Saf Kötülük kitap kapağı

17. bölüm / 45

BÖLÜM 16: BEYAZ KORİDORLAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 45Şu an: BÖLÜM 16: BEYAZ KORİDORLAR
  1. 1 BÖLÜM 1  :Seslerin Bittiği Yer: Sessizlik"657 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: YARIM KALAN HALKALAR513 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: MAVİ VE YALAN533 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: GECE GELEN TELEFON554 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: ÇAMURIN İÇİNDEKİ MASKELER525 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: YENİ BİR İZ, YENİ BİR GÖLGE600 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7: AÇIĞA ÇIKAN GERÇEK368 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ509 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: YAĞMUR SONRASI TOPRAK KOKUSU522 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: YENİ RÜZGARLAR, GİZLİ GÖLGELER559 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: SESLİ SESSİZLİK633 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: BİRLEŞEN ELLER VE GİZLİ CEPHE951 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: SAKLI HAKİKATLER VE İLK KIVILCIM683 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: GİZLİ KAHRAMAN VE SESSİZ FIRTINA407 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: KIRILAN CAMLAR VE KARANLIK KORİDORLAR733 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: BEYAZ KORİDORLAR664 kelime · Okuduğun bölüm
  17. 17 BÖLÜM 17: ÇANTADAKİ ZEHİR VE GÖZYAŞLARI481 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: KANAYAN GURUR VE SESSİZ BEYAZ592 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: DEDEKTİFLER İŞ BAŞINDA569 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ VE DEV YÜZLEŞME607 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: MÜHÜRLENEN KALP VE SESSİZ KIYILAR775 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: YENİ BİR RİTİM VE AÇIK DENİZLER517 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: GİZLİ BAKIŞLAR458 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: PERDENİN ARKASINDAKİ GÖLGE561 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: AĞIR SIRLAR VE KIRILAN KALPLER554 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: GÖLGELER VE ADIMLAR585 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: YANGIN VE YALNIZLIK465 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: KOPAN SON İP VE MEÇHUL GÖLGE551 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29: ISLAK SOKAKLAR VE İZLER617 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30: GEÇMİŞTEN DÜŞEN BİR PARÇA580 kelime
  31. 31 BÖLÜM 31: GERÇEK VE FIRTINA548 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32: BUZLARIN ERİMESİ VE YARALARIN SARILMASI437 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33: YENİ BİR BAŞLANGIÇ772 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34: TATLI ZEHİR533 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35: MASUM MASKELER531 kelime
  36. 36 BÖLÜM 36: DÜĞÜNDEN ÖNCEKİ SON GÖLGE611 kelime
  37. 37 BÖLÜM 37: BEYAZ DUVAĞIN SİYAH GÖLGESİ567 kelime
  38. 38 BÖLÜM 38: KARA GÜN VE KOPAN İPLER587 kelime
  39. 39 BÖLÜM 39: BİR BAŞKA ZAMAN563 kelime
  40. 40 BÖLÜM 40: TÜKENİŞ VE KOPAN HALKALAR560 kelime
  41. 41 BÖLÜM 41: KANLI HESAPLAŞMA853 kelime
  42. 42 BÖLÜM 42: AİLE HESAPLAŞMASI640 kelime
  43. 43 BÖLÜM 43: GÖLGENİN TANIĞI456 kelime
  44. 44 BÖLÜM 44: KIZIL ÇİZGİ VE SAHİLDEKİ YÜZLEŞME736 kelime
  45. 45 BÖLÜM 45: ÇATLAYAN MASKE VE DÜŞEN ŞÜPHE735 kelime

Şehir Hastanesi’nin üçüncü katındaki yoğun bakım koridoru, zamanın durduğu yerdi. Duvarlardaki soluk mavi boya, camlardan süzülen steril floresan ışığı midemi bulandırıyordu.
Berk ameliyathaneden çıkalı iki saat oluyordu. Doktorlar başından aldığı darbenin ağır olduğunu, ilk 24 saatin kritik eşik olduğunu söyleyip bizi dışarıda bırakmıştı. Annem Özlem , bankta sessizce dua ediyor; babam Ali ise yere diktiği bakışlarıyla adeta buz kesmişti. Bizim ailemiz yıkılmış bir enkaz gibi ortada kalmıştı.
Elya ve ailesi ise koridorun diğer ucundaydı. Elya’nın gözlerinde yaş kalmamıştı; sadece o acılı, endişeli ve Berk’i kaybetme korkusuyla yanan bakışlar vardı.
İşte tam o sırada, hastanenin ana girişinden içeri giren, beyaz önlüğünü omzuna atmış, kısa kır saçları ve kararlı adımlarla koridorda yürüyen o kadını gördük: Dr. Emine Hanım... Yani Berk’in halası.
Emine Hala, hastanenin cerrahi biriminde yılların kıdemli doktoruydu. Şehir dışında olduğu için bu akşamki yemekte olamamıştı ama hastaneden gelen acil bir telefonla sabaha karşı soluğu burada almıştı.
"Özlem! Abi!" diye seslendi Emine Hala, sesi hem otoriter hem de can yakan bir şefkatle titreyerek.
Annem başını kaldırıp Emine Hala’yı gördüğü an hıçkırarak kadının boynuna sarıldı. "Abla ... Oğlumuz içeride... Berk'im..."
Emine Hala’nın gözleri doldu ama cerrah disiplini o an saniyeler içinde devreye girdi. Doğrudan yoğun bakımın camına yürüdü, içerideki monitörlere ve dosyalara baktı. Başhemşireyle kısa ve net bir tıp diliyle konuştu.
"Ben buradayım," dedi Emine Hala, hem bizim aileye hem de koridorun diğer ucundaki Elya’lara dönecek şekilde net bir sesle. "O, benim elimde büyüdü. O odaya giren cerrah da öğrencimdir. Berk o bedeni teslim etmeyecek kadar güçlüdür, göreceksiniz."
Emine Hala’nın o dik duruşu, içimizdeki o en karanlık yere küçük bir mum dikmişti.
Aradan geçen iki uzun saatin ardından, yoğun bakım kapısı aralandı. İçeriden çıkan cerrah maskesini indirdiğinde ilk olarak Emine Hala’nın gözlerine baktı.
"Durumu stabilize ettik," dedi genç cerrah, alnındaki teri silerek. "Bilinci yerine gelmeye başladı. Kafa travması sersemliği var ama en kritik eşiği aştı. Uyandırmak için odaya alabiliriz."
Koridorda derin bir nefes, adeta bir diriliş nefesi koptu. Annem şükür namazı kılar gibi duvara yaslandı, babam ilk defa derin bir soluk aldı.
Elya ise karşı köşede, içindeki o devasa korkunun yerini alan ham bir rahatlamayla dizlerinin üzerine çökecek gibi oldu. Gözlerinden akan yaşlar sadece sevinçten değil, duyduğu o derin acıdandı.
Yarım saat sonra, Berk standart ama steril bir gözlem odasına alınmıştı. Başında sargılar, yüzünde hafif morluklar vardı ama nefes alıyordu.
Emine Hala, odanın kapısında durup içerideki yeğenine baktıktan sonra dışarı çıktı. Koridorun ortasında bekleyen Elya’ya doğru yürüdü. Elya, Emine Hala’nın kendisine yaklaştığını görünce istemsizce toparlandı.
Emine Hala Elya’nın tam önünde durdu. Yaşlı ama son derece keskin gözleriyle Elya’yı süzdü.
"Sen Elya olmalısın," dedi Emine Hala, sesi ne sert ne de yumuşaktı. "Yeğenimin telefonunda ve defterinde adını en çok gördüğüm kız."
Elya yutkundu, elleri titriyordu. "Ben... Çok üzgünüm... Berk buraya bana gelmek için yola çıkmıştı..."
"Dur," dedi Emine Hala elini kaldırarak. "Berk o yola çıkarken kalbinde ne taşıyorduysa, o kaza anında da onu taşıyordu. O çocuk kolay kolay yıkılmaz kızım. Ama şimdi içeride, uyanır uyanmaz arayacağı ilk yüz sen olacaksın. Git yanına. Ona iyi gel."
Elya, Emine Hala’nın bu merhametli izni karşısında daha fazla dayanamadı. Kapıyı hafifçe açıp içeri girdi.
Oda karanlıktı, sadece kalp monitörünün o düzenli bip bip sesleri duyuluyordu. Sedirde yatan Berk, yavaşça göz kapaklarını araladı. Başındaki şiddetli ağrıya rağmen başını çevirdi ve odanın loş ışığında o silueti gördü.
"Elya..." dedi Berk, sesi çatallı ve zayıftı.
Elya dayanamadı. Yatağın kenarına çöktü, Berk’in ince, damar yolu açılmış elini iki eli arasına alıp öptü. Hıçkırıkları odayı doldurdu.
"Buradayım..." dedi Elya, sesindeki bütün kırgınlığı, korkuyu ve sınırsız sevgiyi akıtarak. "Buradayım Berk. Beni bırakmadın, ben de seni bırakmam. Çok korktum..."
Berk hafifçe gülümsemeye çalıştı, parmaklarını Elya’nın saçlarına dokundurmak istedi ama kolundaki sargılar buna izin vermedi. Gözlerindeki o saf sevgi hâlâ yerli yerindeydi; aralarında hiçbir şüpheye yer yoktu.
Ancak odanın dışındaki camdan onları izleyen biri vardı. Selin, hastanenin koridorundan odaya doğru yaklaşmış, içerideki bu koparılamaz bağa bakarken yüzündeki o sinsi hırs öfkeye dönüşmüştü.
"Hâlâ birbirlerine tutunuyorlar..." diye fısıldadı Selin dişlerini sıkarak. "Ama bu daha başlangıç. Sizi öyle bir yerden vuracağım ki, ne hastane odası ne de bu sevgi sizi kurtarabilecek."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 1beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…