6. bölüm · SIFIR - bir başlangıcın sonu
4. bölüm: Yalancı
Şaşkınlıkla liderin bana attığı mesaja bakıyordum. Babamın, cinayet işlediğini açıklamıştı. inanmıyordum tabikide ama bir yanımda emin ol diyordu. Dakikalar sonra aklıma bir fikir gelip yerimden kalktım.
Babamın odasına girip eşyalarını karıştırmaya başladım. Hızla çekmeceleri teker teker açtım fakat bir sonuca ulaşamıyorum.
Dolabına girdim yine bir şey bulamadım ama biraz arkada gizlenmiş olan bir kasa gördüm. Şaşkınlıkla kasayı alıp yere oturdum. Açmak içim tam bir hamle yapacaktım ki şifresi olduğunu gördüm.
Oflayarak bir şeyler denedim ama faydasız oldu. Daha sonra çekiç ile vurmaya başladım ama kasa çok sağlamdı ve kırılmıyordu. Oflayarak bekledim. Sonra aklıma bir tarih geldi.
Annemin doğum yılı.
Yazmaya başladığımda deli gibi sonucu bekliyordum. Ve birden kasa açıldı. Şifre annemin doğum yılı ise babamın katil olması benim gözümde yüzde elliye düştü. Meraklı gözlerimle kasanın içine baktım ve sıradan ama babamda neden böyle şeyler var olan zarfları gördüm. Merkla bir zarfı okudum.
*Merhaba Rauf karal. Ben deniz kamil ekinci. Karaçember mafyasının kurucusuyum. Sana bir teklif ile geldim ama bu teklif gizli olduğu için sana bir mektup ile ulaşmaya çalıştım. mesaj ile ulaşsaydım işler biraz tehlikeye girerdi. Teklifim şudur; seni karaçember mafyasının lideri yapmak istiyorum. Ben bir kurucu, sen ise bir lider olarak bilineceksin. Cevabını heyacan ile bekliyor olacağım. Saygılarla. KE.*
Bir anlık başım döndü ve geri toparladım ama gözümdeki yaşları geri toparlayamadım. Salya sümük ağlarken başka bir zarfı elime aldım.
*Merhaba Rauf karal. Direkten konuya girmek istiyorum. Bir daha İtalyan mafyasına karışırsan seni liderlikten atarım. Senin yüzünden onlarla düşman olduk. Sebebi olmadığı halde neden onlara karışıyorsun? Bu son şansın eğer kurucudan özür dilemezsen liderlikle beraber seni üyeliktende atarım Saygılar. KE.*
Daha şaşkınlığımı az önce okuduğum zarftan çıkarmadan başka bir şaşkınlık içerisine girdim. Sonra durdum. Ne yapabilirim diye.Telefonumu elime alıp lider kişisine tıkladım.
*Bana konum at.*
Hızla atıp beklemeye başladım. Derin nefesler alırken, telfonum titredi. Hızla baktığımda lider, bir konum göndermişti. Gözümden yaşlar geliyorken odama girdim ve üstümü değiştirdim. "Bize bunu nasıl yaparsın Rauf karal." diye haykırdım. Ellerim sinirden titriyor, duygusuz bir şekilde ise ağlıyordum.
Evden çıkıp arabaya bindim ve konuma doğru sürdüm. Buda inşallah doğru konum göndermiştir diye geçirdim içimden.Trafik oluştuğunda arkamdaki elaman kornaya basmaya başladı.nAynadan bakarken camı açıp bağırdım. "Aptal, görmüyor musun önümde arabama var. Kör, gözün yok mu senin?" diye bağırdım.
Bir şeyler söylendiğini dudak hareketiyle anladım. Gözlerimi devirip sürmeye başladım. Önümdeki elaman ise en fazla elli ile gidiyordu. Ne kadar da yavaştı. Kornaya basıp, "Çekil!" diye bağırdım.
Önümdeki kadın sağ şerite girdiğinde hızla sürmeye başladım. En az yüz on ile gidiyordum. Sinirden ağladığım için bazı yolları bulanıkta görüyordum. Bir kaç dakika daha sürdüğümde yolum az kalmıştı.
Yaklaşık yirmi dakika sürdüm ve o yere vardım. Bir şirketti. Arbadan çıkıp şirketin içine girdim.Toplam on katlıydı ve bütün katlara bakmak zorunda kalmıştım.mEn üst kata çıktığımda koridorun en sonunda bazı korumacılar olduğunu gördüm.
Bunu gördüğüm ilk an karaçemberin o odada olduğunu anladım. Gülümseyerek onlara doğru yürüdüm. Biri, "Napıyorsunuz, nereye böyle?" dediğinde direk yumruğumu yanağına geçirmiştim. Adamda bana bir yumruk vurdu ama ben hemen sendelemedim.
Adamın yakasından tutup duvara sürükledim. Kafasına duvara defalarca vurduğumda adam bayılıp kaldı. Kafasını bir çok yerden yarmış ve kanatmıştım. Ellerimdeki kanı üstüme sürüp, sildim.
Arkamdaki adamların bazıları hemen kaçtı bazıları ise durmayı tercih etti. Zaten iki kişi kalmışlardı. "Kimsin sen...neye bulaştığını farkında mısın?Öldülürler seni burda. Yaşatmazlar." dedi adam benim korkutmak amacıyla.
Söyledikleri gerçek olabilirdi ama şuan ciddiye alamazdım. Çok sinirliydim. Gülümseyerek, "Ben muhabir nilda karal. Sizin kim olduğunuzda adım gibi biliyorum ve merak etme onlar beni öldürmeden önce zaten beni onları öldürmüş olacağım." dedim göz kırparak.
Bir diğer adam, "Delirmiş bu kadın." dedi hayretle. Bense hemen ona dudak büzdüm. "Hayır, derilmedim. Ya da derildim. Çünkü ben buraya rauf karalı öldürmeye geldim."
Adam bana hayretle baka kaldığında bir adam üstüme yürüyüp yanağıma sert bir tokat geçirdi. Bir anlık sendeleyip dengemi kaybettim. Diğer adam da bunu fırsat bulup bacağıma tekme geçirip beni tek ayak yere düşürdü. Acı bir çığlık attığımda yüzüme bu seferde bir yumruk vurdu.
Arkamdaki elemanın ayağımdan tutup çekiştirmeye başladım. Adam benimle düştü. Ben yerimden kalkmak için harketlendim ama diğer adam tam bir tekme atacakken ayağını tutup ters çevirdim ve bacağını kırdım.
O adam yere düşüp acı içinde bağırdı. Yere düşürdüğüm adam ise benle o pisliğin kavgasını izliyordu. Sonra bir anda yerdeki adam bana yalvarmaya başladı. "Hayır, hayır lütfen öldürme beni. Ben...ben sadece işimi yapıyorum.Yalvarırım öldürme beni."
Şaşkınlıkla o korkak adama baktım. Ona doğru yürüdüğümde hala yalvarıp ağlıyordu. Yanına ulaşıp belindeki silahı aldım. Silahı aldığımı görünce şaşkınlıktan zaten bayıldı. Bu Haline gözlerimi devirdiğim de arkamı döndüm.
Kapıya vardım ve kapıya sağlam bir tekme geçirdim. Kapı kırıldığında bağırdım. "Sana karanlığımı getirdim Rauf karal!" diye bağırdım.
Oda da büyük bir masa vardı ve o masaları dolduran insanlar vardı. Ama ben o insanların arasında rauf karalı arıyordum. "Noluyor lan?(!)" diyerek ayağa kalkıp bağırdı vedat.
En başta oturuyordu Rauf.
"Ayağa kalk Rauf karal." dedim kısık bir ses ile. Rauf yavaş bir şekilde ayağa kalktı. "Bana dön." dedim bu seferde. Döndüğünde ise en sonda olan sıfırı gördüm.
Ve ben yine hiç ummadığım zamanda bir şok daha geçirmiştim.
Şaşkınlıkla sıfıra baktım. Bana bakıyordu. Ve elimdeki silaha. Gülümsüyordu ama. Fakat bana doğruları anlatmamıştı. Ben bunca zamandır bir mafyanın kurucusu ve lideri ile mi konuşuyordum? Çünkü lider veya kurucular karşılıklı oturur. Babam ile sıfırda karşılıklı oturuyordu. Gözlerimi devirip tekrar Raufa baktım.
Bana dönmüş bakıyordu."Sen...sen gerçektende ne adi bir şerefsizsin. Ne kadarda yalancı birisin. Bunu nasıl bize ya-"lafımı hızlıca bölüp konuşmaya daldı.
"Evet anneni ve kardeşini ben öldürdüm. Ve neden mi? ben ilk baştan beri anneni sevmedim. Nefret ettim ondan. Zaten intikam almak için onunla evlenmiştim. Dayın Gökhan, senin dedeni öldürdü. Sebebini sorma çünkü cevaplamayacağım.nÖyle gerekti o yüzden öldürdüm.
Hem intikam için hemde karaçember kurucusu Kamil ekinciye yaranmak için."
Aslında babam ne kadar da gıcık bir insanmış. Artık ona baba demem bile anneme haksızlık olur.
Sıfırdan herşeyi düşündüm.Gözlerimi kapattım.bGeri açtığımda o dolmuş, sinirle mavi gözlerimle cümlemi kurdum.
"Seni öldüreceğim. Seni kendi ellerimle öldürücem Rauf karal."ndiye bağırdım yüzüne bakarak.nRauf, alyaca güldü.
"Cesaretin varsa şuan öldür."mdedi dalga geçerek. Bende o cesareti görmüyordu. Beni resmen şuan korkak yerine koydu.nHem karaçember hemde adını bilmediğim o mafya üyeleri hepsi beni izliyordu. "Ben muhabir nilda karal kimse annemi ve ablamı öldüremez. Ve hiç kimse bana korkak muamellisi yapamaz."
Kimsenin hiç beklemdiği anda silahı kaldırıp tetiği çektim ve babamı vurdum.
Rauf yerde acı içinde kıvranırken ben silahı sert bir şekilde yere fırlattım. Vedat hemen raufun yanında diz çöktü ve o zaman Rauf gülümsemeye başladı.
Şaşkınlıkla ona baktım. Kahretsin! Gülüyordu çünkü üstünde çelik bir yelek vardı. "Öyle gülümseme rauf karal. Bugün korkup, o çelik yeleği giymiş olabilirsin. Ama uyurken seni vurmayacağımı kim bilir?" Yüzündeki gülümseme yavaş yavaş silinirken arkamı dönüp yürümeye başladım ve çıkmadan önce tekrar önüme dönüp Raufa baktım.
"Ha bir de sakın sivil hayatımda karşıma çıkayım deme çünkü o zaman hiç de merhamet göstermeyeeceğim." dedim daha sonra Sıfıra baktım.
"Buradaki herkse söylüyorum.Sakın karşıma çıkayım demeyin yoksa sizi doğduğunuza pişman ederim." dedim ve gözlerimi sıfırdan ayırdım. Arkamı dönüp kırık kapıdan yürümeye başladım. Yerdeki yaralı adamlara basmadan da çıkmak zor oldu. Şuan aklımda tek bir düşünce vardır.mO da bir şiir sözüydü. Özdemir asafın dediği gibi;
İnsan büyüdükçe mi artıyor dertleri yoksa büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri?
