15. bölüm · SIFIR - bir başlangıcın sonu
13. Bölüm. "Neden baba?"
Gözlerimi o kadar sert bağlamışlardı ki, ard arda durmadan sızlıyor, gözlerimi açamıyordum.Ki zaten de gözlerimi bir bezle kapattıkları için açamıyordum.
Kaç saat buradayız bilmiyorum ama sağımdaki ve solumdaki tuba ile elifle konuşabiliyordum.
"Tamam kızım korkmuyacaksın.Her şey relax."dedi tuba
Ancak en çok korkan da oydu...
"Bunları söylerken bile dudaklarının titrediğinden eminim tubacığım."dedim kendimden emin bir ses ile.
En çok korkmayanı bendim çünkü böyle şeylerden birazcık bile korkmazdım.
Elif desem sesi bile çıkmıyordu.
"Elif öldün mü lan."dedim sesimi biraz yüksek çıkartarak.
"Kızım iki de bir konuşmayı keser misin? Şurada ipimi açmaya çalışıyorum."
Elif de bu konularda acayip relaxtı ancak tuba için bunu savunamam.
"Kızım adamlar çamaşır ipiyle bağlamış nasıl açacalsın?"dediğinde nerede olduğumu unutup gür bir kahkaha attım.
"Sorması ayıpsa çamaşır ipi olduğunu nereden biliyorsun tuba? Gözlerimizi hiç açmadılar ki"dedim yarım ağız gülerek.
"Ayıpsa sorma hardal."dedi sinirli bir ses ile tuba.
"Kesin zırvalamayı be.İplerinizi açmaya çalışın siz.Hep ben mi sizin peşinizden geleceğim hayvanlar."dediğinde zemine sert bir cisim çarpmasıyla gür ses odanın içinde yanlılandı.
"Ah, sıçayım be!"dedi elif.
Yere düşmüştü değil mi?
Hiç şaşırmadım.
Hayır hayır bayağı şaşırdım.
Tuba, "Elif sakın bana yere düştüğünü söyleme".
Elifin acı dolu inlemeleri bizi meraka sokmak yerine güldürüyordu.
"Ay yok bir-...hayır, sıçayım bu gerçek değil.
Hay gerçekten de sıçayım."dediğinde kaşlarımı havaya doğru kaldırmıştım.
"Noldu.Elif beni ölüp beni bırakma sakın."diye bağırdı tuba hıçkırıkların arasında.Ağlayıp, "Elif sakın başını o sert zemine çarparak, beyin kanaması geçirerek, hafızanı kaybettiğini, bizi unuttuğunu ve öleceğini söyleme!"dedim ağlayarak.
"Bir an o cümlenin sonuna nokta gelmeyecek diye çok korkttum abi."dedi tuba.
"Kesin lan! Size çok önemli bir şey oldu diyorum! Baş parmağımdaki tırnağım kırıldı!"
Hay ben senin...
"Elif senin parmağın protez miydi?"dedi tuba şaşırarak.
Vallah benim de bildiğim ve en son onu gördüğümde onu takma tırnakla görmedim.
Ve görmekte istemiyorum!
Takma tırnaklardan nefret ederdim be!
"Hayır salaklar.Tırnağım kırıldı deyince aklınıza neden takmak tırnak geliyor? Gerçek tırnağım kırıldı.Aman allahım gerçek tırnağım kesildi ve şuan oluk oluk kan geliyor...kızlar hakkınızı helal edin.Görünüşe göre şimdi kan kaybından öleceğim."
Elifin cümleleri ile kaşlarımı çattım ama tuba benim istediğim bütün cevapları söyleyi verdiğinde kaşlarım tekrar düz bir hale gelmişti.
"Bir, gerçek tırnağınsa neden bu kadar abartıyorsun? Sonuçta o tekrar uzayacak.
İki, görünüşe göre mi? Salak görüyor muyuz ki aptal?
Üç, bir tırnak kırılmada olul oluk kan gelmesi yüzde birden az ve kan kaybında ölemenin de imkanı yüzde sıfır!"
Gözlerimi kocaman açtım."Ne sıfır mı nerede?"dedim.
Tubanın ve elifin gözlerinin bende olduğunu biliyordum çünkü hissediyordum.
"Kızım sen salak mısın? Yüzde sıfır diyorum sıfır demiyorum aptal."dedi tuba.
Tamam bende biraz apattalık etmiştim.
Kaşlarımı çattım ama onların gözleri kapalı olduğu için görmediler yoksa şuam biterdim.
"Ben ne dediğimi biliyor muyum? Saatlerce susuzum ve ben su olmayınca da ölürüm!"
Elif sert zeminde rahatsızca kıpırdandı.
"Bunun kafası harbi gitmiş. Bir insan zaten susuz kalırsa ölür. Bu sana özel bir şey değil canım arkadaşım."dediğinde ağladığım için bir çoçuk gibi burnumu çektim."Dedim ya kafam gerçekten gitti. Artık ne dediğimi bile bilmiyorum ki? Kafam tersten çalışıyor gibi. Sizin kafalar ne durumda?"
"Benim ki şuan buradan nasıl kalkacağımı araştırıyor"dedi elif.
"Benimki de neden bu hayvanaların içine düştün diyor."dediğinde sert bağırışım odanın her yerinde korkunç bir şekilde yankılandı.
"Sizin kafanıza harbi sıçayım."dedim.
Asıl benim bunlarla ne işim vardı abi?
En normali benim şu anda.
Tabii az önce burada sıfırın halizasyonunu görmemişsem.
Gerçi gözümde kapalı onu görmeyi nasıl başarıyorsamda...
Eee size dedim ya kafam harbi gitti.
"Seninkine sıçsın be. Ben burada nasıl kalkacağımı düşünüyorum o kafamıza sıçıyor. Zaten sadece demekle kalıyorsun hele denemeye kalksaydın sen o zaman görürdün hayvan!"diye bağırdı elif.
Bende ona en çok sert olabilecek bir şekilde karşı çıktım ve bağırdım.
"Bir denerim o zaman görürüsün sen. Kalkmazsın inşallah oradan. Geber! Hem-"
"Yeter lan! Sövmeyin. Bizim buradan kurtulmamız lazım siz burada didişiyorsunuz. Yemin ederim bir çarparım size görürsünüz!"diye gürledi tuba.
Asla küfür etmem ben şuan ağzımdaki küfürleri çıkarmamak için cebeleşiyordum.
Bir tepki vermeden kafamı aşağıya doğru eğdim. Bunu elif yapamadı çünkü sandalye ile beraber yere düşmüş, hiç bir şekilde hareket edemiyordu.
"Aslında gerçekten de düşündüğümde susamışım. Bu adamalar bize su veremez mi?"dedim keyiften uzak bir ses ile.
Tubanın ve elifin derin nefes alışlarını duydum.
Ama elif bu soruma cevap vermek yerine, "Hani kafa kalmamıştı sende? Nasıl düşündün o zaman salak."dediğinde huzursuz bir şekilde güldüm." Kalmış biraz beyin demek ki"dediğimde ikisinden de gür bir kahkaha koptu.
Ama bu kahkahaları bozan şiddetli bir şekilde açılan bir kapı oldu.
Sanki göreneilecek bir şekilde kafamı kaldırmıştım.
"Nilda."
Donup kaldım.
Donup kaldım.
Bu adam mı beni kaçırmıştı?
Bu adam mı beni ele geçirmişti?
Bu adam mı bizi rehin tutmuştu?
Rauf karal mı bizi kaçırmıştı?
"Rauf karal"dedim karşılık olarak."Ah rauf karal ah. Bir gün bana nilda bile diyemeyeceksin."dedim korkusuzca.
Raufun bir sanadalye alıp, yanıma oturmasını sesler ile anladım.
"Kendini ne kadar akıllı sanıyorsun? Bir adama güvenerek mi? Veya bir adama sığınarak mı? Kendine gel nilda karal. Nerede olduğuna bak. Senin o kurtarıcı sıfır şuan sıcak yatağında uyuyordu kesin."
Haklıydı.
"Merak etme.Ben kimseye sığınmıyor, güvenmiyor ve kendimi akıllı bile sanmıyorum.
Ama en azından biri elime bir şans verdi.
İntikam alma şansı.
En azından bana kapısını açıp, beni içeri aldı.
En azından beni senin adamlarından bir kere kurtardı. Sadece beni değil şu yanımadaki insanlarıda kuratrdı.
Ama sen.
Sen sadece satın alınmış bir eşyadan farklı değilsin.
Kimse sana kapısını açmadı sen onaların peşinden koştun.
Sana bir tasma bağlayıp, konuşturmaya çalıştılar.
Senin...senin bir köpekten ne farkın kaldı şimdi? Senin bir hayvandan ne farkın kaldı?
Sen kızını ve karını öldürerek kendi mezarını kazdın.
Bu söylediklerimi unutma çünkü bir zaman sonra bu cümlelerimi bir tokat gibi yüzüme çarpacağım"
Yüzüme inen sert tokadın etkisiyle yanağım sola doğru kaydı.
Raufun gülüşünü duydum.Ama gerçek gülüşten uzak bir gülüştü.Bu resmen alaycı bir gülüştü.
"Sen kendini ne sanıyorsun? Bir cumhurbaşkanı mı? Veya bir bakan mı? Hatırlatayım şuan karşında duran kişi baban rauf karal değil, mafya lideri rauf karal duruyor. Sözlerin bana etki bile etmedi.
Bir zaman sonra konuşabiliyorsan konuş ama şimdi işini halledersem nasıl konuşacaksın? Şimdi namlunun ucunu alnına dayayıp, sıkırsam nasıl konuşacaksın?
Sence sıfır intikamını alır mı? Hah sanmam.
O kimseyi düşünmeyen apatalın teki ve görünüşe göre senin de ondan farkın yok."
Göz yaşlarıma engel olamayıp, kayıp gitti.
Kurumuş dudaklarımı araladım ve sessizce "Neden baba?"diye sordum."Bir adam tarafından boynuna tasma takılmasından, seni kontror etmenden, seni kullanmandan, aşağlanmandan zevk mi alıyorsun? Bu hesabı nasıl öbür dünyada açıklayacaksın?
Asıl sen aç gözlerini ve bulunduğun ortama bir bak. Göz gezdir ve biraz olsun olgunca düşün. Ama eğer gerçekten yine de böyle davranmayı becerebiliyorsan gerçekten de bir köpekten farkın yok rauf karal!"
"Kapa çeneni!"diye gürledi.
"Seninle tartışmayacağım. Sadece sana tek bir soru soracağım. Abin nerede?"
Ne?
Ne dedi az önce bu?
Ona saçmalayarak baktım."Derilmişsin sen. Benim abim öldü."demekle yetindim.
Benim abim öldü.
Gerçekten öldü değil mi?
Rauf bir an cevap vermedi. Daha sonra keyifli kahkahası kulaklarıma ulaştı.
"Olanları bilmiyor musun yoksa?"dediğinde daha da şaşırdım. Bu adama güvenmek bile istemiyordum ama kendime de engel olamaıyordum.
"Neyden haberim yok!"diye bağırdım.
"Abin ölmedi salak. Annen olacak o şeytan abini nasıl yıllarca gizlemişse hiç bir yerde onun izine bile rastlayamıyoruz. Yani abin olacak pezevenk hayatta. Yani berat karal hayatta."
Dedikkerinde donup kalmıştım.
"İnanma ona"dedi tuba ile elif ama şuan bilinçli bile hareket edemiyordum.
Rauf karal istediği kadar yalancı olsun veya istediği kadar ihanet etsin ama asla yalan söylemzdi.
Ve nedense de berat karal dediğinde aklıma bir gelmişti...
