14. bölüm · ŞAHİN BAKIŞI
14. Bölüm
YAZARIN ANLATIMIYLA
"Hadi kızım bi kaşık daha" . Hilal hayır anlamında başını sallar, kadın tepsiyi yere bırakarak, " Kızım şu şifre midir nedir ver gitsin ya, bu şifre değermi senin günlerce acı çekmene". Der.
" Sen haddin olmayan bir konu ya mı burnunu soktun hacer ,yoksa benim kulaklarım yanlış mı duydu ". Diyerek içeriye girer Alican.
Kadın korku ile tepsiyi alıp ayağa fırlayarak, " Hayır Alican bey " . Diyip odadan hızlıca çıkar.
" Bugün nasılsın güzellik, şifreyi söyliyebilecek durumdamısın?".
Hilal zar zor konuşmaya çalışarak. " bu kasa kasanın içinde ne var bu kadar önemli? ". Diye sorar.
" Tahmin edemeyeceğin kadar değerli Hilalcim, o yüzden söyle, sende bu eziyetten kurtul bizde, ha ne dersin? "
Hilal hayır anlamında kafasını sallar,
" Hilal! bak benimde sabrımın sonu var haberin olsun, sen resmen kendini öldürtmek istiyorsun, neden ya neden bu kadar önemli mi , bak perperişanısın, amınakoyim konuşamıyacak hala geldin hala söylemiyorsun, ama sana son bi şans vericem, akşama kadar düşünme vaktin var, eğer hala hayır dersen, o kafana mermi yağdırırım". Dedi alican
Merkez
Özüm bilerekten mini eteği ile Fatih'in ağzının içinden geçerek yanında oturarak ." 2. Toplantı varmış ".Dedi
" Evet! saçma sapan işler, bu gidişle asla bulamayacağız, ben tek başıma arayışa çıksaydım çoktan bulurdum ". Dedi Fatih sinirle.
özüm Elini fatih'in elinin üstüne koydu, Fatih özümün eline baktı, sonra özüme bakarak
" Sen baya güzelleşmişsin özüm". Dedi
" Biraz öyle oldu canım"
" Akşam bize gelsene". Dedi fatih
" Ne sen şaka mı yapıyorsun? Fatih ".
Fatih kendinden emin bir şekilde. " Hayır. "
Akşam olunca direkt Fatih'in evine geçerler, Özüm Fatih'e yaklaşır, birden telefon çalar. arıyan Alican, özüm hızlıca mutfağa gidip açar,
Geri geldiğinde ise. " Iı tatlım annem aradı hastalanmış, yarın tekrar gelirim tamam mı ".Dedi
" Sıkıntı yok, annenin durumunu haber ver bari ". Dedi Fatih
" Tamam ". Diyip hızlıca evden çıkar evden özüm...
Depo
Hilal gözünü açtığında gece olmuştu, birazdan Alican gelicek ve ölücekti, birden gözü tavandaki yazıya takıldı, daha önce böyle bi yazı yoktu sanki, gözlerini zorla da olsa açmaya çalıştı
MÜZEYYEN HADİ YİNE İYİSİN
" Bu da ne? Hadi canım Fatih mi bu, hayır be ne alaka, demekki yazı çoktandır var,çünkü ben hep bu odadaydım, giren çıkan da olmadı ". Diye düşündü Hilal, birden Alican elinde silah ile odaya girer
" Tik tak sevgilim süre doldu, şifreyi söylicek misin? "
Hilal sinirle bağırarak. " Ben sana ne dedim, öleceğimi bilsem bile söylemem".
" İyi senin kararın, ama bu güzelliğine yazık olucak, sana dokunamamak çok kötü oldu be Hilal, ama geç deği-". Derken birden silah sesi geldi, hilal bağırarak yataktan fırladı,
dolabın arkasındaki Fatih Hilal'e baktı, hilal Fatihe baktı, hilal şaşkınlıktan elini ağzına götürdü. Sonra kendine gelerek.
" Sen adamı neden götünden vurdun? " . dedi Hilal şaşkınlıkla
" Ona bi sözüm vardı da ondan, ben her zaman sözümü tutarım güzelim". Dedi Fatih
ve yerde can çekişen Alicanın kulağına eğilerek, " Sen Hilal'i vururken ben ne demiştim, bu kurşunu senin bi tarafına sokucam demiştim ve yaptım da, biraz kaydırmış olabilirim ama olsun".
Fatih ekibi arıyarak buraya çağırdı, yarım saat boyunca odada onların gelmesini beklediler, hilal. Fatih'in yüzüne bile bakmadı, hala ilk günkü siniri vardı, kapı sesi geldi, evet bu salakça kapıyı tekmeleyen Erendir herkes birden odaya yığıldı, 5dk boyunca birbirlerine bakakaldılar ve birden hepsi sarıldı,
" Tamam yeter, kızın yaraları var ". Diyip herkesi benden uzaklaştırdı fatih,
Atakan alicanın yanına giderek, " Aga bu piçi biri götünden vurmuş ne alakaysa, yani ilk defa burdan vurulan birini-". Dicekti ki, Fatih sözünü keserek
" Ben vurdum aga, ölmüşmü bakın", dedi.
" Yaşıyor, sadece bayılmış".
" A*** çocuğu, bi ölmedi, bu arada aşşağıdaki arabanın bagajında özüm var onu da atın içeri ben gelicem, sorgusuna giricem". Dedi Fatih sinirle
Atakan dışındaki herkes, aynı anda . " Özüm ne alaka". Dedi
" Bi çıkalım şurdan anlatırım". Dedi fatih,
Beliz, hilalin elinden tutarak, " Hadi eve gidelim ".
" Hilal benimle gelicek". Dedi Fatih
" Abla bu adam seni rahatsız ediyorsa söyle yani ". dedi Hakan.
" Ablacım merak etme, hele bi yanlış hareketini göreyim yapıştırıtım ağzına".
" Söz mü? ".Dedi Hakan
Hilal gözlerini devirerek, " Söz ". dedi. Herkes arabaya binip gitti,
Fatih Hilal'i arabasına bindirdi, yol o kadar karanlıktı ki göz gözü görmüyordu, Fatih arabayı durdurup,
" Hâlâ benimle konuşmuyor musun adanalı". Diye sordu.
" Bide soruyor ya ". Diye bağırarak aşşağı iner hilal , Fatihte arabanın farlarını açıp aşşağı iner, arabanın önüne geçerler.
Hilal bağırarak, " Hâlâ soruyor musun gerçekten, ya ben dedim ki tamam, Fatih beni kendinen uzaklaştırıyor ama... o kızı seçmez beni seçer-". dedi ve Fatih özlem ile hilalin gözlerine bakarak
" Seni korumak için senden uzaklaştım ben, üzerim kızım ben seni, uzaktan sana bakmak bana yeter sanmıştım, ama yanılmışım, bu 6 gün içinde ben sensizlikten kafayı yedim, ya seni incitmişlerse diye, düşünmekten uyuyamadım, aklımdan bir saniye bile çıkmadın o gün karakolda bilerek ten özümü seçtim, o kız böyle bi pislik işte ben biliyordum bi piçlik yapıcak , o yüzden onu seçtim, seni seçsem, sana huzur vermicekti". Dedi Fatih
Hilal sinirle fatihi ittirerek, "vicdan azabı çektiğin için bunları söylüyorsun sen. Beni mi korumak istiyorsun, uzak dur o zaman benden, hem kendinde söyledin üzersin sen beni, merak etme taşınacağım ben burdan, başının belası olmam-". Derken ,
Fatih hilalin yüzünü tutup, dudağına yapışır, öyle bi öpücük oldu ki, içinde aşk, özür, pişmalık, özlem, hasret herşey vardı, Fatih geri çekildi, Hilal şok olmuş bi şekilde baka kaldı, sonra tokat attı Fatih'e, " Hilal ben özür dilerim gerçekten, durduramadım kendimi". Diye açıkalmaya çalışır Fatih.
" Hakana söz verdim yoksa atmazdım". Der Hilal,
" Sen harbiden delisin, maşallah elin de ağırmış". Der Fatih gülerek, sonra arabaya binerler,
" Çok acıdımı? ". Diye sordu hilal
" Evet ".
" Oh olsun".
" Hakettim, bende biliyorum".
" Aferin en azından zekisin".
Fatih arabayı çalıştırır, ikisi de içten içe o kadar mutludur, şuan ikisi de birbirlerinden o kadar utanıyorlarki, sanki yeni date çıkan iki yapancı gibi, şuan herşey farklı çünkü, eskiden bu arabada başka şekilde , şuan... şuan başka şekilde,
" Nereye gidiyoruz? ". diye sorar Hilal
" Hastaneye ". Dedi Fatih
" Ben şimdi hayır desemde biliyorum sen yine götürüceksin o yüzden yorum yok". dedi hilal
" Aferin , beni tanıyorsun".
" Keşke sende beni tanısan Fatih".
" Tanıyorum ben seni". Der Fatih
Hilal sabır çekerek. " Tanımıyorsun ben adanlalı, gaspçı, müzeyyen değil, ben HİLALim ".
" Tamam devrem". Dedi Fatih
" Ya sen varya tam dayaklıksın Fatih".
" Teşekkürler ".
Bu salak sohbetin ardından hastaneye varırlar, gider gitmez tabi odaya yatırırlar, pansumanlarını değiştirip, el bileğini alçıya alırlar, Fatih yatağın yanındaki koltuğa oturur,
Doktor, " Ben son kontrolleri de yaptım sabah 7 de tekrar gelicem, iyi istirahatler". Diyip kapıyı kapatır, odada sadece Fatih ve Hilal kalır, Hilal Fatihe bakıp.
" Senden bişey isteyebilirmiyim".
" Emret".
" Özümün sorgusuna ne olur birlikte girelim, sorguyu 2gün sonra ya al ".
" Atakan bile istese yapmam, ama sen bişey isteyince direkt yapmak istiyorum ".
" Hilal farkı ". Der Hilal,
Fatih hilalin elini tutar, Hilal direkt Fatihe bakar, ikisi de ayını lise 1 aşkı gibi, bi bok bilmeyen, bi dokunuşta heycanlanan çocuklara benziyorlar.
" Fatih". Dedi Hilal sakin bir şekilde
" Efendim". Dedi Fatih
"Yanıma gelirmisin? ".
" Olmaz gelemem, yani anlatabildim mi? Bacım". Dedi Fatih gülerek
" Ne abarttın ya sarılıcaktım alt üstü, normalde her akşam beyaz yastığıma sarılırım ama o şuan yok, istersen git getir ona sarılayım ". Der hilal
"Ne yastığı ya, sen o yastığa her gece sarılırken sarılmaya ihtiyacı olan insanları hiç düşündün mü? ". Dedi Fatih sinirle
" Sen Şuan bir yastığı kıskandığının farkında mısın? " .Dedi hilal gülerek
" O öyle sıradan bir yastık değil HER GECE SARILDIĞIN yastık, ama artık ona ihtiyacın yok ".
Hilal sırıtarak. " Halla halla nedenmiş o ?" , dedi
" Ben varım ". Dedi fatih
" Tamam dayıoğlu ". Hilal bu cümleyi kurup kahkaha atar,
" Dayıoğlu mu? ".Diye tekrar eder fatih
" Bi sıkıntı mı var dayıoğlu? ".
" Yok devrem sıkıntı yok , Devrem az kay da yanına geliyim, yayılmışsın bütün yatağa".
Hilal yastıkla Fatihe vurdu
" Devrem sen benim ağzıma sıçıcan gibi duruyor, ben şimdiden boku yedim da ". Dedi Fatih,
Hilal başını Fatih'in göğsüne yaslayarak. " Ha şunu bileydin kot kafali", Dedi gülerek. Hilal uykuya dalar, Fatih anlından öperek yavaşça yataktan çıkar,
" Alo atakan, Ali piçini depoya aldınız mı?".
" Aldık seni bekliyoruz". Dedi atakan
Fatih yumruklarını sıkarak. " Hemen geliyorum ". Dedi
Atakan ,Fatih'in tepkisinden korkarak, sakince " Şey bi sıkıntı var". Dedi
" Söyle"Dedi Fatih merakla
" Kızlar özümü emniyete bırakmamışlar, valla ağzına sıçıcaklar kızın". Dedi Fatih
" Sen bişey anlattın mı kızlara? ". Dedi Fatih
" Hayır".
" Kızların bi bildiği vardır o zaman ". Diyerek telefonu kapattı
Hilalin anlatımıyla,
Gözümü açtım hâlâ geceydi Fatih te yoktu, işte o zaman bu zaman, hemen eda'yı aradım.
" Alo eda depoya aldınızmı onu ". Dedim merakla
" Aldık başkomiserim sizi bekliyoruz". Dedi Eda
" Tamam yarım saate ordayım ".
Direkt taksi çağırdım.
" Hilal hanım bakın çok tehlikeli bu yaptığınız". Dedi doktor bey
Ben sakin kalmaya çalışarak. " Doktor bey sadece 1 saat yokum, beni idare edersiniz bence, ve ben bir polisim özel bi görevim var ". Dedim
" Tamam sizi idare etmeye çalışıcam, bu arada yangın merdivenini kullanın, orası temiz". Dedi
Doktordan aldığım kıyafetleri giydim, hızlıca merdivenlerden inip taksiye bindim, depoya doğru gittim.
Vakit kısa olduğu için, çok şey yapamadım özüm oruspusuna, yani biraz yüzünü dağıtmış, şaftını kaydırmış olabilirim ama daha fazlasını yapıcaktım , dua etsin vaktim yok, hızlıca hastaneye gittim ve üstümü değiştirip geri yattım,
Doktor'un öksürüğü ile gözümü açtım, Fatih hâlâ yoktu, yoksa o hiç yokmuydu hiç olamdımı diye düşünürken elinde yemek ile odaya girdi , bana gülümseyerek , " Günaydın devrem ". Dedi
Bende, " Günaydin dayıoğlu ". Dedim.
Bu diyalogdan sonra doktor bize baktı, sonra geri başını eğip, raporu kontrol etti.
"Hilal hanım 1 2 saate doğru, çıkabilirsiniz, 10 günlük rapor yazdım biraz zor oldu ama, 10 gün boyunca bol bol dinlenin geçmiş olsun". Dedi doktor.
" Çok teşekkür ederiz doktor bey". Dedi fatih.
" Ne demek başkomiserim görevimiz , ama gizli görev değil ". Diye cevap verdi doktor imalı imalı , hemen kaş göz yaptım sussun diye , neyse çıkışta görüşücez seninle doktor bey .
Fatih garip bir şekilde baktı ahhahs, Güzelce yemeğimi yedim, " Ya Fatihğğ ben bebek değilim kendim de suyumu içebilirim". Dedim
"Şşş sus dırdır yapma, hastasın işte yardım ediyoruz".
" Dırdır mı? ".
" Evet dırdır".
" Bu kabloları şimdi boğazına dolarım senin Fatih sinir etme beni ". Dedi hilal sinirle
" Tammam sakin ol şampiyon ". Aslında bana böyle davranması çok hoşuma gidiyor, yani benim gibi bi mağra kadını ile, mizahı çok yüksek, seviyorum ben bu adamı,
Birden içeriye annem babam, Büşra abla yanında bi adam muhtemelen Fatih'in babası, şok içinde onlara baktım. Annem ve babam yanıma gelerek.
" Kızım sen nasılsın durumun nasıl, daha iyi misin ". Diyip soru yağmuruna tuttu
" Kizum geçmiş olsun, korkuttun bizi ".
Dedi Büşra abla , engin abi yanıma geldi.
" Geçmiş olsun kızım, nasılsun durumun nasıl ".
" Sağolun çok iyiyim , sizin durumunuz nasıl".
Birden babam Fatihe döndü ve elini uzatarak, " Siz Fatih kaya olmalısınız, kızımı kurtaran adam". Dedi,
Fatih babamın elini sıktı ve, " Yani görevimizi yaptık, ama sadece onu kurtaran adam değilim, eğer sizinde müsadeniz olursa, bundan sonra hep seveceğim ve hilali emanetim gibi koruyup kollamak istiyorum ".
O an Büşra ablanın yüz ifadesinden de anladım, içi içine sığmadı,
Hassiktir, What is , bu da nesi, bu da ne olaki, şuan herşey rüya gibi, ellerim titredi heyecandan, kalbim sıkıştı,
Babam engin abinin elini sıkarak. " Kızımı koruyup kollayan delikanlının babası ve annesi ile tanışmayı çok isterim açıkçası, kızım benim için herşeyden değerli ".
Mutluluktan ne yapıcağımı bilemedim, aslı sultan ve Büşra abla ay pardon kaynanam kantine indiler çay içmek için, babam ve engin abi de yanlarına gitti, iahhahshs allahım şaka gibi,
" Hayret korkmadın, amcacım Hilal benim ebedi bacımdır demedin". Diyip kahkaha attım.
"Bizim korkumuz sadece Allah'tan , ayrıca racon kitapımızda korku diye bir şey yok ". Dedi Fatih göğsünü gererek
" Laflara gel yaa". Diyip ayağa kalkmaya çalıştım, annemin getirdiği elbise poşetini alıp banyoya girdim.
" Yardım gerekirse seslenmen yeterli". dedi Fatih.
" Olursa seslenirim ". Dedim gülerek
Bakalım annem ne getirmiş, inşallah düzgün şeyler getirmiştir, bu çocuğun karşısına sadece, pijama takımım ve kanlı bi tişört ve pantolonla çıktım, poşeti açar açmaz sevindim, hafif geniş krem rengi kumaş pantolon, üstüne mavi gömlek, eve gidince Belizin anlından öpücem gerçekten, istemediğim halde makyaj çantamı ve güneş gözlüğümü göndermiş, çorabımı ve spor ayakkabımı giydikten sonra,
bol makyajla morlukları kapatmaya çalıştım, bağzı yerler mosmor olduğu için gitmedi ama olsun, saçımı tarayıp, en sonda Glossumu sürdüm, kapıyı açtığımda, fatih koltuktan kalkıp.
" Çıkmasaydın , ben sabaha kadar burda götümün üstünde otururdum ya, annemler 2 kere aradı nerde kaldınız diye ". Dedi, şu anlar sanki bir rüya bir hayal gibi, o kadar komikti ku şu anlar
" Sabırlı olmaya şimdiden başla, ihtiyacın olucak başkomiser ". Dedim, Fatih cebinden, telefonumu çıkararak,
Bana uzattı. " Al bakalım telefonun".
" Ayyy canım iphonem, seni ne kadar özledim, Bluetoothuna kurban olduğum"
" Keşke beni de bu kadar sevsen ".
" Seviyorum". Diyip hızlıca odadan çıktım, Fatih peşimden gelerek " Ne dedin bidaha söyle ".
" Bişey demedim". Diyip hızlıca kantine indim,
annemler bizi görüp yanımıza geldiler birlikte kapının önüne çıktık,
" Nesrin teyzen evde bekliyor ".
" Tamam anne".
Annem ve babam, onun annesiyle babasıyla vedalaştı ve arabaya bindi, onunkilerde bindi, ikimiz tek kaldık.
" Şey yarın görüşürüz ". Dedim utanarak
" Görüşürüz devrem ".
Ben sırıtarak arabaya bindim. Bidakka bu araba Honda civic mi???
" Baba sen arabanı mı değiştirdin". Diye sordum.
" Ne sandın kızım, sen ve Hakan evden gidince biz zengileştik varya görmen lazım". Dedi babam
Kahkaha attım, vayy bide Honda Civic almış, Hilal bunu beğendi hahshs.
Birden duraksadım, " Şey baba ben özür dilerim, senin bize aldığın araba hurda oldu şuan tamirde". Dedim , babam dikiz aynasından bana bakarak,
" Sıçarım arabaya, cana geleceğine mala gelsin, gerçi senin canına da geldi ama olsun ". Dedi ,
Babamın benim ve annemin yanında ilk defa küfür ettiğini duydum, benim için küfür sayılmaz ama olsun ahhahs, ama şuan o kadar duygulandım ki,
" Baba eğer, sende izin verirsen, ben para biriktirip kendime güzel bi araba almayı düşünüyorum, bizim araba tamir oluca da, araba alana kadar kullanıcaz, sonra onu satıp hakan'la bölüşücez, ama hakan'la ortak değil, sadece tek başıma, kendime araba alıcam, o ne yapıyorsa yapsın ". dedim
" Kendini çok sıkıştırmada kızım, almak istiyosan al, ki zaten ihtiyacın var işe gidip geliyorsun, sen zaten Hakan sümsüğünü boşver, oda az önce bana öyle dedi telefonda, haspam yeni araba alcakmış ". Dedi babam, kesinlikle kız erkek ayrımı yoktur ailemizde hshshsh
" Tamer, çocuklar arasında ayrım yapma, piskolojiileri bozulacak ". Dedi annem,
" Bunların piskolojiileri mi kaldı, allahına yarın öbür gün çocuklarımız evlenicek, sen hala onlara bebek gibi davranıyorsun, hanım ". Diye cevap verdi babam
" Ee o ikisi gidince ne yapıcaz tamer bey ".
" Yenisini yaparız hanım, ama böyle zeka fışkırsın çocuktan! ". Dedi babam
" Yaa böyle minnak minnak, olucak elleri, ya tamer düşünsene bizim torunlarımız da olucak, biz seninle dede ve anneanne , babaanne olucaz yaa ağlıcam şimdiden". Dedi annem,
Eve geldik, belizle odama kaçtık, baştan sonuna kadar fatih ile aramızda geçenleri anlattım,
" Ne yani siz şimdi, siz sevgili misiniz ağahağa". Diye bağırdı, elimi ağzına götürdüm.
" Kız sus herkes evde duyacaklar". Dedim gülerek
" Kanka adına çok mutlu oldum, şuan herşey hayal gibi ". Dedi beliz
" Evet kanka ya, bana da öyle geliyor neyse ben şu içmeye gidicem, geliyorum hemen". Diyip odadan çıktım, mutfağa gittim, tam bardak alıcakken annemlerin balkondan sesi geldi, gizlice dinlemeye başladım, " Şimdi kimse ona hasta muamelesi yapmicak, normalde nasıl davranıyorsanız öyle yapıcakaınız,
tranvasının tetiklenmemesi için, Hilal'e normalde nasıl davranıyorsak öyle davranıcaz, gerekirse ev işi yaptırın". Diye anlatıyordu annem ve teyzeme, ya canım babam, kıyamam size ben ya, çaktırmadan su içip odama geçtim,
