4. bölüm · SIFIR - bir başlangıcın sonu
2. Bölüm: İntikam
İnsanlar Bazen hayatta iki seçenek arasında kalır ve ne yapacağını nereye adımını atacağını bilemez.
Sanki bende o duruma düşmüştüm.
Sanki bende o iki seçenek arasında kalmıştım.
Birinci seçenek, o teklifi kabul et ve intikamını al.İkinci seçenek ise teklifi reddet, hayatına devam et ve annemin ile kardeşimin intikamını almayıp, o işi adalete bırakmaktı.
Şuan ne yapacağımı bilmiyordum.Kendi canımı düşünmüyordum.Bana bir şey olmazdı mafyada ama illaki bir katil olacak ve adam öldürecektim.
Hayır, hayır ben asla elimi kana bulayamazdım.O cesaret bende yoktu.
Ama anlık bir cesaretle her şeyi yapabilirdim.
Muhabir Nilda karal, her gün suçluların haberini sunarken o bir katil mi olacaktı?
Yapmam.
Yapamam.
Ama bir yanımda nasıl intikamını alacak ve içimdeki o ateşi nasıl söndüreceksin diyordu.
Saatlerdir yere serilmiş olan halıya bakıyordum.Düşünüyordum ama yeterli bir cevap bulamıyorumdum.Telefonu elimdeydi ve taslakta şu yazıyordu.
*Bu teklifi değerlendirip mafyaya katılmamı kabul eder ve yeminlerimide esirgemeden iletirim.NK.*
Daha mesajı düzeltmeden anlık bir cesaretle gönder tuşuna bastım.
Ah aman Allahım ne yaptım ben!
Hızla mesajın üstüne basılı tutup sil tuşuna basacaktım ki iki tik maviye boyandı.Hızla telefonu ters çevirip beklemeye başladım.Ve bir dakika bile dolmadan bir mesaj titremesi kulağıma geldi.Derin nefesler alırken, boş boş telefona bakmaya devam ediyordum.Elimle yavaşça telefonu alıp ters çevirdim.Ve korkuyla mesajı okudum.
*Bu teklifi kabul ettiğiniz için size minnettar duyar ve saygılarımızı iletiriz.Müsait olursanız yarın size atacağım konuma gelin.Üyeler ile tanışacak ve size ne görevi vereceğimi anlatacağım.İyi akşamlar.VA*
Bütün mesajı okuduğumda yüzümde bir zafer gülüşü berildi çünkü annem ile kardeşimin intikamını almak için günler kalmıştı.Annem ile kardeşimin cenazesi yarın saat on üçteydi.Telefonu komodinin üstüne koyup uyumaya çalıştım.
...
Siyah elbiselerle, beyaz çürümüş ve halatları kopacakmış gibi duran köprüden geçiyordum.Köprünün yarısına geldiğimde bir tahta kırldı ve ben aşağıya sarkıldım. Fakat tanımadığım bir kadın tam düşecek iken benim elimden tuttu.Aşağıya baktığımda çok yükselteydim. Kafamı yukarıya kaldırıp kim olduğuna baktım ve bu tanıdık kişiyi ilk gördüğüm anda tanıdım.Annem, beyaz elbiseler ile bana tedirgin bir şekilde bakıyordu."Yanlış yoldan ilerleme kızım.Yanlış yola adımını basma nildam."dedi annem tetirginle.Annemin sağına baktığımda ise lara vardı.O da çok korkmuş gözüküyordu."Anlamadım anne nereye adımımı atmayayım."Yanlış yola ilerliyorsun nildam.Sakın bir hata yapma çünkü o yolun sonunda karanlık seni bekliyor olacak"dedi.Bir anda annem ve kardeşimin arkasında babam berildi ve annemin elimi tuttuğu yerini eliyle gevşetip beni ölüme terk etti."Anne!"diye bağırdım ama annem o zaman bile sanki o cümleleri tekrar ediyordu."Dur nilda!Dur ki başına bir şey gelmesin kızım."
Yatakta terler içinde kalktığımda korkuyla gözlerimi araladım.Rüyaydı.Hayır rüya değildi.kabustu.Saate baktığımda on ikiyi iki geçiyordu.kalkıp yüzümü yıkadım ve üstüme siyah bir gömlek ile kot pantolon giydim.Telefonu alıp siyah spor ayakkabımı giydim.Kapıyı kapatıp site den çıktım.Mavi minnak arabama yürüdüğüm.İçeriye girip arabayı çalıştırıp cenazeye sürdüm.Cenaze yerine geldiğimde bir köşede dik bir şekilde ayakta durmaya çalıştım.Babam... Babam cenazeye gelmediği için içimi nefretle doldurdum.Annem ile kardeşim geldi ve tabuttan çıkarıldı daha sonra beyaz kefenle toprağa gömüldüler.Olanları izlerken gözümden yaşlar gelmişti.El fatiha okunmaya başladıktan sonra insanlar yavaş yavaş evlerine dağıldı.Ben, yan yana dizilen mezarlığa baktığımda yavaş adımlarla yürüdüm ve tam önlerinde durdum.Mezarlıkların toprağına dokunurken cümlelerini kurdum.
"Merhaba canlarım...canlarım canımdan çok sevdiklerim.Koruyamadım sizi.Koruyamadım ailemi.Lütfen affedin beni.Affedin ki bende kendimi affedebileyim. Sizi çok seviyorum.Sizi kendimden de daha çok seviyorum.Gittiniz ya ben tek kaldım bu yalan dünyada.Babamda gitti.Eve de gelmiyor artık ama ben bir şey yapmadığım halde gelmiyor eve.Ailem yok oldu benim.Neyim olursa da olsun benim bı dünyada ailem yoksa şuan yaşadığım dünyada yoktur."elimin tersiyle dolmuş gözlerimi sildim.Silerken ise gözüm mezar taşında olan cümleleri fark ettim.
Fakat o yazılar görmek istemeyeceğim yazılardı.
Fakat o yazılar en son okumak isteyeceğim yazılardı.
Fakat o yazıları okumak benim yok oluşumdu.Ölümümdü.
Fakat yinede okudum o acı cümleleri.
LARA KARAL
Anne adı:Feray karal
Baba adı:Rauf karal
Doğum tarihi:01.03.2009
Ölüm tarihi:04.09.2026
FERAY KARAL
Anne adı:Halime yıldırım.
Baba adı:Mahmut yıldırım.
Doğum tarihi:11.08.1982
Ölüm tarihi:04.09.2026
Gözüme en çok çarpan Ölüm tarihlerinin aynı olmasıydı.
Canım yanmıştı, gözümden yaşlar gelmişti, bağırmıştım, haykırmıştım, bayılmıştım, çökmüştüm, özlemiştim, şaşırmıştım.
Bu kelimelerin hepsi başıma gelmişti.Hepsi beni bulmuş ,canımı yakmıştı.Annem, benim canımın yakılmasını hiç istemzdi.Lara benim hiç üzülmemi istemzdi.
Ama hala yanıma gelip beni teselli etmediler.
Ama yanıma gelip benimle konuşmadılar.
Ama yanıma gelip gülümsemediler
"Ben...benim size yemin ederim ki intikamımı alcağım. Size sözüm olsun...Size sözüm olsun canlarım onlarıda sizin gibi o hale kılacağıma ant içerim!"
Yerimden kalkıp mezarlıktan uzaklaşıp arabaya bindim. Telefona baktığımda vedat, konum göndermişti. Konuma doğru sürdüğümde bir yandan da heyecanlanıyordum. Sonuçta hiç birini tanımıyor ve konuşmamıştım.Tam o anda sabah gördüğüm rüya geldi aklıma. Yanlış yola adımını atıyorsun demişti annem. Gerçekten doğru olabilir miydi?Yanlış yola mı ilerliyorum?...Of hadi ama nilda rüyalar gerçek değildir.
Git de onların cezasını adalet değil sen ver.Gözlerimi devirip sağa doğru sürdüm.Yaklaşık on beş dakika sürdüğümde boş sanki terk edilmiş bir sokağa geldim. Binalar yıkılmış ve villa yapılmıştı. İnsanlar bu sokakta çok fazla görünmüyordu. Gözlerimi kocaman açamadan yapamadım.Galiba bütün mafya burada yaşıyordu.
Arabayı park edip çıktım ve kapının önünde durdum. Üsüme çeki düzen verip zili çaldım. Biraz zaman sonra bir kadın açtı kapıyı. "Hoşgeldin Nilda. Buyur içeri geç."
kadının yüzünde bir gülümseme berildi ama yapay mı yoksa doğal mı anlamamıştım.Kız bana yol verdiğinde içeri girdim.Kapıyı kapatıp o uzun koridorda yürüdük. Koridor iki yere açılıyordu. Biri merdivenlere diğeride odalara. Biz bir odaya girdik. Oda beklediğimden daha büyüktü.
Arkada sekizli yemek masası, biraz altta köşeli bir koltuk, onun yanında bir koltuk takımı, aşağıda solda bir PlayStation vardı.En alttın sonunda bir tenis masası vardı.
Ama o koltukları ve sandalyeleri dolduran bir mafya vardı.
"Ooo kimler gelmiş." dedi bir adam ayağa kalkarak. Bir koltuğa oturup "merhablar."dedim yapay bir gülümseme ile.
Ayağa kalkan adam yerine tekrar oturdu. "Ben vedat altınsoy." dedi ciddiyetle.Yanımdaki kız önemli atladı "Bende burcu akın" diyerek kendini tanıttı. "Şuradaki tolga donmuş." dedi burcu.
"şuradaki ise ömer kılıçoğlu"dedi tekrar. Kafa salladım. "Buradaki laren demir" dedi burcu. "Buradaki elanur ve elanurun yanında olan kişiler sırasıyla burak ile zeynep" tekrar kafa salladım.
"Memnun oldum." dedim mırıldanarak.
"Asıl gelelim konuya...İsmim nilda karal.Yakın zamanda annen ile babanı kaybettin. Abini bir trafik kazasında kaybettin ve muhabirlik yapıyorsun. Arkadaşın cansuyu yıllar önce ölüme yolladın." Şaşkınlıkla baktığımda az da olsa ürperdim. Bu kadar hayatımın içine nasıl girmiş olabilirdi?
Aaaa doğru ya o bir mafya liderini yardımcısıydı tabiki öğrenebilirdi apatal nilda.
" Evet" dedim kafamı aşağıya doğru sallarken."Yani karaçember mafyasına üye olmayı aynı zamanda bizi kandırmayacağına ve ilelebet doğru söyleyeceğine yemin ediyor musun?"dedi sorar gibi. Şuan bu odadaki herkes cevabımı bekliyordu. Bir cevap ya sadece bir cevap benim kaderimi değiştirebilir miydi?
Bir cevap bu kadar zor olabilir miydi?
Kendime düşünme imkanı bile sunmadan cevap verdim.
"Evet, üye olmayı kabul ediyorum. Sizi kandırmayacağıma aynı zamanda size doğru söyleyeceğime yemin ederim." dedim kafamı kaldırarak
.Vedat sanki bir zafer kazanmış gibi gülümsedi ve konuşmaya başladı. "Evet nilda şimdide biraz gerçekleri konuşalım. Anneni ve kardeşini sıfır mafyası öldürmüş bulundu. Bunu biz hariç kimsenin bilmediğinide bildirmek isterim. Sen muhabir Nilda karal sıfır mafyasının içine sızacak ve olanları bana bildireceksin. Yani kısaca bizim muhpirimiz olacaksın. Bunu da kabul ediyor musun?"dedi yüksek ve gür bir sesle.
Ben ise bunu yapabilieceğimden emin değildim. Rol yapmakta hiç iyi olmadım. Fakat olayda intikam varsa düşünmeden evet derdim. "Evet, kabul ediyorum."dedim ciddiyetle.
Vedat, "Güzel, bizim yarın sıfır mafyasıyla bir toplantımız olacak.ve sen o toplantıya gelmeyeceksin çünkü seni görmemeleri lazım. Kendini gizlemen lazım. İki gün sonra sıfır mafyasına sızmış bulunacaksın. Anlaşıldı mı?" Tekardan düşünmeden cevap verdim.
"Anlaşıldı." Vedat kafa salldı. Ve artık hiçbir şeyi iyi gitmeyeceğini anladım. Hayatım artık eskisi gibi olamayacaktı her şey daha kötüye gidecekti ama intikam almadan da durmayacaktım.
Kabuslar bitmeyecek, kötü günler daha yeni karşıma gelecekti. Ve ben çoktan kötü günler için hazırlığımı yapmıştım.
