33. bölüm · ŞAHİN BAKIŞI
33. Bölüm
Yazarın anlatımı ile:
Fadime ve aysime akşam yemeği hazırlıyordu mutfakta.
Aysime birden. "Abla! Birşey soracağum ama sakun yanluş anlayup kizma baa! ". Dedi
Fadime iç çekerek. " Soyle! Soyle! Yoksa patlayacaksun bellu! ". Dedi.
Aysime: Fatih ile sırf beşuk kertmesu olduğuniz içun evleneceksunuz bilisın dimi! Yani neden göz yumaysun! Bu yaşananlara!
Fadime: Fatih... Benum içun sadece beşuk kertmem değulki! Ben yıllardur sevdaluyum ona! Kimse bilmeden, kimse duymadan devam etturdum sevdamu. Canımdan daha değerlu benum içun, ha bu kalbum var ya! Sadece onun içun atayi!
Aysime: peki ya Fatih? Saa aşuk mi? Senu mutlu edecek mi? O yıllardur istanbuldaydi, ya sevduğu olmişsa, orada, belki de sevgulusi vardur, nerden bileceksun, Fatih ile konuştuğun yokki, numarası bile yok senda! Bunlara rağmen mi evleniysın!
Fadime: sen kimun tarafundasun Aysime! Ben sadece, ona karşu yıllardur çektiğim hasret bitsun istiyrım! Elune dokunmayi, tutmayi istirım Aysime!
Aysime elindeki bıçağı yavaşça tezgâha bıraktı.
Fadime’ye döndü.
Gözleri doluydu ama sesi sakindi.
“Ablam…” dedi.
“Ben senun kötülüğünü ister miyum? Sadece korkayrum. Bu kadar sessuz bir evlilik… bu kadar konuşulmamiş şey…”
Fadime ocağın altını kıstı.
Arkasını döndü.
Göz göze geldiler.
“Korku,” dedi Fadime.
“Ben korkuyi çoktan geçtum Aysime. Ben yıllardur bekleyrum. Bir umutla. Bir gün döner de benu ister diye.”
Aysime başını salladı.
“Ya istemezse?”
Bu soru mutfağın ortasına düştü.
Ağır…
Soğuk…
Fadime’nin dudakları titredi.
Ama geri adım atmadı.
“İstemezse de…” dedi fısıltıyla.
“Ben yine de razıyum. Yeter ki aynı evde olayum. Yeter ki gözümün önünde olsun.”
Aysime bir adım yaklaştı.
“Bu sevda değul abla,” dedi.
“Bu kenduni yok etmek.”
Fadime sertleşti.
“Sen ne anlarsun sevdanun ağırlığundan!”
Aysime’nin gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Doğri anlamam! İşum olmaz sevda ile! ” dedi.
“ama sevda insanu ezmemeli. Nefessiz bırakmamalı. Abla anlimisin!”
Mutfakta kısa bir sessizlik oldu.
Sadece tenceredeki yemeğin fokurtusu duyuluyordu.
Fadime gözlerini sildi.
“Söz bitti Aysime,” dedi.
“Bu iş olacak.”
Tam o anda kapı gıcırdadı.
Demir içeri girdi.
"Açluktan öleyrum! Öleyrum! Ne yaptuniz! Yahnu mi o tenceredeku! Bayulurum! ". Dedi ve eline kaşık alıp tadım yaptı.
Aysime ve Fadime kendini toparladı.
" Varya mükemmel olmiş Fadime abla! Elune sağluk! Bayuldim!". Dedi demir.
"Aysime yaptu yahnuyi!". Dedi Fadime.
Demir, Aysimeye bakarak. " Yalan ettum! Fışkı tadi geliy! Çok bellu Aysume nun elinun değduği! Oy boğazum! Öleyrum! ".
Demir boğazını tuttu. Ve en sevdiği şeyi yapıyordu şuan, Aysimeyi zorbalamak.
Aysime sinirle gözlerini demire dikti.
" Abla öleyrum! Ambulansu arayun! Genç yaşumda öleceğum!". Dedi demir
Aysime elindeki kaşığı tezgâha sertçe bıraktı.
Demir’e döndü.
“Demiiir!” dedi.
“Kes artık! Beğenmedun ya, yeme o zaman! çarpacağum bir tane ağzını ortasina! Göreceksun!". dedi
Demir boğazını tutarak mutfağın ortasında dolaştı.
“Ölüyrum ben,” dedi dramatik bir sesle.
“Genç yaşumda göçecem bu dünyadan! Hemde evlenmeden”
Fadime kaşlarını çattı.
“Ula kes şu tantanayı! Az önce bayuldum diyirdın!.”
Demir hemen döndü.
“O taktikti,” dedi.
“Önce yüceltirsun, sonra eleştirirsun… psikoloji bu!”
Aysime gözlerini devirdi.
“Psikoloji falan değul, terbiyesuzluk!”
Demir kaşığı tekrar tencereye daldırdı.
“Son kez tadayrum,” dedi.
“Ölmeden önce…”
Aysime sinirle.
“Yeme dedum sana!”
Demir dinlemedi.
Bir kaşık aldı.
Sonra bir kaşık daha.
Bir anda durdu.
Kaşlarını çattı.
Tekrar aldı.
Sonra hiç konuşmadan tencerenin kapağını kapattı.
Fadime şaşkınlıkla baktı.
“Ne oldi?”
Demir ciddiyetle.
“Bu iş ciddi, fazlasu ile köti” dedi.
Bir süre sonra…
Sofra kuruldu.
Herkes yerini aldı.
"Demir babayu ara, ne zaman gelecek, biz açuz,". Dedi fadime
" Baba gelmiy, idris amca ile resul abilere davetli yemeğe, biz yiyelum!". Dedi demir
Demir önündeki tabağı bitirdi.
Hiç konuşmadan, kalktı.
Bir tabak daha aldı.
Aysime gözlerine inanamadı.
“Ula sen hani…,” dedi.
“Hani beğenmemiştun? Hani fışkı tadi geliydi?”
Demir ekmeğini yahninin suyuna bandıra bandıra yedi.
Ağzı doluyken konuştu.
“İnsan fikrini değiştiremez mi?”
Aysime sinirle.
“Az önce öleyrum diyordun!”
Demir omuz silkti.
“Dirildum.”
Fadime kahkahayı patlattı.
“Ula sen tam bir baş belasisun!”
Demir ikinci tabağın da sonuna geldi.
Arkasına yaslandı.
“Şimdi ölebilurum,” dedi.
“Gönlüm rahat.”
Aysime kollarını bağladı.
“Bir daha benim yemeğime laf edersen,” dedi.
“Üçüncü tabağı kafandan aşağı dökerum.”
Demir sırıttı.
“Dök,” dedi.
“Yeter ki pişir.”
Aysime istemsizce gülümsedi.
Sonra hemen toparlandı.
Ama yüzündeki sinir…
yerini kısa bir anlığına
sıcak bir aile karmaşasına bırakmıştı.
---{}{}{}---
Fikret mutlulukla çayını yudumlayıp. "Ula resul! Ben saa ne dedum! Bu plan kesin işe yarar! Bak yaradi! ". Dedi
" Vallahi de yaradi! Şamdi Yarun gelup nişan mi yapacaklar! Fikret abi". Dedi resul
İdris bey gülerek. "Gelecekler tabi! Mehir olarak yaylalardan başlayabiliruz! ". Dedi
" Aynen öyle abi! Neyse ben kalkayum, evdekilere haber vereyim tezden hazurluklara başlasunlar! ". Diyerek ayağa kalktı fikret bey.
---{}{}{}---
Sofra toplanmış, demir salonda televizyon izliyor, Fadime ve Aysime mutfağı topluyordu.
Fadime gülerek. " Aysime senun evluluğunu çok merak edeyrum!".
Aysime: merak etma abla! Çünku oyle bir şey olmayacak!
Fadime: ula çok güzel bir kizsun! Neden erkek fatma gibu davranaysun! Ama unutma sende bir kadunsun! Elbet, sevdalanacağun bir uşak olacak!
Aysime: heveslenme abla! Sevdaluk falan umrumda değul! Hayalimdeku mesleğu bir kazanayum! Bir avukat olayum! Babamun elunun altından da çıkacağum! İstanbul'a taşunacağum!
Fadime: git git! Belkide nasibun ordadur! Ula zaten bu sene son senen değul mi! Eğer başaruli olursan sen seneye şimdu avukat mi olacaksun! Ağlayacağum vallah
Aysime: heyecanlanma abla hemen seneye avukat olmam ki! Once iyi bir avukatun yanunda çaluşacağum, işu öğreneceğum
"Fışki torbasi olur anca bu Aysimeden! " . Diye bir sesle irkildiler.
İkiside başını çevirdiler.
"Ne bakaysunuz! Çayum bittu! Doldurmaya geldum!". Dedi demir, ve çaydanlığa uzandı.
" Sensun fışki torbasu! Vitaminsuz demir! ". Diye bağırdı Aysime.
Demir elindeki dolu bardağı tezgahın üstüne bıraktı, " Baa bak! Abinle doğri konuş! Çarparum birtane ağzinun ortasuna ". Dedi
Aysime sinirle demir'in karşısına geçerek. " Ula salak! Biz senunle ikuzuz! İkuz! Anladun mi beyin yoksini! Aynuyuz! Aynu yaş! Sen benum abim değulsun aptal demir! Sen benum ,bende senun ikiziyum!". Diyerek bağırdı.
Demir bir saniye durdu.
Sonra kaşlarını kaldırdı. Sırıttı.
“İyi ki hatırlattun,” dedi. “Az daha kendumi senden büyük sanacaydum.”
Aysime şaşkın. “Ne diyisun?”
Demir çay bardağını eline aldı, bir yudum içti. “İkuzsak,” dedi, “demek ki ben neysen sen de oyum.”
Aysime ters ters baktı. “Ne yani?”
Demir parmağıyla Aysime’yi işaret etti. “baa az once fışki torbasu dedun ya! Demek ki sen de fışki torbasusun,” dedi gayet ciddi. “Genetik bu. Kaçışu yok.”
Aysime çıldırdı. “Ula terbiyesuz!”
Demir omuz silkti. “Bilim konuşuyrum kizum! ” dedi. “İkuzluk kolay iş değul.”
Fadime kahkahayı tuttu. “Ula Demir, sus artık.”
Demir susmadı. “Aysime avukat olacakmış ya,” dedi. “Ben de davalarda bilirkişi olurum. suçlidur çünkü yemek yapmayi bilmiy diye ifade verurum.”
Aysime eline süngeri aldı. “Bir daha konuşursan ha bu süngeru soluk boruna tıkarum! ”
Demir geri çekildi. “Bak bak,” dedi. “Daha şimdiden tehdit ediy.” “Avukatlık sana yakışacak.”
Aysime istemeden güldü. Sonra hemen toparlandı. “Gülmedum!”
Demir göz kırptı. “Güldun.” “Gülünce de baa benzedun.”
Fadime kahkahayı patlattı. “Ula siz var ya,” dedi, “Evde ne gerginlik varsa alıp götürüyorsunuz.”
Demir çayını bitirdi. “Biz evin sigortasıyuz,” dedi. “Yangın çıksa bile biz dalga geçeruk.”
Aysime başını iki yana salladı. “Delisin sen.”
Demir ciddi bir ifadeyle. “Doğru,” dedi. “Ama bedava eğlenceyim.”
Mutfakta gülüşmeler yükseldi.
Demir aysimeye bakarak. "Aysime bana beyin yoksini demiştum ya! Hatırlarsan biz ikizuz! Yani sende mi beyin yoksinisun!". Dedi
" La havle vela kuvvete! ". Diye bağırdı aysime
Aysime ellerini iki yana açtı. “La havle vela kuvvete!” diye bağırdı. “Allahum sabır ver bana!”
Demir hemen atladı. “Amin,” dedi. “Baa da ver ama… ben daha çok sabur istiyrum. Açlukla sabır zor iş.”
Aysime süngeri tezgâha fırlattı.
“Ula senun tek derdun miden!”
Demir başını salladı. “Yanliş,” dedi. “Benum iki derdum var.” “Biri mide, biri sen.”
Aysime gözlerini kısarak baktı. “Ne demek o?”
Demir parmağını havaya kaldırdı. “Sen bağıraysun, ben acıkayrum.” “Evde denge bozuliy.”
Fadime gülmekten mutfağın tezgâhına tutundu. “Ula susun,” dedi. “Komşular duyacak da!”
Demir ciddileşmiş gibi yaptı. “Duyarlarsa duysunlar,” dedi. “Bilsunlar bu evde ikuz kavgası var.” “Her evde yok bu kalite.”
Aysime Demir’in karşısına dikildi. “Bak,” dedi. “Ben avukat olacağum.” “Sen da sanık olacaksun!”
Demir gözlerini açtı. “Niye?”
Aysime hızlıca saydı. “Psikolojik baski.” “Sözlu taciz.” “Mutfakta huzur bozma.” “Bir de… fışkı kelimesuni gereksiz kullanma.”
Demir düşünür gibi yaptı. “Eee?” dedi. “Ceza ne?”
Aysime kollarını bağladı. “Ömür boyu bana saygılı davranmak!.”
Demir irkildi. “Hop!” dedi. “Orda dur.” “Ben suçumu kabul ediyrum ama o kadar da değul.”
Aysime sırıttı. “Geç kaldun.”
Demir başını salladı. “saa bulaşmassam, gıcuk etmezsem zaman geçmezki aysümük, pardon aysime dicekim!"
Demir parmağıyla Aysime’yi gösterdi. “Bak bak,” dedi. “Gülüy.” “Beyin yoksini gülmez normalde.”
Aysime elini havaya kaldırdı. “Yeter!”
Demir geri çekildi. “Tamam tamam,” dedi. “Ama şaka bir yana ikizum, insanlarun içunde baa abi diceksun! Bizumde bir ağurluğumuz var kizum! ". Dedi
" He he deruk!". Diyerek demiri mutfağın dışına ittirdi Aysime.
---{}{}{}---
Demir mutfaktan çıkınca Aysime derin bir nefes aldı.
“Allahum sabır…” diye mırıldandı.
Fadime gülerek tezgâhı silmeye devam etti.
“İkuzluk zor iş,” dedi. “Ama onsuz da ev eksuk kalur.”
Tam o sırada dış kapının anahtarı döndü.
Kapı açıldı.
Fikret içeri girdi.
Üzerinde alışıldık ciddi hali vardı ama yüzündeki gülümseme saklanacak gibi değildi.
Sonra mutfağa yöneldi.
Fadime ile Aysime başlarını kaldırdı.
Fikret bir an durdu.
Boğazını temizledi.
“Fadime,” dedi ciddi bir sesle.
“Yarun nişanun var.”
Mutfakta zaman durdu.
Aysime’nin eli havada kaldı.
“Ne?” dedi.
“Nasıl yani yarın?”
Demir salon kapısından kafasını uzattı.
“Ha?” dedi. “Ne nişani?”
Fadime hiçbir şey söylemedi.
Ama gözleri…
Bir an parladı.
Sonra hemen başını eğdi.
Ellerini önlüğüne sildi.
Sesi sakin çıkmaya çalıştı.
“Baba… bu kadar tez mi?” dedi.
Fikret başını salladı.
“Tez,” dedi.
“İş büyümesun. Yarun sabah erkenden alışverişe çıkacaksunuz.”
Sonra Aysime’ye döndü.
“Sen yarun okula gitmeysun.”
Aysime şaşkın.
“Ben mi? Neden?”
“Çünku,” dedi Fikret net bir sesle,
“Fadime yalnuz kalmayacak.”
“Çarşıya birlikte gideceksunuz.”
“Nişan işi ciddi iştir.”
Demir merakla. "Ne bu acele? Ne yapmaya çalışiy ha bunlar! ". De
Fikret sertçe baktı.
“Sen yarun evde kalıp adam gibi duraysun.”
Demir hemen toparlandı.
“Ben zaten adamum,” dedi.
Aysime hâlâ şaşkındı.
“Baba… yarın mı yani?”
Fikret başını salladı.
“Yarun.”
Aysime Fadime’ye baktı.
Fadime’nin yüzü sakindi.
Ama dudaklarının kenarı titriyordu.
İçi içini yiyordu.
Sevinci boğazına düğümlenmişti.
Yıllardır beklediği şey…
Bir gecede olmuştu.
Ama belli etmedi.
Sadece,
“Peki baba,” dedi.
“Nasıl uygun görürsen.”
Fikret başını okşar gibi salladı.
“Haydi,” dedi.
“Yatın artık.”
“Yarun uzun gün.”
Gece ev sessizliğe büründü.
Ama Fadime uyuyamadı.
Tavana baktı.
Kalbi hızlı hızlı atıyordu.
“Gerçek mi?” diye fısıldadı.
“Yoksa rüya mi?”
Yan odadan Aysime’nin sesi geldi.
“Abla… uyuyabildun mi?”
Fadime hafifçe gülümsedi.
“Hayır,” dedi.
“Kalbum uyumiy.”
Aysime usulca güldü.
“Belli,” dedi.
“Bütün ev duyiy.”
Sabah…
Gün daha yeni ağarıyordu.
Horoz sesi bile gelmeden
Aysime gözlerini açtı.
Kalktı.
Kapıyı araladı.
Fadime çoktan ayaktaydı.
Başında keşan yazması,
Elinde çantası.
Göz göze geldiler.
İkisi de bir an durdu.
Sonra Aysime gülümsedi. Bu durumdan memnun olmasa bile, ablasının mutluluğu yeterdi
“Hadi abla,” dedi.
“Çarşı bizi bekley.”
Fadime derin bir nefes aldı.
Kalbi korkuyla, umutla, sevdayla doluydu.
Ve ilk kez…
Bu kadar erken bir sabah
Ona
bu kadar güzel gelmişti.
---{}{}{}---
"Hadi zeyno! Saat kaç oliy! Erken gideruk sanduk! Senun süslenmenu hesaba katmamışum!". Diye bağırdı Büşra hanım evin içinde.
Zeynep saatini hızla takarak salona girdi. " Geldim işte anne ne kızıyorsun! ". Dedi
" Cevap verme anneme! ". Dedi Fatih yeni uyanmış, dağınık saçı ile.
" O benimde annem yalnız! ", dedi zeynep.
Büşra hanım, Zeynep'in kolunu tutarak kapıya doğru çekiştirdi. " Biz diyiruk geç kalduk! Bu hâlâ riv riv ediy! ". Dedi
" Ya anne! ". dedi zeynep kolunu çekerek.
