29. bölüm · Seni benden koru

BİZİM HİKÂYEMİZ VE SONSUZ BİR GÖKYÜZÜ

𝓗𝓪𝓽𝓲𝓬𝓮𝓪 ❀

Vadide yaşanan o hareketli gecenin ardından Ege’deki tatilimiz tam anlamıyla bir huzur şölenine dönüştü. Emre ve adamları bir daha semtimize bile uğrayamamış, Berk ile Merve’nin arasındaki bağ ise bu olayla birlikte sapasağlam bir aşka dönüşmüştü.
Yazlığın son gecesinde, bahçede devasa bir ateş yakmış, etrafına dizilmiştik.
Cansu ve Poyraz her zamanki gibi tatlı tatlı atışıyor, Berk ile Merve denizden gelen serin rüzgârda birbirlerine sarılmış gitar çalıp şarkı söylüyorlardı. Herkesin yüzünde, o karanlık geçmişin izlerini silip atan kocaman gülücükler vardı.
Tolga ise arkamda oturmuş, beni tamamen kendi kucağına çekmişti. İki kolunu belime sarmış, çenesini omzuma dayamıştı. Odunsu kokusu, ateşin sıcaklığı ve denizin iyot kokusu birbirine karışıyordu.
"Ne düşünüyorsun güzelim?" diye fısıldadı Tolga kulağıma. Nefesi tenimi okşadığında içim yine ilk günkü gibi kıpır kıpır oldu.
"Nereden nereye geldiğimizi düşünüyordum," dedim, ellerimi onun belimdeki güçlü ellerinin üzerine koyarak. "O karanlık odada, yalnız başıma korkuyla beklediğim günleri... Sonra senin hayatıma girip tüm dünyamı baştan aşağı nasıl değiştirdiğini."
Tolga eğilip şakayıma derin, uzun bir öpücük kondurdu.
"Sen olmasaydın ben hâlâ o soğuk, öfkeli ve karanlık adamdım Hazal," dedi sesi şefkatle pürüzlenerek. "Sen bana yaşamayı, birini karşılıksız sevmeyi öğrettin. Seni korurken aslında kendi ruhumu kurtardım ben."
O sırada Poyraz elindeki meyve suyu kadehini havaya kaldırdı:
"Günün anlam ve önemine binaen bir konuşma yapmak istiyorum! Masada tek bir bekar kalmadı, hepiniz başımı yaktınız ama... İyi ki varsınız ulan! Bu yaz bizim yazımızdı!"
Cansu, Poyraz’ın koluna vurup kıkırdadı: "Çok konuşma Poyraz, şarkıya eşlik et!"
Herkesin neşeli kahkahaları Ege gecesinin yıldızlı gökyüzüne yükselirken, Tolga beni yavaşça kendine doğru çevirdi. Çelik grisi gözlerinde artık ne öfke vardı ne de geçmişin o ağır gölgeleri... Orada sadece bana ait sonsuz bir aşk ve güven duruyordu.
"Bundan sonra hiçbir dedikodu, hiçbir düşman, hiçbir acı bizi ayıramaz," dedi Tolga, gözlerimin en derinine bakarak. "Sen benim geleceğimsin Hazal. Sadece bugünüm değil, sonsuzluğum sun."
"Sen de benim evimsin Tolga," diye fısıldadım. "Sığınabileceğim tek limansın."
Tolga eğildi ve dudakları dudaklarımla buluştu. Bu öpücükte ne bir korku vardı ne de bir acı; sadece birbirine ait iki ruhun zaferi vardı.
Korkularla, iftiralarla ve saklanan sırlarla başlayan bu yolculuk; dostluğun, kırılmaz bağların ve asla sönmeyecek büyük bir aşkın zaferiyle son bulmuştu.

🎬SON

Yazardan not:Eğer kitap tutarsa ikinci kitabida belki yazabilirimm💐💖