7. bölüm / 29
Seni benden koruOKULUN ORTASINDAKİ FıRTINA VE KORUMA DUVARI
Bölümler 29Şu an: OKULUN ORTASINDAKİ FıRTINA VE KORUMA DUVARI
- 1 GİZLİ MORLUKLAR VE ÇELİK BAKIŞLAR686 kelime
- 2 TENEFFÜS ÇAKIŞMALARI VE İNCE ÇİZGİLER538 kelime
- 3 GECE YARISI VE KAÇAMAK BAKIŞLAR662 kelime
- 4 PEMBE PİJAMALAR VE SUSKUN BAKIŞLAR545 kelime
- 5 BİR CEKETİN GÖLGESİNDE645 kelime
- 6 FIRTINADAN ÖNCESİ VE DEDİKODU ÇARKI471 kelime
- 7 OKULUN ORTASINDAKİ FıRTINA VE KORUMA DUVARI562 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 SIĞINAK VE VERİLMEYEN SÖZLER482 kelime
- 9 ŞEHİR, RÜZGÂR VE KAHKAHALAR600 kelime
- 10 GECE YARISI SALINCAKLARI VE GECE ELBİSESİ607 kelime
- 11 GECE YARISI GÜLÜŞLERİ VE SESSİZ KIRILMA695 kelime
- 12 KAN, İNTİKAM VE SIĞINAK649 kelime
- 13 KÜLLERDEN DOĞAN ATEŞ VE ORTAK YATAK328 kelime
- 14 CANSU'NUN GAZABI VE MALİKANE DAVETİ441 kelime
- 15 MALİKANE KAPILARI VE İLK KIVILCIM389 kelime
- 16 YENİ BİR SAYFA VE ÇİFTLER SOKAĞI453 kelime
- 17 YENİ BİR BAŞLANGIÇ VE YOL MACERASI452 kelime
- 18 EGE GECESİ VE SAKLI KOY456 kelime
- 19 OKUL KORİDORLARI VE GİZLİ KAÇAMAKLAR501 kelime
- 20 GİZLİ DOKUNUŞLAR VE SİNSİ FISILTILAR498 kelime
- 21 KIRILAN ZİNCİRLER VE ATAN KALBİN SOĞUKLUĞU521 kelime
- 22 KARANLIĞIN SAHİBİ VE TEHLİKELİ TEKLİF443 kelime
- 23 GİZLİ BAKIŞLAR VE SESSİZ PROTESTO493 kelime
- 24 Gece Yarısı Çağrısı Ve Dökülen Renkler480 kelime
- 25 FIRTINANIN ORTASINDAKİ SESSİZLİK644 kelime
- 26 GERÇEĞİN SOĞUK YÜZÜ VE KIRIK GEÇMİŞ517 kelime
- 27 YAZ GÜNEŞİ VE ISSIZ VADİDEKİ GERİLİM416 kelime
- 28 ISSIZ VADİDE HESAPLAŞMA617 kelime
- 29 BİZİM HİKÂYEMİZ VE SONSUZ BİR GÖKYÜZÜ359 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi sabah okula adım attığımda havadaki o tuhaf ağırlığı hemen hissettim. Koridorda yürüken insanların fısıldaşarak bana bakması, kafalarını çevirip birbirlerinin kulağına bir şeyler söylemesi gözümden kaçmamıştı. İçimi ani bir huzursuzluk kapladı.
"Hazal!"
Cansu nefes nefese yanıma koştu. Yüzü bembeyazdı, elleri titriyordu. Kendine has o neşeli halinden eser yoktu.
"Cansu ne oldu? Neden herkes bana bakıyor?" diye sordum panikle.
"Hazal... Buse," dedi Cansu, sesini alçaltarak. "Dün seni Tolga’yla bahçede görmüşler. Buse bütün okula senin Tolga’ya yamandığını, dikkat çekmek için sürekli kapalı giyinip 'fukara ve mağdur' rolü oynadığını yaymış. Hatta seninle ilgili iğrenç dedikodular çıkarıyor!"
Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Yüzümdeki bütün kan çekildi. Evdeki cehennem yetmiyormuş gibi bir de okulda böyle bir rezilliğin ortasında kalmak nefesimi kesti. Koridorun ortasında öylece kalakaldım.
O sırada koridorun diğer ucundan Buse ve peşindeki iki kızı belirdi. Buse, kazandığı zaferin gururuyla sırıtarak tam karşıma dikildi. Koridordaki öğrenciler bir anda etrafımızda çember oluşturdu.
"Bakın kimler buradaymış," dedi Buse, yüksek ve alaycı bir sesle. "Bizim gariban Hazal. Ne o Hazal, dün Tolga’nın dibinden ayrılmıyordun? Kendi seviyendekileri bulamadın da Tolga’dan mı medet umuyorsun?"
"Buse kapa çeneni!" diye öfkeyle bağırdı Cansu, önüme geçmeye çalışarak.
"Sen karışma Cansu!" dedi Buse, gözlerini bana dikerek bir adım attı. "Acaba bu havalarda neden hep boğazlı kazak giyiyorsun Hazal? Morluklarını saklamak için mi, yoksa ilgiyi üstüne çekmek için bir numara mı bu? Gerçekten acınası durumdasın."
Buse'nin morluklardan bahsetmesiyle kalbim duracak gibi oldu. Herkesin içinde rezil olmanın ve sırrımın açığa çıkması korkusunun yarattığı panikle gözlerim doldu. Buse elini kazağımın yakasına uzatıp fırlatmaya yeltenecekken...
Sert bir el, Buse’nin bileğini havadayken yakaladı.
"Elini... O kızdan... Çek."
Tolga’nın sesi koridorda bir buz kütlesi gibi yankılandı. Bakışlarındaki o korkunç öfke, etraftaki herkesin bir adım geri çekilmesine yetti. Tolga, Buse’nin bileğini savurarak bıraktı ve doğrudan önüme geçip gövdesiyle beni Buse’den ayırdı. Berk ve Poyraz da anında arkamızda bitti.
"T-Tolga?" dedi Buse, neye uğradığını şaşırarak. Yüzündeki o alaycı ifade yerini korkuya bıraktı. "Ben sadece... O kız senin etrafında dolanıp duruyor diye..."
"Sana bir daha Hazal’ın adını ağzına almayacaksın demiştim Buse," dedi Tolga. Sesi bağırmıyordu ama her kelimesi bir tehdit gibi ağır ve tekinsizdi. Ailesinin o karanlık dünyasının izleri ilk kez Tolga’nın bu hal kılığında tamamen ortaya çıkmıştı. "Eğer bir tek fısıltı, bir tek saçma dedikodu daha duyarsam... Bu okulda bir gün daha barınamayacağını çok iyi biliyorsun."
Buse yutkundu, gözleri doldu ama tek bir kelime bile edemeden arkasını dönüp hızla oradan uzaklaştı. Etraftaki kalabalık da Tolga’nın gözlerindeki o tehlikeli ateşi görünce saniyeler içinde dağıldı.
Tolga arkasını döndü. Tüm o sertliği, gözleri benim dolaşan bakışlarımla buluştuğu an yok oldu. Cansu saygıyla biraz geride dururken Tolga bana doğru yaklaştı. Ellerim titriyordu.
"İyi misin?" diye sordu kısık ve bambaşka bir tonda.
"Tolga... Herkes konuşuyor," dedim, sesimdeki titremeyi engelleyemeyerek. "Neden yaptın bunu? Benim yüzümden senin de adın..."
Tolga, kalabalığın ya da insanların ne düşündüğünü zerre kadar umursamıyordu. Boşta kalan elini uzatıp gözümden süzülmek üzere olan bir damla yaşı başparmağıyla sildi. Dokunuşu öyle hafifti ki, az önceki o sinirli adam olduğuna inanmak imkansızdı.
"Bırak konuşsunlar," dedi, bakışlarını gözlerime kilitleyerek. "Seni koruyacağımı söylemiştim Hazal. İster bütün okul karşına dikilsin, ister dünya... Ben senin önünde durmaya devam edeceğim."
Göğsüm sıkıştı. Hem Buse'nin laflarının yarattığı incinmişlik hem de Tolga'nın bu pervasız korumacılığı ruhumu kasıp kavuruyordu. Tolga, elimi tuttu.
"Gel benimle," dedi duraksamadan. Koridorun ortasında, herkesin şaşkın bakışları altında beni peşinden çekerek okulun arka bahçesine doğru yürütmeye başladı. Artık kaçış yoktu; Tolga beni kendi fırtınasının içine çekmişti ve ben ilk kez bu fırtınadan korkmuyordum.
Bölüm etkileşimi
