek galiba deliriceğiz."dedi tuba larine bakarak.
Larin tubaya bakıp, kahkaha attı.
"Gidemeyiz canım. Galiba bunlarda bizi kendine benzetecek."dediğinde tuba iki elini kafasının arasına alıp sövmeye başladı.
Biz ne yapmışız canım. Bizim daha deli halimizi görmemişler.
"Siz ikinizin deli halimi böyle değil... hah mutfakta en güzel keki ben yapacağım diye yarışa girenler kimdi?"
İlyasın dalga geçerek söylediği cümleyi duyduğumda büyük bir kahkaha attım.
Alikan gözlerini biraz büyüttü.
"Onu bırak ilyas. Resmen bana zorla yedirtiyorlardı. Ve puan yapmak zorundamışım."
Alikanın sesini duyduğumda iki dudağım yana doğru kıvrıldı.
Elif elindeki telefonu bırakıp, alikana döndü.
"Ay evet. Bana da zorla yedirtirdiler. Ama ne yalan söyleyeyim ikisini de sevmedim."dedi elif heyacanlı bir nidayla.
Larin ile tuba gözlerini büyütüp, elife bakmaya başladıklarında elif, hiç öyle bakmayın diye dudak büzmüştü.
Bana da zorla yedirtirmişlerdi ve açıkçası ikisinide sevmemiştim.
"Bende elif."dedi alikan.
Bu sefer alikana döndüler.
Larinin pek umrunda değilmiş gibiydi ama tuba bayağı ciddiydi.
Nedense tubayı bu kadar ciddi gördüğümde gülesim geliyordu. Ay ben bunun her özelliğini komik buluyordum!
"Hayır, bence güzeldi. Tabii eğer oyumun hangisinden yana olacağını söylerseniz ikinizi de seçmem çünkü benim yaptığım kek daha güzel."diye lafa karıştı ilyas.
"Lan oğlum sen kek yapmayı mı biliyorsun?"dedi sıfır şaşkınlıkla.
İkiside birbirlerine boş boş bakışlar gönderirken, bir ofladı. "Sıfır ben öğrettim ona."dedi.
Sıfır, bire şaşkın bakışlar gönderirken bizde ondan farklı değildik.
"Sen nereden öğrendin?"diye sordu sıfır.
Bir, larine baktı ve tebessüm etti.
"Larin öğretti."
Hay abi larine de ben öğretmiştim!
Gülmeye başladığımda, larinde bire tebesüm gönderdi.
"Tabii o kadar iyi değilim ama öğretmeye çalıştım."dedi larin gülümseyerek.
Sıfır larine meraklı bakışlar göndererek, "Sana kim öğretti. Sakın larin sana da ilyasın öğrettiğini söyleme."
İlyas sıfıra baktı.
Gülümseyerek, tubaya baktı. "Yok abi. Bana tuba öğretti."dediğinde kaşlarımı çatmıştım artık.
Ne bu kek sevdası...
"Ne bu kek sevdası"
Sıfır içimden geçenleri söylediğinde gülümsedim.
Yerde bir yastık gördüğümde alıp, kucağıma koydum.
"Abi bana ilyas öğretmedi nilda öğretti."
Diyerek sessizliği bozdu larin.
Sıfırn bakışlarını üzerimde hissettiğimde, ona baktım.
Kahveleri anlamadığım bir parıldıyla bakıyordu.
Ve benim mavilerim ona ışıldıyormuş gibi baktığına emindim.
"Sen kimden öğrendin muhabir?"diye sordu sıfır.
Yutkundum.
Boğazımda bir yumru oluştu.
Ağlamamak için kendimi tutarken, göz yaşlarımı tutmaya çalışıyordum.
Mavilerimi kahvelerinden ayırmadan, "Annemden"demeyi başardım.
Heekesin bana baktığını farkındaydım. Ama şu an umrumda bile değidi.
Sıfır burnunu çekip, arkasına yaslandı.
"Bir gün yaparsın sende bize kek muhabir."diyen sesini duydum.
Sol gözümden bir yaş süzüldüğünde kimse fark etmeden silmeye çalıştım ama gördüklerinede adım gibi emindim.
Dudaklarım hafif bir tebesümle iki yana kıvrıldı."Ayıpsın.. yaparım ama içine zehir koymadığıma emin olun."dediğimde kahkaha atmışlardı.
Bende onlara uyarak güldüm.
Gözüm bire kaydığında dudaklarımdaki tebesüm yavaşça soldu.
Abim olabilir miydi?
Hâlâ onlara abimin yaşadığını söylememiştim.
Burnumu çekip, boynumu çıtlattım.
"Size bir şey söyleyeceğim."
Hay dilimi...
Söylediğim cümle ile herkesin gözü bana değmişti.
Açıkçası asla şuan söylemek istemiyordum ve yemin ederim ki söyleyeceği mi bile bilmiyordum.
"Söyle muhabir."dedi sıfır.
Muhabir diyişi her zaman içimi rahatlatıyordu. Ve nedense hoşuma da gidiyordu. Hâlâ bana nilda diyişini hatırlamıyordum.
En son bana ne zaman muhabir demişti...
Hatırladım. Beni ilk kurtarmaya geldiğinde bana ismim ile seslenmişti.
Yani tam bir hafta önce falandı.
Sustuğumu gördüklerinde bir, "Birazdan üçüncü dünya savaşı çıkacak."dediğinde gülümsedim.
Açıkçası doğru söylesem bunu demeye utanıyordum. Açık açık onlara soruyordum. Yardım edin! diye.
"Muhabir utanmana gerek yok. Anlat dinliyoruz biz."
Hay abi şimdi daha da utanmıştım.
Bu kadar açık sözlü olamak zorunda mıydı?
"Ben yani size söylemeli miyim bilmiyorum ama..."deyip sustum.
Sıfırın gözlerinin bende olacağını biliyordum ama bakamıyordum.
"Söyle artık muhabir."deyişini duydum
Daha fazla dayanamayıp konuştum.
"Pek emin değilim ama rauf asla yalan söylemez. İstediği kadar kinci ve kötü olsun o asla yalan söylemez."dedim ve bakışlarımı sıfıra deydirdim."O gün beni kaçırdığında bana berat karalın yerini söyledi. Sen değil bir. Ölü abim berat karaldan bahsediyordu. Ona neyden bahsettiğimi söylediğimde bana ölmediğini ve yıllar önce annem tarafından sakladıldığını söyledi.Bana öyle bakışlar göndermeyin bende abimin yaşadığını düşünüyorum. Sizin... bundan bir haberiniz var mı?"
Şaşkın nidalar, soran gözler ve çatılan kaşlar...
