23. bölüm · Kozada'ki Kelebek "Rüya'nın Sonu"
Kazananlar Ve Kaybedenler
Selim Hancıoğlunun sırf sevdiği kıza yakın olabilmek uğruna girdiği iddia herkesi etkisi altına almayı becermişti. Yavuz Hancıoğlunun okulu artık bir intikam havuzu içindeydi. Lise son sınıf öğrencileri artık tamamen bir savaşın ortasındaydı. Kazanan ve kaybedenler
Yarım kalanlar, üzülenler ve kaybolanlar...
Üzülen en çok kendisi olmuştu. Üzülen en çok selim Hancıoğlu olmuştu. Yarım kalan sadece Rüya Arsal olmuştu. İddianın yarım bıraktığı hatta başlatamadığı aşkın eksikliğindeydi.
Kazanan ve kaybedenler eskisi gibi değildi çünkü artık sadece kazanmak uğruna kendini kaybedenler vardı.
Ama en çok da kaybolan vardı bu hikayede. Aksel Hancıoğlu namı değer gölge. En çok da o yara almış o yarım kalmıştı ve en çok da o kaybolmuştu.
Kaybolduğu koca bir okul değildi. Onun kayıplığı koca bir hiçlikti, sevgisizlikti, büyümek zorunda kalmasıydı. *O intikamların ana karakteriydi*..
*Rüya' dan*
İlayda "ya kızım sen kafayı mı yedin? Ne demek edizle beraber yarışa gitmek?"
"Biraz daha bağır istersen canım kuzenim. İlayda lütfen ya"
İlayda "hiç kusura bakma sırf sen intikam al diye genç yaşımda bu dünyaya veda edemem"
"Lütfen kuzi lütfen lütfen, sende gel işte teyzem o zaman izin verir"
İlayda "rüya sen aklını kaybetmiş olabilir misin? Cidden merak ediyorum. kızım selim bunu öğrenirse ne hale gelir sen farkında mısın?"
"Bana o zorbayı savunup durma. O beni kandırdı beni kendine inandırdı. Ya o benim canımı acıttı. Farkında değil misin? Bu ona az bile"
İlayda "haklısın ama bu intikamı edizle alma yani alacaksan intikam farklı şekillerde al"
"Anladım tamam gelmiyosun izin almak bana kaldı"
İlayda "kusura bakma rüya ama senin edizle gitmene izin veremem"
"İzni senden değil eniştemden alıcam kuzicim"
Salonda televizyon karşısında oturan eniştemin ve teyzemin yanına oturdum. Bir süre sessizce bekledim ve sessizliği bozdum.
"Teyzoşum ve eniştelerin en meleği sizden dışarı çıkmak için izin alsam olur mu?"
Teyzem sorgular gibi "nereye bakalım küçük hanım?"
"Teyzos yeni okulumda tanışmış olduğum sınıf arkadaşlarım ile beraber kaynaşma gecesi yapıcaz"
Teyzem "olmaz küçük hanım annen kızar sonra valla ablamı hiç çekemem ben"
"Teyze hatun hemen kestirip atmasan mi acaba?"
Eniştem kahraman gibi devreye girdi "çıksın Melike hem alışması daha kolay olur"
"Yaaa canım eniştem"
Teyzem "hayatım emanet kız o ya başına bir şey gelirse vallahi ablam Ankara'yı başıma yıkar"
Eniştem "kötüyü çağırma hemen. Söyle bakalım rüya hanım bu arkadaşlarla nerede buluşulacak?"
Enistemlere *arabaya yarışına Selim'i sinir etmeye gidiyorum* diyemezdim. Teyzem asla izin vermez ve hatta tüm kapıları pencerelere kilitler vururdu.
Küçük bir yalan bulup enişteme "arkadaşlar beni almaya gelicek eniştecim. Bir parka gidip çekirdek kola yapcaz. Hem merak etmeyin çok geç dönmem"
Teyzem "o telefon sürekli açık olucak ama"
"Bu demek oluyo ki izin verildi" deyip teyzemin ve eniştemin yanaklarını öpüp" çok seviyorum sizi merak etmeyin beni" deyip koşar adımlarla evden çıkmıştım. İlayda beni ne kadar durdurmak istese de beni tanıyordu inatçıydım.
Evden çıktığımda kapıda kırmızı bir yarış arabası bekliyordu. Edizin arabası olduğuna emin olduğum için hiç beklemeden arabaya doğru yürüdüm. Yanılmamıştım edizdi gelen. Arabadan inip "hadi atla bakalım bugünkü talihsizliği güzelleştirmeye geç kalmayalım" deyip arabaya binmemi istedi.
Arabaya bindiğimde biraz tedirgin olsamda sırf inadım uğruna hiçbir şey belli etmemeye çalıştım.
Ediz bana dönüp "hazır mısın bakalım yeni maceralara?" diye sordu
"Hazırım" dediğimde arabayı çalıştırdı ve mahalleden iyice uzaklaşmıştık.
*Yazarın Anlatımıyla*
Yolda Rüya merak etmemesi gereken soruları sormaya başlarken, yolun sonunun nereye vardığını hiç tahmin edemiyordu.
Rüya "Selim neden sevmiyo seni?"
Ediz yoldan gözünü ayırmadan sırıtarak "beni sevmediğini mi söyledi?"
diye sordu.
Rüya "hayır ama tahmin etmesi zor değil. Seninle aynı sınıfta olmamı istemeyecek kadar sevmiyo seni"
Ediz "evet doğru veliaht ile kutuplarımız çok zıtlar"
Rüya "neden peki? Aranızda ne geçti?"
Ediz "doğru düzgün tanışamadık ve bana kişisel sorular mı soruyosun?"
Rüya cevap vermedi. Bu kez Ediz sormuştu.
"Sınıfta bir şey sormuştum. Sevgili misiniz? Diye bir soruydu"
Rüya hiç düşünmeden cevap verdi.
"Bana göre öyleydi evet ama ona göre sadece oyunun bir parçasıydım"
Ediz anlamayarak "oyunun parçası mı? Ne alaka?"
Rüya "yeni tanıştık sayılır kişisel sorular soruyosun"
Ediz "pekâlâ" ...."selim ile biz aslında çok yakın arkadaştık belki hiç bahsetmemiştir bile ki zaten bahsetmez. O şeref yoksunu ve okulun sahibi olan babası yüzünden bu hale geldik"
Rüya" nasıl yani aranızı yavuz Hancıoğlu m bozdu?"
Ediz "niye bu kadar şaşırıyosun ki? Haa pardon onu daha tanımıyosun. Onu daha kimse tanımıyo. O adam babama çok pis davranıyodu okulun sahibi diye onu bir kukla gibi kullanıyordu. Bende bunu göz ardı edemeden yavuzun evine gittim ve tartıştık"
Rüya "ee Selim'in burda ne rolü var"
Ediz "o adi veliaht sırf şöhretlerine zarar gelmesin diye babamı sattı ve babası suçlu olduğu halde onu seçti ve bana ağza alınmayacak sözler söyledi öyle yani o yüzden şuan iki düşman elti gibiyiz. Sıra sende"
Rüya, Selim'i gerçekten tanıyıp tanımadığını sorgulamaya başlarken çoktan yarış alanına gelmişlerdi ve Ediz tekrar " tokatlı sana diyorum"
Rüya kendine gelip anlatmaya başladı.
Nasıl bir oyunun içinde ve zayıf bir kukla olduğunu anlattı. Anlatması doğru değildi aslında ama selime olan kızgınlığı bu yanlışı ortadan kaldırmasına yetiyordu.
Rüya" selim ile tanışmamız çok tuhaf oldu. O beni hep tanıyomuş zaten. İddiaya girmişler benim üzerime ve sırf bunun üzerine grup kurmuş hancıoğlunun kızı diye"
Ediz gelmesine engel olamayıp kahkaha patlatmıştı. "Ne yani sen şimdi bir iddia kurbanı mısın? Oha!"
Rüya "dinleyecek misin?"
Ediz "pardon devam et sen"
Rüya "neyse işte güya selim beni çocukluğundan beri seviyomuş ama söyleyememiş ve bunun yerine oynamış benimle"
Ediz "sanırım intikam almak istiyosun"
Rüya "evet"
Rüya arabanın camından etrafına baktığında edizin söylediği gibi tüm okul yarış alanında meraklı gözlerle arabaları izliyolardı. Yarışın başlamasına artık dakikalar kalmıştı.
İlayda evde tedirgin bir şekilde rüyayı beklemeye çalışıyordu ama korkusu o kadar büyüktü ki dayanamayıp Selim'i aradı. Selim çok beklemeyin telefonu açtığında İlayda titreyen sesiyle "yardım et selim! Rüya gitti. Onunla gitti hemde" haykırmaya başlamıştı. Selim olayı anlamayarak İlayda ya "sakin ol noldu? Rüya nereye gitti? Kiminle gitti? İlayda sana soruyorum rüyaya bir şey mi oldu?"
İlayda sakin bir şekilde derin nefes alıp konuşmaya başladı.
"Selim kızma lütfen onu durdurmaya çalıştım"
Selim "İlayda kızım delirtme beni noldu?"
İlayda tam söze girecekken Aksel devreye girdi.
"Abicim seni delirtmeyi en çok ben istiyorum ama bu şekilde değil tabi. Asi yani senin kız o dangalağın arabasına bindi ve gitti"
Selim gözlerini kapatıp"Ediz!" Diye bağırdı ve devam etti. "İlayda buna nasıl izin verirsin. Lan onun nasıl bir psikopat olduğunu en çok sen biliyosun"
İlayda "özür dilerim selim yemin ederim engel olmaya çalıştım ama dinlemedi. Yarışa gitti"
"Tamam sakin ol onu sana getiricem tamam mı?"
Aksel "vakit kaybediyoruz böyle kapat telefonu"
"Kaybediyoruz derken? Sen hayırdır?"
Aksel "lan tamam seni bende sevmiyorum ama yani asi var işin içinde hem yarış izlerim hem de senin psikopatı"
Selim'in hayır diyecek niyeti hiç yoktu. Birlikte hızla aşağı indiklerinde Selim'in annesi " siz ikiniz nereye böyle?" diye sordu
Aksel "ben kapıdayım" deyip evden çıkmıştı. Selim ise annesini öpüp "kaynaşmaya annecim kaynaşmaya" diyerek o da evden çıkıp arabaya bindiler. Selim bir eli direksiyondayken diğer eliyle de telefondan rüyayı arıyordu ama açan yoktu. "Ha sikeyim böyle işi! Of rüya of!"
Aksel "hakettin bunu biliyosun değil mi? Yani asi şuan bu hale yani intikam almak isteyecek kıvama geldiyse sebebi sensin abicim"
"Bana bak gayrimeşru çocuk seni arabadan atmadan kapat çeneni"
Aksel "peki bugün sendeyiz bakalım bir güncük mola verdim kendime sana bulaşmak yok"
"Saol ya"
Aksel "bu psikopat nedir onun olayı?"
"Cidden mi? Sana burda oturup dedikodu mu anlatıcam?"
Aksel "azıcık ucundan anlat"
"Kapat çeneni"
Selim ve Aksel yarışa geldiklerinde başlamasına artık saniyeler kalmıştı. Selim her yerde rüyayı ararken telefonuna bildirim gelmişti. Telefonuna baktığında *uzaklarda arama karşındayız veliaht* yazısını gördü. Gönderen edizdi. Selim daha çok sinirlenmişti ve yarışı umursamayıp edizin arabasına yaklaşıp rüyanın olduğu tarafa geçerek "in arabadan" dedi. Rüya duymuyordu ya da duymak istemiyordu.
Selim tekrar "güzelim sana diyorum ve beni duyduğunu biliyorum in arabadan. Rüya çıldırtma beni bir ses ver konuşsana" emre, doruk ve uzay olanları anlamak için Selim'in yanina geldiklerinde Emre "abi bı sıkıntı mı var noluyo?" diye sordu.
Selim sinirle Emre'ye bakıp" görmüyo musun kardeşim sıkıntıyı" dediğinde emre arabadaki rüyaya baktı.
Doruk "obaa! Kamera şakası mı bu?"
Ediz kimseyi duymayıp yarışı kontrol eden kaptana seslenerek yarışın başlamasını istemişti. Ediz "kaptan! Abi al şunları yarış sabote ediliyo şuan başlat şu şeyi"
Selim "sen sus lan! İn arabadan kızım duymuyo musun?"
Rüya sonunda sessizliğini bozarak "bana emir vermeyi kes artık. Uzak dur benden seni görmek istemiyorum. Ya biz seninle neyiz ki bana emir veriyosun? Karşında çocuk mu var gel rüya git rüya"
Selim elini saçında gezdirerek derin bir nefes aldı ve kendisini açıklamaya başladı. "Haklısın güzelim özür dilerim haklısın. Tamam ama in öyle konuşalım hadi eve götüreyim seni bak İlayda da çok korkmuş merak ediyo"
Rüya "gelmiyorum asıl gitmesi gereken sensin. Hayatıma nasıl girdiysen öyle de çık git selim Hancıoğlu"
Selim "rüya lütfen bak senden gelicek olan herşeye kabul ama bu şekilde olmaz"
Rüya" parlayan yıldızlarıyıldızlarınımın korkunç kâbusu gibisin sen ve ben o kabustan çoktan çıktım."
Rüya arabanın kapısını kapattığında Ediz hiç beklemeyip rüya ya "intikam almak istiyo musun gerçekten?"
"İstiyorum"
Ediz "peki o halde sevgilim olur musun?"
Rüya şaşırarak "ne? Ne demek sevgili olalım?"
Ediz "duydun işte ikimizde intikam almak istiyoruz ben babamın intikamını alırken sen de kendi intikamını alırsın"
Rüya camdan dışarıya Selim'in gözlerine bakarak "anlaştık o halde" dedi.
Artık tamamen gerçek bir kabusunuz içerisindeydi.
Ediz, rüya ya bakıp"hazır mısın?" diye sordu
"Evet hazırım başlasın artık yarış"
Ediz komut almadan arabayı çalıştırıp gaza bastığında selim bağırmaya başlamıştı. Öfkesi onu gömebilecek kadar büyüktü. "Lan! Bunu bana niye yapıyosun? Siktiğim iddiası yüzünden şu olanlara bak"
Selim, doruğuna arabasına bakıp doruğa"anahtar üzerinde mi?" diye sordu.
Doruk afalladığı için "üstünde" demişti sonrasında kendine geldiğinde artık çok geçti Selim hızla arabaya binip gaza basmıştı. Doruk "hay ben aklımı of"
Uzay "abicim sen çıldırdın mi acaba lan adamı resmen felakete gönderdin mal mısın?"
Doruk "kıvırcık gelme üzerime napcaz lan"
Emre "rüyanın derdi ne? Napmaya çalışıyo abi bu kız?" diye sorulunca Aksel devreye girdi. "Ordan bakınca napmaya çalışıyo olabilir çok merak ediyorum. Lan hepiniz bir olup kızı çıkmaza sürüklediniz şimdi de aptal gibi neden diye mi soruyosunuz? Siktir!"
Doruk "kes lan sesini işlerin bu hale geleceğini nerden bilelim lan biz?"
Emre "lan pezeveng çek git bir de seninle uğraşmayalım"
Uzay "bunu söylemek benim için çok iğrenç ama bu gölge haklı maalesef oğlum kız bizim yüzümüzden şuan bir piçin kurbanı olucak"
Aksel, uzayın yakasına yapışarak"nasıl lan kurbanı olucak? Napıcak lan kıza?"diye sordu.
Doruk, uzayı kurtarak "hop napiyon lan bebe"
Aksel "hay sikeyim ne diye ortaya çıktım konu nerelere geldi sizin yapacağınız işin ben"
Aksel hızla bir araba bulup peşlerine düştü. Aksel sanki edizi yıllardır tanıyordu ve olacakları tahmin edebiliyo gibiydi. Bu yarışın sonu hiç iyi olmayacağını tahmin etmişti. O yüzden Aksel farklı bir yol kullanarak edizin önüne çıkmak istemişti.
Edizi, selim arkadan takip ediyoken Aksel ise önüne çıkmayı planlıyor gibiydi. İki düşman kardeş birbirinden habersiz bir olup düşmanı eziceklerdi. Ediz dakikalar geçtikçe rüyayı korkutmaya başlamıştı. Arabayı o kadar sert ve hızlı kullanıyordu ki rüya gözlerini açamıyor ve ağlıyordu. Ediz bu durumu farkedince "korkuyo musun tokatlı?" diye sordu. Rüya gözlerini açmadan net ve doğru bir şekilde" evet korkuyorum" diye yanıt verdi.
Ediz "korkma çünkü eğlenceli günler bizi bekliyo tokatlı"
Aksel, edizin hiç ummadığı anda karşısına geçerek onun durmasını sağlamıştı. Ediz ani bir sekilde frene bastığında ikiside afallamıştı. Arabadan Aksel indiğinde Ediz "siktir napiyo bu salak" dedi
Rüya "Aksel"
Ediz "Aksel mi? Kim o?"
Rüya "lakabı gölge ismi ise Aksel. Selim'in üvey kardeşi. Onların tabiriyle gayrimeşru kardeş"
Ediz "bu yavuz neymiş öyle bak sen"
Aksel, edizin arabasının üzerine oturup ikisine de sağlamıştı. Selim ise çok geçmeden yanlarına varmıştı ve arabanın durmasıyla birlikte kendisini dışarı atıp hızla edize yöneldi. Gözleri önce Akseli görse de bu şaşkınlığını rafa kaldırıp edizi dışarıya çıkarttı."gel bakalım sen. Hayırdır lan sen kimin önüne geçmeye çalışıyosun?"
Ediz "bu iş gittikçe aksiyonlu olmaya başladı tokatlı"
Selim " bana bak lan rüyadan uzak durucaksın anladın mı bitiririm seni"
Ediz "artık çok geç maalesef demi rüyacım"
Selim " ne diyon lan"
Ediz alaycı bir tavırla rüyayı benimseyerek "rüya benim sevgilim veliaht yani ondan uzak durması gereken kişi sensin ben değil"
Selim ve Aksel edizin söylediklerine inanmakta güçlük çekiyordu. En çok da selim duydukları onu daha çok sinirlendirmişti.
Artık edize kimsenin sayamadığı şekilde yumruklar atmaya başladı. Rüya ise titriyordu ve olayların bu hale gelmesi onu korkutmuştu. Selim odağını saniyelik olarak rüyaya çevirip ona "ne diyo bu pezeveng, Rüya sana diyorum" Rüya cevap vermek istememişti.
Ediz, Selim'in boş anından faydalanarak ondan kurtulmuş ve onun karnına sert bir yumruk atmıştı. Selim henüz taze olan bıçak yarasından darbe aldığı için acı içinde kıvranmaya başladı. Rüya anlık olarak "selim!" diye çığlık atmıştı.
Aksel ise kendi öz düşmanına yumruk atılmasına razı olmayıp edizin yakasından tutup yumruk atmaya başladı.
Ediz ve Aksel kendi aralarında yumruklama davasını ele almışken Selim ise acısını unutup ruyaya yaklaştı ve ona "yalan söyledi demi? Beni kızdırmak içindi tüm bunlar demi?" diye sorular sordu.
Rüya hıçkırıkları arasından sadece "ya_yaran selim yaran kanıyo"
Selim, rüyanın yüzünü avuçları arasına alıp tekrardan "güzelim iyiyim ben şimdi bana cevap ver bu salak doğru mu söylüyo"
Rüya gözlerini kapatıp sorudan kaçmaya çalışmak isterken kendisini "do_ doğru söylüyor" cevabı çıktığında selim anında çekmişti ellerini rüyadan.
Ediz, akselden kurtulup rüyanın yanına geldiğinde "duydun veliaht rüya benim sevgilim ve dediğim gibi asıl uzak durmasi gereken sensin"
Selim sinirle rüyanın kolundan tutup bağırmaya başladı. "Sikerim lan böyle işi! Yalan söylüyosunuz lan! Canımı yakmak için yalan söylüyosunuz! Ulan ben sana kendimi anlatmaya çalıştım dinlemedin daha bir kaç saattir sadece adını bildiğin çocukla mı birliktesin"
Rüya " selim canımı acıtıyosun lütfen git burdan"
Ediz "çek git burdan veliaht belanı arama"
Aksel az uzaktan "kes lan sesini psikopat herif" diye seslendiğinde edizden cevap çok gecikmemişti.
"Emrin olur gölge AA pardon gayrimeşru kardeş"
Aksel kafasını yana çevirip gülerek "duydun mu abisi ne diyo. Namım ne çabuk yayılmış demi ama?"
Ediz "ne o lan babanız iki kadından siz ikinizi mi peydahladı"
Akselin yüzünde bu defa gülüş yoktu , duydukları onu aylar önceki katil gölgeye çevirmişti. Hızli adımlarla edize yönelip yakasından tutarak ona kafa attı. "Celladın olurum lan senin"
Ediz yere düşmüştü ama yine de gülüyordu.
Selim ise sadece acı içinde ayakta durmaya çalışıyordu.
Rüya, Selim'in hâlini farkedip yanına koştuğunda selim anında rüya ile birlikte yere düşmüştü. "Selim, selim yaran kanıyo demiştim sana! Selim iyi misin?"
Selim gözleri dolu bir şekilde "fark eder mi?"
diye sordu ve tekrar "Aksel götür beni burdan"
Rüya "selim hastaneye gidelim iyi değilsin lütfen dinle beni"
Selim "sen beni dinledin mi? Aksel hadi lan!"
Aksel ,edize bakıp "bana bak lan ben selim degilim ben o yerde yatan veliaht değilim o yüzden sakın ayağıma dolanma al sevgilini de siktir git" deyip Selim'i yerden kaldırıp arabaya yürüdüler.
Rüya peslerinden gidip Selim'in kolunu tuttuğunda ona "bak tamam iyi değiliz biliyorum ama lütfen hastaneye gidelim" dedi
Selim, rüyanın kulağına eğilip" hani sen dedin ya bana parlayan yıldızlarının kâbusu gibisin diye, evet öyleyim ama sen daha boktan kâbusun içindesin Rüya Arsal çıktım demiştin ya aksine daha dibindesin"
Rüya "selim lütfen"
"*Artık selim yok kızım sen yoluna ben yoluma*"
Selim ve Aksel arabaya binip olabildiğince uzaklaşmışlardı rüyadan.
Selim kaybetmişti belki evet ama rüya daha büyük kaybetmişti. Ediz "hadi seni eve bırakayım"
Ediz ve rüya da ayrılmışlardı bulundukları yerden ve eve doğru gidiyolardı.
Selim'in son söyledikleri rüyanın kafasında tekrarlanıp duruyordu *artık selim yok* Ok gibi saplanmıştı sanki vücuduna ve yayılmıştı kabusun kanları...
Aksel, selime dönüp " iyice bakıcın yaptın abisi beni, nolucak bu bizim aramızdaki aşk ben hiç bilmiyorum. Hayır anasını satayım yola ne diye çıktım şimdi hangi boktan yoldayım. Yeminle ergenlerin arasında çürüyüp kalıcam ve bir daha benim gibi seksi düşman bulamıcak kimse"
Selim, akselin beklemediği bir şekilde kahkaha atarken "ne o çok mu dram yaşattık sana"dedi
Aksel "bunu söyleyeceğim aklıma gelmezdi ama Hamdi Akça daha güzel düşmandı en azından böyle aksiyon vardı vurdulu kırdılı of bak canım çekti. Siktiğim salak senin yüzünden boş yere adamın sağ kulağını çınlattık"
Selim "sana kim edizin önünü kes dedi"
Aksel "haha çıldırıcam mal mısın oğlum ben olmasam o dangalak çoktan gitmişti"
Selim "gidemez eğer giderse onu bitireceğimi biliyo"
Aksel "niye senden korksun. Hem anlat oğlum şu hikayeyi kim bu psikopat uzay orda *kız bizim yüzümüzden şuan bir piçin kurbanı olucak* gibi bir cümle kullandı yani deli mi dürtmüş bu dangalağı"
Selim soruya cevap vermeyip sadece "başka zaman gölge başka zaman"
Aksel "Allah'ım şuan burda bu çocuğu benim dövmem gerekirken resmen dayaktan kurtardım. Ben çok iyi bir insanım. Ölücek gibimisin öyleyse yorma beni Ankara'nın göbeğine gömeyim seni"
Selim "yok senin sonunu getirmeden ölmek yok gölge"
Aksel "iyi iyi. Nereye gidiyoruz eve mı hastaneye mi"
Selim "eve sen gidiyorsun beni şurada bırak"
Aksel "niye burada ölüp bana vicdan azabı çektirmek için mi. Siktir salak başıma bela alamam"
Selim "lan oğlum kendini bana dövdürtme. İndir şurada eve geç gelicem ben haydi"
Aksel "iyi lan çık git o zaman"
Selim arabadan indiğinde Aksel aklına bir şey gelmiş gibi "abisi annen sorarsa ne dicem ben iyice emir kulu yaptın beni"
Selim "annem sorarsa kafedeki arkadaşlarla sohbet ediyo dersin"
Aksel "emriniz olur paşam"
Selim yürümeye başladığında Aksel çoktan gitmişti. Yolda yine yalnız kalmıştı Aksel ve kendisiyle konuşma fırsatını yakalamıştı. Bazen yola bazen aynaya bakarak hem kendine kızıyordu hem de rüyaya kızıyordu.
"Ulan Aksel efendi sen hamdiden kaçtın. Sonra geldin buralara yok Yavuz'u öldürücem Selim'i bitiricem hayatımı alıcam derken oğlum ne ara bu hale geldin sen toparlan lan buraya bir amac için geldiğini unutma salak herif. Hedefimiz belli *yavuzdan intikam alınacak, selimden hayatın alınacak ve kendi yolunu bulmuş olacaksın*
Asi ah be asi naptın kızım sen. Kime bulaştın kim o Ediz. Lan daha sabah gördüğün çocuğa ne çabuk aşık oldun. Arkadaş bu ne jet hızıdır"
Aksel kendiyle konuşurken evin önüne gelmişti.
Geldiğinde gördükleri ona "piç insan adı üstüne gelirmiş" cümlesini kullandırdı.
Rüya, edizin arabasından çıkıyordu. Ediz ona bir şeyler söylüyordu. Daha sonrasında Ediz gitmişti Rüya ise yalnız kalmıştı.
Aksel bu andan faydalanarak arabadan inip rüyaya "asi!" diye seslendi. Rüya, aksele baktı gözleri onu değil Selim'i arıyordu. Fakat selim yoktu. Rüya akselin yanına gelip "selim nerde?" diye sordu.
Aksel "çok mu merak ediyosun?"
Rüya "sana selim nerde diye sordum?"
Aksel "buna cidden hakkın var mı sence asi?"
Rüya "ne bu şimdi"
Aksel "asıl sana ne bu şimdi? Kızım sen kafayı mı yedin? Lan senin o yarış arabasinin içinde ne işin vardı. Lan onu geçtim sen ne ara tanıdın da aşık oldun da sevgili oldun?"
Rüya "asıl senin hakkın var mı bana bu soruları sormaya. Sen değil miydin beni buralara gelmeye ikna eden? Sen değil miydin intikam alman gerekiyo diyen? Noldu da değiştin? Çok mu önemsiyosun Selim'i sen?"
Aksel "kızım ben sana intikam al dedim git o salakla sevgili ol demedim. Lan adamın bir sürü düşmanı var sen ne diye yenisini ekliyosun?"
Rüya "Aksel, selim nerde?"
Aksel "ne bilim ben bı köşede durmamı istedi durduk bizde o da çıktı gitti. Hem banane kızım"
Rüya "ya nasıl böyle bir şeye izin verirsin sen aptal mısın?"
Aksel "asi! Bak damarıma basma"
Rüya "aptalsın çocuk Selim'in dikişleri açılmıştı ve yarası kanıyordu onu nasıl bırakıp gidersin?"
Aksel "bu benim umrumda mı sence? Ne bok yerse yesin."
Rüya, tokattayken uzay, kendisinin numarasını aldığı için telefonu çıkarıp uzayı aradı.
Uzay çok geçmeden telefonu açtığında soğuk bir sesle yanıt vermişti
"Ne var niye aradın?_
Rüya "selim canı sıkkın olduğunda nereye gider?"
Uzay "bunu ona nasıl yaparsın rüya. Selim bunu hiç haketmemişti."
Rüya "uzay lütfen Selim'in yerini söyle. Uzay, Selim'in yarası kanıyo lütfen yardım et"
Uzay "ne diyosun lan sen ne demek yarası kanıyo"
Rüya "uzay yardim et"
Uzay "tamam dur nerdesin sen yanina geliyorum"
Rüya "selimlerin evin önünde"
Uzay "tamam bu aramızda kalsın bizimkiler duyarsa o edizi yaşatmazlar"
Aksel, rüya ile birlikte uzayı beklediklerinde o da çok geçmeden gelmişti yanlarına. "Doğru düzgün anlat kavga mı oldu. Gerçi olmamasi imkansız."
Aksel "sizin iddia oyununuz hem bu kızın hem de Selim'in sonu olucak. Sizin yüzünüzden hemde"
Uzay o kadar gergindi ki yine soğuk bir tavırla "sen bi sesini kessene"deyip tekrar "anahtarı ver rüya ile ben gidiyorum"
Aksel "çok meraklı değilim zaten al ölürse falan bana söylemeyin"
Aksel anahtarı uzaya verdiğinde kendisi de eve geçmişti. Uzay ve rüya yola çıktıklarında uzay nereye gideceğini çok iyi biliyor gibi hiç aklı karışmadan kullanıyordu arabayı. Rüya ise sadece yol kenarlarına bakınmakla yetiniyordu.
Aksel haklıydı, bu iddia ikisinin de sonu olabilicek kadar acıtıcıydı.
Çok geçmeden uzay bir barın önünde durmuştu. Rüya eğilip camdan dışarı baktığında "o burda mı?" diye sordu kısık sesiyle.
Uzay "evet" deyip tekrar "bunu ona neden yapıyosun anlamıyorum. Aptal bir iddia yüzünden mi? Onu kızdırmak için farklı yollar denemek yerine edizle bir mi oldun?"
Rüya yine kısık sesiyle "biz edizle sevgiliyiz" diye açıklama yaptığında uzay şaşırmıştı. "Siktir! Ne demek sevgiliyiz? Şaka bu demi? Yahu kızım sen Selim'i sevmiyo muydun?"
Rüya "sevsem ne değişecekti ki o beni hiç sevmemişken"
Uzay "ulan sana yenge dedik aramiza aldık"
Rüya "bir amaç içindi hepsi Sıla'nın dediği gibi çok iyi eğlendirdim sizi"
Uzay hayal kırıklığına uğramıştı rüyadan böyle bir şey beklemiyordu.
"Kim bilir şuan ne haldedir"
Rüya "pek üzüldüğünü sanmıyorum sonuçta beni sevmiyordu"
Uzay "seni sevdiğini bal gibi de biliyosun. Bunu ona niye yaptın be rüya of"
İkiside konuşmalarına son verip içeri girdiler. Rüya etrafına bakındığında buranın bir bar olduğunu gördü. İçkili bir ortamin içindeydi ve selimde burda yaralıydı.
Uzay, Selim'i bulduğunda ona yaklaştı ve elini omzuna koyarak "kardeşim bensiz içmeye gelmişsin" dediğinde selim şaşkın ve sarhoş gözlerle uzaya baktı.
"İçmek hiç aklımda yoktu kıvırcık"
Uzay hiç bir şey bilmiyormuş gibi yapıp Selim'i dinlemeye başladı.
"Ben kötü bir kâbusmuyum sence kıvırcık"
Uzay "nerden çıktı bu soru kaptan içtiğin şey yan etki mi yaptı"
"Rüya söyledi biliyo musun onun için bir kabusmuşum yıldızların kâbusu"
Uzay "kaptan sen iyi misin bak yaran da kanıyo hadi gel hastaneye gidelim ya da eve dönelim çocukluğumuzdaki gibi oturalım evin bahçesindeki ağaç gölgesinde"
"Bana bunu niye yaptı Uzay. Sen peki sen niye beni bir oyuna çektin niye lan. Oğlum ben kendi içimde iyiydim lan"
Uzay " herşey düzelicek kaptan bak görürsün hadi kalk"
Uzay ve selim konuşurlarken rüya birden Selim'in karşısına çıkıvermişti. Selim önce yanlış gördüğünü sanıp gözlerini açıp kapadı daha sonra uzaya dönüp "şuan karşımda kelebek mi var ben mi görmek istiyorum?" diye sordu. Uzay, onun baktığı yöne bakıp "doğru görüyosun kaptan o burda"
Selim öfkeliydi, kırgındı, hatta küçük bir çocuk gibi ağlayabilirdi. Rüya iyice yaklaşıp hiçbir şey olmamış gibi "iyi misin?" diye sordu.
Selim gülerek "sevgilin nerde? Onunla beraber mi geldin? Ahh! Kıvırcık sen bilmiyorsun rüyanin sevgilisi var hemde kim tahmin et hahaha Ediz Akarcalı"
Rüya, ellerini Selim'in ellerini üzerine koyarak "selim lütfen gidelim burdan, bak iyi değilsin hastaneye gitmemiz gerek"
Selim ellerini rüyadan kurtarak "napıyosun kızım ikimizi birden oynatmaya mı çalısıyosun"
Rüya "uzay bir şey söyle lütfen iyi değil o. Selim lütfen bana bak"
"Sana ne demiştim *selim yok selim bugün itibariyle artık yok*. Bitirdin kızım beni. Ulan ne boktan iddiaymiş siktiğim bedenimi bir günde bitirdin lan. Haydi çek git"
Rüya "selim yapma böyle. Ya senin yüzünden tüm bunlar. Bana verdiğin emirler yüzünden, beni kırdığın günler yüzünden, ya beni kukla gibi kullandın canımı acıttın"
Selim, rüyayı kendinden iterek "lan ben sana kendimi açıklamak için fırsat istedim!" deyip masadaki içki şişelerini yere fırlatarak" sen naptın! Sen naptın! Kızım sen gittin benim canımı yakmak için ateşin sahibi ile anlaştın! Yok selim bundan sonra uzak dur kızım benden. Sevgilim var dedin ona göre davran o halde"
Uzay, rüyaya göz ucuyla bakıp" sen arabaya geç ben getiririm Selim'i" dedi
Rüya, uzayı dinleyip bardan çıkıp gitmişti.
Uzay ise Selim'i ikna etme çabasına girmişti.
"Kaptan bak çok konuşup kafanı şişirmemi istemiyorsan gidelim burdan ve bizim mekana gidip birer kahve içelim"
Selim gülerek konuşmaya başlamıştı. Kafası iyice gitmişti, hiç kendinde değildi. "Beni ayırtmaya mı çalışıyosun? Hahah söylesene kıvırcık ordan bakınca sarhoş gibi bir halim mi var?"
Uzay "abicim keşke sarhoş gibi halin olsaydı sadece sen şuan bitik bir haldesin"
Selim "yok bitik değil ben koca bir acınası haldeyim"
Uzay"evet kardeşim öylesin, ah ulan her dağılmanızda sizin arkanızı toplayacak kişi ben mi olmalıyım. Hayır bunun ödülünü alsak iyi bir pizze gibi ama o da yok. Yazıklar olsun"
Uzay, söylene söylene Selim'i bardan çıkartıp arabaya hemde rüyanın yanına bindirmeyi başarmıştı. Selim önce "kıvırcık sevgilisi olan kızın yanına oturulur mu hiç" diye alaycı bir soru sormuştu.
Uzay ise " haklısın kardeşim haklısın."
Uzay şoför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdığında selim sabah hatırlamayacağı cümleler kurmaya başlamıştı.
"Neden sevgili yaptın kendine?"
Rüya "çünkü intikam almak istiyorum senden, senin de canın acısın istiyorum"
Uzay " çok pardon romantik anınızı bölmek istemem ama rüyacım daha ne kadar yakabilirsin ki zaten demi?"
Selim " a dur benim Selim'in düşmanına aşık olmam lazım diye plan kurupta mi geldin?"
Rüya "hayır herşey plansızdı. Yarışta gerçekleşti herşey"
Selim "ben seni hiçbir zaman kandırmadım rüya. Ben o gün seni gördüğümde senin ismini çoktan vermiştim. *Kelebek* "
Rüya "yanlış bir isim vermişsin. Kelebeğin ömrü ve rüyası çok kısa sürüyor selim. Sen benden çok kısa bir hayat yaşamamı istedin"
Selim "ben seni çok sevdim rüya bana bunu neden yapıyosun?"
Rüya "sabah tüm bunları hatırlamayacak olman çok üzücü biliyo musun?"
Selim son sözlerini rüyanın dizinde söylemişti. Ve evet tüm bunları anımsayamayacaktı.
Uzay arabayı selimlerin evin önünde durdurup hiç sevmediği akselden yardım almak için rüyadan Akseli aramasını istemişti.
Uzay "cebinden telefonu çıkarıp şu gölge efendiyi arar mısın? Malum ben çok haz almıyorum kendilerinden yani yoksa yardım istemem"
Rüya, Selim'in cebinden telefonu çıkartıp "şifre var bunda" dedi
Uzay "normal değil mi sence hani adamın kişisel eşyası ya hani özel falan "
Rüya "anladık Uzay ama şifre ne?"
Uzay kafan salladığı şifreyi rüyaya söyledi
"Rüya"
Rüya "şifre ben miyim? İyi de sayılar var"
Uzay "ah siz kadınlar. Şifre 4761 yani rüya "
Rüya, şifreyi yazdığında şifre doğru çıkmıştı. Şifre gerçekten de rüya idi.
Rehberden Akseli bulması çok da zor olmamıştı. *Gayrimeşru gölge*
olarak kayıtlıydı.
Saat gecenin 2 siydi ve akselin uyması ihtimaller arasındaydı. Telefon bir kaç kez çalmıştı rüya tam kapatıcakken akselden yanıt gelmişti. "Ne var lan abisi. Öldün de" cümlesini tamamlayamadan rüya araya girmişti.
"Aksel benim rüya"
Aksel "asi? Oğlum yanlış mı gördüm lan Selim'in telefonu değil mi?"
"Onun telefonu şey biz senden yardım istemek için aramıştık"
Aksel "yoksa.. öldü mü bizimki. Bak ben dedim ona Ankara'nın göbeğine gömeyim diye"
Rüya "off ağzından yel alsın ya"
Aksel "Allah için umarım bu saatte aramızın mantıklı bir sebebi olduğunu söyle"
Rüya "biz evin önündeyiz ve selim çok fena sarhoş onu eve sokmak için yardımın lazım"
Aksel "yok olmaz gelemem hem uykum var benim. O arkadaşı nerde kıvırcık mıdır nedir"
Uzay "duyuyorum seni, gel lan işte"
Aksel "bak sen varsın ben fıtık olamam kardeşim bu çocuk başıma bela mi olsun istiyorsunuz siz"
Rüya "Aksel lütfen zor durumda olmasak aramazdım seni"
Aksel ne kadar sövse de bu durumdan kurtulamayacağı için telefonu kapatıp dışarıya çıktı. Arabaya yaklaşıp kapıyı açtığında sesli bir şekilde "bak ben bu sahneyi çok kez yaşadım bu filmin sonunu da çok iyi biliyorum ah garip belim"
Uzay "istemiyorsan git kardeşim"
Aksel "Allah Allah madem beni istemiyorsun neden arıyosunuz kardeşim."
Uzay "mecbur olmasak aramazdık heralde"
Rüya "ya lütfen kesin artık Selime odaklanın. Kanaması var ve selim hastaneye gitmeyi reddediyo"
Rüya ve uzay, aksele baktığında Aksel "Napim dikiş mi atayım"
Rüya "şansımızı denemek zorundayız."
Uzay "zorundayız derken rüya tamam yardım ettin teşekkür ederiz ama sen yoluna biz yolumuza"
Rüya "Selim'i bu halde bırakıp gidiceğimi mi sanıyosun?"
Uzay "bu hale getiren senken bu soruyu sorman yersiz oldu"
Aksel "marul kafa haklı sen evine git kuzenin olan o kız ve annesi hâlâ seni bekliyo"
Rüya bir teyzesinin evine bir de selime bakıp"lütfen beni haberdar edin lütfen"
Aksel "bakarız hadi git"
Rüya gitmek istemese dahi mecburdu gitmeye, uzaklaşmaya...
Birinden gitmeye mecbur kalmak zordu rüya için. Aslında o hep kalan taraf olmuştu. Giden taraf ise hep sevdikleri olmuştu.
Rüya yanlarından uzaklaşırken selime sanki ilk ve son kez bakıyomuş gibi bakmıştı. Çünkü yarından itibaren bir daha ne selim eskisi gibi olacaktı ne de rüya etrafa neşe saçan bir kız.
*Artık ne Sirius vardı ne de Ömrü kısa olan bir kelebek*
Aksel ve uzay birbirlerine laf atarak Selim'i arabadan indirmeye çalışıyorlardı. Aksel arabanın sağ tarafında uzay ise sol tarafından Selim'i çekiştirmeye çalışıyorlardı.
Aksel "yahu kardeşim annen seni hangi besin ürünüyle besledi de bu kadar gerizekalı oldun. Lan benden tarafı gelsene adam ortadan ikiye bölündü bölünecek"
Uzay "asıl sen kendine bak be sen besin bile tüketememişsin hem ben pizza ve salçalı makarna yiyorum"
Aksel " Ya sabır yemin ederim Hamdi'nin yanında kalıp keyif sürmek varken şu düştüğüm ortama bak"
Uzay " Ne o beğenemedin mi? "
Aksel uzayı taklit ederek cevap verdi.
"Ne p böğönemedin mi beğenemedim kardeş var mı? "
Uzay " Selim şuan ona yaptıklarımızı görse çiğ çiğ yerdi bizi"
Aksel "ulan o kadar mı korkuyosun sen bu yalı bebeğinden haha"
Uzay sonunda pes ederek akselin tarafına geçip sonunda Selim'i arabadan çıkarmıştı ve artık geriye zor olan iş kalmıştı.
Uzay " Ee arabadan indirdik indirmesine eve nasıl sokucaz? "
Aksel "yürüyerek"
Uzay "hahah komik serseri seni. Lan salak ya yavuz abi görürse ya Yeliz abla duyarsa"
Aksel "Yeliz hanımı bilmem de yavuz Beycik görse bile beni gördüğünde tüm herşeyi unutur"
Uzay "o ne demek lan"
Aksel "hadi çok konuşma da şu yalı bebesini yatağına yatıralım"
Uzay "sırtına al"
Aksek anlam veremeyerek baktğında uzay "kaptanı diyorum sırtına al ben önden gidip ortama bakarım sende gelirsin"
Aksel gülmeye başladığında uzay "ne var oğlum ben mi taşıyayım. Bak gölge çocuk eğer sen önden gidersen ve biri seni görürse hiç iyi olmaz çünkü kimse sana güvenmiyor. Önden ben gidersem işler değişir"
Aksel "sana salak diyen akıl yoksunu olmalı kim veriyo lan sana bu planları? "
Uzay önde Aksel ise selim sırtında aynı senaryo ile arkadaydı.
Selim'in içki kokusu akselin burnuna her gidişinde Aksel söylenmeye başladı.
"Höst ulan ne içtin kardeşim sen. Arkadaş içmemiş üzerine parfüm sıkar gibi sıkmış anasını satayım. Ulan Aksel buraya gelme amacına bak birde sırtındaki hancıoğluna"
Uzay, aksele bakıp sessizce "etraf temiz hadi gel" dediğinde Aksel anlamayarak "ne diyon anlamıyorum."
Uzay "kimse yok herkes uyuyor hadiii"
Aksel "hay ben senin vitamin değerlerini. Ulan ne diyon gelelim mi? "
Aksel hızlı olmaya çalışıp uzayın yanına geldiğinde "lan ne sessiz konuşuyon zaten salağın yüzünden koku duyumu kaybettim şimdide işitme organımı. Hem ne içmiş lan bu leş gibi"
Uzay "üfff ne içmedi ki"
Aksel "o derece neyse hadi girelim artık ölücem lan"
Uzay "anahtarın vardır umarım? "
Aksel "yok"
Uzay "nasıl yok lan sen eve nerden giriyon bacadan mı? "
Aksel "he aynen hatta bazen sıkılıyorum konum değiştiriyorum lan salak benim yok anahtar ama temizlik görevlisi saolsun ateşledi anahtarları"
Uzay elini yüzünde gezdirip "yemin ederim işkence gibisin. Ver anahtarı"
Aksel "nasıl vereyim kol mu kaldı"
Uzay "ha pardon ya unuttum bi an nerde? "
Aksel "eşofman cebinde"
Uzay elini eşofman cebinde gezdirdiğinde anahtarı alıp kapıyı olabildiğince sessiz açmıştı. Uzay tekrar önden yürüyüp etrafa bakmaya başladı. Mutfaktan ses duyduğunda korkarak Aksel ve sırtındaki selimi kapı dışına itti.
Bir kadın sesi "kim var orda deyip giriş ışığını açtığında uzay, Selim'in annesi ile göz göze gelmişti. Yeliz hancıoğlu şaşırarak " Aa uzay gecenin bu saatinde ne işin var oğlum"
Uzay tedirgin bir şekilde "şey.. Şey Yeliz teyzecim şey"
"Ney uzay noldu evladım"
Uzay " Şey ııı ha Yeliz teyze bi an seni karşımda görünce korktum unuttum niye geldiğimi bi an. Selim gönderdi beni"
Yeliz "selim mi neden o neden gelmedi iyi mi? "
Uzay "iyi iyi turp gibi maşşallah şey için geldim ben selim bizde kalcakta bi kaç parça istekleri oldu"
"Kendisi neden gelip almadı"
Uzay iç sesiyle konuşmaya başlamıştı
*ulan kıvırcık dışardaki gölgeyi kızdırmanın tam zamanı hahah ulan çocuk hayatımıza girdi herşey ters köşe oldu resmen*
Yeliz "uzay sana diyorum çocuğum kendisi neden gelmedi"
Uzay "şey Yeliz teyzecim malum evinize yabancı bir cisim girmiş ee tabi selim de görmek istemiyor o yüzden beni gönderdi"
Uzay bu cümleyi Aksel duysun diye biraz sesli söylemişti.
Aksel kapı ardında "ulan marul kafa senin ben ecdadının dilini dikmez miyim lan"
Yeliz "evet öyle ama burda kalmasını selim istedi"
Uzay "yeliz teyzecim vallahi oraları bilmiyorum izniniz olursa ben bi odaya çıkıp alacaklarımı alayım biliyosunuz oyalanmaktan hoşlanmaz selim"
"Tamam canım ihtiyacın olursa seslen ben mutfakta olurum"
"Tamam Yeliz teyzecim"
Yeliz tekrar mutfağa döndüğünde uzay "oh be yemin ederim ömrümden on yıl çaldın Yeliz teyze"
Aksel kafasını içeriye doğru uzatıp "lan marul çabuk ol lan belim koptu burada"
diye kısık sesle seslendi.
Uzay "gel gel ben bakıyorum"
Aksel yavaş adımlarla içeriye doğru girip Selim'in odasının olduğu tarafa doğru yürümeye başladı.
Aksel odaya girdiğinde arkasını dönüp sırtındaki Selim'i bir hışımla yatağa bırakmıştı. Hemen ardından uzay da odaya girip kapıyı arkasından kilitledi.
Uzay, selime yaklaşıp "selim aç gözünü. Kaptan uyan hadi. "
diyerek Selim'i uyandırmaya çalıştı fakat selim sadece gözleri kapalı bir şekilde kısık ve sarhoş sesiyle rüyasına haykırıyordu.
"Niye yaptın. Hı gi__gitme onunla gitme kelebek"
Uzay, Selim'i daha iyi dıyabilmek için ona yaklaştığında Aksel "gitme diyo anlamıyo musun? Neyse hadi ben kaçar sen naparsan yap bu yalı bebesi ile"
Uzay "sen niye sürekli yalı bebesi diyosun hancıoğluna noldu? Hem öyle bırakıp gitmek yok bir işe başladık bitirelim"
Aksel "birincisi yalı bebesi hoşuma gitmeye başladı ikincisi bak kıvırcık ben buraya Selim'in kanayan yaralarına pansuman yapmaya değil tuz basmaya geldim yani benden ona hayır yok"
Uzay "olmaz gidemezsin yahu kardeşin o senin onu bu halde bırakıp nasıl gidersin? "
Aksel "onlar bırakıp gitti ama"
Uzay "ulan bu çocuk mu bırakıp gitti bak hiç birimiz sana güvenmiyoruz hatta sevmiyoruz ama konu şuan çok başka lan adamın dikişleri açılmış"
Aksel "doktor iyi dikiş atamadıysa banane ben mi dikeyim"
Uzay "bari yarasını temizleyelim sonrasında bu geceyi unutalım"
Aksel alaycı bir şekilde kahkaha atarak selime baktı ve sonra tekrar uzaya döndü. "Ben akselsem bu geceyi ona kahvaltı masasında güzel bir şekilde hatırlatırım. Yemin ederim hamdi daha kaliteli düşmandı"
Uzay " o yüzden mi kaçıyosun ondan tamam hadi mutfakta ilk yardım çantası var git onu al ve gel"
Aksel "senin kafanı klozet kapağı ile bütünleştirmek istemiyorum marul kafa"
Uzay "iyi güzel git hadi"
Aksel odadan çıkıp mutfağa doğru yürümeye başladığında kendi kendiyle konuşmaya başladı. "Ben böyle değildim ulan ya bu marul kafaya kızamıyorum ya da bana muska yapıldı. Ulan kesin o şerefsiz yavuz muska yaptırdı"
Mutfağa gireceği esnada Yeliz de mutfaktan çıkıyordu. Aksel fark edemediği için onu korkutmuştu.
Yeliz "ahhh! "
Aksel "Yeliz hanım iyi misiniz?"
Yeliz "birden görünce afalladım sadece iyiyim"
Aksel "normal yani beni görenin benden korkması normal, şey kusura bakmayın"
Yeliz "önemli değil sen __ bir şey mi istemiştin? "
Aksel "yok ha ben şey için geldim su için"
Yeliz "ben vereyim"
Aksel "yok ben alırım"
Yeliz çoktan bardağa suyu doldurmuştu. Bardağı aksele uzattığında Aksel şaşkın bir halde bardağı aldı. Oysa susamamıştı ama o ilk kez kendisine bu şekilde nazik davranan insan görünce şaşırmıştı. Aksel suyu içerken Yeliz ise hiç beklenmedik şekilde "o_ yani annen o nerde? "diye soru sordu. Aksel ise elindeki bardağı tezgaha bırakıp "benim hayatımda öyle bir kadın yok, Yeliz hanım"
Yeliz " Kusura bakma ben öyle merak ettim"
Aksel " Etmeyin Yeliz hanım benim hayatımı merak etmeyin hele ebeveyn adaylarımı hiç merak etmeyin"
Yeliz, akselden çekinerek mutfaktan çıkıp gitti. Aksel ise mutfakta loş ışığın altında, elleri tezgahın üzerinde, kaşları çatık haldeydi. Kaşları her çatılmasında yüzündeki yara izi de kendini göstermeye devam ediyordu.
"Nasıl olur da bana bu soruları sorma hakkına sahip sanarlar kendilerini. Bir hayatım olduğunu hatta o kadını sorma hakkını kim verdi bunlara. Ulan hayatımı uçurumdan aşağıya itenler zaten onlar değil miydi? Yok Aksel efendi senin suçun sen verdin onlara bu rahatlığı. İyi bakalım bi kaç gündür melek Aksel vardı hayatınızda ama bitti gölge oyununa tekrar dönelim bakalım "
Aksel kendine öğütler verdikten sonra tüm dolaplara bakınıp ilk yardım çantasını aradı. En son baktığı dolapta kırmızı bir çanta görünce içine bakmadan hızla alıp Selim'in odasına geçti.
Uzay, Selim'in üzerini çıkarmış öylece beni bekliyordu. "Nerde kaldın lan? Adam burda ölücekti. "
Aksel "pardon ya Yeliz trafiğine takıldım. Kes lan sesini"
Uzay "az önceki espiriler nereye gitti gölge efendi"
Aksel "yandı. Bitti. Kül oldu. Ben Ankara'ya sırf yalı bebesinin kıçını toplamaya gelmedim o yüzden sakın damarıma basma marul kafa"
Uzay "meraklın değiliz heralde"
Aksel "puhahaha çok üzüldüm. Kendi bokunuzu kendiniz temizleyin"
Uzay gözlerini aksele dikerek "küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu adam bu haldeyse senin yediğin boklar yüzünden. Şuan buradaysan selim sayesinde"
Aksel tek kaşını havaya kaldırarak "hadi canım ulan ben mi dedim önüme atla diye. Ben mi dedim git aşık ol sonra içip dikişlerini patlat diye"
Uzay cevap vermemişti. "Yardım edicen mi? "
Aksel "çekil lan"
Uzay Selim'den uzaklaşıp yerine Aksel geçmişti. Çantadan sargı bezi, tentürdiyot, ve pamuk çıkardı. Pamuğun üzerine tentürdiyot döküp selimin yarısını temizlemeye başladı. Selim bi anlık acı haliyle yüksek bir ses çıkarmıştı. Aksel "kes lan sesini hem yardım ediyoz hem çığlık atıyo herkesi başımıza toplayacak gerizekalı"
Yarasını temizledikten sonra hızla sargı beziyle sarıp yarasını kapatmıştı.
Selim'in kulağına eğilip " seni bu hale getiren kişinin ben olmasını o kadar isterdim ki. Ama şuan çok erken yavaş yavaş hancıoğlu yavaş yavaş bitiricem sizi" deyip uzaya dönerek "benden bu kadar marul kafa bu anlar hiç yaşanmadı. Zaten bu adam sabah b12 ye ihtiyaç duyucak hale gelicek o yüzden bugünlük macera sona erdi"
Aksel kapıyı açtığında uzay arkasından "eyvallah" diye seslendi. Akselin ardından uzay da çıkıp gitmişti. Artık sadece gece kalmıştı oda da. Sadece gecenin o huzur veren ve dünya da ne kadar yalnız olduğunu hissettiren sesi kalmıştı. Gece gündüzler gibi yapmacık değildir. Gündüzleri herkes bir yalanın içindeyken gece tüm gerçekliğiyle ortaya çıkardı her daim. Yıldız, ay ve gizlenmiş bulutlar.... Hepsi birer geceydi. Hepsi umudun ve gerçeklerin varoluşuydu.
Sabah selim şiddetli baş ağrısı ile uyanmıştı.
"Hay ben böyle işin. Off başım."
Odanın içindeki tekli koltukta bacak bacak üstüne atmış olan aksel, Selim'in baş ağrısının artış sebebi olmuştu.
"Günaydın prenses. Ne uykucu çıktın lan sen"
Selim gözleri kızarmış bir şekilde aksele bakıp "senin benim odamda ne işin var lan? " diye sordu.
Aksel "hiç kibarlık yok. İnsan bir teşşekür eder demi abisi? "
Selim "sabah sabah ne zırvalıyon kardeşim siktir git"
Aksel "dün gece bana muhtaçtın oğlum sen"
Selim "noldu dün gece beni eve sen mi getirdin? "
Aksel "o kadar değil ama bana borcun arttı ilerde olıcağım fıtık ameliyatının masrafları sana ait"
Selim "oğlum çık git kafamı attırma benim"
Aksel "dün seni eve getiren Kelebeğin ve kıvırcığın oldu"
Selim hiçbir şeyi hatırlamadığı için aksele "ne saçmalıyosun lan sen"
Aksel "saçmalık değil valla dün takıldığın yeri öğrendi marul kafa ile getirdiler" Aksel bir kaç saniye durup devam etti" Hatta senin o kıvırcığın seni bana taşıttı. Bana olan borcun iyice kabardı ulan dün yaranı bile sardım"
Selim karnına baktığında yeni bir sargı bezi olduğunu fark etti. Dün geceye dair tek hatırladığı rüyanın, edizin arabasında olması ve sevgiliyiz demeleri olmuştu. Tamamen kaybetmişti artık. Selim hancıoğlu tamamen kaybetmişti. Belki de hiç kazanamadığı için kaybettiğini sanıyordur.
Aksel anlattığı şeyleri Selim'in duymadığından emin olduğu için oturduğu yerden kalkıp selimin tepesine dikilip ellerini cepleriyle bütünleştirerek konuşmaya başladı. "Oho abisi sende hiç iyi dinlemiyosun dersi"
Selim daldığı kuyudan çıkarak aksele odaklandı.
Aksel "ha şöyle kısa bir özet geçeyim hemen. Bak iyi dinle bu dersin tekrarı yok" deyip bi kaç saniye durup devam etti. "Evdeki haber kısmını atlıyorum. Biz yarışa gittik, sen kelebeğini ikna etmeye çalıştın olmadı sonra o lavuk arabayı çalıştırıp yanımızdan ayrıldı. Ee tabi sende boş durmadın şu senin sırık çocuğun arabasını alıp peşlerine takıldın. Bak iyi dinle burası çok önemli. Hikayenin baş kahramanı yani ben deniz gölge farklı bir yoldan giderek lavuğun yolunu kesiyorum. Sonrası tabiki hüsran iyi çocuk sevdiği kızı başkasıyla izler yarası kanar ve iyi çocuğun kötü üvey kardeşi hayatını kurtarır. Anladın demi hatırlama oldu mu? "
Selim, akselin anlattığı hikayede sadece tek bir yere takılı kalmıştı *iyi çocuk sevdiği kızı başkası ile izler*
Sahiden de öyle olmuştu sanırım. *𝙗𝙖ş𝙡𝙖𝙣𝙜ı𝙘ı 𝙤𝙡𝙢𝙖𝙮𝙖𝙣 𝙝𝙚𝙧 𝙝𝙞𝙠𝙖𝙮𝙚𝙣𝙞𝙣 𝙝ü𝙨𝙧𝙖𝙣 𝙙𝙤𝙡𝙪 𝙗𝙞𝙧 𝙗𝙞𝙩𝙞ş𝙞 𝙫𝙖𝙧𝙙ı*
