Bölümler 45Şu an: BÖLÜM 42: AİLE HESAPLAŞMASI
- 1 BÖLÜM 1 :Seslerin Bittiği Yer: Sessizlik"657 kelime
- 2 BÖLÜM 2: YARIM KALAN HALKALAR513 kelime
- 3 BÖLÜM 3: MAVİ VE YALAN533 kelime
- 4 BÖLÜM 4: GECE GELEN TELEFON554 kelime
- 5 BÖLÜM 5: ÇAMURIN İÇİNDEKİ MASKELER525 kelime
- 6 BÖLÜM 6: YENİ BİR İZ, YENİ BİR GÖLGE600 kelime
- 7 BÖLÜM 7: AÇIĞA ÇIKAN GERÇEK368 kelime
- 8 BÖLÜM 8: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ509 kelime
- 9 BÖLÜM 9: YAĞMUR SONRASI TOPRAK KOKUSU522 kelime
- 10 BÖLÜM 10: YENİ RÜZGARLAR, GİZLİ GÖLGELER559 kelime
- 11 BÖLÜM 11: SESLİ SESSİZLİK633 kelime
- 12 BÖLÜM 12: BİRLEŞEN ELLER VE GİZLİ CEPHE951 kelime
- 13 BÖLÜM 13: SAKLI HAKİKATLER VE İLK KIVILCIM683 kelime
- 14 BÖLÜM 14: GİZLİ KAHRAMAN VE SESSİZ FIRTINA407 kelime
- 15 BÖLÜM 15: KIRILAN CAMLAR VE KARANLIK KORİDORLAR733 kelime
- 16 BÖLÜM 16: BEYAZ KORİDORLAR664 kelime
- 17 BÖLÜM 17: ÇANTADAKİ ZEHİR VE GÖZYAŞLARI481 kelime
- 18 BÖLÜM 18: KANAYAN GURUR VE SESSİZ BEYAZ592 kelime
- 19 BÖLÜM 19: DEDEKTİFLER İŞ BAŞINDA569 kelime
- 20 BÖLÜM 20: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ VE DEV YÜZLEŞME607 kelime
- 21 BÖLÜM 21: MÜHÜRLENEN KALP VE SESSİZ KIYILAR775 kelime
- 22 BÖLÜM 22: YENİ BİR RİTİM VE AÇIK DENİZLER517 kelime
- 23 BÖLÜM 23: GİZLİ BAKIŞLAR458 kelime
- 24 BÖLÜM 24: PERDENİN ARKASINDAKİ GÖLGE561 kelime
- 25 BÖLÜM 25: AĞIR SIRLAR VE KIRILAN KALPLER554 kelime
- 26 BÖLÜM 26: GÖLGELER VE ADIMLAR585 kelime
- 27 BÖLÜM 27: YANGIN VE YALNIZLIK465 kelime
- 28 BÖLÜM 28: KOPAN SON İP VE MEÇHUL GÖLGE551 kelime
- 29 BÖLÜM 29: ISLAK SOKAKLAR VE İZLER617 kelime
- 30 BÖLÜM 30: GEÇMİŞTEN DÜŞEN BİR PARÇA580 kelime
- 31 BÖLÜM 31: GERÇEK VE FIRTINA548 kelime
- 32 BÖLÜM 32: BUZLARIN ERİMESİ VE YARALARIN SARILMASI437 kelime
- 33 BÖLÜM 33: YENİ BİR BAŞLANGIÇ772 kelime
- 34 BÖLÜM 34: TATLI ZEHİR533 kelime
- 35 BÖLÜM 35: MASUM MASKELER531 kelime
- 36 BÖLÜM 36: DÜĞÜNDEN ÖNCEKİ SON GÖLGE611 kelime
- 37 BÖLÜM 37: BEYAZ DUVAĞIN SİYAH GÖLGESİ567 kelime
- 38 BÖLÜM 38: KARA GÜN VE KOPAN İPLER587 kelime
- 39 BÖLÜM 39: BİR BAŞKA ZAMAN563 kelime
- 40 BÖLÜM 40: TÜKENİŞ VE KOPAN HALKALAR560 kelime
- 41 BÖLÜM 41: KANLI HESAPLAŞMA853 kelime
- 42 BÖLÜM 42: AİLE HESAPLAŞMASI640 kelime · Okuduğun bölüm
- 43 BÖLÜM 43: GÖLGENİN TANIĞI456 kelime
- 44 BÖLÜM 44: KIZIL ÇİZGİ VE SAHİLDEKİ YÜZLEŞME736 kelime
- 45 BÖLÜM 45: ÇATLAYAN MASKE VE DÜŞEN ŞÜPHE735 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sokaktaki o soğuk sessizlik, Can’ın yumruğunu havada dondurmuştu.
"Merve... İntihar mı etti?" diye fısıldadı Can, sesi ilk kez titreyerek.
Berk kanlı dudağını silip duvara yaslandı. "O gün falezlerde gözlerimin önünde kaydı gitti Can... Ben bir hayat kurtarmaya çalışırken kendi hayatımı mahvettim. Elya’nın yüzüne bakacak yüzüm kalmadığı için kaçtım."
Can öfkeyle soludu. Gözlerindeki o şok yerini derin bir kırgınlığa bıraktı ama yumruğunu indirdi. "Bu senin kaçmanı, Elya’yı 3 yıl boyunca canlı canlı gömmene mazeret değil Berk! Ne yaşadığını bilmiyorum ama Elya’ya yaşattıklarının bedelini hiçbir açıklama ödeyemez."
Can arkasını dönüp Damla’nın kolundan tuttu. "Yürü Damla, eve gidiyoruz."
Can arabaya binerken Berk arkasından baktı. Yumruğunu sertçe duvara vurdu; haklıydı, biliyordu. Yediği yumruklar değil, içindeki o vicdan azabı canını yakıyordu.
Ertesi gün öğleden sonra...
Berk, doğup büyüdüğü, her köşesinde çocukluğunun ayak izleri olan mahallenin sokağında yürüyordu. Adımları kurşun gibi ağırdı. Üç yıl boyunca kaçtığı, yüzleşmekten korktuğu o kapının önüne geldiğinde durdu. Ahşap bahçe kapısına eli uzandı ama bir süre cesaret edemedi.
Nihayet kapıyı itip bahçeye adım attı.
Verandada babam gazetesini okuyor, annem ise masadaki bezelyeleri temizliyordu. Kapının gıcırtısıyla annem başını kaldırdı. Elindeki kap yere düştü, bezelyeler taşların üzerine saçıldı. Babamın elindeki gazete yavaşça dizlerine kaydı.
İçeri giren... Üç yıldır öldü mü sağ mı bilmedikleri, fotoğraflarına sarılarak ağladıkları oğulları Berk’ti. Yüzü çökmüş, şakaklarına aklar düşmüş ama gözlerindeki o mahcup bakış hiç değişmemişti.
"Anne... Baba..." dedi Berk, sesi boğazında bir yumruk gibi düğümlenerek.
Özlem Hanım ayağa fırladı ama dizlerinin bağı çözüldü, verandanın tırabzanına tutundu. "Berk...?" diye inledi fısıltıyla. "Rüya mı bu... Ali, oğlumuz geldi!"
Babamağır ağır ayağa kalktı. Yüzündeki o sert baba ifadesi titriyordu. "Sen..." dedi, sesi öfkeyle acının karışımıyla gürleyerek. "Sen hangi yüzle geldin buraya?!"
Berk babasına doğru bir adım attı, başını öne eğdi. "Haklısın baba... İster vur, ister kov ama önce dinleyin ne olur."
"Neyi dinleyeceğiz lan?!" diye bağırdı babam, gözlerinden yaşlar boşanırken oğlunun üzerine yürüyerek. Berk’in yakasından tuttu, sarstı. "Üç yıl ulan! Üç yıl boyunca ananın gözünün yaşı dinmedi! Her kapı çaldığında 'Oğlum mu geldi?' diye koştu! Polis kapılarına dayandık, morgları gezdik! Sen bizi canlı canlı mezara gömdün, neyi anlatacaksın?!"
Annem koşup babamın koluna sarıldı. "Ali yapma! Bırak çocuk anlatsın, kurban olayım vurma oğluma!"
"Bırak vursun anne!" diye haykırdı Berk, gözyaşları kanlı yanağından süzülürken. "Vursun, kırsın kemiklerimi! Ben hak ettim hepsini! Ben o gün Merve’nin intiharını engellemek için falezlere koştum! Kız gözlerimin önünde atladı aşağıya! Ben o kızın katili hissettim kendimi! Elya’nın, sizin yüzünüze bakacak yüzüm kalmadı benim! Yaşamak bile ağır geldi, kaçtım!"
Babamın elleri Berk’in yakasından yavaşça kaydı. Yaşlı adam duydukları karşısında olduğu yere yığılır gibi durdu. Annem çığlık atarak boynuma sarıldı.
"Benim garip oğlum... Ah benim canım oğlum..." diyerek Berk’in yüzünü, saçlarını öpmeye başladı Özlem Hanım .
Berk anasının dizlerine çöktü, başını kucağına koyup çocuk gibi hıçkırarak ağlamaya başladı. Ali Bey ise başını gökyüzüne dikip gözyaşlarını tutmaya çalıştı. Ağır adımlarla diz çöken oğlunun yanına geldi, elini Berk’in omuzuna koydu.
"Bir can kurtarmak için kendi hayatını yaktın be evlat..." dedi Ali Bey, sesi kısılarak. "Keşke kaçmasaydın... Keşke bize sığınsaydın..."
O öğleden sonra, üç yıldır karanlığa gömülen o evde, gözyaşları ve sarılmalarla devasa bir helalleşme yaşandı.
Hafta sonu...
Ata’nın kulüpler arası minikler maçı vardı. Yeşil çimlerin kenarındaki tribünde Özlem Hanım, Ali Bey ve yanlarında Berk oturuyordu. Üç yıl sonra ilk kez üçü bir aradaydı; yüzlerinde geçmişin hüznü ama bir arada olmanın verdiği o derin huzur vardı.
Sahada 8 yaşındaki Ata, 10 numaralı formasıyla rüzgar gibi esiyordu. Topu ayağında sektirip iki rakibini şık bir çalımla geçti ve topu tam doksana taktı!
"Gol!" diye bağırdı minik oyuncular.
Tribünde Özlem Hanım heyecanla ayağa kalkıp alkışladı. "Aferin benim oğluma! Baksana Ali, tıpkı senin gençliğin!"
Ali Bey gururla gülümsedi, bıyıklarını burktu. "Ne gençliği hanım, benden yetenekli bu çocuk! Maşallah maşallah..."
Berk gözleri yaşlı bir şekilde sahada neşeyle koşturan Ata’yı ve yanındaki anne babasını izledi. Ali Bey elini oğlunun dizine koydu, hafifçe sıktı. O küçük futbol sahasında, Ata’nın attığı her golle birlikte, ailenin üzerindeki o karabulutlar yavaş yavaş dağılıyordu.
Bölüm etkileşimi
