2. bölüm / 29
Seni benden koruTENEFFÜS ÇAKIŞMALARI VE İNCE ÇİZGİLER
Bölümler 29Şu an: TENEFFÜS ÇAKIŞMALARI VE İNCE ÇİZGİLER
- 1 GİZLİ MORLUKLAR VE ÇELİK BAKIŞLAR686 kelime
- 2 TENEFFÜS ÇAKIŞMALARI VE İNCE ÇİZGİLER538 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 GECE YARISI VE KAÇAMAK BAKIŞLAR662 kelime
- 4 PEMBE PİJAMALAR VE SUSKUN BAKIŞLAR545 kelime
- 5 BİR CEKETİN GÖLGESİNDE645 kelime
- 6 FIRTINADAN ÖNCESİ VE DEDİKODU ÇARKI471 kelime
- 7 OKULUN ORTASINDAKİ FıRTINA VE KORUMA DUVARI562 kelime
- 8 SIĞINAK VE VERİLMEYEN SÖZLER482 kelime
- 9 ŞEHİR, RÜZGÂR VE KAHKAHALAR600 kelime
- 10 GECE YARISI SALINCAKLARI VE GECE ELBİSESİ607 kelime
- 11 GECE YARISI GÜLÜŞLERİ VE SESSİZ KIRILMA695 kelime
- 12 KAN, İNTİKAM VE SIĞINAK649 kelime
- 13 KÜLLERDEN DOĞAN ATEŞ VE ORTAK YATAK328 kelime
- 14 CANSU'NUN GAZABI VE MALİKANE DAVETİ441 kelime
- 15 MALİKANE KAPILARI VE İLK KIVILCIM389 kelime
- 16 YENİ BİR SAYFA VE ÇİFTLER SOKAĞI453 kelime
- 17 YENİ BİR BAŞLANGIÇ VE YOL MACERASI452 kelime
- 18 EGE GECESİ VE SAKLI KOY456 kelime
- 19 OKUL KORİDORLARI VE GİZLİ KAÇAMAKLAR501 kelime
- 20 GİZLİ DOKUNUŞLAR VE SİNSİ FISILTILAR498 kelime
- 21 KIRILAN ZİNCİRLER VE ATAN KALBİN SOĞUKLUĞU521 kelime
- 22 KARANLIĞIN SAHİBİ VE TEHLİKELİ TEKLİF443 kelime
- 23 GİZLİ BAKIŞLAR VE SESSİZ PROTESTO493 kelime
- 24 Gece Yarısı Çağrısı Ve Dökülen Renkler480 kelime
- 25 FIRTINANIN ORTASINDAKİ SESSİZLİK644 kelime
- 26 GERÇEĞİN SOĞUK YÜZÜ VE KIRIK GEÇMİŞ517 kelime
- 27 YAZ GÜNEŞİ VE ISSIZ VADİDEKİ GERİLİM416 kelime
- 28 ISSIZ VADİDE HESAPLAŞMA617 kelime
- 29 BİZİM HİKÂYEMİZ VE SONSUZ BİR GÖKYÜZÜ359 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dün gecenin tüm yorgunluğuna ve evdeki o ağır havaya rağmen, okulun kapısından içeri girdiğim an dünyam değişiyordu. Cansu’nun kantinden aldığı iki çayla bana doğru koştuğunu görünce yüzümde kendiliğinden bir tebessüm açtı.
"Al bakalım, bol şekerli!" dedi Cansu çayı bana uzatırken. "Bugün seni hiç hüzünlü görmeyeceğim Hazal, anlaştık mı? Sadece gülmek var."
"Anlaştık," dedim gülerek.
İlk üç ders su gibi akıp geçmişti. Her teneffüste bahçedeki büyük çınarın altına gidip Cansu'yla saçma sapan şeylere gülüyor, derslerdeki hocaların taklitlerini yapıyorduk. Cansu’nun enerjisi bana evde uğradığım o haksızlıkları unutturan tek şeydi.
Ancak ne zaman kahkaha atsak, sanki bir mıknatıs gibi aynı üçlüyle karşı karşıya geliyorduk: Tolga, Berk ve Poyraz.
Bahçede yürürken Berk ve Poyraz kendi aralarında şakalaşıyor, Tolga ise elleri ceplerinde, her zamanki o mesafeli duruşuyla yanlarında yürüyordu. Ama ne hikmetse, adımları hep bizim durduğumuz köşeye kırılıyordu.
"Yine geldiler," diye fısıldadı Cansu, çayından bir yudum alırken. "Okulda başka bahçe yokmuş gibi sürekli etrafımızdalar."
"Görmezden gel," dedim ama sesimdeki hafif heyecanı gizleyemedim.
Tam yanımızdan geçerken Berk gülerek Poyraz’a takıldı: "Oğlum sizce de bazı insanlar sabahları gülme krizine girmek için özel bir antrenman yapıyor olabilir mi?"
Poyraz bana bakıp sırıttı. "Bence kazağının sıcaklığından kafa yapıyor bro, başka açıklaması olamaz."
Cansu gözlerini devirirken ben ters bir bakış attım. Ama Tolga hiç gülmedi. Sadece gözlerini bana dikti, adımlarını yavaşlattı ve kızların arasından geçip tam önümde durdu. Berk ve Poyraz, sanki olayı anlamış gibi sırıtarak ilerideki basketbol sahasına doğru yürüyüp bizi yalnız bıraktı. Cansu da bana "Ben şuradayım" der gibi göz işareti yapıp biraz geri çekildi.
Yine baş başaydık.
"Çok neşelisin bugün," dedi Tolga, sesindeki o hafif alaycı ama derin tınıyla. "Dün gece dünya kurtarıldı da benim mi haberim yok?"
"İnsanların sebepsizce mutlu olabileceğini bilmiyorsun galiba Tolga," dedim kollarımı göğsümde birleştirerek. "Sizin gibi her an birine saldırmaya hazır gezmiyoruz en azından."
Tolga tek kaşını kaldırdı. Bir adım yaklaşarak aramızdaki mesafeyi azalttı. Yüzündeki o serseri gülüş belirdi.
"Sebepsiz mutluluk tehlikelidir Hazal," dedi fısıltı gibi bir sesle. "Çünkü düşüşü sert olur. Ayrıca... Gülmek sana yakışıyor ama arkasına bir şeyleri saklamadığın sürece."
Kalbim aniden bir tekleme yaptı. Yine yapmıştı. Espri yapıyor gibi görünüp tam olarak içimdeki o gizli yaraya dokunmuştu.
"Ben hiçbir şey saklamıyorum," dedim sesimi dik tutmaya çalışarak. "Sen kendi gizli kapaklı işlerine bak. Yanındaki iki koruman olmadan hareket edemiyorsun sanıyordum, hayret tek kaldın?"
Tolga hafifçe kıkırdadı. O alaycı tavrının altında garip bir şefkat seziliyordu ama bunu kabul etmek istemiyordum.
"Koruma ihtiyacı olan ben değilim küçük hanım," dedi gözlerime kenetlenerek. "Ve inan bana, yalnız kalmak benim her zaman tercihimdir. Özellikle seninle."
Lafın altındaki ima o kadar açıktı ki, yanaklarımın ısındığını hissettim. Bocaladığımı fark ettiğinde dudağının kenarıyla zafer kazanmış gibi gülümsedi.
"Ders zili çalacak," dedim konuyu değiştirmek için panikle. "Git artık."
"Sen öyle diyorsan..." dedi Tolga, yavaşça arkasını dönerken. Sonra durup omzunun üstünden bana baktı. "Bu arada, o kazağın rengi güzelmiş. Ama yarın daha ferah bir şeyler giy, havayı bahane etme. Yoksa seni izlerken ben daralıyorum."
Gözden kaybolana kadar arkasından baka kaldım. Cansu hızla yanıma koştu.
"Sana ne dedi?!" diye sordu gözleri faltaşı gibi açılarak. "Kızım bu çocuk seninle resmen flörtleşiyor mu, yoksa dalga mı geçiyor anlayamıyorum!"
"Hiçbiri," dedim derin bir nefes alarak. "Sadece gıcığın teki."
Ama içten içe biliyordum; Tolga sadece gıcık değildi. O, hayatımdaki en büyük bilmeceydi ve ben bu bilmeceyi çözmekten hem korkuyor hem de kendimi alamıyordum.
Bölüm etkileşimi
