38. bölüm · ŞAHİN BAKIŞI
38. Bölüm
Hakan gaza bastı. Arabanın içi ölüm sessizliğindeydi.
Aysime camdan dışarı bakıyordu ama hiçbir şey görmüyordu. Kalbi kulaklarında atıyordu.
Fadime ön koltukta ellerini dizlerine kenetlemişti. Dudakları bembeyazdı.
"İnşallah her şey içun geç kalmamuşuzdur! ". dedi Fadime boğuk bir sesle.
Hakan yan koltukta oturan Fadime’ye baktı.
“umarım Fadime abla! Yoksa ben gerçekten insanlıktan çıkar, yanlış şeyler yaparım!” dedi sertçe.
" Ne demeye çalışaysun! Yani Demiru ve babama zarar vereceğuni mi söyleysın! ". Dedi aysime.
Hakan’ın ayağı gazdan bir an bile çekilmedi.
" Belki de öyledir Aysime.”
Aynı anda – Nesrin Hanım’ın Evi
Hilal koltukta oturuyordu.
Üzerindeki kırmızı elbise hâlâ sırtındaydı ama artık bir zafer değil, bir yara gibiydi.
Nesrin Hanım mutfaktan seslendi.
“Çay koydum kızım. İç de kendine gel, sonra da bana olanları anlatıyorsunuz hemen beliz ile! ”
Hilal başını salladı ama yerinden kıpırdamadı.
"Birazdan geliriz Nesrin teyze! ". dedive Hilal'in yanına oturdu Beliz
Kapı zili çaldı.
Nesrin Hanım elindeki bezle kapıya yürüdü.
“hakan mı geldi acab—”
Kapıyı açar açmaz dondu.
Karşısında Fatih duruyordu.
Gözleri kıpkırmızıydı.
“Hilal…” dedi sadece.
Nesrin Hanım bir adım geri çekildi.
“Senin burada ne işin var?” dedi sertçe.
“Çık git.”
Hilal sesi duyduğu an ayağa fırladı.
“Fatih?” dedi.
Göz göze geldiler.
Bir saniye…
İki kalp…
Bin pişmanlık…
Fatih içeri bir adım attı.
“Ne olur,” dedi.
“Son kez konuşalım.”
Hilal’in sesi buz gibiydi.
“Konuşacak bir şey kalmadı.”
Tam o sırada…
Dışarıdan gelen lastik sesi
Bir araba sertçe durdu.
Hakan arabadan inip hızla yukarıya koştu. "Abla! ". Diye bağırdt merdivenlerde.
" Hakan? ". dedi Hilal
Hakan hilalin yanına vardığında Fatihi görünce, öfke ile surarına bir yumruk attı.
Bağırarak. " Lan bilseydim ablam senin peşinden geldi buralara, emin ol müsade etmezdim! Ablamdan uzak dur! Siktir git şimdi! ". Dedi hakan
Fatih o yumrukla, ne yere düşmüştü, ne de yerinden kıpırdamıştı, hakanın vurduğu yer değil, Fatih'in kalbi acıyordu.
Ve bir araba sesi daha geldi.
Hilal’in içi ürperdi.
Bu hissi tanıyordu.
Nesrin Hanım pencereye koştu.
“Allahım…” dedi.
“Silah var bunlarda!”
Hilal camdan baktı.
Fadimenin ailesi
Ve iki adam daha…
Ellerinde silah vardı.
Fatih’in yüzü bembeyaz kesildi.
“ne oluyor? ” dedi fısıltıyla.
Hilal bir an bile düşünmedi.
Fatih’i kolundan çekti.
“Arka kapı!” dedi.
“Koş saklan!”
Fatih. "Hayır! Saklanmayacağım bu sefer! ". Dedi sinirle ve kapının önüne çıktı.
Hilal koşarak Fatih'in peşinden bağırdı. " Gitme! Vuracaklar seni Fatih! ". Dedi
Hakan da hilalin peşinden koştu " Abla dur! ".
Ve herkes birer birer aşşağıya indi.
Fikret bey sinirle. " Fadime? Aysime? Ne işinuz vardır ula sizun burda! ". Diye bağırdı.
" Baba! İzin veremeyuz! Sizi engellememuz lazum! ". Dedi Fadime.
Fikret bey sinirle bir adım daha yaklaştı kızlarına.
Aysime nefretle babasının gözlerine baktı. " Ablam haklu! Kimse kimseyi vurmayacak! Şu beşuk kertmesu saçmaluğunu da bitirun! Herkes yoluna çekilsun!". Diye bağırdı.
Fikret bey, elini kaldırdı, suratındaki o pis ifadesi ile tam tokat atacakken. Hakan sinirle Fikret beyin havada olan kolunu tutup sıktı.
Hakan dişlerini sıktı. "Sakın! Sakın o elin bir kadına kalkmasın! Olmayan adamlığını göstermeye çalışma önümüzde! Ben senin gibi pis işlere bulaşmam ama, hukuki işlemler ile seni içeriye attırmasını da bilirim! " Dedi
Aysime, Hakana baktı, nasıl böyle bir mükkemel adam olabilirdi.
"Bırak ula kolumi! ". Diye bağırdı fikret bey
Hakan yavaşça kolunu bıraktı.
Fatih sinirle Hakanın ve Fikret'in arasına girdi. " İstediğin benim! Onlara sakın dokunma! ". Dedi
Hilal ve Atakan koşarak arabalarının torpidolarından silahlarını çıkardılar.
" Siz maganda mısınız! Kafayı mı yediniz fikret bey! ". Dedi nesrin hanım.
Beliz nesrin hanımın kolundan tutarak. " Sakin ol nesrin teyze! Geri çekil, lütfen, sana zarar gelmesin, onlar halleder! ". Dedi
Demir, atakanın ve Hilalin elindeki silahı görünce. " Ula demek sizde silah çekeysunuz bize! Varmi o yürek sizde! " . Dedi
"Demir! ". Dedi Fadime sinirle.
Fatih, Hilal'e baktı. " Hilal geri çekil! Diğerlerini de al, çıkın eve! ". Dedi.
Ama Hilal fatihi duymak istemiyordu. Çünkü onunyalmız bırakmak istemiyordu.
Atakan ve Hilal,
Demirin ve Fikret'in karşısına geçip silahın namlularını onlara doğru tuttular.
" Eğer şimdi defolup gitmezseniz! Sizi tutuklarım! ". Dedi Atakan
" Ula siz kimsinuz! Kim! ". Diyerek arkadan geldi idris bey.
Hilalin eli kızarmıştı soğuktan, o havada, elinde tuttuğu silah, eline çarpan soğuk hava. Kızarmış burnu.
Dokunsalar, salya sümük ağlayacak o hali.
Hilal kendinden emin bir şekilde diğer elindeki kimliğini çıkardı ve bağırarak. "Başkomiser Hilal Yaman! ". Dedi
Atakan da kimliğini gösterdi. "Komiser Atakan Kızıltaş! ". Dedi yüksek sesle.
Fikret ve demir kimliklere baktı.
Deli idris sinirle.
" Ula istersenuz çevik kuvvet olun! Bize işlemez! Elimuz kolumuz uzundur! ". Dedi
Deli İdris’in sözleri havada asılı kaldı.
O an…
Uzaklardan siren sesi duyuldu.
İlk başta belirsizdi.
Sonra netleşti.
Hilal’in gözleri kısıldı. Bu sesi iyi tanıyordu.
Atakan başını hafifçe yana eğdi, dudak kenarında soğuk bir tebessüm belirdi. “hiç gelmeyecekler sandım, ” dedi sakin bir sesle.
Hilal ve Fatih aynı anda.
"Sen mı çağırdın?". Diye sordu.
" Evet! Yoksa herkes zarar görecekti! " . Dedi Atakan
Fikret Bey’in yüzü bir anlığına gerildi. “Blöf yapıyorsunuz,” dedi ama sesi eskisi kadar güçlü değildi.
Sokağın başında iki çevik kuvvet aracı belirdi.
Ardından bir sivil ekip daha.
Mavi-kırmızı ışıklar geceyi parçaladı.
Fadime olduğu yerde çözüldü. “Şükürler olsun…” diye fısıldadı.
Aysime’nin dizleri titredi ama gözlerini babasından ayırmadı. İlk defa… Gerçekten korkmadı.
Demir silahı indirdi. “İdris amca…” dedi tedirgin. “Bu iş sarpa sardı.”
Deli İdris küfür savurdu. “sikerum boyle işu!”
Ama artık kimse onu dinlemiyordu.
Çevik kuvvetler hızla pozisyon aldı. “Silahları yere bırakın!” diye yankılandı sert bir ses.
Çevik kuvvet araçları sokağın başında durdu.
Kapılar açıldı.
Kalkanlı, miğferli polisler sessiz ama kararlı adımlarla ilerledi.
Silahlar doğrultulmadı…
Ama mesaj çok netti.
Bir amir öne çıktı. “Burada silahlı gerilim ihbarı var,” dedi yüksek ve tok bir sesle.
“Herkes silahını indirip geri çekilecek. Tutuklama yok. Ama bu sokak boşaltılacak.”
Deli İdris sinirle güldü. “Ne yani, göz korkutmaya mı geldiniz?”
Amir gözünü bile kırpmadı. “Hayır,” dedi.
“Kan dökülmesini engellemeye geldik.”
İki çevik kuvvet polisi, Fikret Bey’in yanına yaklaştı.
Aralarında mesafe vardı ama baskı hissediliyordu.
“Silahı araçlarımıza bırakıyorsunuz,” dedi amir.
“Ve buradan ayrılıyorsunuz.”
Demir dişlerini sıktı. “Boyle bitmeyecek…” diye mırıldandı.
Hilal bir adım öne çıktı. Sesi netti. “Bitmek zorunda,” dedi.
“Bu sokakta bugün bitiyor.”
Atakan başını salladı. “Bir daha bu evin önünde görünürseniz,” dedi. “Bu sefer uzaklaştırma değil, dosya olur.”
Fikret Bey kızlarına baktı.
Fadime dimdikti.
Aysime’nin gözleri yaşlı ama kararlıydı.
O bakışlar…
Fikret Bey’i yendi.
Silahlarını arabaya bıraktılar.
Çevik kuvvet, iki tarafın arasına set gibi dizildi.
Motorlar çalıştı.
Araçlar ağır ağır geri manevra yaptı.
Deli İdris camdan sarkıp bağırdı: “Bu iş burada kapanmadı!”
Hakan bir adım öne çıktı. Sesi sakindi ama tehditkârdı. “Kapanmadıysa,” dedi, “Bir dahaki açılışı mahkemede olur.”
Fikret, kızlarına baktı. "Sizunle evde görüşeceğuz! Hainler! ". Dedi
Araçlar sokağın köşesini döndü.
Işıklar kayboldu.
Sessizlik çöktü.
Hilal dizlerinin titrediğini hissetti ama belli etmedi.
Fatih yanına yaklaştı. “Bu gece…” dedi. “Hayatta kaldığım gecelerden biri oldu.”
Hilal derin bir nefes aldı. “Bu gece,” dedi, “kimse ölmediği için kazanıldı.”
Nesrin Hanım ellerini göğsüne koydu. “Allah korudu bizi…”
"Gidelum abla! ". Dedi Aysime.
" Gidelum! ". Dedi Fadime.
" Fadime! ". Diye seslendi Fatih.
Aysime sinirle. " Hayır abla! Dönme arkanu! Muhattap olma onlarla! ". Dedi
" Buyur? ". Dedi Fadime.
Fatih, Fadimenin üstündeki parçalanmış gelinliğe baktı. " Hakkını helal et! Hayatını mahvettim, affet beni! ". Dedi
" Etmirız helal! ". Diyerek araya girdi Aysime.
Fadime, " Helal olsun! Umarum bir daha karşılaşmayuz! Size de mutluluklar bu arada! ". Dedi ve Hilal'e baktı.
Nesrin hanım başını tutup eve girdi. Daha fazla başı kaldırmazdı bu olanları.
Hilal, Fadimeye doğru adım attı. " Bunlar hepsi babanın suçu! Sende biliyorsun değilmi, hayatına devam et! Hayata küsmek için çok erken Fadime!". Dedi
Fadime güldü. " Diyisın! Haklusun aslunda! Benum onume bakmam lazumdu, hemde en başundan beru! ". dedi
Aysime ." Hadi abla gidelum! ". Dedi.
" Aysime! ". Diye bir ses geldi herkes arkasına baktı. Bu hakan dı.
Herkesin gözü onlara döndü, bütün odak Aysime ve Hakandaydı.
Hakan: konuşalım mı biraz?
Aysime: hayur tabiku!
Hakan: aysime..! Lütfen!
Aysime: ula bela misun! İstemiyrum! Dedum saa
Hakan: tamam, bu sefer tam bela olacağım görürsün sen!
Aysime: ula tamam! Sadece 5 dakika! Hadi soyle!
Hakan: daha müsait ve kimsenin olmadığı bir yerde!
Fadime: aysime! Ablacum git konuş gel! Ne naz yaptun da!
Aysime ve Hakan evin arkasındaki bahçeye geçti.
Hakan: eğer sende istersen ben seninle ciddi düşünüyorum Aysime!
Aysime: ula sen ne diysın! Ne ciddisu! Sen olanlarun farkındasun değilmu! Benum ablam ve senun ablan az daha kuma olaydi! Kör misun! Ablamlar kapıda iki muhabbet etti diye biz dost mi olduk!
Hakan: ya sen neden böylesin aysime! Neden ben kendi hayatımı ablama bağlıyayım ki! O onun hayatı! Peki sen neden hayatını ablanınkine bağlıyorsun! Kop artık!
Aysime: ula bi siz akullusunuz zaten! ablama yapılanları asla unutmauacağum! Ölsem de! Sırf o Hilal senin ablan diye , senden da nefret edeyrım!
Hakan: saçmalıyorsun şuan aysi-
Aysime: sakun! Hakan sakun! İstemiyrım dedum bittu! Artık karşıma çıkma! Gözüm görmesin senu!
Hakan: pişman olacağın şeyler söyleme aysime
Aysime: sen beni daha tanımaysın-
Hakan: tamam! Bırak ta tanıyayım!
Aysime: ben seni istemiyrım hakan! Kot kafan basmi mi! Hem ben... Ben Taneri seveyrım! Onu istiyrım!
Hakan: ne... Ne Taneri kızım! O adam daha geçen yolun ortasında seni rahatsız etmiyor muydu!
Aysime: hayır! Hayır... Etmiydi! Ben sadece naz yapaydım! Anladun mi! Hatta biz... Sevgiliyuz!
Hakan beyninden vurulmuşa dönmüştü.
"Hayırlı olsun! ". Dedi ve arkasını döndüğü an,
Aysime’nin dizlerinin bağı çözüldü.
Bahçede yalnız kaldığında, az önce söylediği yalan kelimeler hâlâ boğazında düğüm düğümdü.
Taner…
Adını ağzına alırken bile miğdesi bulanmıştı
Aysime hızlıca Fadimenin yanına gitti. "Yüri abla! Gidirız! ". Dedi
" Ne oldu! ". Diye sordu beliz merakla.
" Sanane? Kimsinuz siz ya! Hayat umuzu mahvettinuz! Şimdi de dost gibi mi gözükmeye çalışaysınız! ". Diye bağırdı Aysime, dolmuştu hemde çok ve şuan patlıyordu.
"Aysime! ". Diye bağırdı Fatih.
" Sesini yükseltme Belize! ". Diyerek çıkıştı Atakan.
" İyi misun! ". Dedi Fadime.
Aysime yumruklarını sıkarak. " Değilum! Tamam mi! Oldu mi! Hadi gidiyrız! Daha evde bizu bekleyen, ağzımıza sıçacak 3 tane adam var! ". Dedi ve fadimenin kolunu tuttu, gittiler.
Hilal birden Atakana döndü. " Sen biraz abartmadın mı Atakan? Hadi sivil polis anladım, tamam normal polis de anladım. Lan! Çevik kuvvet?! ".
Fatih, Hilal'e hak vererek. " Aynen öyle-"
"Sen sus! " Diye karşı çıktı hilal.
