Nereth kitap kapağı

16. bölüm / 27

Nereth

İlan

Yazar: Emir Süve

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: İlan

Lior tiyatronun önüne geldiğinde konuşmaya daha bir saat vardı. Bekleyenler merdivenleri doldurmuş, kaldırımın iki yanına taşmıştı.
Kapının yanına kadar sokulup görevliye Elyas’ı görmek istediğini söyledi.
“Konuşmadan önce görüşmem gerekiyordu.”
“Sizi bekliyor mu?”
“Eski komşusuyum.”
Adam Lior’un arkasındaki kalabalığa baktı.
“İçeri girin. Bitince sorarsınız.”
Kapı açılınca arkasındaki adam omzuna çarptı. Lior ötekilerle birlikte salona geçti.
Sağ yanda, beşinci sıranın ucunda boş bir koltuk buldu. Önündeki adam ceketini çıkarırken bir yanı çocuğun oturduğu yere sarktı. Çocuk ceketi kucağına toplayıp babasını bekledi. Sağdaki koridorda lavaboların levhası vardı. Sahneye giden yolu bir görevli tutuyordu.
Sahnenin önünde bir havuz vardı. Yüzeyi durgundu. Yanlardaki lambaların ışığı suya vuruyor, arkasındaki siyah kaplamanın nerede bittiği seçilmiyordu. Lior başını yana eğdi. Ön sırada oturanların başları havuzun kendisine yakın kenarını örtüyordu.
Üst galeride ayakta bekleyenler çoğaldı. Bir görevli korkuluktan uzaklaşmalarını istedi. İki kişi geri çekildi, bir başkası onların boşalttığı yere geldi. Girişin yanındaki adam yukarıya doğru elini kaldırıp yer kalmadığını söyledi. Fakat merdivendekilerin hepsi henüz içeri girmemişti.
Lior Elyas’ı göremiyordu.
Bir süre sonra kapının önünde kalanların sesleri azaldı. Salondaki konuşmalar da yer yer kesildi. Sahnenin yanından Elyas çıktığında, Lior henüz ona ne diyeceğini sıralıyordu.
Ayağa kalkanlar oldu. Elyas havuzun arkasına kadar yürüdü, bekledi. Selam vermek için kaldırdığı elini hemen indirmedi. Önce alkışlar, ardından son konuşmalar dindi.
“Herkes görebiliyor mu?”
Galeriden biri göremediğini söyledi. Elyas bulunduğu yerden biraz yana geçti. Adamın başını uzatışına dair bir şaka yaptı; aşağıdakiler güldü, yukarıdan da gülüşmeler geldi. Sonra galeridekiler yer açmak için birbirine sokuldu.
Elyas elini indirdi.
“Bu gece gördüğünüzü başkasının anlattığı gibi hatırlamanızı istemiyorum. İyi bakın.”
Havuzun kenarına geldi. Arkasında kimse yoktu. Ellerini iki yana açtı, parmaklarını gevşek bıraktı.
Sol taraftan bir adam ayağa kalktı.
“Bir bakabilir miyim?”
Elyas başını kaldırdı. Adamı birkaç an süzdükten sonra eliyle çağırdı.
Önündekiler dizlerini yana çekti. Adam aralarından geçip sahneye çıktı. Ceketini bir koltuğun arkalığına bırakmıştı; suyun yanına geldiğinde gömleğinin kollarını sıvadı. Eğilip havuza elini soktu. Sonra ayakkabılarını çıkarıp bir kenara koydu.
Ön sıralardan bir kadın, paçalarını da toplamasını söyledi. Adam dinlemedi. Suya girince pantolonu dizlerine kadar ıslandı. Birkaç kişi gülüştü.
Elyas hiçbir şey söylemeden bekliyordu.
Adam eğildi, eliyle tabanı yokladı. Havuzun bir ucuna doğru yürüdü. Çıkarken ıslak pantolonunu gösterip,
“Baktım. Yalnız su var,” dedi.
Lior yerinde doğruldu. Adamın havuzun öte yanına geçmesini beklemişti. Görevli ayakkabılarını uzattı. Adam basamakta oturup onları giyerken ön sıradakiler kendisine bir şeyler sordular. Başını kaldırıp cevap verdi. Elyas onun ayağa kalkmasını bekledi.
Lior parmaklarını önündeki koltuğun arkalığına koydu. Sormak istediği şeyi duyurabilmesi için sesini yükseltmesi gerekecekti. Yanındaki kadın da öne eğilmişti. Lior doğrulunca onun görüşünü kapattı.
“Oturur musunuz?”
Havuzun kenarında Elyas konuşmaya başlamıştı.
Lior yeniden oturdu. Adam hâlâ sahnenin yanındaydı; ıslak paçalarından tahtaya su damlıyordu. Biraz önce kendi ayakları üzerinde yürüdüğü yerin karşısında durup Elyas’a bakıyordu.
Elyas ilk adımını attı.
Lior ayağının suya değdiğini gördü. Kumaşın eteği yüzeye dokundu, etrafında halkalar açıldı. Elyas batmadı. Birkaç an tek ayağı üzerinde kaldıktan sonra ötekini de suyun üstüne koydu.
Önündeki adam nefesini tutar gibi bir ses çıkardı. Çocuk koltuğunda dizlerinin üzerine yükseldi.
Elyas ağır ağır yürüyordu. Lior ayağını nereye koyduğunu izlemeye çalıştı. Lambanın suya vuran ışığı gözünü alıyordu; yüzey parlıyor, giysinin altında kalan ayaklar ancak adım atarken seçiliyordu. Elyas’ın bir yere bastığını düşünmek kolaydı. Bastığı yeri görmek mümkün olmuyordu.
Havuzun ortasına geldiğinde durdu.
Yukarıdan bir kadın Nereth’in adını söyledi. Başka sesler katıldı. Elyas başını onlara çevirdi. Alkışlayanlar oldu. Koltuklar gıcırdadı; Lior’un önündeki adam da ayağa kalkınca su görünmez oldu.
Lior sıra aralığına doğru eğildi. Kadın bu defa kendisi de ayağa kalkmıştı. Elyas’ın yüzünü görebiliyordu. Yüzünde şaşkınlık yoktu. Soren’in gözleri açıldığında ağzını kapatamamış, elini sandalyenin arkalığına yapıştırmıştı. Şimdi elleri rahattı. Kalabalığı seyrediyor, bir söz söylemek için acele etmiyordu.
Lior da ayağa kalktı.
Elyas alkışların arasından konuştu. İlk sözlerini duyamadılar. Tekrarlamadı. Ön sıralarda bir sessizlik oluştu, geriye doğru yayıldı.
“Bana bakın.”
Galeride hâlâ dua eden birinin sesi işitiliyordu.
“Buraya gelirken ne beklediğinizi biliyorum. Yine bir haber getirmemi. Başınızı eğip duanızı dinlememi, sonra size ne cevap verildiğini söylememi.”
Elyas suyun ortasında döndü. Yüzünü salonun öte yanına çevirdi.
“Size kendimi bir elçi olarak tanıttım. Beni dinleyebilmeniz için önce buna ihtiyacınız vardı.”
Lior elini yanındaki koltuğun arkalığından çekti.
“Ama artık aranızda kimin durduğunu görüyorsunuz.”
Bir süre suyun usulca havuzun kenarına vuruşu duyuldu. Elyas ellerini indirdi.
“Ben Nereth’im.”
Lior dudaklarını araladı. Çevresindekiler de susmuştu. Önündeki çocuk babasına baktı. Adam çocuğun omzunu kendisine çekti, cevap vermedi.
“Dua ederken bana sesleniyorsunuz,” dedi Elyas. “Yardım istediğinizde beni çağırıyorsunuz. Bu gece karşınızdayım.”
Üst galeride biri diz çöktü. Arkasındakiler görebilmek için öne eğildiler. Aşağıda bir kadın ağlamaya başladı. Elyas’ın adını söyleyen bir adam kendisini düzeltti; Nereth dedi. Önündeki koltuğa tutunup yere çöktü.
Lior’un yanındaki kadın da eğildi. Dizi tahtaya vurduğunda yüzünü buruşturdu, ama kalkmadı.
“Siz de eğilin,” diye fısıldadı Lior’a.
Lior ona baktı. Kadın başını yeniden sahneye çevirdi.
“Ben rıhtımda durdum,” diyordu Elyas. “Hastanede aranızda yürüdüm. Bana dokundunuz. Yüzümü gördünüz.”
Lior hastanedeki kadının avucunda tuttuğu küçük ayakkabıları hatırladı. Elyas o odadan çıkarken çocuğun ölümü hakkında konuşmayı bitirmişti. Bunu yapanın iradesini bilemeyeceklerini söyleyebilmişti. Şimdi aynı adam o iradenin kendisi olduğunu söylüyordu.
“Yeter,” dedi Lior.
Önündeki adam başını çevirdi. Elyas duymamıştı. Suyun üstünde duruyor, üst galeridekilere bakıyordu.
Lior koridora çıktı. Diz çöken kadının eteğine basmamak için duvara yakın yürüdü. Sıraların yanında ayakta bekleyenler yana çekilmiyordu. Bir adamın kolunu itip aralarından geçti.
“Nereye gidiyorsun?”
Lior cevap vermedi. İçerisi sıcaktı. Elyas’ın söylediklerini bir süre duymamak istiyordu; lavaboların levhasına doğru yürüdü.
Koridorun sonunda avluya açılan kapı aralıktı. Serin hava taş duvarın dibinden geliyordu. Lior lavabo kapısını itti. İçerideki adam yeleğinin düğmelerini kapatarak yanından geçti. Lior kapıdan uzaklaşıp musluğun önünde durdu.
Ellerini suyun altına tuttu. Parmaklarını birbirine bastırıp yüzünü yıkadı. Cebinden mendilini çıkarırken, Elyas’ı konuşmanın sonunda bekleyeceğine karar verdi. Sahneden indiğinde, yanında bütün salon olmadan ona zinciri soracaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…