19. bölüm / 29
Seni benden koruOKUL KORİDORLARI VE GİZLİ KAÇAMAKLAR
Bölümler 29Şu an: OKUL KORİDORLARI VE GİZLİ KAÇAMAKLAR
- 1 GİZLİ MORLUKLAR VE ÇELİK BAKIŞLAR686 kelime
- 2 TENEFFÜS ÇAKIŞMALARI VE İNCE ÇİZGİLER538 kelime
- 3 GECE YARISI VE KAÇAMAK BAKIŞLAR662 kelime
- 4 PEMBE PİJAMALAR VE SUSKUN BAKIŞLAR545 kelime
- 5 BİR CEKETİN GÖLGESİNDE645 kelime
- 6 FIRTINADAN ÖNCESİ VE DEDİKODU ÇARKI471 kelime
- 7 OKULUN ORTASINDAKİ FıRTINA VE KORUMA DUVARI562 kelime
- 8 SIĞINAK VE VERİLMEYEN SÖZLER482 kelime
- 9 ŞEHİR, RÜZGÂR VE KAHKAHALAR600 kelime
- 10 GECE YARISI SALINCAKLARI VE GECE ELBİSESİ607 kelime
- 11 GECE YARISI GÜLÜŞLERİ VE SESSİZ KIRILMA695 kelime
- 12 KAN, İNTİKAM VE SIĞINAK649 kelime
- 13 KÜLLERDEN DOĞAN ATEŞ VE ORTAK YATAK328 kelime
- 14 CANSU'NUN GAZABI VE MALİKANE DAVETİ441 kelime
- 15 MALİKANE KAPILARI VE İLK KIVILCIM389 kelime
- 16 YENİ BİR SAYFA VE ÇİFTLER SOKAĞI453 kelime
- 17 YENİ BİR BAŞLANGIÇ VE YOL MACERASI452 kelime
- 18 EGE GECESİ VE SAKLI KOY456 kelime
- 19 OKUL KORİDORLARI VE GİZLİ KAÇAMAKLAR501 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 GİZLİ DOKUNUŞLAR VE SİNSİ FISILTILAR498 kelime
- 21 KIRILAN ZİNCİRLER VE ATAN KALBİN SOĞUKLUĞU521 kelime
- 22 KARANLIĞIN SAHİBİ VE TEHLİKELİ TEKLİF443 kelime
- 23 GİZLİ BAKIŞLAR VE SESSİZ PROTESTO493 kelime
- 24 Gece Yarısı Çağrısı Ve Dökülen Renkler480 kelime
- 25 FIRTINANIN ORTASINDAKİ SESSİZLİK644 kelime
- 26 GERÇEĞİN SOĞUK YÜZÜ VE KIRIK GEÇMİŞ517 kelime
- 27 YAZ GÜNEŞİ VE ISSIZ VADİDEKİ GERİLİM416 kelime
- 28 ISSIZ VADİDE HESAPLAŞMA617 kelime
- 29 BİZİM HİKÂYEMİZ VE SONSUZ BİR GÖKYÜZÜ359 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ege’nin o rüya gibi koylarında geçen günlerin ardından okula ve İstanbul’a dönmek, soğuk bir duş etkisi yaratmıştı. Tatilde aramızdaki o devasa tutku ve sevgi katlanarak büyümüştü ama şehre adım attığımız an Tolga’yla ortak bir karar vermiştik: İlişkimizi şimdilik okula ilan etmeyecektik.
Okulun son senesindeydik. Dedikodulardan, Buse gibi tiplerin son çırpınışlarından ve göz önünde olmanın getireceği gereksiz gerilimlerden uzakta, kendi dünyamızı korumak ikimizin de işine geliyordu. Dışarıya karşı ben yine kendi halinde, sessiz Hazal’dım; Tolga ise yine kimsenin yaklaşmaya cesaret edemediği, mesafeli Tolga...
Tabii bu kural, kâğıt üzerinde harikaydı. Uygulamada ise tam bir fırtınaydı.
Pazartesi sabahı okulun koridorunda Cansu’yla yürürken Tolga, Berk ve Poyraz’la birlikte merdivenlerden iniyordu. Üzerinde yine o siyah deri ceketi vardı. Yanımdan geçerken bana öyle tek bir bakış attı ki, çelik grisi gözlerindeki o gizli ateş yanaklarımın anında alev almasına yetti. Kimse fark etmemişti ama Tolga yanından süzülürken parmak uçları belime hafifçe, teğet geçerek dokunmuştu.
"Yalnız var ya..." diye fısıldadı Cansu kulağıma, gülmemek için dudaklarını ısırarak. "Sizin bu 'hiçbir şey yokmuş gibi davranma' rolünüz berbat gidiyor Hazal. Çocuk koridoru yakacak gibi baktı sana."
"Sessiz ol Cansu," dedim panikle etrafa bakıp. "Kimse anlamamalı diyoruz."
"Poyraz da derste bana sürekli kağıttan uçak atıyor zaten, biz de çok gizliyiz sanki," diye gözlerini devirdi Cansu.
İkinci dersin çıkışında cebime giren telefonun titreşimiyle irkildim.
Tolga: "Kütüphanenin arkasındaki eski arşiv odası. 2 dakika. Gelmezsen sınıfa girip seni herkesin önünde öperim."
Gözlerimi devirsem de kalbimin atış hızı iki katına çıktı. Etrafta kimsenin olup olmadığını kontrol ederek koridorun sonundaki, nadiren kullanılan arşiv odasına doğru süzüldüm. Kapıyı hafifçe aralayıp içeri girdiğim an, bir el belimden yakaladığı gibi beni içeri çekip kapıyı arkamdan kilitledi.
Sırtım ahşap kapıya çarptığında Tolga çoktan üzerime eğilmişti bile.
"Tolga! Biri görecek!"
Sözümü tamamlamama fırsat kalmadan dudakları dudaklarımla buluştu. Beni kapıyla kendi gövdesi arasına sıkıştırmıştı. Öpücüğü o kadar aç, o kadar sabırsızdı ki dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim. Elleri belimi sımsıkı kavrarken, ben de parmaklarımı onun ensesindeki saçlara doladım.
Nefes nefese ayrıldığımızda Tolga, alnını alnıma dayadı. Gözlerindeki o muzip ışık alev alev yanıyordu.
"Derste tam karşımda oturuyorsun ve sana dokunamıyorum," dedi sesi pürüzlü çıkarak. Dudakları çeneme, ardından boynuma kaydı. "Bu gizlilik oyunu beni çıldırtacak küçük kız."
"Daha ilk günden pes mi ediyorsun bay ukala?" dedim gülerek, ellerimi göğsüne koyup onu hafifçe itmeye çalışarak. "Sadece birkaç saat sabredeceksin."
"Sensiz bir dakika bile sabretmek istemiyorum," dedi Tolga. Eğilip boynuma derin, yakıcı bir öpücük daha kondurdu. Tam o sırada dışarıdaki koridordan bir grup öğrencinin ayak sesleri ve konuşmaları duyuldu.
İkimiz de anında donakaldık. Tolga elini çabucak ağzıma bastırdı, gözlerimin içine bakarak "Şşt" işareti yaptı. Bedenlerimiz birbirine tamamen kenetlenmiş bir halde, nefes bile almadan dışarıdakilerin geçmesini bekledik. Sesler uzaklaştığında Tolga elini çekti ve bakışları yine dudaklarıma kaydı.
"Gördün mü?" dedim fısıltıyla, sırıtan yüzüne bakarak. "Yakalanıyorduk."
"Yakalansaydık da umurumda olmazdı," dedi Tolga, eğilip yanağımı ısırmakla öpmek arası bir hareket yaparak. "Ama bu gizli kaçamakların da ayrı bir tadı varmış..."
Gözlerimi devirdim ama dudaklarımdaki tebessümü gizleyemedim. Herkesin ortasında birbirimize yabancı gibi davranıp, kuytu köşelerde birbirimizin kollarında kaybolmak... Bu oyun, okul hayatımızı hiç tahmin etmediğimiz kadar tehlikeli ve heyecanlı bir hale getirmeye başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
