Nereth kitap kapağı

2. bölüm / 27

Nereth

Eksik Saatler

Vaveyla Yazarı: Emir Süve

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Eksik Saatler

Lior kâğıdı masaya koydu.
“Benim yazım,” dedi. “Ama adamı hatırlamıyorum.”
Hekim gözlüğünü takıp kâğıdı kendine çekti. Bir işin teslim günü, alınan paranın miktarı ve altında Lior’un imzası vardı. Kâğıt atölyede kullanılan defterlerden birinden koparılmıştı.
“Bunu ne zaman gördün?”
“Dün. Müşteri getirdi.”
“İşini almaya mı gelmiş?”
Lior başını salladı.
“Yanlış yere geldiğini söyledim. Bizimle tartıştı. Sonra bunu gösterdi.”
Hekim tarihe baktı.
“Beş gün önce.”
“Evet.”
“O gün başka neler yaptığını hatırlıyor musun?”
Lior sabahı hatırlıyordu. Atölyeyi patronundan önce açmış, bekleyen işlerden birine başlamıştı. Öğleye doğru yanında çalışan adam yemek getirmişti. Akşam tezgâhı topladığını da biliyordu. Müşteri öğleyle akşam arasında gelmişti; yanındaki adam konuşmalarını duymuştu. Lior ertesi gün kendi bıraktığı yerden işe devam etmiş, arada bir şey eksildiğini anlamamıştı.
“Ne kadar sürdüğünü bilmiyorum,” dedi. “Adam on dakika durmuştur belki. Belki yalnız o kadarını unuttum.”
Hekim elinin altındaki defteri açtı. Lior buraya daha önce de gelmişti. Son görüşmelerinde kayıpların seyrekleştiğini söylemiş, bir süre yeniden uğramamıştı.
“Sonuncusunun üzerinden ne kadar geçti?”
“İki ay kadar.”
“Fark ettiğinin.”
Lior cevap vermedi.
Hekim de soruyu tekrarlamadı. Önceki notların bulunduğu sayfayı buldu, karşısındaki boş yere tarihi attı. Odadaki tek pencere aralıktı. Aşağıdan, hastane avlusunda bekleyen insanların sesleri geliyordu. Lior atölyeden öğleye kadar izin almıştı; konuşma uzarsa geri dönerken acele etmesi gerekecekti.
“Başın ağrıdı mı?” diye sordu hekim.
“Hayır.”
“Düştüğünü, başını bir yere vurduğunu söyleyen oldu mu?”
“Olmadı. Her zamanki gibiymişim.”
Bunu söylemek Lior’un hoşuna gitmiyordu. İnsanlar kendisini eskisi gibi gördüklerini söylediklerinde rahatlayacaklarını sanıyorlardı. Oysa kendisine hiçbir tuhaflık olmamış gibi davranabilmiş olması, hatırlamadığı süreyi daha az korkutucu yapmıyordu.
Hekim o gün kullandığı bir ilaç olup olmadığını sordu. Lior almadığını söyledi. Birkaç sorudan sonra kâğıdı yeniden eline aldı.
“Bu, adadaki boşluklara benziyor mu?”
Lior sandalyesinde geriye yaslandı.
“Orada neye benzediğini bilmiyorum. Çocuktum.”
“Hatırlayabildiğin kadarıyla.”
“Bazı günler yok. Bazılarını hatırlıyorum.”
“Birbirinden ayrı günler olduğunu nereden anlıyorsun?”
Lior masanın kenarına baktı. Bu soruların sonunda söylenecek yeni bir şey olmasını istiyordu. Kazayı anlatmıştı. Ondan önceki hekimlere de anlatmıştı. Her defasında hatırladığı birkaç görüntüyü aynı sıraya koyuyor, sonra bundan bir şey çıkmasını bekliyordu.
“Bilmiyorum,” dedi Lior. “Beni bulduklarında bir haftadır orada olduğumu sanıyordum. Bir ay geçtiğini sonra söylediler. Aradaki günler yok.”
Çocukken annesiyle babası bir vapur kazasında ölmüştü. Babasının iş bulduğu başka bir şehre gidiyorlardı. Kazanın ayrıntılarının çoğunu Lior sonradan öğrenmişti: patlayan kazanı, vapurun ne kadar çabuk su aldığını, kaç kişinin kurtarılamadığını. Kendi hatırladığı, annesinin oturduğu yerden kalkışı ve ayakta durmaya çalışırken güvertenin eğilmesiydi. Bundan sonrası kesik kesikti.
Bir ara suyun üstündeydi. Sonra kıyıda. Bu ikisinin arasını hatırlamıyordu.
Kayaların oyuklarında biriken yağmur suyunu içtiği, kıyıda yiyecek aradığı günler vardı. Bazı geceler içeriden insan sesi geldiğini sanmıştı. Karanlıkta ağaçların arasına girememiş, sabah olunca da hiçbir iz bulamamıştı. Ateşlendiği zamanlar olmuştu. Başını kaldıracak hâli kalmadığında kıyının serin toprağına yüzünü dayadığını hatırlıyordu.
Onu devriye gezen bir birlik bulmuştu. Askerlerden biri omuzlarına örtü sararken ötekiler kıyıya ve çevredeki suya bakıp aralarında konuşuyorlardı. Lior önce başka bir yerde arandığını sanmıştı. Sonradan, askerlerin adaya şaşırdığını anlamıştı. Bu sulardan daha önce geçmişlerdi; burada böyle bir kara parçası bilmiyorlardı.
İlk günler bu konuşmayı kimseye doğru dürüst anlatamamıştı. Kendisine su verildiğini, battaniyenin içine kıvrıldığını ve birinin adını sorduğunu biliyordu. Kim sormuştu, cevap vermiş miydi, onları hatırlamıyordu.
“Adadan önce de olur muydu?” dedi hekim.
“Hayır.”
Lior başını kaldırdı.
“Ondan önce böyle bir şey hatırlamıyorum.”
“İlk tedaviden önce başladığından eminsin.”
“Evet. Hastanede başlamadı.”
Kurtarıldıktan sonra bir süre gözetim altında kalmıştı. Suyla yapılan uygulamaları, yatıştırıcı ilaçları, gündüz vakti de uykulu dolaştığı zamanları hatırlıyordu. Sonraki yıllarda dinlenmesi söylenmiş, yeniden ilaçlar verilmiş, başka hekimlere gönderilmişti. Bazen aylarca bir şey olmamıştı. Sonra biri Lior’a hatırlamadığı bir konuşmayı hatırlatmıştı.
“Banyolar bana iyi gelmedi,” dedi. “Bunu da söylemiştim.”
“Biliyorum.”
“O zaman neden yine oradan başlıyoruz?”
Hekim kalemini defterin arasına bıraktı.
“Şimdi hatırlamadığın bir işi yapabilmişsin. O zamanki boşluklarla aynı şey olup olmadığını anlamaya çalışıyorum.”
Lior gözlerini pencereye çevirdi. Avludaki seslerden birini seçemiyor, yalnızca konuşulduğunu duyuyordu. Buraya kadar gelirken hekimin yeni bir ilaçtan söz edeceğini düşünmüştü. Belki daha önce denenmemiş bir şey vardı. Şimdi aynı sandalyede oturuyor ve çocukken kaç gün kaybettiğini anlatıyordu.
“Bazen bir uğultu oluyor,” dedi. “İnce bir ses. İçeriden mi geliyor, dışarıdan mı, anlamıyorum. Sonra bedenimden bir titreme geçiyor.”
“O işin olduğu gün de oldu mu?”
“Hatırlamıyorum. Her seferinde olmuyor.”
Hekim bir şey yazdı.
“O sırada çevreni duyabiliyor musun?”
“Duyuyorum. Ama sesler uzaklaşıyor gibi. Uzun sürmüyor.”
Hekim birkaç soru daha sordu. Lior bildiklerini söyledi; bilmediklerine cevap bulmaya çalışmadı. Daha önce bunu yapmış, sonra tahmin ettiği bir şeyin gerçekten başına gelip gelmediğinden emin olamamıştı.
“Uykun nasıl?”
“Değişmedi.”
“Geceleri uyanıyor musun?”
“Bazen. Dün komşum yüzünden uyuyamadım.”
Hekim bekledi.
“Konuşma hazırlıyor. Yan odada. Geceleri aynı şeyleri söyleyip duruyor.”
“Ne zamandır?”
“Birkaç gecedir. Bunun onunla ilgisi yok.”
“Gece dinlenip dinlenemediğini soruyorum.”
Lior, hekimin söylemediği bir şeye itiraz ettiğini anladı. Ellerini dizlerinden çekip birbirine geçirdi.
“Sonra sustu,” dedi. “Uyudum.”
Hekim başını salladı.
Lior yan odadan duyduğu sözleri düşündü. Kendisine ait bir tanrı bulmuştu Elyas. İnsanların kusurlarını saymayacak, onları görecek bir tanrı. Lior bunları dinlemek istememişti. Hekimin karşısında geçmişten söz ederken, o isteksizliğinin nedenini yeniden duyması gerekmiyordu.
Hastanede, ilk kurtarıldığı günlerde, annesiyle babasını sormuştu. Önce iyileşmesini söylemişlerdi. Sonra gerçeği öğrenmişti. Kendisini teselli etmeye çalışanlardan biri tanrının onu koruduğunu söylemişti. Başka biri, kurtulduğu için şükretmesi gerektiğini anlatmıştı. Lior o sırada daha çocuktu. Neye şükretmesi gerektiğini anlayamamıştı; annesiyle babasının da kurtulmasını istemişti.
Yıllarca bunun neden yalnız kendisine yetmesinin beklendiğini düşünmüştü. Sonunda dua etmeyi bırakmıştı. İnancı yavaş yavaş kaybolmuş, ama öfkesi aynı hızla geçmemişti. İnsanların başına gelenlere ilahi bir gerekçe bulmasına hâlâ katlanamıyordu. Elyas’ın yeni tanrısı da ona o eski sözleri hatırlatmıştı.
“Bir süre burada kalmanı istiyorum,” dedi hekim.
Lior ona döndü.
“Yine mi?”
“Birkaç gün. Yalnızca sonradan anlattıklarınla yetinmek istemiyorum.”
“O birkaç günde bir şey olmazsa?”
“Olmayabilir.”
“O zaman ne öğreneceğiz?”
“Söz veremem, Lior. Ama seni yalnız görüşmelerde görebiliyorum.”
Lior masadaki kâğıda uzandı. İmzası alt köşedeydi. Elini yazının üstünde bir süre tuttu, sonra kâğıdı aldı.
“İşe gitmezsem yerime birini alırlar.”
Hekim buna karşı çıkmadı. Lior’un bir süre beklediği kolay cevabı vermedi.
“Patronunla konuşabilir misin?”
“Yalnız bu sabah için izin alabildim.”
Hekim gözlüğünü çıkardı. Burnunun iki yanında kalan izler kızarmıştı. Dışarıda birileri kapının önüne kadar gelip durdu; hemen ardından ayak sesleri uzaklaştı.
“Bunu düşün,” dedi. “Şimdi karar vermek zorunda değilsin. Ama haftaya yeniden gel. Bu arada ne zaman eksik bir şey fark edersen, hatırlayabildiğin son zamanı bir yere yaz. Sonrasını tahmin ederek doldurma.”
Lior kâğıdı katlarken durdu.
“Bir daha olursa anlayabilir miyim?”
“Olurken mi?”
“Evet.”
Hekim bir süre cevap vermedi.
“Şimdiye kadar anlayabilmiş misin?”
Lior elindeki kâğıda baktı.
“Hayır.”
“O zaman anlayacağına güvenerek hareket etme.”
Hekim, bir sonraki görüşmenin gününü küçük bir kâğıda yazdı. Lior onu da aldı. İş için izin istemeye çalışacaktı. Burada kalıp kalamayacağını ise bilmiyordu. Ayağa kalkarken avludaki saat çaldı; öğleye düşündüğünden az kalmıştı.
Kapıda durup geri döndü.
“İmza atmışım,” dedi. “Parayı da ben almışım. Yanımdaki adam her şeyi duymuş.”
Hekim onu dinledi.
“Kendimi iyi sanıyordum.”
Bu kez hekim defterine bir şey yazmadı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18