Nereth kitap kapağı

1. bölüm / 27

Nereth

Aynı Merdiven

Vaveyla Yazarı: Emir Süve

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Aynı Merdiven

Şehirde işsiz kalmak, iki hafta sonra evsiz kalmak demekti. İş bulmaksa insanı açlıktan bütünüyle kurtarmıyordu.
Limanın çevresinde yükselen fabrikalar, kırsaldan gelenleri yıllardır kendine çekmişti. Yeni makineler daha çok mal üretiyor, yeni işçiler daha az ücrete razı oluyordu. İki kötü hasadın ardından tahıl pahalanmış; ekmek, kömür ve kira, haftalığın neredeyse tamamını götürmeye başlamıştı. Kazalar yüzünden çalışamaz hâle gelenlerin yerleri ertesi sabah doluyor, geride kalan aileler bir süre komşularından borç alarak geçiniyordu. Sonra komşuların da verecek bir şeyi kalmıyordu.
Eski ibadethaneler açıktı. İçeride sabrın karşılığından söz ediliyor, dışarıda borçlar birikiyordu. İnsanların bir kısmı hâlâ inanıyor, bir kısmı inanmayı bırakmaya cesaret edemiyordu. Çoğunun aradığı, bir gün her şeyin düzeleceğine dair uzak bir vaat kadar, ertesi sabah ne yapacağını bilen biriydi.
Lior’un işi vardı. Kuzey rıhtımına yakın küçük bir atölyede kilitlerle ve çeşitli mekanizmalarla uğraşıyordu. Kazandığının yarıdan fazlası üçüncü kattaki odasına gidiyordu. Geri kalanıyla geçiniyor, bazen bir sonraki haftadan borçlanıyordu. Hayatını değiştirecek kadar para biriktirdiği olmamıştı.
Yalnızdı. Apartmanda adını bilenler, işyerinde her gün konuştuğu insanlar vardı; yakın olduğu kimse yoktu. Biri onunla uzun uzun konuştuğunda çoğunlukla bir şey istiyordu. Kendisi de konuşmalarını kısa tutmaya alışmıştı. Böylece akşamlarını kiminle geçirdiğini açıklaması gerekmiyordu.
Mira’yla karşılaştığında ise söyleyecek bir şey bulabilmek için uğraşıyordu.
O akşam onu ikinci katın sahanlığında, pencerenin geniş pervazına oturmuş buldu. Elindeki kitabı kalan gün ışığına doğru eğmişti. Paltosu yanında duruyordu; demek ki baskıhaneden geleli çok olmamıştı. Başparmağının kenarına mürekkep bulaşmıştı.
Lior onu merdivene adım atmadan önce görmüştü. Yukarı çıkarken ne söyleyeceğini düşünmeye yetecek zamanı vardı. Buna rağmen Mira başını kaldırınca yalnızca selam verebildi.
“İyi akşamlar.”
“İyi akşamlar, Lior.”
Geçmek için yana çekildi. Lior da durmak için bir neden aradı.
“Yeni mi?” dedi, kitaba bakarak.
Mira parmağını okuduğu yere koydu.
“Bugün aldım. Biraz bakayım dedim, burada kaldım.”
Lior kapağa baktı. Yazıyı okuyabileceği kadar yakındı fakat okumadı.
Mira aylardır aynı apartmanda oturuyordu. Birbirlerinin ayak seslerini, hangi kapının önünde duracaklarını biliyorlardı. Lior onun geç kaldığında basamakları ikişer çıktığını, anahtarını çoğunlukla çantasının yanlış gözünde aradığını fark etmişti. Mira da kendisini bu kadar tanıyor muydu, bilmiyordu. Şimdi karşısında dururken onu ne kadar sık düşündüğünün yüzünden anlaşılabileceği hissine kapıldı.
“Ne anlatıyor?” diye sordu.
“Bir adam yüz yıl öncesine gidiyor.” Mira kitabı biraz kaldırdı. “Zamanda yolculuk var. Bunları görünce alıyorum.”
Lior gülümsedi. Söyleyeceği bir sonraki şey, ağzını açana kadar makul görünüyordu.
“Nereye?”
Mira bir an ona baktı.
“Geçmişe. Yüz yıl öncesine.”
Sonra gülümsedi; bunu bir kusur saymadığı belliydi. Lior’un kulakları ısındı. Kadın anlatırken gözlerine bakmaya çalışmış, baktığını fark edince başka tarafa dönmüş ve arada cümleyi kaçırmıştı.
“Atölye bugün çok gürültülüydü,” dedi.
Söyler söylemez bunun ne kadar ilgisiz olduğunu anladı.
Mira kitabı kapatmadı. Parmağı hâlâ sayfaların arasındaydı.
“Bitirince sana verebilirim.”
Lior’un aklından, onu geri verirken konuşabilecekleri geçti. Kitabın beğendiği bir yerini gösterebilir, kadının ne düşündüğünü sorabilirdi. Ardından, Mira’nın sevdiği bir kitap hakkında söyleyecek bir şey bulamama ihtimalini düşündü. Daha eline almadan geri vereceği gün için kaygılanmaya başlamıştı.
“Pek vaktim olmuyor,” dedi.
Mira’nın yüzündeki ifade değişmedi. Kitabı kendine doğru çekti.
“Peki.”
Lior basamağın kenarına baktı. Vakti vardı. İşten sonra eve geliyor ve çoğu akşam hiçbir şey yapmıyordu. Şimdi bunu söyleyebilirdi. Vaktim var aslında, diyebilirdi. Bir kitabı okuyacak kadar vaktim var.
Mira kitabını yeniden açtı. Konuşmanın bittiği yer burasıydı; kadın onu kovmamıştı, yalnızca kaldığı sayfayı buluyordu. Lior birkaç saniye daha durursa bir şey söylemesi gerekeceğini hissetti.
“İyi okumalar.”
“Sağ ol.”
Yukarı çıktı.
Üçüncü katın başında adımlarını yavaşlattı. Geri dönmek şimdi daha tuhaf olacaktı. Yarın karşılaştıklarında kitabı sorabilirdi. Yarın ne söyleyeceğini düşünmeye başlayınca bundan vazgeçti. Az önce de ne söyleyeceğini biliyordu.
Odasına girdi, kapıyı arkasından kapattı.
İçeride bir yatak, küçük bir masa ve kapağı tam kapanmayan bir dolap vardı. Tek pencere, karşı binanın duvarına bakıyordu. Lior paltosunu sandalyeye bıraktı. Oturduğunda Mira’ya verdiği cevabı bir kez daha hatırladı; ardından bunu düşünmemek için ayakkabılarını çıkarmaya koyuldu.
Yan odadan bir ses yükseldi.
“Size sabretmenizi söylemiyorum.”
Lior elini bağcığın üstünde tuttu.
Kısa bir sessizlik oldu.
“Size sabretmenizi söylemiyorum.”
İkinci söyleyişinde ses daha alçaktan başlamış, son kelimede yükselmişti. Son birkaç gecedir bunun benzerlerini işitiyordu. Bazen aynı cümle üç kere geliyor, sonra kâğıt hışırtıları duyuluyordu.
Elyas konuşmalarına hazırlanıyordu.
Apartmanda hemen herkesle bir yakınlık kurmuştu. Lior’un adını ilk günden öğrenmiş, ikinci gün karşılaştıklarında hiçbir şey olmamış gibi borç istemişti. Lior vermeyince gücenmemişti. Birkaç gün sonra bu kez ev sahibine aynı rahatlıkla bir şeyler anlatırken görünmüştü. Kadın konuşmanın başında öfkeliydi; sonunda hâlâ parasını alamamıştı ama sesi eskisi kadar yüksek çıkmıyordu.
Lior onunla merdivenlerde birkaç kez oyalanmıştı. Elyas iyi konuşuyor, dinlerken de gerçekten dinliyormuş gibi görünüyordu. Bazen Lior’u güldürüyordu. Yalnız konuşmanın ne zaman biteceğine hep kendisi karar vermek istiyordu.
“Unutulduğunuzu düşünüyorsunuz.”
Lior öbür ayakkabısını da çıkardı.
“Çünkü size öyle davranıyorlar.”
Yatağa oturup bekledi. Ses kesilirse kapısını çalmayacaktı.
“Fakat sizin adınızı...”
Lior yeniden ayağa kalktı.
Kapıyı açtığında koridor kararmıştı. Sahanlıktaki lambanın altında küçük sinekler dönüyordu. Elyas’ın kapısına iki kez vurdu.
İçerideki konuşma hemen kesildi.
Elyas kapıyı açtı. Gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmıştı. Elinde bir kâğıt vardı; Lior’u görünce arkasına saklamadı. Odadaki lamba masanın bir yanına çekilmiş, karşısına boş bir sandalye konmuştu.
“Seni uyandırdım mı?”
“Henüz uyuyamadım.”
“Ses fazla mı geliyor?”
“Her kelimeyi duyuyorum.”
Elyas kapının yanındaki duvara baktı. Sonra geri çekildi.
“İçeri gelsene.”
“Sesini kısmanı istemeye geldim.”
“Kısacağım. Önce bir şeyi dinle.”
Lior koridorda kaldı.
“Zaten dinledim.”
“Duvarın arkasından. Yüzünü de görmem lazım.”
“Neden?”
Elyas elindeki kâğıdı kaldırdı.
“Neresinde sıkıldığını anlamak için.”
Lior ona baktı. Elyas’ın gülümsemesi acele etmiyordu. Bu sırada aşağıdan bir kapının kapanışı duyuldu. Lior, Mira’nın odasına girmiş olabileceğini düşündü.
“İki dakika,” dedi Elyas. “Sonra bırakacağım.”
Lior içeri girdi ama sandalyeye oturmadı. Kapıya yakın durdu. Elyas bunu yeterli bulmuş olmalıydı; kâğıdı masaya koydu.
Oda Lior’unkinden biraz daha genişti, eşyası daha azdı. Pencerenin önünde bir leğen, yatağın üstünde açık bir dikiş kutusu vardı. Elyas’ın ceketi dizilmiş ipliklerin yanında duruyordu. Kolundaki yama uzaktan belli olmuyordu; yakından bakınca kumaşın başka renk olduğu seçiliyordu.
“Adı Nereth,” dedi Elyas. “Duymamışsındır. Unutulmuş olanları gören tanrı.”
Lior’un yüzündeki ifadeyi görünce Elyas devamını getirmeden durdu.
“Yine bir tanrı mı?” dedi Lior.
“Yine derken?”
“Bildiğimiz yeterince var.”
“O zaman neden kimse memnun değil?”
Lior kapının açık kalan aralığına baktı.
“Bunu bana sorma.”
Elyas kâğıdı eline aldı, sonra yeniden bıraktı. Konuşma yaparken kullandığı sesle devam etmedi.
“İnsanlara başlarına gelen her şeyi hak ettiklerini söylemiyor. Nereth’ten söz ediyorum. Birinin yoksul doğması, borcunu ödeyememesi, hastalanması... Bunları onun kusuru saymıyor.”
“Güzel.”
“İnanmış gibi söylemedin.”
“İnanmadım.”
Elyas onu biraz daha dikkatle süzdü.
“Daha ne diyeceğimi duymadın.”
“Duymak istemiyorum.”
Bu kez sesi amaçladığından sert çıkmıştı. Elyas’ın yüzündeki gülümseme silindi. Bir an, Lior’dan açıklama isteyecek gibi durdu; istemedi. Masanın kenarına yaslandı.
“Peki,” dedi. “İstemiyorsan anlatmam.”
Lior’un omuzlarındaki gerginlik biraz çözüldü. Elyas yeniden konuşmasaydı çıkacaktı.
“Sadece nerede sıkıldığını söyle.”
Lior ona döndü.
Elyas bekledi. Bu soruyu gerçekten sormuştu.
“İlk cümleyi iki kere söyledin.”
“Çünkü burası önemli.”
“İkincisinde daha önemli olmadı.”
Elyas’ın ağzı hafifçe kıvrıldı. Kâğıdın başına bir işaret koydu.
“Başka?”
Lior cevap vermedi.
“Tamam,” dedi Elyas. “İki dakika demiştim.”
Kâğıdı masada bırakıp Lior’la birlikte kapıya yürüdü. Koridora çıktıklarında aşağıdan ev sahibinin sesi geldi. Birine, ertesi gün gelecek kömürcüyü beklemesini söylüyordu. Elyas merdiven boşluğuna bakıp durdu.
“Kiranı sormasından mı korkuyorsun?” dedi Lior.
“Soracak. Daha sormadı.”
Elyas, ev sahibinin hangi konudan açılırsa açılsın konuşmayı kiraya getirmesiyle ilgili bir şaka yaptı. Lior güldü. Adamın odasında dinlediklerinden daha çok hoşuna gitmişti. Elyas da gülümseyip kapıya yaslandı; az önceki sert cevabı üzerinde durmuyordu.
Lior odasına yöneldi.
“Yarın pazar yerinde konuşacağım,” dedi Elyas. “İstersen gel.”
“Çalışıyorum.”
“Sonra uğrarsın.”
Lior kapısını açtı.
“Elyas.”
“Sesi kısacağım.”
“Teşekkür ederim.”
İçeri girdi. Elyas kapısına kadar gelmemişti; koridorun öbür yanında, kendi odasının önünde duruyordu.
“Yarın bir körün gözlerini açacağım,” dedi.
Lior başını çevirip ona baktı. Elyas söyleyeceğini söylemişti; açıklama yapmak için acele etmiyordu.
“İyi geceler,” dedi Lior.
Kapıyı kapattı.
Bu kez ses kesildi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

41okunma 7beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18