Kolye

Vaveyla Yazarı: Beyza Nur Deniz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: Kolye

Ben Selim.
Herkesin tanıdığı baba sıfatı taşıyan adamın oğlu Selim.
Okulda herkesin veliaht, grupta kaptan, kelebeğin ise Sirius diye seslendiği kişi olan Selim Hancıoğluydum.
Sırf annesi zarar görmesin diye küçük yaşlarda kemer izleri taşıyan Selim bendim.
Yaşını, çocuk olduğunu, telaşlarını unutan Selim bendim.
Oyunların ismini unutup yaşından büyük dertleri zihnine kazıyan Selim bendim.
Sonra küçük yaşında babasının, annesini aldattığını ve babasının bir çocuğu daha olduğunu öğrenen Selim bendim.
Bisikletten düşüp küçük bir kızın gözlerini, "Sirius" diye seslenişini, sokağını ezberleyen de bendim.
Yıllar sonra bir kolye sayesinde onu bulup karşısına çıkan Selim bendim.
Bana gerçek Selim kim diye sormayın. Çünkü bende bilmiyorum.
-Sahi kimdim ben? -
Saymış olduğum Selimlerden hangisi bendim?
Bir insan kaç bedene, kaç kişiliğe sığardı?

-Sekizinci yaşım-
Oyunlarımı unuttuğum yaşım.
İzler taşamaya başlayan küçük yaşım.
Aksel Hancıoğlunu öğrendiğim yaşım.
Aşık olan yaşım.
Gerçeği, izleri, aşkı, sırları öğrendiğim yaşım.

En çok hangi yaşını sevip, hangi yaşından nefret ettin diye soracak olursanız?
Size tüm herşeye şahitlik eden yaşımı... Size sekiz yaşımı söylerdim.
Hem sevip, hem nefret ettiğim tek yaşım.

Kolyeyi sahibine, Rüya' ya vermeyi unuttuğumu hatırlayınca yönümü değiştirip yürümeye başladım. Rüya'nın evinin olduğu sokağa geldiğimde kolyeyi elime alıp kendi kendime "güya kız ismini söylediğinde verecektim. Nasıl vereceksin, hangi cesaretle vereceksin bakalım kaptan?" diye söylendim. Adımlarım git gide biraz daha yavaşlamaya başlamıştı. Nedeni ise, rüya'nın evine gelmiş olmamdı. Gözlerimle apartmanı incelemeye başladım. Altı katlı bir apartmandı. Ellerimle saçlarımı karıştırmaya başladım ve tekrar " ee Hancıoğlu hangisi rüya'nın evi. Bu kız kaçıncı katta şimdi" dedim. Apartmanın önünde bir sağa, bir sola yürümeye başladım. Tekrar kendi kendime konuşmaya başlayacağım esnada apartmanın kapısı açıldı. Kapıyı açan, çöp atmaya çıkan küçük bir çocuktu. Rüya'yı bulmama yardım edebilecek tek kişi oydu. Sağa sola yürümeyi bırakıp çocuğa "aslan parçası" diye seslendim. Çocuk yerinde durup bana bakmaya başladı. Neden seslendiğimi merak eder gibiydi ve tekrar " yanıma gelir misin" dedim. Çocuk elindeki çöpü atarak, koşar adımlarla yanıma geldi. Dizlerimin üzerine çöküp boylarımızın eşit olmasını sağladım. Ellerimi omuzlarına yerleştirip "adın ne senin aslan parçası?" diye sordum.
Çocuk utangaç bir tavırla "ege" dedi.
"Ege, güzel isimmiş. Sana bir soru sorabilir miyim ege?" Gözlerini tamam anlamında iki kez açıp kapattığında "bu apartmanda rüya isminde bir kızı tanıyor musun?" Az önce ki utangaç çocuk gitmiş yerini dalgacı çocuk almıştı. Ege, rüya'yı tanıyor olmalıydı ki, gülmeye başladı.
"Güldüğüne göre tanıyorsun aslan parçası"
Ege gülerek "anne terliği yiyen abla" dedi. Ege'nin bu cümlesi istemsizce benim de gülmeme neden olmuştu.
"Demek anne terliği yiyen abla" dedim ve tekrardan "aslan parçası senden küçük bir iyilik isteyebilir miyim?" dedim.
Ege, yine tamam anlamında gözlerini iki kez açıp kapattı.
"Peki, anne terliği yiyen ablanın evini bana gösterir misin?" dedim.
"Gösteririm ama şartlarım var"
Ege, duygularını o kadar hızlı değiştiriyordu ki artık anlaşma bile yapıyordu benimle.
"Bak sen şuna, ne şartlarıymış bakalım"
"Öncelikle rüya ablama, anne terliği yiyen abla dediğimi söylemiceksin"
"Peki diğeri?"
"Diğeri ise bana çikolata alıcaksın"
Ellerimle Ege'nin saçlarını karıştırarak " anlaştık bakalım" dedim.
Olduğum yerden ayağa kalktım ve Ege ile aramızda eşitlik yok olmuştu. Artık Ege'ye havadan bakıyordum. Beraber apartmana doğru yürüdük.
Kolye uğruna bir çocuk ile iş birliği yapıyordum. Bu halimi grup sakinleri -namı değer Hancıoğlu sakinleri- görse nefes almayı unuturlardı. Apartmana girdiğimizde ege ile asansöre bindik. Olay örgüsünün minik kahramanı ege kat numaraları olan beşe bastı. Ege'ye dönüp "beşinci katta mı oturuyorlar?" diye sordum.
"Evet" diyen ege bana bakarak "aşık mısın sen?" diye sordu.
*O kadar belli mi oluyordu. Yani küçük bir çocuğun farkedeceği kadar belli mi ediyordum.*
Gözlerimi kaçırıp, kendimi küçük bir çocuğa inandırmak istercesine "ben mi? Ne aşık olucam? Nerden çıkarttın" diye sordum.
O da bana "aşık olan insan sevgililerinin evine kadar gelirmiş"
"Sevgili mi? Biz sevgili değiliz. Hem kim anlatıyo sana bunları?"
"Rüya ablam"
Rüya mı? Gülmeye başlamıştım. Kelebeğe bak sen nelerde biliyor.
Beşinci kata geldiğimizde, asansörün kapısı açılınca ikimizde çıkmıştık. Ege bana parmağıyla evi gösterdi ve bana "çikolatamı kendim almak istiyorum" dedi.
"Anlaşmayı bozuyo musun aslan parçası?"
"Hayır sadece çikolatayı yalnız almak istiyorum"
"Peki öyleyse" deyip cebimden para çıkartarak "al bakalım aslan parçası" dedim. Ege yanımdan ayrıldığında gösterdiği evin yanına yaklaşıp ziline bastım. Bir cesaretle çalmıştım zili, ama açıldığında ne dicektim? Kolyeyi hangi cesaretle vericektim?
Ben kendimi sorgulerken kapı açılmıştı. Kafamı kaldırıp açan kişiye baktığımda rüya'nın olduğunu gördüm. Rüya şaşırmış bir ifadeyle "sen..." dedi.
Bende ona bakıp sol dudağımı yukarı kaldırarak
"Selam anne terliği yiyen kız" dedim.
Rüya gözlerini kapatarak "egee!" deyip tekrar
"Senin burda ne işin var?" dedi.
"Misafiri böyle mi karşılıyosun?"
"Of salak kafam. Kusura bakma seni burda görünce... Beklemiyordum."
"Asıl sen kusura bakma. Çat kapı geldim."
"Bir sorun mu vardı"
Az önceki alaycı tavrımı kaldırıp, cesaretimi toplayarak "ben...nasıl söylicem bilmiyorum" deyip rüya araya girerek
" pat diye söyle" dedi.
"Peki. Senin bende bir emanetin var Rüya"
Rüya daha da şaşırarak "emanet mi?"diye sordu. Bende ona "pat diye söyle dedin. O yüzden şaşırmamalısın"dedim
Sonra kendime dönüp
" *sensin emanet rüya. Kelebekti emanet olan*" dedim.
İçimdeki sesi bastırarak "aşağıya İnsek olur mu?" dedim.
"Olur" diyen rüya, ayakkabılarını giyinip kapıyı kapattığında asansöre doğru yürümeye başladım. Rüya ise merdivenlere yöneldi. Bu sefer şaşıran ben olmuştum.
"Hızlı bir şekilde inmek yerine yol mu uzatacaksın rüya?"
Kararlı bir kız edasıyla "evet. hayallerim var benim ölmek için çok gencim. Ölme meraklısı olan sensin" dedi.
Sırıtarak "ben miyim meraklı olan" dedim.
"Asansöre binen sensin. Ölmek isteyen de"
"Bana bak anne terliği yiyen kız binelim şuna"
"Ah ege seni elime bir geçireyim"deyip gözlerini bana sabitleyerek "sen hiç mi yemedin terlik?" diye sordu.
"Saçmalama rüya. Şimdi burda terlik yeme muhabbeti mi yapıcaz cidden?"
Rüya düşünerek "evet saçma olur ama o şeye binmemi bekleme" dedi.
"Bak sen"
"Evet. Hiç bir kuvvet bindiremez beni" deyip merdiven basamaklarını inmeye başladı.
Kendi kendime "sen kaşındın inatçı keçi" deyip rüya'nın kolundan tuttum. O da şaşkın şaşkın "aa noluyo ya" dedi.
"Büyük konuştun hiçbir kuvvet bindiremez falan"
Rüya korkarak " selim düşündüğüm şeyi yapma sakın" dedi.
Rüya'yı kolundan tutup asansörün yanına getirdim. O ise benden kaçmaya çalışıyordu ve "selim bak şakanın sırası değil" dedi.
"Şaka yapmıyorum rüya"
"Kapalı alanlarda duramam ben, nefes alamam"
"Kaçmak için başka bir bahane bul küçük beden"
Asansör açıldığında rüya'yı içeri bindirmeye çalışırken o hâlâ "bu yaptığın zorbalık bak bu insan korkularına karşı saygısızlık oluyo"
"Zorba mı?"
Rüya artık direnmeyi bırakmıştı ve binmişti.
Ben, zemin kata bastım ve asansör kapısı artık kapanmıştı. Bir kaç saniye içinde rüya elini kalbine götürdü ve gözlerini kapattı. İşler hiç beklediğim gibi olmamıştı. Şaka sandığım korku tamamıyla gerçekti. Rüya gözlerini açtığında, içindeki damlalar yere düşmeye başlamıştı. Rüya ya yaklaştım ve elimi omzuna koyarak
"Rüya iyi misin, şakanın sırası değil" dedim.
Hâlâ şaka diyordum. Çünkü öyle olmasını diliyordum. O ise zor bela nefes alarak "şaka mı? Aptal mıyım ben böyle bir şaka yapayım?" Bir kaç saniye durup tekrar
"Sana kapalı alanlarda duramadığımı söyledim ama sen inanmadın"dedi.
Kendi kendime "hay aklını, inadımı sikeyim" diye sövdüm.
Rüya " çıkart beni burdan selim, nefes alamıyorum"dedi.
Ona doğru eğilerek "sakin ol rüya. Çıkıcaz burdan az kaldı. Lütfen sakin ol ve bak bana" dedim. Rüya kafasını hafif kaldırdığında artık tamamen *bir nefes kadar yakındık*. Gözleri, gözlerime değiyordu.
*Şuan onu öpmeyi o kadar çok istiyordum ki* ama zamanı değildi. Daha beni bile sevmiyoken bunu düşünemezdim.
Yüzünü ellerimin arasına alarak "derin derin nefes al. Asansörde olduğumuzu unut ve gözlerini kapat" dedim. Rüya gözlerini kapatmıştı. Göz bebeklerinin haraket ettiğini görüyordum.
*Ona sarılmayı o kadar çok istiyordum ki* ama sırası değildi biliyordum.
Onun bu hale gelmesinin sebebi inadımdı, bendim. Nefes alamıyo olmasının sebebi benim, onun korkusuna inanmamamdı. Gözleri hâlâ kapalıyken ona biraz daha yaklaştım kalbinin sesini duyuyordum.
Sonra yine yaklaştım, sıcaklığı vücudumu sarmaya başlamıştı.
Ve yine yaklaştım ama içeri süzülen ışık uzaklaşmamı sağlamıştı. Uzaklaştım ondan, gözlerini açtı o da. Işığı takip edip daha da uzaklaştı benden. Kendini daha güvenli yere götürdü. O yanımdan gittiğinde küfürler saydırmaya başladım kendime. Daha sonra rüya'nın yanına gittim ve ona çekinerek "iyi misin?" diye sordum.
Ama o cevap vermedi. Duymadı bile beni. Tekrar "şaka yaptığını düşündüm. Bak rüya ben gerçekten" cümlemi tamamlayamadan rüya araya girerek "korktuğumu o şeye binmeden söyledim." dedi ve "konuyu kapatalım ve biri sana korkusunu anlatıyorsa ona inan" dedi.
Ben ise sadece "haklısın" diyebildim.
Haklıydı. Tamamen haklıydı.
Yüzünü biraz olsun gülümsetmek için cebimden kolyeyi çıkardım. Kelebeği gözükecek şeklinde havaya kaldırdım. Rüya gözlerini elime, sonra parmaklarımın arasında sallanan kolyeye sabitlediğinde yüzündeki şaşkınlığı görüyordum. Mutlu olur, olayı unutur sanmıştım ama o öfkeliydi, şaşkındı, üzgündü...

"Ama bu..." Onu tamamlayarak "evet senin" dedim.
"Ne işi var sende? Nerden buldun onu?"
"Hani" diye başladım sözüme bir cesaretle ve devam ettim "arkadaşınla bir cafenin önünde bir şeyler arıyordunuz, daha sonra arkadaşın yanından gitmişti. Ve bende yanına gelip iyi misin diye sormuştum. O gece buldum" dedim.
Rüya sinirle parmaklarımın arasındaki kolyeyi eline alıp "ne yani o günden beri sende miydi?"dedi.
"Evet. Tanışamamıştık o gün bende kendimce ismini öğrendiğimde veririm demiştim"
Rüya alaycı bir gülümseme ile "dalga mı geçiyorsun benimle? Ben o günden beri kolyeyi bir daha bulamıcak korkusu ile baş başaydım" biraz durup sağa sola bakarak "bay zorbaya bak sen ismim karşılığında verecekmiş" dedi.

Amacım kolyeyi verip mutlu olmasını sağlamaktı. Fakat ben ona zarar vermiştim. Ben ona iyi gelmek isterken, kötü hissettiriyordum. Gözlerimi ondan kaçırarak "ben...şey. üzgünüm" diyebildim.
Rüya kızgın bir şekilde
"Üzgün müsün? Ben daha üzgünüm emin ol" dedi ve benden uzaklaşarak apartmanın içine yönelmişti. O tamamen gitmeden, hızlı adımlarla ona yetişip "rüya dinle beni. Amacım kötü değildi" dedim. Rüya sessiz bir şekilde "git burdan selim git"dedi.

*Gitmişti kelebek. Üzgün bir şekilde uzaklara gitmişti*
Herkese karanlık ama ona aydınlıktım ben. Onun yol bulmasını sağlamak isterken, onun kaybolmasına neden olmuştum.
Apartmanın önünde kendi kendime "siktiğimin düşüncesine bak neymiş ismini söylerse verirmişim amına koyduğumun düşüncesi" diye saydırmıştım.

*Git demişti kelebek bana*
*Git demekle gidilir miydi?*
Selim Hancıoğlu, rüya'nın git demesiyle gider mi?
Sirius, kelebeğin sön demesiyle söner miydi?

Sirius, kelebek olmadan yanamazdı.
Kelebek, siriusundu.
Düşlerin sahibi benimdi.

*Git demişti Rüya. Git demekle biter miydi bu düş*

Olduğum yerde saydırmayı bırakarak eve doğru yürümeye başladım. Adımlarım öyle hızlıydı ki ayağımdaki ayakkabılar benden kurtulmak ister gibilerdi.
Yanımdan geçen insanları görmüyor, duymuyordum.
Geçtiğim sokaklar kimlerin bilmiyorum.
Sadece yürüyordum.

*Rüya'nın git demesiyle gidiyordu selim*
*Kelebeğin sön demesiyle sönüyordu Sirius*

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

58okunma 30beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18