41. bölüm · ŞAHİN BAKIŞI
41. Bölüm
Hilal birkaç saniye sustu.
Odanın içindeki herkes ona bakıyordu. Hava ağırdı… ama gözlerinde o tanıdık kararlılık vardı.
Masaya doğru eğildi.
“Riskli,” dedi yavaşça. “Ama doğru oynarsak… oyunu onun sahasına değil, kendi sahamıza çekeriz.”
Eren hemen atıldı.
“Nasıl yapacağız başkomiserim?”
Hilal tahtaya yürüdü. Kalemi eline aldı.
“Önce… kurban profilini çıkarıyoruz. Katilin hedef aldığı kadınların ortak özellikleri neydi?”
Emirhan parmaklarını kaldırdı.
“Yalnız yaşayan, mutsuz olan, sosyal medyada aktif olan… ve çoğu son zamanlarda yeni bir ortama girmiş.”
Azra bilgisayarı çevirdi.
“Ve hepsi… öldürülmeden birkaç gün önce gizemli bir hesapla etkileşime girmiş.”
Hilal başını salladı.
“O zaman… o hesapla iletişim kurabilecek bir yem lazım.”
Oda bir anda sessizleşti.
Eren’in kaşları kalktı.
“Yem derken… gerçek birini mi kastediyorsunuz?”
Hilal’in bakışları sertleşti.
“Gönüllü olacak. Her adım kontrolümüzde olacak. Tek başına bırakılmayacak.”
Furkan derin bir nefes aldı.
“Başkomiserim… bunu en iyi siz yaparsınız.”
Hilal hemen başını iki yana salladı.
“Hayır. O zaten benim peşimde merak etmeyin! Ama benden önce tabiki öldürmesi gereken kişiler vardır.”
Bir anlık sessizlik…
Azra yavaşça konuştu.
“Ben yaparım.”
Herkes aynı anda ona döndü.
Eren’in sesi sertleşti.
“Olmaz Azra. Zaten iyi değilsin.”
Azra gözlerini ondan kaçırmadı.
“Tam da bu yüzden yapmalıyım. Hem teknik kısmı biliyorum… hem de o hesapla doğal şekilde iletişim kurabilirim.”
"Azra yapabilir misin bunu gerçekten güveniyormusun kendine? ". Diye sordu Hilal
Azra derin bir nefes aldı.
“Başkomiserim… ben hazırım. Ama siz karar verin.”
Hilal birkaç saniye düşündü.
Sonra başını kaldırdı.
“Peki,” dedi.
“Planı kuruyoruz. Ama en ufak terslikte operasyon iptal. Azra bir adım öne çıkarsa… arkasında bütün ekip olacak.”
Eren ellerini ovuşturdu.
“Sonunda… saldırı sırası bizde.”
Hilal tahtaya yazmaya başladı.
— Sahte profil oluşturulacak.
— Katilin ilgi alanlarına uygun paylaşımlar yapılacak.
— Konum bilgisi kontrollü şekilde verilecek.
— Gizli ekip… görünmeden çevrede konuşlanacak.
Furkan başını salladı.
“Bu kez kaçamayacak.”
Hilal kalemi bıraktı.
“Unutmayın,” dedi ciddi bir sesle. “Bu bir av değil… kurtarma operasyonu. Önceliğimiz kurbanı yaşatmak.”
Azra bilgisayarını kapattı.
Gözlerinde korku vardı… ama onun altında başka bir şey daha.
Kararlılık.
— Aynı akşam —
Karanlık bir odada…
Bir ekran parladı.
Sahte profilin ilk paylaşımı yüklenmişti.
Bir adam…
Ekrana doğru eğildi.
Parmakları klavyede gezindi.
Yeni hesabı inceledi… fotoğraflara baktı… yorumları okudu…
Sonra yavaşça gülümsedi.
“Demek… yeni bir çiçek açtı,” diye fısıldadı.
Ve…
takip isteği gönderdi.
Karakolda Azra’nın telefonu titredi.
Herkes aynı anda ona baktı.
Azra ekranı gösterdi.
“Başkomiserim…” dedi fısıltıyla.
“Isırdı.”
Hilal’in gözleri karardı.
“Tamam,” dedi.
“Oyun başladı.”
-gece-
Hilal ve Fatih sitenin önünde karşılaşmıştı.
"Hilal lütfen çok dikkatli ol! Bak o adam manyak! Müsade et bende operasyona katılayım! ". Dedi Fatih
" Merak etme Fatih! İyiyim! İyi olacağım! Ve o şerefsizi yakalayacğım! ". Dedi Hilal.
Fatih sakinleşmeye çalışarak. " Ya sen ne inatsın ben anlamıyorum! ".
yanlarında bir araba durdu Beliz ve Atakan gülerek arabadan indi.
" Aa sizde mi buradasınız! İyi karşılaştık! ". Dedi Beliz
" Dimi baldız!". Dedi Fatih
"Baldız? Baldız yok Fatih eskide kaldı! ". Dedi Hilal
Tam o an bir araba ani fren yaptı içinden iki tane adam indi
Adamlar silahlarını çıkardı adamlardan biri, Fatihe doğrultu silahı
Silah sesi
PAT!
Her şey ani bir şekilde gelişmişti
Hilal çığlık attı. "Fatih! ". Diye bağırdı.
Beliz atakanın arkasına geçti. Atakan bir anda silahına davrandı.
Hilal’in gözleri büyümüştü, nabzı kulaklarında atıyordu. Adamların üstüne atılmak için hamle yaptı—
Ama…
Fatih kıpırdamıyordu.
Hatta…
Gülüyordu.
Hilal dondu.
“Fatih…?” dedi dişlerinin arasından.
Adamlar bir anda silahlarını yere bıraktı. Silahlar plastikti. Arabanın bagajı açıldı… içinden kocaman kırmızı güller, ışıklar ve “BENİMLE EVLENİR MİSİN?” yazan bir pankart çıktı.
Beliz alkışlamaya başladı.
Atakan ıslık çaldı.
Hilal birkaç saniye hiçbir şey anlamadı.
Sonra…
Yüzü yavaş yavaş değişti.
Önce şaşkınlık…
Sonra öfke…
Sonra… inanılmaz bir sinir.
Fatih cebinden bir kutu çıkardı.
Hilal’in önünde tek dizinin üstüne çöktü.
“Başkomiserim…” dedi hafif titreyen bir sesle.
“Hayatımda gördüğüm en inatçı, en güçlü… ve en sevdiğim kadınsın. Kurşunların ortasında da, kahkahaların içinde de… hep yanımda olmanı istiyorum.”
Hilal hâlâ nefes nefeseydi.
Fatih devam etti.
“Benimle evlenir misin?”
Sessizlik…
Rüzgâr bile durmuş gibiydi.
Beliz gözlerini kocaman açmıştı.
Atakan fısıldadı: “Şimdi ya romantik bir an olacak… ya da cenaze…”
Hilal bir adım attı.
Fatih umutla baktı.
Hilal elini kaldırdı…
TAK!
Yüzüne hafif ama sert bir tokat attı.
“Sen manyak mısın?” dedi dişlerini sıkarak. “Benim operasyonun ortasında… sahte silahlarla… kalp krizi geçirtip evlenme teklifi mi ediyorsun?!”
Beliz kahkahayı patlattı.
Atakan eğilip karnını tuttu.
Fatih gülümsemeyle,
“Yani… romantik olmadı mı?” dedi.
Hilal birkaç saniye ona baktı…
Gözlerindeki öfke yavaşça yumuşadı.
Ama hemen toparlandı.
"Cevap mı istiyorsun? ". Diye sordu Hilal.
Fatih heyecanla. " Evet! " Dedi
"Hayır! ". Dedi Hilal
Fatih heyecanla ayağa kalkıp Hilal'e sarıldı, " Güzelim benim! Evet diyeceğini biliyordum! ". Dedi
Hilal garip bir şekilde Fatih'e baktı
Beliz ve Atakan video kaydı alıyorlardı bir yandan da gülüyorlardı.
Ve o an Fatih'in jetonu düştü. " Bir dakika sen az önce hayır mı dedin teklifime? ". Dedi
" Evet! ". Dedi Hilal
" Evet mi! Hilal, beni hâlâ seviyorsun biliyordum! ". Dedi Fatih.
" Fatih sen iyi misin?! ". Dedi Hilal
" Hayır sen gittikten sonra beynimin işte son verdim, sen dönünce çalıştırmamaya karar verdim! ". Dedi Fatih
Hilal önce durdu ve sonra kahkaha atarak.
" EVET! EVET! EVET! KABUL EDİYORUM , ama sakın şımarma ve hâlâ seni affetmedim" . Dedi
Fatih hemen yüzüğü taktı.
Fatih’in elleri titriyordu.
Yüzüğü Hilal’in parmağına takarken gözleri bir an doldu… ama o her zamanki ukala gülüşünü saklamaya çalıştı.
“Resmî olarak… başkomiserden nişanlı başkomiserliğe terfi ettin” dedi.
Hilal kaş kaldırdı.
“Fazla havalanma. Yüzüğü takmış olman… seni hâlâ vurulmaz yapmıyor.”
Beliz çığlık atarak üstlerine atladı.
“Allah’ım sonunda! Hemen evlenin de sıra bize gelsin! " Dedi
Atakan omzunu Fatih’e vurdu.
“Helal lan. Kurşunlu tekliften sonra tokatlı evet almak… herkesin harcı değil.”
Fatih sırıttı.
“ Hilal'i seviyorsan… önce hayatta kalmayı öğreniyorsun.”
Hilal gözlerini devirdi ama gülümsüyordu.
Tam o anda…
Telefonu titredi.
Ekran: Azra
Hilal’in yüzü anında ciddileşti.
Aramayı açtı.
“Evet Azra.”
Karşıdan gelen ses hızlıydı, nefesi kesikti.
“Başkomiserim… mesaj attı. Yarın gece buluşmak istiyor. Gerçek konum gönderdi… terk edilmiş eski liman deposu.”
Herkes sustu.
Fatih’in yüzündeki gülümseme kayboldu.
Atakan refleksle ciddileşti.
Beliz telefonu indirdi.
Hilal gözlerini kapatıp bir saniye düşündü.
“Mesajlaşmaya devam et. Korkmuş gibi ama meraklı davran. Sakın kontrolü bırakma.”
“Anlaşıldı başkomiserim.”
Hilal telefonu kapattı.
Bir an önce az önceki romantik sahneye baktı…
Sonra karanlık sokağa.
“Bitti,” dedi. “Şaka, düğün, teklif… hepsi bitti. Yarın gece operasyon var.”
Fatih bir adım yaklaştı.
“Bu sefer… yanında olacağım.”
Hilal ona baktı.
Uzun bir sessizlik…
Sonra başını hafifçe salladı.
“Bu sefer… gel.”
— Ertesi Gün / Operasyon Toplantısı —
Karakolda hava buz gibiydi.
Tahtada depo planı açıktı.
Hilal işaret çubuğunu kaldırdı.
“Azra içeride olacak. Görünürde yalnız. Ama aslında…”
Eren araya girdi.
“Çatıda keskin nişancı. Arka sokakta sivil ekip. İçeride gizli kamera.”
Furkan ekledi.
“Girişte ben ve Emirhan. Çıkış yolu kapalı olacak.”
Hilal Azra’ya döndü.
“En ufak terslikte… kod kelimeyi söyleyip geri çekiliyorsun. Kahramanlık yok.”
Azra başını salladı.
“Anlaşıldı başkomiserim.”
Eren hafifçe mırıldandı.
“Bu gece… ya onu alacağız… ya da o son kez deneyecek.”
Hilal derin bir nefes aldı.
“Hayır,” dedi sakin ama sert bir sesle.
“Bu gece… kimse ölmeyecek. Ne kurban… ne ekip.”
Fatih arka tarafta duruyordu.
Gözleri sadece Hilal’deydi.
Hilal toplantıyı bitirdi.
“Herkes ekipmanlarını hazırlasın. 21.00’de hareket.”
— Gece / Terk Edilmiş Depo —
Rüzgâr paslı kapıları titretiyordu.
Azra tek başına gibi görünen sandalyede oturuyordu.
Telefonu elinde… kalbi hızla atıyordu.
Kulaklığından Hilal’in sesi geldi.
“Azra… biz buradayız. Sakın yalnız olduğunu düşünme.”
Azra gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
“Anlaşıldı başkomiserim.”
Kapı gıcırdadı.
Ağır adımlar…
Karanlıktan bir siluet çıktı.
Adam yavaşça alkışladı.
“Demek… yeni çiçek gerçekten açmış.”
Azra’nın boğazı kurudu ama yüzünde korkulu bir gülümseme vardı.
“Geç kaldın,” dedi.
Kulaklıklarda herkes nefesini tutmuştu.
Hilal fısıldadı:
“Pozisyon alın… hedef içeride.”
Adam bir adım daha yaklaştı.
… doğrudan Azra’nın kulaklığına kaydı.
Ve…
gülümsedi.
“Yalnız değilsin,” dedi alçak bir sesle.
“Onlar da burada… değil mi başkomiser Hilal?”
Telsizlerde bir anda sessizlik oldu.
Hilal’in gözleri büyüdü.
“allah kahretsin! planı biliyor.”
Adam cebinden bir kumanda çıkardı.
Kırmızı bir ışık yandı.
Hilal bağırdı:
“HERKES GERİ ÇEKİLSİN! TUZAK!”
Ve depo…
saniyeler içinde kaosa sürüklendi…
