Saf Kötülük kitap kapağı

7. bölüm / 45

BÖLÜM 6: YENİ BİR İZ, YENİ BİR GÖLGE

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 45Şu an: BÖLÜM 6: YENİ BİR İZ, YENİ BİR GÖLGE
  1. 1 BÖLÜM 1  :Seslerin Bittiği Yer: Sessizlik"657 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: YARIM KALAN HALKALAR513 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: MAVİ VE YALAN533 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: GECE GELEN TELEFON554 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: ÇAMURIN İÇİNDEKİ MASKELER525 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: YENİ BİR İZ, YENİ BİR GÖLGE600 kelime · Okuduğun bölüm
  7. 7 BÖLÜM 7: AÇIĞA ÇIKAN GERÇEK368 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ509 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: YAĞMUR SONRASI TOPRAK KOKUSU522 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: YENİ RÜZGARLAR, GİZLİ GÖLGELER559 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: SESLİ SESSİZLİK633 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: BİRLEŞEN ELLER VE GİZLİ CEPHE951 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: SAKLI HAKİKATLER VE İLK KIVILCIM683 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: GİZLİ KAHRAMAN VE SESSİZ FIRTINA407 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: KIRILAN CAMLAR VE KARANLIK KORİDORLAR733 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: BEYAZ KORİDORLAR664 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: ÇANTADAKİ ZEHİR VE GÖZYAŞLARI481 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: KANAYAN GURUR VE SESSİZ BEYAZ592 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: DEDEKTİFLER İŞ BAŞINDA569 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ VE DEV YÜZLEŞME607 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: MÜHÜRLENEN KALP VE SESSİZ KIYILAR775 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: YENİ BİR RİTİM VE AÇIK DENİZLER517 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: GİZLİ BAKIŞLAR458 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: PERDENİN ARKASINDAKİ GÖLGE561 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: AĞIR SIRLAR VE KIRILAN KALPLER554 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: GÖLGELER VE ADIMLAR585 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: YANGIN VE YALNIZLIK465 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: KOPAN SON İP VE MEÇHUL GÖLGE551 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29: ISLAK SOKAKLAR VE İZLER617 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30: GEÇMİŞTEN DÜŞEN BİR PARÇA580 kelime
  31. 31 BÖLÜM 31: GERÇEK VE FIRTINA548 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32: BUZLARIN ERİMESİ VE YARALARIN SARILMASI437 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33: YENİ BİR BAŞLANGIÇ772 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34: TATLI ZEHİR533 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35: MASUM MASKELER531 kelime
  36. 36 BÖLÜM 36: DÜĞÜNDEN ÖNCEKİ SON GÖLGE611 kelime
  37. 37 BÖLÜM 37: BEYAZ DUVAĞIN SİYAH GÖLGESİ567 kelime
  38. 38 BÖLÜM 38: KARA GÜN VE KOPAN İPLER587 kelime
  39. 39 BÖLÜM 39: BİR BAŞKA ZAMAN563 kelime
  40. 40 BÖLÜM 40: TÜKENİŞ VE KOPAN HALKALAR560 kelime
  41. 41 BÖLÜM 41: KANLI HESAPLAŞMA853 kelime
  42. 42 BÖLÜM 42: AİLE HESAPLAŞMASI640 kelime
  43. 43 BÖLÜM 43: GÖLGENİN TANIĞI456 kelime
  44. 44 BÖLÜM 44: KIZIL ÇİZGİ VE SAHİLDEKİ YÜZLEŞME736 kelime
  45. 45 BÖLÜM 45: ÇATLAYAN MASKE VE DÜŞEN ŞÜPHE735 kelime

İnsan canı yandığında sanır ki, şehir değiştirirse ya da yaptığı işi bırakırsa o acı da geride kalacak. Oysa yara bedende değil ki, şehirle geride kalsın. Yalanların, haksızlıkların ve yok sayılmaların izi; gittiğin her yere seninle birlikte sürükleniyor.
Oteldeki o son günden sonra eşyalarımı toplayıp çıktığımda kendi kendime bir yemin etmiştim. Artık kimse için ekstra çaba sarf etmeyecek, kimsenin yarasına merhem olmaya çalışmayacaktım. Kalbimin etrafına kalın, yüksek ve soğuk surlar örmüştüm. İnsanlar sadece iş arkadaşı, sadece yoldan geçen birer yabancı olarak kalacaktı hayatımda.
Aylar sonra kendime daha sakin, kendi yağında kavrulan küçük bir şirkette/büroda yeni bir düzen kurdum. Amacım çok basitti: Sabah 09.00’da girmek, akşam 18.00’de çıkmak, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmadan, o saf iyi niyetimi kimseye göstermeden yaşayıp gitmek.
Gözlüklerimin arkasındaki bakışlarım artık daha durgun, çocukluğumdan kalma o naif gülüşüm ise çoktan donuk bir tebessüme dönüşmüştü. İnsanlara karşı gardımı hep yüksek tutuyordum.
İşte öyle sıradan, gri bir sonbahar sabahıydı.
Ofise yeni birinin başlayacağını söylediler. Açıkçası ilgilenmedim bile. Kahvemi alıp masama geçtim, önümdeki dosyalara gömüldüm. Derken kapı açıldı.
İçeri giren kız, oteldeki Merve gibi iddialı, etrafa gülücükler saçan ya da dikkati üzerine çekmeye çalışan biri değildi. Aksine, o da tıpkı benim gibi kalabalığın içinde görünmez olmak ister gibi bir duruşa sahipti. Siyah düz saçları, gözlerinin altındaki hafif yorgunluk izleri ve elinde sıkı sıkı tuttuğu dosyasıyla çekingen bir adım attı içeri. Adının Elya olduğunu söylediler.
İçimdeki o eski Berk bir anlığına kafasını kaldırıp ona baktı. Çünkü bir insanı bakışından tanırsınız; onun da gözlerinde, benim yıllardır taşıdığım o kırgın, insanlara mesafeli duran o tanıdık gölge vardı.
İlk haftalar hemen hemen hiç konuşmadık. Sadece "Günaydın" ve "İyi akşamlar"dan ibaretti iletişimimiz. Ben surlarımı koruyordum, o da kendi kabuğunda yaşıyordu. Fakat kader, bir insanı iyilik sınavından muaf tutmak istediğinde bile önüne fırsatlar çıkarmaktan vazgeçmiyormuş.
Bir cuma akşamı, mesai bitimine az bir zaman kala ofistekiler tek tek çıkmaya başladı. Elya ise masasında kalmış, önündeki devasa rapor ekranına çaresizce bakıyordu. Ekip liderimizin ona yüklediği ve aslında hafta sonuna kalmaması gereken, oldukça karmaşık bir işti. Kızın ellerinin hafifçe titrediğini, gözlerinin dolduğunu fark ettim. Yüzündeki o mahcubiyet ve çaresizlik, bana lise yıllarında tek başıma kaldığım o AVM bankını, otelde çaresizce beklediğim o günleri hatırlattı.
Kendi kendime verdiğim o sözü hatırladım: "Karışma Berk. Topla çantanı ve git. İnsanlar yardım edilmeyi hak etmiyor."
Masamdan kalktım. Montumu giydim. Kapıya doğru bir adım attım. Ama adımlarım ağırlaştı, vicdanım göğsüme koca bir taş gibi oturdu. Bir insanın gözünün önünde çaresizce çırpınmasına seyirci kalmak, benim hamurumda yoktu. Ne kadar canım yanarsa yansın, ben kötülüğü öğrenemiyordum işte.
Derin bir nefes aldım. Montumu çıkarıp sandalyemin arkasına astım. Elya’nın masasına doğru yürüdüm.
"Bir problem mi var?" diye sordum, olabildiğince nötr bir ses tonuyla.
Kafasını hızla kaldırdı. Gözlerindeki o mahcup ifadeyi gizlemeye çalışarak, "Yok... yani biraz karmaşık bir tablo, halletmeye çalışıyorum," dedi. Sesi kısık ve güvensizdi.
Yanındaki sandalyeyi çektim, oturdum. "Sistemin o kısmını tek başına yapman saatler sürer," dedim. "Ekip lideri bunu bilerek bu saate bıraktı. Ver bana, beraber bölelim. Bir saate biter."
Bana öyle bir baktı ki... Şüpheyle, şaşkınlıkla ve ardından gelen derin bir rahatlamayla. Zihninden geçenleri okuyabiliyordum: "Benden ne karşılık bekleyecek acaba?" Çünkü bu devirde kimse kimseye nedensiz iyilik yapmazdı.
"Neden yardım ediyorsun?" diye sordu sessizce. "Senin mesain bitti."
Önümdeki klavyeye parmaklarımı koydum, gözlerinin içine bakmadan, buruk bir tebessümle cevap verdim:
"Çünkü bir insanın çaresizce tek başına bırakılmasının nasıl bir his olduğunu çok iyi biliyorum Elya. Ve tek bir insanın bile bunu yaşamasını istemiyorum."
O akşam, saatlerce çalışıp o raporu bitirdik. Elya ile ilk defa iş dışında, iki insan gibi konuştuk. Ama bilmiyordum... Kendi ellerimle yine bir iyilik tohumu ekmiştim ve hayat, bu tohumun meyvesini bana yine acıyla mı, yoksa bu kez farklı bir şeyle mi ödetecekti, henüz meçhuldü...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…