35. bölüm · ŞAHİN BAKIŞI

35. Bölüm

Merve Eribol

Eve vardığında cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açtı.

" Abla ben geldum!". Diye seslendi

"Abla?". Diyerek tekrarladı. Aysime

Korkuyla eve bakındı, ve o sırada kapı açıldı. Gelen Fadime ydi elinde ise birsürü alışveriş poşetleri.

Aysime elini başına götürerek. " Ay bugün gelinluk bakmaya gitmiştinuz! Değul mi! Unutmuşum! Ula benum aklım nerde! ". Diye söylendi.

Fadime gülerek. " Delidir ne yapsa yeridir! ". Dedi

Aysime merakla. " Naptınuz abla! ". Diye sordu

" Gelunluk baktuk, birinu beğendum aldum, ayakkabu falan daha birsürü şey! Sağolsun Büşra abla beğendiğum herşeyu aldı!". Dedi Fadime.

Aysime poşetleri karıştırarak. " Ulaa! Ha bunlar çok güzeldur Abla! Hele senun üstünde daha güzel durur!". Dedi

Fadimenin gözlerinde ışıltı vardı belkide bir umuttu beklediği şey, fadimenin eli, en arkadaki poşete gitti, beyaz saten bir gecelik vardı, eline aldı.

Fadime geceliği elinde bir süre tuttu.

Parmaklarının arasından kayıp giden saten kumaşa baktı.

Gülümsedi.
“Bunu görünce,” dedi hafif bir kahkahayla,
“Büşra teyze ‘gelin evinin olmazsa olmazıdır’ dedi.”

Aysime de gülümsedi.
“Doğru demiş,” dedi.
“Yakışır saa.”

Fadime geceliği poşete geri koydu.
“İnsan,” dedi neşeyle,
“bazen kendune yakışani seçiyormuş meğer.”

Aysime onu izliyordu.

Ablasının yüzündeki o canlılığı,

o içten gülüşü…

Gerçekti.

Ama ikisi de biliyordu.

Bu mutluluk,

başkasının sevgisinden değil,

Fadime’nin kendi içinden geliyordu.

Aysime poşetleri masaya bıraktı.
“Çay koyayum mi?” dedi.

“Ben koyarum,” dedi Fadime.
“Bugün benim günum.”

Mutfakta kettle çalışırken

Fadime mırıldanıyordu.

Sanki gerçekten bir gelin gibi…

Sen yarim idun,
Sevduğum idun,
Söz vermiştuk, ölümüne
Sen benum idun
Anl umuza yazildi yar
Bu kara yazi

Aysime kapı eşiğinde durdu. Ablasının güzel sesini dinledi.

Hiçbir şey söylemedi. Çünkü bazı gerçekler, dile gelmezdi...

Fatih’in Fadime’yi sevmediğini

ikisi de biliyordu.

Ama bu akşam

o bilgi konuşulmayacaktı.

Fadime tepsiyi alıp geldi. İki çay, iki kardeş… Masaya oturdular.

Fadime çayından bir yudum aldı.
“Güzel bir gündü,” dedi.

Aysime başını salladı.
“Evet,” dedi.
“Güzeldi.”
İkisi de aynı anda sustu.

Sonra aysime sessizliği bozdu. "Benum şu delu varduya! Hayatumu kurtaran! He işte o avukatmuş! Şaka gibu". Dedi

Fadime imalı bir bakış ile. "Senun ki he! ". Dedi

" Ya abla oyle demek istemedum sende biliysın! ". Dedi aysime

" Tesadüfe bakar misun aysime! Hayalindeku mesleğu, o adam yapay! Bu kader! Senun kaderun! Kaçma kaderunden!". dedi fadime.

"Ne kaderu be abla! İşim olmaz o istanbul bebesuylen! ". Dedi aysime.

---{}{}{}---

" Atakan ne olur yalvarırım! sadece bir kerecik! Uzaktan göreyim! Ne olur! 1 aydır görmedim! Ölüyorum hasretinden! ". Dedi Hilal

Atakan sinirle. " Olmaz Hilal! Ya beni görürse! Ya da seni! O zaman ne olur! O sana gelmek isteyecek! O zamanda fikret ya seni ya da onu yaşatmaz!". Dedi

Beliz , hilalin bu haline bakarak. "Ya Atakan! Uzaktan bir beş dakika görsün! Görmüyor musun kızın halini! ". Dedi

Atakan oflayarak ayağa kalktı. " Ya varya ben neden hep kendimi yapmayacağım dediğim şeyi yaparken buluyorum! Hepsi sizin yüzünüzden! ". Dedi

Hilal sevinçle ayağa kalktı.

" Teyze biz on dakikaya falan geliriz! ". Dedi Hilal

Nesrin hanım. " Tamam gülüm bizde beliz ile akşam yemeğini hazırlarız! Dönerken hakanı arayın yemeğe yetişsin! Orospu gibi sürtünmesin dışarıda! ". Dedi

Herkes kendini tutamayarak gülmeye başladı.

" Hadi hadi! ". Dedi Atakan ve aşşağıya inip arabaya bindiler.

" Bu arada arabam neden hâlâ yok Atakan! Sattın mı? Tefeci misin sen?! Nerde arabam". Dedi Hilal

" Araban yarın sabah çıkacak, ben erkenden almaya gideceğim merak etme! Tefeci de değilim! ". Dedi Atakan

Ve Fatih'in evine doğru sürmeye başladı. Bir süre sonra bir sokağa girdiler.

Atakan iç çekti. " Hey gidi günler hey! Bak şu köşedeki direği görüyormusun? Fatih kör ebeydi koşarak oraya tosladı. Bir hafta ağladı! Burnu kırılmıştı, büşra teyze ağzımıza sıçmıştı bizim! ". Dedi

Hilal kıkırdadı. " Canım benim ya! Şuan içi içini yiyordur sıkıntıdan!". Dedi

Atakan eli ile işaret ederek. "Bak şu ev bizim ev, annemleri görmek istiyorum ama gittiğim gibi Fatih'e haber gidecek! Bizim hemen arkadaki evde Fatihlerin! ". Dedi Atakan

Atakan arabayı sokağın köşesinde durdurdu. Motoru kapatmadı. Sanki her an kaçacaklarmış gibiydi.

Hilal camdan yavaşça eğildi. Perde aralığından bakar gibi… Kalbi göğsünü dövüyordu.
Ve…

Gördü.

Fatih balkonda, dirseğini demir korkuluğa dayamıştı. Elindeki sigaradan derin bir nefes aldı. Duman havaya karışırken yüzündeki ifade… yorgun, kırık, dalgındı. Gözleri boşluğa bakıyordu ama belli ki aklı bir yerde takılı kalmıştı.

Hilal’in gözleri doldu.
“Elini yüzüne götürme,” diye fısıldadı atakan. “Görür seni.”

Hilal başını salladı ama gözyaşını tutamadı. Sessizce aktı.
“Zayıflamış,” dedi kısık sesle. “Çok zayıflamış…”

Atakan aynadan ona baktı. Dişlerini sıktı. “Bakma Hilal,” dedi sert ama içi yanarak. “Ne olur bakma.”

Hilal gözlerini kısarak baktığında, olduğu yerde dona kaldı. Fatih'in parmağındaki parlayan alyansı gördü.

Gözünden daha fazla yaş almaya başladı, ama Atakana belli etmedi gördüğünü.

Fatih sigarayı küllüğe bastı. Tam içeri girecekken durdu. Sanki bir şey hissetmiş gibi… Başını hafifçe sokağa çevirdi.

Hilal’in nefesi kesildi.

Atakan refleksle arabayı biraz daha geriye aldı. Farlar kapalıydı ama yine de risk büyüktü.

Fatih birkaç saniye sokağa baktı. Kaşları çatıldı. Sonra omuzlarını silkti. “Saçmalıyorum,” der gibi başını iki yana salladı ve içeri girdi.

Hilal’in dudakları titredi. “Gördü mü?” dedi panikle.

“Hayır,” dedi Atakan net bir sesle. “Görmedi.”

Hilal gözlerini kapattı. Elini kalbine bastırdı. “Bir ay…” dedi. “Bir ay çok uzunmuş Atakan.”

Atakan motoru çalıştırdı. “Bu sondu,” dedi. “Bir daha yok.”

Hilal başını salladı. “Tamam,” dedi. “Yeter… görmüş olmak yetti.”

Araba sokaktan çıkarken, Fatih’in evinde balkon ışığı söndü.

Ama Hilal’in içinde yanan ışık…

Kolay kolay sönmeyecekti.

---{}{}{}---

Hilal içinden kendi kendine söylüyordu. (Nişanlanmış! Fatih nişanlanmış! Takmış yüzüğü!)

"Hakanı aradım eve geçer birazdan, bizde bir ön dakikaya varırız! ". Dedi Atakan

Ama Hilal onu duymuyordu.

“Duydun mu Hilal!?” diye sesini yükseltti Atakan.

Hilal irkildi. Gözlerini sildi, camdan başını geri çekti. “Ha?… ne… duydum,” dedi ama sesi boştu. Söylediğiyle hissettiği arasında uçurum vardı.

Atakan ona baktı. Onu bu hâlde görünce içi burkuldu. “Bak,” dedi daha yumuşak bir sesle, “Ben sana demiştim. Görmek iyi gelmez.”

Hilal dudaklarını ısırdı. Başını iki yana salladı. “yok! Çok iyi geldi! Ben başka birşey düşünüyordum” dedi fısıltı ile

Ve eve vardılar, tam o sırada hakan arabasını park etmiş yeni iniyordu arabadan.

Hilal arabadan inerken derin bir nefes aldı. Omuzlarını dikleştirdi. Gözlerinde hâlâ ıslak bir parıltı vardı ama yüzüne yerleştirdiği ifade sakindi. Kimse bir şey anlamamalıydı.

Hakan arabasının kapısını kilitleyip onlara doğru döndü. “Ha, siz de mi geldiniz?” dedi. “İyi denk geldik. Siz nerden geliyordunuz? Bella nerde”

Atakan başıyla selam verdi. “dışarda işimiz vardı, Bella? Beliz mi? Onu soruyorsan o evde” dedi

"Evet onu soruyorum, belizsel şekil anladın mı! ". Dedi hakan.

Ama Atakan öylece hakanın suratına baktı, çünkü hakanın dilinden anlamıyordu.

Hilal kendini toparladı. " Teyzem dedi ki orospu gibi akşamlara kadar dışarda sürtmesin!". Dedi hakana.

Hakan şaşırarak. "Ben mi? Orospu mu? Kızım ben orospu olsayıdım, siz benim gibi orospuyu zor bulurdunuz tamam mı! ". Dedi

Atakan elini yüzüne kapattı. “Allah’ım sabır…” diye mırıldandı gülerek.

Nesrin hanım kapıdan kafasını uzattı. “Ne bağırıyorsunuz yine?” dedi.

Hakan hemen savunmaya geçti. “Ben bir şey yapmadım!” dedi. “Hilal bana orospu dedi teyzoşum!”

Nesrin hanım kaşlarını kaldırdı. “E doğru demiş,” dedi gayet sakin. “Akşama kadar neredeydin?”

Hakan ağzını açtı, kapattı. “Ben… şey…” dedi. “Hayatımı yaşıyorum?”

Beliz mutfaktan gelerek. “Hayatını içeride yaşa! Yemek soğuyor!”

Hakan omuz silkti. “Gördün mü?” dedi Atakan’a. “Evde demokrasi yok. Sen birde bu aileye damat olarak geleceksin! Bence bir daha düşün! Hatta beş kere falan düşün, birde beliz ile evleneceksin! ”

"Ya sen niye kötü şeyler söylüyorsun! ". Diyerek kızdı beliz.

"Ya hadi içeri! ". Diyerek herkesi içeriye ittirdi nesrin hanım.

---{}{}{}---

(Sabah)

"Yani müstakbel damat burdayken ben neden ekmek alıyorum?! ". Dedi hakan sitem ederek.

" Cevap verme yürü hadi! ". Dedi hilal.

" Ben hilalin arabasını almaya gideceğim sanayiden geç gelirim, ve sizde açlıktan ölebilirsiniz! ". Dedi Atakan.

Hilal, Belize bakarak. " Tamam beliz sende Atakan ile git, güzel bir kahvaltı yaparsınız, sonra sen benim arabayı getirirsin, Atakan iki arabayı aynı anda süremez değil mi? ". Dedi

" Olurr aslında! ". Dedi beliz

Atakan gülerek. " Süper ötesi olur hatta! ". Dedi ve evden çıktılar.

" Ahh bu ergen aşıklar ne olacak!". diyerek arabasına ilerledi hakan çarşıya, fırından ekmek almaya gidecekti.

---{}{}{}---

"Yani demir kıçuni kaldurmaz lazum değilken! Ama bugün lazum! Ve demir efendi gemi ile denize açılmış he! İş için! ". Dedi ayrımı sinirle.

" Aynen oyle! Hadi yürü ekmek almaya! ". Dedi Fadime, aysimeyi kapıya ittirerek.

Aysime sinirle evden çıktı.

" Eve bir gelsun o içi boş olan kafasuni ısırmzsam! ". Diyerek söylendi.

Fırın biraz ilerdeydi. Yaklaşmıştı

Birden biri yolumu keserek, ilerlemesini engelledi.

Taner sırıtarak. " Lazlarun en güzelu! Alacağum kizum senu! İstediğun kadar kaç benden! Sonunda benum olacaksun! Zorla olsada! ". Dedi

Aysime sinirle onu ittirerek. "Ölsem de senun gibu bir pislikle evlenmem! Akluna sok buni gerizekalu! Eğer birdaha yoluma çıkıp, rahatsız edersen, senu Demire söylerum, paramparça eder senu! ". Dedi

Taner sinirle, aysime nin kolunu tutup sıktı. " İsteyip istemeduğini sormadum zaten! Benum olacaksun! Dedum o kadar! ". Diye bağırdı

Aysime. " Bırak beni! Dokunma bana! Miğdem bulaniy senden!". Diye bağırdı

Tam o sırada bir arabanın anı fren sesi duyuldu

Arabadan biri indi, bu Hakandı hızla yanlarına doğru ilerledi ve sinirle Tamer'in yüzünün ortasına yumruk yapıştırdı.

Taner sendeleyerek geriye doğru savruldu. Burnundan kan fışkırdı. Ne olduğunu anlamadan yere kapaklandı.

Hakan yumruğunu sıkarak önünde dikildi. “Sen,” dedi dişlerinin arasından, “kim oluyorsun da bir kadına isteği dışında dokunuyorsun lan?”

Aysime donup kalmıştı. Kolunun acısı hâlâ sızlıyordu ama asıl titreyen içiydi. Gözleri Hakan’a kaydı. Hayatında ilk defa birinin, tereddüt etmeden önüne geçtiğini görüyordu.

Taner yerden kalkmaya çalıştı. “Sen kimsun lan! Karışma—”

Hakan onu yakasından tuttu, tekrar yere bastırdı. “Adımı bilmen gerekmiyor,” dedi. “Bir daha bu kızın gölgesine bile yaklaşmayacaksın. Yoksa bu yumruklar fragman kalır.”

O sırada fırının önündeki birkaç kişi yaklaşmaya başlamıştı. Taner etrafına bakınca geri adım attı. Dişlerini sıktı, nefretle Aysime’ye baktı. “Bu iş burada bitmedu!” diye tısladı.

Hakan bir adım attı. “Bitti,” dedi net bir sesle. “Ben bitirdim.”

Taner söylene söylene uzaklaştı.

Sessizlik çöktü.

Aysime’nin dizleri titredi. Güçlü görünmeye çalışsa da nefesi düzensizdi. Hakan dönüp ona baktı. Sert yüzü bir anda yumuşadı. “İyi misin?” diye sordu.

Aysime başını evet anlamında salladı.

Hakan aysimeye bakarak. "Bak sakın başlama yine beni takip ettin sapık falan diye! Ben fırına ekmek almaya gidiyordum, arabada sağ sol kontrolü yaparken sizi gördüm! ". Diyerek açıkladı

Aysime Hakana baktı ve. " Yok saçmalamayacağum! Teşekkür ederum! ". Dedi sadece

" Eve bırakmamı istermisin? ". Diye sordu hakan

" Yok sağol! Ben ekmek alacaktum!". Dedi Aysime.

Hakan gülümsedi ve fırına doğru yürümeye başladılar.

"Sedat abi! İki tane ekmek alacağum ben! ". Dedi aysime

" Bende 4 tane alacağım! ". Dedi hakan.

Aysime Hakan’a bakakaldı.
“Niye dört tane?” diye sordu istemsizce.

Hakan omuz silkti.
“Ev kalabalık,” dedi. “Bir de bu çocuk fazlası ile aç! ". Dedi

Sedat abi gülerek poşetlere ekmekleri koymaya başladı.
“Gençler sabah sabah pek neşelisinuz ha,” dedi. “Maşallah.”

Aysime cebine uzandı, parasını çıkardı.

Tam parayı uzatacakken Hakan elini daha hızlı davrandı. Parayı tezgâha bıraktı.
“Hepsi benden,” dedi net bir sesle.

Aysime itiraz etti.
“Olmaz öyle şey! Kendi ekmeğimun parasını öderum ben.”

Hakan ona yan gözle baktı.
“Az önce kolunu sıkan adamdan kurtardım seni,” dedi sakin ama kararlı bir tonla.
“Bir de ekmek parası mı tartışacağız?”

Aysime’nin kaşları çatıldı.
“Onunla bunun ne alakasi var şimdu?”

Hakan hafifçe gülümsedi.
“Var,” dedi. “Benim dünyamda var.”

Sedat abi ikisinin arasındaki bakışmaları keyifle izliyordu.
“Gençler,” dedi poşeti uzatırken,
“Parayı aldım. Kavganuzi dişarida devam ettirun.”

Hakan poşeti aldı, Aysime’nin eline tutuşturdu.
“Al,” dedi. “Senin ekmeklerin.”

Aysime poşeti tuttu ama geri vermedi. İçinden bir of geçti.
“İnatçısun,” dedi.

“Sen de,” diye karşılık verdi Hakan.

Ve dışarı çıkıp arabaya dopru yürümeye başladılar.

Aysime, Hakana bakarak. "Sen önceku hayatunda laz olabilirmisun? Bence öylesun! Hiç istanbulli davranuşlarun yokta! ". Dedi

Hakan gülerek. " Ben zaten istanbullu değilim ki! Adanalıyım!". Dedi

Aysime şaşırarak. " Aa öyle mi!". Dedi . "Demek adanalusun! Delulerun tam adresu! ". Diye eklendi