İsmini Öğrendiğim Duygular

Vaveyla Yazarı: Beyza Nur Deniz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: İsmini Öğrendiğim Duygular

İnsan kendinden yaşça büyük, kim olduğunu, adını dahi bilmediği bir ihtiyar, bir yabancı ile konuşma ihtiyacı duyar mı? Konuşma ihtiyacı yaş farkı ile ilgilenir mi? Benim gibi konuşmayı çokta gerek bulmayan biri bile istemsizce kendini ihtiyarın yanında buluyor ise konuşmaya ihtiyacım var demektir. Bazı anlar olur ki asla konuşmayan insan bile anlatmaya başlayabilir.
Mesela ben; onunla karşılaşmadan önce anlatmayı veya sormayı gereksiz bulurdum. Fakat soru bile sormayan ben soruyorum artık. Çünkü, nedense ihtiyar bana anlamsız bir şekilde iyi geliyordu. Tok bir sese sahipti. Dedemden sonra konuşabileceğim biri girmiş gibiydi hayatıma.
İhtiyar elindeki ayakkabının tamirini neredeyse bitirmek üzereydi. Çok dikkatli ve titizle yapıyordu işini. Ben ise, sessiz bir şekilde sadece onu izliyordum. Ama bir yandan da kendi içimde merak ettiğim soruyu soruyordum.
*Bir insan bir ayakkabıyı neden bu denli severdi ki? Oysa o sadece ayakkabıydı. Hatta sadece hayatımızda istemsizce yer edinmiş bir figürandı*
İhtiyar sanki kendime sorduğum soruyu duymuş gibi " bu ayakkabılar dışarıdan ne kadar önemsiz gibi görünse de aslında önemliler delikanlı" dedi ve devam etti " ayakkabılar hayatımızda olmasaydı insanlar yürümeye cesaret edemezlerdi. Çıplak ayaklarla adım atmaktan korkarlar çünkü. Korkuları çıplaklık değil yara ve acı almak olurdu" dedi.
İhtiyarın söylediklerine karşılık olarak alaycı bir gülümseme ile " aşkla anlatıyosun ihtiyar, alt tarafı ayakta ki ayakkabı fazla abartmadın mı?" dedim.
İhtiyar gözlerini ayakkabıdan ayırmadan, işine devam ederek " insan işini severek ve anlam yükleyerek yapıyorsa aşkla anlatır delikanlı" dedi.
Kendimce ihtiyarın bu kendinden emin ve gizemli hallerini merak ederek " adın ne senin ihtiyar. Seni gördüğüm günden beri söylemedin adını" diye sordum. İhtiyar bana bakıp gülümseyerek " zamanı geldiğinde öğrenirsin delikanlı herşey sırayla" dedi.
" peki öyle olsun bakalım"
İhtiyar ile aramızdaki konuşmayı bitirerek ayağa kalktım. Yanından ayrılmak için sandalyeden uzaklaştığımda ihtiyara dönüp " yine çok konuştuk ihtiyar" dedim.
İhtiyar tebessüm ederek " insan bazen kendini, kendinden uzaklaştırıp içini yabancıya açar delikanlı" dedi.
"Sen artık yabancıya benzemiyosun ihtiyar"
"Belki yine gelirsin delikanlı"
"Kim bilir belki "
Yanından ayrılıp yürümeye başladım. Sabah ki halime göre daha iyiydim. Saçma bir şekilde keyifliydim. Evden çıkmadan önce Sıla ile yaptığımız konuşma canımı sıkmıştı. Ama buraya geldiğimde işler değişmişti. Bu ihtiyar bana sahiden iyi geliyordu sanırım. Tesadüfen karşılaşmamız güzel bir şeye sebep olmuştu aslında. Tesadüfleri sevmeye başlamıştım. Bazı tesadüfler can yaksa da, bir kısmı iyi geliyordu. Tıpkı ihtiyar ayakkabı ustası gibi.
Yürürken aklıma annem gelmişti. En son dün sabah konuşmuştuk. Adımlarımı yavaşlatarak cebimden telefonu çıkardım. Rehbere girip annemi aradım. Telefon biraz çaldıktan sonra telefonu açan anneme
" benim dünyalar güzelim naber?" dedim. O da aynı keyiflikte "iyilik canım oğlum senden naber?" dedi.
"İyilik güzel kadın"
Karşıdaki annemin sesi bir anda heyecana bürünerek " ee anlatsana oğlum parti nasıldı" diye sordu.
" iyiydi işte parti, saçma sapan şarkılar falan"
Annem beklemediğim bir şekilde söylediklerimi taklit ederek " ağzından cımbızla laf alıyorum Selim. Şunu düzgünce anlatsana oğlum neler oldu? Güzel kız varmıydı? Birileriyle tanıştın mı?" diye serdi önüme tüm sorularını.
" parti işte anne ne anlatayım?"
"Uzayı anlat selim. Ya ne bilim beğendiğin biri oldu mu?"
Annemin sesi bir anda duyulmaz hale bürünmüştü. Konuştuğu cümleleri anlayamıyordum artık. Çünkü karşımda yorgun adımlarla ilerleyen ve ellerinde pazar poşetleri olan Rüya' yı görüyordum.

*Aşkı Tesadüf*
*Hiç bilmediğim bir anda hayatıma girdin ve yanımda yokken bile bana aşkı tesadüfü yaşatıyorsun Kelebek*

Bir süre öyle sessizce Rüya' nın ilerleyen adımlarını izledim. Hiç beklemediğim bir anda çıkıvermişti karşıma. Tıpkı bisikletin üzerindeki küçük kız çocuğu gibi...

Telefondaki annem varlığını hatırlatarak " alo! Selim ordamısın? Oğlum ses versene!" diye söyleniyordu.
Anneme dönerek " seni daha sonra arıcam anne" dedim.
Annem ise " kaç sen bakalım" dedi.
"Arıcam seni" deyip telefonu kapattım. Telefonu cebime atıp, adımlarımı hızlandırdım. Çok uzağımda olmadığı için ona yetişmem zor olmadı. Ona biraz daha yaklaştığımda "selam" dedim. Kendinden bir hayli habersiz olan Rüya sendeleyip adımlarını kontrol edemedi. Bende anı refleks ile onu belinden yakaladım. Bu sendeleme ikimizinde beklemediği bir durum olduğu için afallamış halde sadece birbirimize bakakalmıştık. Sanki bu anı hep istemiş gibiydim. Aslında gibi değil gerçekten istemiştim. Küçükken, anlamsız bir heves sandığım duygu, artık tamamen anlamlı bir tutkuya dönüşmüştü. Kelebekleri seviyordum. Ona dair tüm düşünceleri ve hisleri seviyorum.

*Aşk*
*Yokluğundaki halini sevmek. Onunla karşılaşabilme ihtimalini sevmek. Karşılaşmak için yürümüş olduğu sokaklara gitmek. Ona karşı savaşmayı, direnmeyi unutmaktır Kelebek*

Rüya ile aramızda bir kaç saniyelik bakışmanın ardından, afallamış halimizden kurtulup normal halimize dönmüştük.
Rüya'nın yorulmuş halini görebiliyordum. Elindeki pazar poşetleri onu zorlamış gibiydi. Poşetleri elinden almak için eğildiğimde, Rüya adımlarını geriye doğru atmaya başladı. Onun o halini aldırış etmeden elindeki poşetleri almaya başladım. Rüya ise şaşkın şaşkın sadece " napıyosun" demekle yetindi. Onu duymayıp poşetleri aldım. Alırken avuç içlerinin kızarıklığını gördüm. Bedeninden ağır olan poşetler canını acıtmış olmalıydı. Yürümeye başladığımda küçük bedeniyle arkamdan
" Sana diyorum. Hey! Beni duymuyomusun?" diye sesleniyordu. Ben ise alaycı bir gülümseme ile yürümeye devam ediyordum. Bir kaç saniye sonra arkamı dönüp " ee hadi sen gelmiyormusun?" diye sordum.
Rüya adımlarını hızlandırırken " sen bence delirmiş olmalısın" diyordu.
Ve onun, bana bu şekilde söylenmeleri tuhaf bir şekilde hoşuma gidiyordu. O da bana yetiştiğinde artık aynı anda ayaklarımızı değiştirerek adımlar atıyorduk. Uzun süren sessizliğin ardından Rüya "ee napıyorsun burda?" diye sordu.
"Hiç dolanıyordum öyle, peki sen?"
"Gördüğün üzere küçük ve cansız bedenimle hiç sevmediğim fakat güzel annemin zorla yaptırdığı işi yapıyorum"
"Eğer her tesadüfen karşılaşmamız bu şekilde olucaksa *küçük fakat canlı beden* pazar alışverişlerini sen yapmalısın"
Rüya bakışlarını kaçırmaya başladı. Ve sanki söyleyeceği şeyi unutmuş gibi yerine yenilerini ekledi.
"Buraya ne için geldin?" diye sordu. Tam cevap vereceğim esnada gülümseyerek " dur bir saniye sakin parti yapmak için geldim deme" diye ekledi.
Cevabı kendi içimden ve ona bakarak " *senin için geldim kelebek. Karşılaşmak için geldim. Her defasında olduğu gibi seni bulmak için geldim*" kendi içimden değilde, ona vermek isterdim bu cevabı. Ama ben ona farklı bir cevap vericektim.
"Dedem burda yaşıyor. Onu görmek için geldim"
Rüya başka sorular düşünür gibi etrafına bakmaya başladı. Ve sonra
"Peki...nerelisin?"
"Ankara" deyip gülümsedim. İkimizin arasında tekrar bir sessizlik olmuştu. Yıllardır buraya hep karşılaşma umuduyla gelen ben, bugün kelebek ile beraber yürüyordum. Sohbet ediyorduk. Sorular soruyordu bana.
Aklıma dedeme sorduğum soru gelmişti.
" sen hiç mucizelere inanırmısınız dede?"diye sormuştum.
Dedem ise " inanırım evlat. Mucizeler insanın umudunun güçlenmesine sebep olur. Biz insanlar umutsuz yaşayamayız" demişti. Eğer bu durum bir mucize ise, mucizeleri de seviyorum.
Sessizliği bozan yine Rüya olmuştu.
" Ne zaman dönüyorsunuz peki?"
"Okullar açılıyor olmasa hiç bir zaman"
"Sanırım ikimizinde lise de son senesi"
"Evet öyle sanırım"
Rüya'nın birden gülen yüzü derinlere dalmıştı. Adımları durmuştu. Sonra tekrar yürümeye devam ederken " sanırım bu bizim son uzun sohbetimiz olucak" dedi.
Neden böyle söylediğini anlayamamıştım.
Neden sondu?...
"Neden son olsun?"
"Çünkü annem kaydımı İstanbul'a alacağını söyledi"
Mucizeler güzel olduğu kadar hüzünlüymüşte. Can yakarmış bazen.
Öğrenmiş oldum bende. Günlerden *ismini yeni öğrendiğim duygular günüydü*
İkimizinde gülümsemesi yerini ufak bir tebessüme vermişti. Gözümü yola sabitleyerek " neden peki?" diye sordum.
"Daha iyi bir üniversiteyi kazanabilmem için daha iyi bir lisede, daha kaliteli ders çalışmam gerekirmiş falan"
Yüzünü gülümsetmek için elimdeki poşetleri göstererek " sende bu azim olduktan sonra anneni de ikna edersin" dedim. Bu cümlem onun gülmesine neden olmuştu. Gülümsediği halinden yararlanarak
" *Güldüğünde daha güzelsin küçük ve canlı beden* " dedim.
Beklemediği bir cümle olduğu için afallamıştı. Yine kaçırmaya başlamıştı gözlerini. Utanmış gibiydi. Utanmak buysa, ben utandığı halini de sevmiştim. Rüya, gözlerini bana sabitleyerek " annemi bilmiyorsun Selim, söylediği şeyi mutlaka yaptırır. Çok inatçı. Keşke annemin inadı, poşet taşımak gibi olsaydı."
dedi. Onun bu haline dayanamayarak, çok samimi olmamamıza rağmen " şey, eğer istersen konuşabilirim annenle" dedim.
"Saol ama konuşsanda durum değişmicek. İnatçı olan annem" bir kaç saniye durup tekrar " o günden sonra çok değişti"
"O gün mü?"
Rüya'nın gülümseyen gözleri bir anda boşluk olmuştu.
"Kusura bakma"
"Sorun yok"
Kaybolduğunu düşündüğüm sessizlik tekrar ortaya çıkmıştı. Sadece sokaktaki insanlar ve adımlarımız konuşuyordu.
Konuşmuyo olsak dahi Rüya, düşlerimin başrolü, kelebek ile aynı sokakta sessizce yürümek iyi geliyordu.
Sessizlik bu denli huzurluysa, ben sessizliği de seviyorum.
Ama seninle...
Evinin olduğunu düşündüğüm açık renklerde olan bir binanın önünde durmuştuk. Elleri, ellerimin arasındaki poşetleri aldı. Gözlerim ellerindeydi. Gözlerimi ona sabitlediğimde, bakışları bakışlarımı yakaladı. Gözleri artık boşluktan çıkmış ve gülümsüyordu. Gülümsemek bir göze bu kadar yakışamazdı.
Gülümseyerek " yardımın için teşekkür ederim. Belki de işin vardı ve ben engel oldum. Üstüne gevezelik ederek kafanı şişirdim" dedi.

"Yoktu... Yani işim yoktu. Ve söylediğin gibi gevezelik edip kafamı şişirmedin küçük beden" dedim.
Gülümseyip binanın kapısını açtı ve içeri giricekken " Rüya" diye seslendim. Arkasını dönüp gözlerime baktığında devam ettim "eğer bir gün tekrar karşılaşmak ve anlatmak istersen ... Yine gelirim buraya " dedim. Rüya gülümseyerek, buruk bir şekilde " teşekkür ederim" dedi. Binaya girip kapıyı kapattığında bir kaç dakika sadece orda öylece bekledim ve izledim. Onun girdiği binayı izledim. Sokağı izledim sonra. Onun sokağını. Ezberlemek istedim her köşesini.
Her duruma karşı güçlü ve sert görünsemde, Rüya' ya karşı tüm direncimi kaybedip teslim oluyordum. Ona, o yokken bile, o bilmeden teslimdim haberi yoktu.
O bir düştü.
O bir Rüyaydı.
O omzumda nereye konduğunu bilmeyen kimsesiz kelebekti.
O benimdi...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

69okunma 33beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18