19. bölüm · SIFIR - bir başlangıcın sonu

17. Bölüm: Oyun başladı.

Gülnaz Demirhan

Benden de bundan sonra tek bir kelime düşer.
Oyun başladı millet!
Ve bu oyunu ben başlattım.
İntikam alacak ve asla pes etmeyecektim. O lanet olası koltuktan kalkıp, oyunu ben başlatacaktım. Başımı dik tutup, oyunuda ben biterecektim.
Sıfır ile el tokatlaşmamızı bitirip, birbirimize gülümsedik.
"Ne zaman başlayacağız?"diye sordum. Hepisi kendi ellerimle cezasını kesmek istiyordum.
Artık lara ile annemin intikamını almak istiyordum.
Sıfır dudaklarına yine o gerçekçi tebesümünü ortaya koydu.
Ah hadi ama böyle güzel tebbesüm edemzsin!
Gözlerime her baktığında orda kayboluyormuş gibi hissetiriyordu
bana.
"Bugün."
Bu cevap kaşlarımı anlamsızca çatmama neden olmuştu. Plansız nasıl hareket edebilirdik?
Kaşlarımın çattığımı fark ettiğinde durumu açığa getirmek amacıyla tekrar dudaklarını araladı.
"Muhabir ben seni tanımadan önce bile bu canilerin üzerine plan yapmadığımı mı düşünüyorusun?"
"Pardon bir an aklıma gelmedi ama planın nedir?"diye sordum.
Hemen, "Arkadaşlar gelebilirsiniz."sesini duyduğumda, kapının açılma sesi kulaklarıma ulaştı.
Hepsi tekere teker bize göz gezdirdiğinde koltuklara kururmak yerine uzun masaya kuruldular.
Sıfır, kaşıyla geç hadi işareti yaptığında bir ile alikanın arasına kurulmuştum.
Hemen masanın ilk başına kurulduğunda hepimiz ona bakmakla meşguldük.
"Şimdi hepinize kısa bir açıklama yapıp, işe koyulacağız." dedi.
"Bugün akşam sekizde kamilin mekanına saldıracağız."
Bir hemen yaslandığı sandalyeden refleksle kalktı. Kaşlarını inanılmaz dereceyle çattı.
"Ne diyorsun sen? Bu imkansız. Hazır değiliz, plansız nereye gidiyoruz?"diye sordu merakla.
Ardından alikandan ses yükseldi.
"Evlerinin her yeri mayınla dolu. Adım atanın kafası fırlıyor."
Bu seferde ilyas karşı çıktı.
"Cesedimiz bile oradan çıkamayabilir."diye ekleme yaptı.
Söyledikleri cümlelerin yanlış olduğunu savunmak diye bir hamle yapacak değildik.
Doğru konuşmuşlardı ama sıfırın aklında ne varsa dudakları bilmiş bir edayla yana kıvrıldı.
"Planı anlatıyorum iyi dinleyin."dedi.
"Sence bahçeleri mayın doluysa kamil nasıl eve gelip, çıkıyor?"diye sorduğunda kaşlarımı çattım.
Ne ima ediyordu.
"Yani evinin bahçesinde mayın yok."
Bir, "Risk almak istemeyiz. Canımız söz konusu."diye bir açıklama yaptı.
Sıfır boynunu bir kaç kez çatlattı.
Yine bildiği bir şey vardı.
"Karaçemberdeki samet benim iki yıldır adamım."
"Hadi canım"
"Yok artık."
"Bunu beklemiyordum."
"Neden bize söylemedin?"
"Karaçember de samet diye biri mi var"
"İki yıl mı"
"Hepsine katılıyorum"diye en son ben dokunuşu yaptım.
Sıfır herkese gözünü gezdirdi ve sanki aklından 'Benim bunlar ile işim var?(!)'der gibi bakıyordu.
"Size şimdi söylemeyi buldum. Ve evet karaçember de samet diye biri vardı."dedi sıfır umursamaz bir tavırla.
Herkes şaşkın şaşkın bakarken, ben hiç de öyle değildim.
Elimi yanağıma koyup, kolumu masaya dayadım.
"Yani samet bahçelerinde mayın olmadığını sana söyledi değil mi?" dedim gözlerimi kısıp sıfıra bakarak.
Sıfır anında bana baktı. Beni bu pozisyonda gördüğünde tebbesüm etmeden yapamadı. Tekrar mavilerime bakıp, konuştu.
"Doğru tespit, muhabir."
Tabii doğru tespit.
Eliften ses yükseldiğinde herkes ona odaklandı.
"İyiyde böyle bir bilgiyi neden samet ile paylaşıyorlar ki? Sonuçta bu önemli bir konuyu hiç kimsenin yanında konuşulmamalı. Ben mi yanlış biliyorum?"
Sıfır gözlerini zorlukla benden ayırıp hiç istemeden elife baktı.
Bana baktığı gibi elife bakmıyordu.
Sıfır bana karşı neler hissediyordu?
Ve ben sıfıra karşı neler hissediyordum?
"Samet illa ki onlara yakınlaşmayı başarmıştır. Güvenilir biri olmasaydı onu görevlendirmezdim. Ve yanlış bilgi verseydi bunu tespit edecek kadar varım."
Elif tamam anlamında kafasını salladığında önüne utançla döndü.
Elif saçma bir soru sorduğunu düşünüyordu ama bu soru oldukça mantıklıydı.
"Şimdi iknci önemli bilgiyi vereceğim. "dediğinde kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başladı.
Düşündüğüm şeyi açıklıcaktı.
Aman Allahım çok heycanlıyım!
Sıfırın gözleri bana değdi.
Her zamanki tebesümü ile.
"Bu mafya örgütünün lideri artık Muhabir Nilda karal olacaktır. Ben kurucu, o lider. Kimse onun sözünden çıkmayacak. Ve kimse buna karşı çıkmayacak."
Kalbim atmayı bırakmış gibi olduğunda herkesin bakışlarını benim üzerimde hissettim.
Korkudan ve heyacandan kafamı kaldırmıyor, boş boş masaya bakıyordum
Taki bir ses işitene kadar.
"Hayırlı olsun...tarçın."
Tarçın...
Bu tuba'nın sesiydi.
Kafamı heyacanla kaldırıp, ona baktım. İçtenlik ile gülümseyip bana bakıyordu.
"Teşekkür ederim," dedim.
Teşekkür ederim bana destek olan herkese.
Anında herkesten bir ses duydum.
"Hayırlı olsun!"
"Konuşmanız bitmişse artık şu malikanye saldırarım."dedi sıfır.
Ona minnetle baktım.
O olmasaydı intikam almam zor olacaktı.
Ama kader onu benim karşıma çıkarttı.
***
Büyük arabaların içinden çıkmış, arabaların arkasına sırtımızı dayamakla yetiniyorduk.
Neden hareket etmiyorduk?(!)
Herkese baktığımda onların da sabırsızca beklediğine şahit oldum.
Sıfır hâlâ beklememizi öneriyordu.
"Ne zaman hareket edeceğiz?"diye sordı bir.
Oda sıkılmışa benziyordu.
"Adamlar bahçe de nöbet tutuyor, evin içinde bir sürü koruma var ve arka tarafta bahçeyi kolaçan adamlar olduğu için hareket etmemiz biraz zor gibi geliyor. Sizce istesindem gelir miyiz? Tahminimce elli kişiye yakınlar. Buna cesaret ediyor musunuz?"
İğne ucu kadar korkmadım.
Hepsi birbirine bakarken, alayca kahkaha attılar.
"Bizler kiralık adamlar değiliz sıfır. Bizler yıllarca eğitim görmüş, acımasızca işkenceler çekmiş insanlarız. Bu köpeklerden oluşan elli kişiden korkacağız değiliz."
Bir, o cool konuşma havasını verdiğinde sıfır gülümsedi.
"İşte senden beklediğim bir hareket,"dedi. "Yavaş yavaş arabaların arkasından çıkın ve onlara görünmemeye çalışın."
Gözlerimi kapatıp, başımı arabaya dayadım.
Oyun başlıyordu.
Dudaklarıma mutluluk tebesümünü yerleştirdiğimde, yavaşça eğildiğim yerden kalktım.
"Muhabir sen benimle gel."diye bir ses duyduğumda sıfırın yanına gittim.
Eğilip, ses çıkartmayarak adım attık.
Bahçelerine girmeden önce etrafı koloçan etti sıfır.
Her şey yerinde gibi görünüyordu.
"Arkam da kal."dedi.
Bir terslik seziyor gibiydi.
Ama ben onun arkasına geçmeyi reddedip, yanına geldim.
"Sandığın kadar korkak değilim, kurucu."
Burnundan güldü.
"Buna gözlerimle şahit oldum."
Arkamı dönüp, elif ile tubaya bakma hissine engel olamadım.
Elif alikanın, tuba ilyasın yanındaydı.
Bir teslik seziyorum hocam!
Adım atmaya devam ettiğimizde bir den sıfır durdu.
Bir kaç saniye etrafına bakındığında bir yere odaklandı.
Daha sonra gözleri kocaman açıldı.
Gözlerimi o tarafa çevirdiğimde benimde gözlerim kocaman açıldı.
Keskin bir nişanci tüfeğini bize doğrultmuştu.
Aynı şey Larinin de başıma gelmiş olacak ki, " Tuzak! Eğilin Tuzak!"diye var gücüyle bağırışını duydum.
Keskin bir acı kolum ile buluştuğunda dudaklarımdan büyük bir çığlık koptu.
Sıfır hemen beni arkasına saklandığında oda keskin nişancıya hedef koymuştu.
Keskin nişancınım tam alnından vurdu!
Gözlerim, kanayan koluma baktığında yüzümü buruşturdum.
Gözlerimden yaşlar akarken, sıfırın üstüne geçirdiği ceketi tutuyordum.
Sıfır yanıma eğilip, koluma baktı.
"Sakin ol. Çok derin değil."dedi ama tedirgin olduğunu haddin den fazla belli ediyordu.
Ceketini çıkartıp, kolunu kesti.
Heyt be bu güç ne! (?)
Ceketin kolunu koluma sardığında yara almayan kolumu tuttu.
"Tuzak kurmuşlar! Arabaya. Çabuk arabalara girin! Terk ediyoruz burayı"diye bağırdı.
Ama zordu.
Bahçedeki adamlar çoktan bize göz koymuştu.
Eğilip birlikte var gücümüzle koşup, arabanın yanına varmaya başardık.
Arabanın içine beklemeden girdim.
Ama sıfır dışarıda kalanlar arabaya sokmakla ilgiliydi.
"Larin! Larin çabuk!"diye gürledi sıfır.
Herkesi arabaya koymuştu ama larin var gücüyle koşmasına rağmen, vurulan baçağı yüzünden yanımıza varamıyordu.
Sıfır ileri atılıp, ona doğru gittiğinde bir de arabadan çıkıp, sıfır ile birlikte koştular.
Koştular...
Ama yine de varamadılar.
Keskin bir nişancı tüfeğiyle larinin tam kafasını nişan alıp, vurmuştu.
Larinin ağzından bir çığlık bile kopmadı.
Bedeni yerdeki çamurla buluştuğunda, gözlerinin hâlâ açık olduğunu görebiliyorduk...