Gölge &Akarcalı

Vaveyla Yazarı: Beyza Nur Deniz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: Gölge &Akarcalı

Ediz erkenden uyanıp, Akselin uyuduğu odaya gidip ona göre kibar fakat sorsan herkese göre kaba, odunsu bir sesle Akseli uyandırma çabalarına girdi.
"Kalk lan! "
Horlama sesi....
"Bu nedir arkadaş, evimde bir ayı besliyomuşum da haberim yok"
Ediz uyanması için Akseli dürtmeye başlar.
Fakat Aksel sadece uykusunda şarkı söylemekle kalır.
"Heyyy!"
Ediz anlam veremeyip "noluyo lan? Kime hey diyon it"dediğinde Aksel şarkısına giriş yaptı.
" Benden selam olsun bolu beyine. Çıkıp şu dağaa yaslanmalıdır! "
"Ulan yuh adam uykusunda halil ibrahimi söylüyor amına koyayım"
Ediz tekrar dürterek "lan ayı uyan" dedi.
-Ve yükselen bilmem kaçıncı horlama sesi.-
Ediz bu sese daha fazla dayanamayarak Akselin omzuna sert bir şekilde vurarak uyandırmaya çalıştı fakat Ediz Akarcalı bilmezdi ki karşısındaki kişi sicili kirli bir katildi ve *katiller asla silahsız uyumazdı* Aksel omzunun acısını hissettiğinde aynı anda hem gözünü açıp hemde Edizin alnına namlunun ucunu tutarak "ne bok arıyosun lan" dedi.
Ediz anlık afallama ile "siktir napıyon salak"
"Asıl sen napıyosun lan omzumu çürüttün siktiğim"
"Lan şizofren beyinli kaç saattir sesleniyorum, dürtüyorum delirtme beni. Çek şunu"
"Neyi"
"Az önce ormandaki ayıya hakaret ettiğimi farkettim bulup özür dilecem. Sen harbi katilsin, ulan çek şu silahı şeytan meytan doldurucak"
"Eğitimli olmanın küçük zararları"
"Eğtimli olmanın değil gerizekalı katil olmanın verdiği yan etkiler bunlar Gölge"
"Mantıklı bir açıklama oldu eyvallah"
Ediz ayağa doğrulup kıyafetini düzeltirken "öyle mi uyuyosun lan sen" diye sordu.
Aslında hem şaşkındı hem de artık Akseli anlamaya çalışıyordu. Ki onu daha dün tanıyıp daha dün evine almışken. Aralarında baştan beri bir bağ kurulmaya başlamıştı. Dostluk bağı, hiç bilinmeyen kardeş bağı...
Birbirlerinin aynısı gibilerdi. Aksel satılırken, Ediz Akarcalı satın alınmıştı. Aksel aslında geçmişte Edizin hayatını kurtaran kişiydi. Birbirlerinden haberleri dahi yokken Aksel, Edizi katil olmaktan, dayak yemekten ve yetim kalmaktan kurtarmıştı.
Hala yatakta olan ve ayılmaya çalışan, ağzını iki karış açıp esneyen Aksel, Edizin sorusuna karşılık "sen böyle uyumuyo musun? " diye sordu.
Ediz gülerek "sicilime bakılırsa " Tertemiz sicilim yani " hayır silah ile uyumuyorum"
diye cevap verdi.
"Yaranı deşmek istemem ve maziyi hatırlatmak istemem ama geçmişinde sende katil olmuşsun" Aksel kurduğu cümle yüzünden ortam gerilmesin diye hemen ardından dalga geçmişti. "Ulan pezevenk yoksa geceleri saçma sapan rüyalar görüp kendine sıkmaktan mı korkuyon? " Aksel kendini geriye atıp kahkaha atarken ediz gıcık olup ayağındaki terliği kafasına denk gelecek şekilde attığında "tam isabet" dedi. Aksel gülmeyi bırakıp yüzünü buruşturarak "ulan o kadından yemedim böyle terlik kim öğretti lan sana" diye cırlamaya başladı. "Ne diye geldin de uyandırdın lan beni şerefsiz uykuma sıçtın uyku katili"
"İki sebepten geldim ilki eve ne zaman geldin?" bir kaç saniye durup tavanı izlemeye başladığında Aksel "ee ikinci sebep? Birini öldürüp öldürmediğimi mi merak ediyosun? "
"Yok" deyip tekrar sessizce "şeyi bakmaya gitmiyoz mu? " diye sordu.
Aksel duvara dönüp "anlayan var mı sayın meclis? Ulan siktirme ne dıceksen de" dedi
"Hay senin kulak zarını becereyim"
"Ulan başka yer mi kalmadı da kulak zarıma taktın"
"Ulan araba bakmaya gitmek istedin"
Aksel yatağından fırlayıp "oo unutur muyum araba alıcaksın hadi gidelim"dedi
" Ulan sanki hiç araban olmamış gibi tövbe ya sabır"
"Oldu çok arabam oldu ama içi hep kan kokuyordu"
"Sebep"
"Ulan çünkü içinde hep öldürdüklerim vardı araba her gün ceset kokardı" Aksel biraz durup tekrar "ha bir arabam daha oldu ölüm haberim çıkmadan önce freni tutmayan bir araba"
"Öldün ama artık"
"*Doğru artık öncem yok sadece sonram var*"
Ediz konuyu değiştirerek "giyin ın aşağı gölge efendi anlat bakalım dün gece ne bok oldu" dedi
"Sebep? Ulan başıma ikinci müdür mü kesildin? "
"Dün gece her ne olduysa anlat. Anlat ki okula gittiğimde bende ona göre adım atayım demi mal? "
"Sen hep böyle zeki bir çocuk muydun? Yoksa bu sabaha özel mi? "
"Çok konuşma arabaya veda edersin o zaman. Senin siktiğim araba hevesin yüzünden okula da geç gidicez"
"Ulan sanırsın okuluna aşık bir ineksin amına koyayım. Babam müdür değil mi çocuk senin halleder"
"Babam için gidiyorum zaten her yalnız kaldığında o yavuz iti tepesinde bitiyo adamın"
"Tehditler ve yavuz şaşırmıyorum. Neyse okulda sevgiline de sahip çık ve sakın Selim'e yedirme"
"Benim olanı elimden ancak üzerine toprak atarak alır"
Deyip odadan çıkan Edizin ardından Akselde "dedi toprakların efendisi şair" diyerek çıktı.

*Doruk&Uzay*
Uzay tüm çabasını kullandığı için, doruklarda kalmayı becerebilmişti. Her zamanki gibi. Doruk bu durumdan ne kadar memnun olmasa da kendisini "atsan atılmaz, satsan satılmaz kardeşin sonuçta" diyerek teselli etmişti.
Sabah hiç umulmayacak saatte uyanıp kendi evi gibi rahat bir şekilde banyoya girmişti. Kıvırcık olan saçları çok da izin vermese de, akan suyun verdiği destek ile köpükler vücudundan akmayı başarmıştı. Suyun sesi ve arkada çalan ibrahim tatlıses tombul tombul şarkısı ile keyfi gayet yerindeydi. Şarkı her defasında kendini tekrarlıyor ve uzay asla bu durumdan rahatsız olmuyordu. Aksine şarkıya kargaların bile dayanamayacağı o cırtlak sesi ile eşlik ediyor hatta suyun altında kendince dans bile ediyordu.

*Dam üstünde un eler
Dam üstünde un eler
Tombul tombul memeler
Zalım oy gelin zalım zalım zalım. Ahey aheyy! "

Odasında kafasını yastığın altına saklamış olan yolların üstadı Doruk bu işkenceye daha fazla dayanamayıp yastığın altından boğuk sesi ile " Neden ya neden aldım ki bu piçi eve" diye söyleniyordu.
Yastıktan kurtulup, kendini odadan atıp banyonun kapısının önünde "laannn! Kıvırcık çık lann! "
Uzay duymuyor ve hatta şarkısına devam ediyordu.

"memeler baş kaldırmış
Memeler baş kaldırmış
Zalım oy gelin zalım zalım zalım zalımmmm!"
Kapıyı kırıcak derecede yumruklamaya başlayan doruk sövmeye bile başlamıştı. "Ulan sana oksijen veren hayat ağacını, senin eben olmayı seçip dünyaya gözünü açmana yardımcı olan ebenin kendisini, sülalesini.. "
Uzay sonunda duyduğunda kapıyı aralayıp köpüklü kafasını dışarıya uzatıp "ne bağırıyon yolda kaymış araba tekerleği gibi" dedi.
Doruk sakinliğini korumaya çalışıyordu fakat şarkıdaki sözler yani "memeler baş kaldırmış" kısmını duyunca dayanamayıp kafası dışarda olan uzayın saçını çekip "kapat lan şarkıyı, eğer kapatmazsan seni şarkı sözü yapar sokal sokak süründürürüm" dedi.
Uzay acı içinde "imdaatt! Adam öldürüyolar yardım edin! Yahu bırak kıvırlarımı ulan ben ne haller çektim bu hale gelebilmesi için"
"Başlatma lan ineklere yalattırırım hatta itleri alır kafana sıçtırır klozet gibi kokuturum lan seni"
"Seni mahkemelerde süründürürüm! Annene söylerim" deyip olabildiğince yüksek sesle "başak teyzeeee! Yardım et senin bu insanlıktan nasibini almamış oğlun beni öldürüyo! "
Doruğun annesi üzerinde mutfak önlüğü, elinde ise fırın eldiveni ile "oğlum bırak çocuğu koparacaksın saçını" diye uzaya destek verdiğinde Doruk şok olup "Anne, sen beni mi doğurdun yoksa bunun gibi sıfatsız heykeli mi doğurdun? Yahu ne bu savunma?"
"Uzayda benim oğlum sayılır bırak saçını kuzumun" deyip gidecekken "uzaycığım sana çok güzel börek açtım canım duşunu al aman havlusuz çıkma"
dediğinde doruk "istersen molfix alayım altını bezle" diye espri yaptı.
"Allah iyiliğini versin annecim ilahi sen"
Uzay utanıp "yuh ulan koskoca kadına özelimimi göstereyim" dedi.
Doruk "sikerim seni uzay"
"Çek pençelerini dağ kedisi" dedi ve duşuna ve tekrar başa sarıp orta kısma gelen şarkısına devam etti.
"Memeler baş kaldırmış. Memeler baş kaldırmış"
Doruk ise odasına girip "Allahım neden böyle bir insan? Hani isyan gibi olmasın ama böyle bir arkadaş şart mıydı cidden? Ulan başak hanım sabahları bana böyle kuzucum demedi bana börek yapmadı sülaleme dadandı piç"
Uzay duştan mutlu bir şekilde çıkıp kahvaltı masasına oturduğunda "başak teyzem benim dünyadaki en güzel teyzem misler gibi olmuş" dedi.
"Afiyet olsun kuzum benim sen iste her zaman yaparım"
Doruk kapıda dikilmiş "bana böyle şevkatli gelinmedi başak hanım" dedi
"Annecim kıskanma oğluşum ikinizi de seviyorum"
"Asla!"
Başak yerinde sıçrayıp "ay noluyo be çocuğum" dedi
"Sakın başak hanım beni bu it ile aynı kefeye koyma"
Uzay ağzı dolu bir şekilde "hoyar ağası kıskanma" dedi.
"Kes lan! " Doruk intikamını almak için uzayın en hassas biri olan konuya giriş yaparak "güvendiğin dağlara kar yağmış kıvrımlı çocuk" dedi
"Hangi dağa"
"Fenerbahçe şampiyon olamadı boku yediniz oğlum Galatasaray yıldızını beşe tamamlamış kupa almış sen burda komili gırtlak tıkın"
Uzay ağzındaki lokmayı yutamayarak öksürmeye başladı. Doruk işini çok iyi biliyordu ve intikamını çok iyi almıştı. Doruk öksürmeye devam eden arkadaşının sırtına vurarak teselli etmeye başladı.
"Helal paşam helal. Üzülme uzaycım yani sen çok çok güvenmeye devam et elbet bir yıldızda onlar alıcak"
"Annecim oldu mu şimdi? Çocuk resmen memeden ayrılmak zorunda kalan bebe gibi dondu kaldı"
Doruk annesine bakıp "meme yok meme deme bana. Sabah sabah en az on kez meme duydum" deyip uzayı da kaldırarak evden çıktılar.
Uzay yol boyunca güvendiği dağın ihanetini anlatıp dururken çoktan okulda ve her zamanki mekanlarında oturan Emre, Umay ve Sıla sohbetlerine başlamışlardı bile.
Umay şaşkın şaşkın "hâlâ inanamıyorum o çocuğun öldüğüne. Ufak bir kaza ile öldü mü şimdi? " diye sordu.
Sıla ise aynı tavırla "çok mantıksız babam olayı araştırıp duruyo ve öldüğüne asla inanmıyo"dedi.
Emre " İnanmıcak bir şey yok kızlar gittik adamı morgtan aldık mezara koyup üzerine toprak attık neyse kapatın konuyu."
Umay birden gülmeye başlamıştı. Emre "hayırdır yavrum bu kadar komik olan ne adama toprak atılması mı? "
"Yok hayır gelene bakın" dediğinde Emre ve Sıla, Doruk ve Uzayı gördüler.
Emre yüksek sesle "doğruyu söyleyin aşkınız artık belgelere geçti demi lan? " deyip kahkaha attılar. Yanlarına geçip oturduklarında "bana bak emre sabah sabah zaten sinirlerim tepemde drift atıyo germe beni"
"Noldu bebeğim ilk gecenizi yapamadınız mı? "
Bir kahkaha daha ve doruğun emreye vurması.
"Ahh! Sinirini niye benden çıkarıyon piç"
"Ulan insanlar gerdek gecesinde meme görür meme duyar ben daha genç yaşımda buna maruz kaldım"
Umay "ayy kıyamam naptılar sana? "
Doruk "dalga geçme kızım ya sabahın köründe beyefendi kendi eviymiş gibi banyoya girip yüksek sesle tombul tombul memeler şarkısını söyledi"
Emre "adam sana mesaj vermiş gel bak mememe diye"
Doruk "sikerim seni emre"
Sıla, uzayın sessizliğini farkedip "kıvırcığım ama yapma böyle ilk gece hep böyle olur yine denersiniz" diye dalga geçmeye devam etmişti.
Umay ise dayanamayıp "bebeğim sana mendil alayım mı? ' diye sorduğunda uzay taklit ederek " Böböğim sana mendil oloyım mo?" diye cevap verdi
Emre "kardeşim çok büyük geçmiş olsun bu sene de yıldız alamamışsınız. Ama merak etme ben alırım sana kızılaydan bir yıldız"
Doruk "bence hiç bulaşmayın ben zaten yaptım yapacağımı ve pişman oldum"
Emre "niye naptın ki? "
Doruk " Güvendiğin dağlara kar yağmış falan filan ama bu beterini yaptı. Ulan hem sülalemin kanına girdi , hem banyomuza, sabah sabahta kafamı sikti. Ulan yol boyunca ihanetin 50 tonunu dinledim"
Uzay mutsuz bir şekilde "bıyık ihanete uğradım, sırtımdan bıçaklandım" dedi
Sıla maç konusunu çok sevmediği için en sevdiği kişinin en sevdiği konusuna gelerek "selim nerde? " diye sordu.
Herkes Sıla ve Selim'in öpüşmesini unutmuştu ve o an hatırladıklarında direkt yüzlerini çevirmişlerdi. Tek bir kişi hariç ve tabiki ki kişi de uzaydan başkası değildi. İhanetin vermiş olduğu boşboğazlığa karşı direnemeyip herşeyi anlatmaya başladı.
"Valla hiç bilmiyorum iki numaralı yenge." dediğinde herkes şaşkınlıkla uzaya bakmışlardı ama susturana aşk olsun."dün akşam bir numaralı yengem yani namı değer rüya selimlerin evine gelmiş kaptanın odasından birini çıkarken görmüş falan" Doruk dayanamayıp uzayın kafasına vurup "aptal aptal konuşma demi kıvırcık" dedi Sıla "bir numaralı yenge ne iki numaralı yenge ne uzay"
Doruk konuşmasını engellemek için ağzını kapatmaya çalışsa da nafileydi "bir numaralı Rüya yengem oluyo çünkü ilk onlar çıktı iki numaralı da sen oluyosun sende rüyadan sonra başladın"
Umay "kankacım boş boş konuşuyor uzay işte"
Emre "kesinlikle boş pompa"
Doruk "yok öyle bir durum"
Sıla sinirlenip "demek dün o köy faresi selimlerin evindeydi"
Uzay "evet" derken diğerleri ise hep bir ağızdan "hayır"
"Kesinlikle hayır"
"İftira külliyen yalan" diyerek olayı yok saymaya çalıştılar fakat artık çok geçti çünkü birazdan olacaklardan sonra Selim'e ne diyeceklerini düşünmekle kalacaklardı.
Sıla merdivenden çıkan rüya ve ilaydayı gördüğünde yüksek sesle "baksana sen" dediğinde rüya duymamazlıktan gelip yürümeye devam ettiklerinde sıla hızlı adımlarla yürüyüp kolundan tutarak durmasını sağladı "Selim'in evinde ne işin vardı" diye sordu sert bir ses tonuyla.
Rüya ise sadece "bırak kolumı" dedi. Sıla tekrar "Sevgilimin evinde ne işin vardı"
Rüya hızla kolunu kurtarıp "bana değil git onu sevgiline sor. Uzak dur benden" diyerek uyarıda bulundu. Rüya arkada Fenerbahçenin ihanetine uğramış halde uzaya bakıp iç sesi ile konuşmaya başladı "kesin uzay söyledi ondan başka kim bu şeytanı üzerime salar ki" İç sesi susarken hâlâ uzaya bakıyordu. Uzay durumu farkedip "hiç bakma bir numaralı yenge çok büyük ihanete uğradım çok mutsuzum" diye açıklama yapıp kurtulmaya çalıştı.
Rüya, kolunu sıladan kurtarıp "birincisi uzaycığım yenge falan yok ortada. Lütfen bir daha öyle seslenme." deyip gözlerini öfkeyle bakan, kıskançlıktan kudurmuş olan sılaya çevirip "sıra sana gelince bir daha sakın elin üzerimde olmasın, benimle sakın uğraşma. Dün geceyi de bana değil o çok bayıldığın sevgiline sor" deyip hızla ilaydayı da alıp oradan uzaklaşırken ilayda şok olmuş rüyaya bakıyordu "sen az önce sıla Özdemir'e haddini mi bildirdin yoksa ben mi yanlış gördüm"
Rüya bile ne yaptığını sonradan fark edip "öyle yaptım değil mi" diye sordu.
"Kızım böyle bir şeyi başkası yapsa kız korkusuna okula gelemezdi. Helal sana cesaret ponçikli kuzenim"
"Şuan gururumu okşuyosun tatlım"
İlayda ortamı gericekte olsa rüyaya "kızma ama bir şey sorucam" diye giriş yaptı.
"Böyle bir giriş yaptığına göre kesinlikle posterlerimi elinden almam hatta göstermemem gerekiyo"
"O kadar da kötü değil. Hemende tehdit etme posterlerle"
"Sor artık"
"Şey... Senin şu sevgilin nerede?" İlayda korkarak sormuştu soruyu. Çünkü ceyda ya olanlar rüyaya da olucak diye tedirgindi. Rüya ise herşeyden habersiz masum bir kıskançlık intikamı yapmak için oyuna devam ediyordu.
Rüya yüzünü buruşturup "ayy şuna sevgilin deyip durma ikimiz de oyun oynuyoruz biliyosun sende. Hem ne bilim umarım yer yarılmıştır ve o da adıyla beraber içine gömülmüştür" dedi.
"Allahım duyuyosun masum bir istek. Lütfen geri çevirme"
İlayda ve Rüya neşesini bozmadan sohbetlerine devam ederken Sıla elini yumruk yapmış, kaşlarını çatmış hâlâ ayaktaydı. Doruk, Uzay, Umay ve Emre ise sadece onu izliyolardı.
Uzay çok da şaşırmamıştı Sılanın bu anlamsız davranışlarına, çünkü hep anlamıştı aslında sadece kondurmak istememişti.
Diğerleri de konduramadığı için şaşkınlardı. Sıla arkasını döndüğünde tüm bakışları üzerinde hissetmişti. Herkese tek tek bakıp "neden öyle bakıyosunuz?" diye sordu.
Umay ilk sözü alıp "Selim'in seni öpüşü, rüyaya gıcıklık yapmak için sanıyordum" dediğinde sıla gururlu bir durum yapmış gibi "neden sevmediği kızla ilgilensin, ya da gıcıklık yapmaya çalışsın ki? "
Doruk "çünkü selim, rüyayı sevdiğini ona yüksek sesle söyledi sıla, sencede bu durumu çok abartmadın mı? "
Sıla "Selim'in o kızı sevdiği falan yok oyun oynadık ve bitti. Yani şuan Selim'in sevgilisi olan kişi benim" sıla hiç susmadan konuşurken Umay ve Emre onun susması için işaretler yapsa da sıla asla susmuyordu "anlıyorum konduramıyosunuz, hatta çocukluk arkadaşıyız diye yakıştırmadınız fakat durum bu ve sizlerde bu duruma alışın artık. Göz var nizam var sizce o kız selim gibi birinin yanında oldu mu"
Umay dayanamayıp "kızım sussana" dedi
Sıla "neden sürekli kaş göz yapıyosunuz? "
Uzay "bir de bana boş pompa dersiniz demi?" deyip tekrar dalga geçmeye başladı "arkadaş çok iyi insandı fakat boş konuşması onu hayattan aldı. Haklarınızı helal ediniz ey cemaat"
Arkadan gelen ses sılanın ona dönmesini sağlamıştı. "Bu duruma sen mi karar veriyosun Sıla? " evet selimdi soruyu soran. Arkadaşları defalarca uyarmasına rağmen durmamıştı Sıla ve şimdi kalbi kırılsa kimse yardım edemezdi.
Sıla afallayarak "anlamadım" dedi
Selim ona daha çok yaklaşıp devam etti.
"Sen mi karar veriyosun rüya ile yakışıp yakışmadığımıza. Nereden çıkarttın rüyayı sevmediğimi ve sadece bu durumun bir oyundan ibaret olduğunu"
Sıla gözlerini kaçırarak "öyleydi, oyundu zaten selim. O kızı sevmiyosun hatta tanımıyordun bile" Selim, kırmak istemiyordu fakat sıla sırf üzülmek için sınırları aşıyordu. Sılanın kolundan tutup diğerlerine "sakın peşimizden gelmeyin, sakın. " diye uyarıda bulunup boş bir sınıfa doğru yürüdüler.
Koridorun sonunda ilayda ile sohbet eden rüya ise, selim ve sılanın bir sınıfa girdiklerini görünce üzülse de , canı yansa da "geldi yürüyen doğal afet" dedi.
İlayda baktığı yere bakıp "doğal afet mi? Selim mi?"dedi
" Yok ebenin" diye devam edip ağzına küfür alacakken durup küfürün yerine "ebenin devesi" dedi.
"Dalga geçme kızım ya"

*Selim&Sıla*

Selim girdikleri sınıfın kapısını kapatıp, sılanın kolunu da sertçe bıraktıktan sonra devam etti.
"Ben seni rüya konusunda defalarca uyardım sıla, ve sen bunu asla dinlemedin. Her seferinde ona köy faresi dedin onun bir ismi yokmuş gibi o kız deyip durdun"
"Ne demeliydim peki sevmiyorum o kızı nefret ediyorum o kızdan! "
"Niye lan niye"
"Çünkü seni sevdiğimi biliyosun ve senin başka birini sevme düşüncesi beni deli ediyo! "
"Sana beni sevme dedim sıla benden uzak ol dedim! Ulan ne istiyosun benden? "
"Ne istediğim belli sevgilin olmak istiyorum, p kızla aranda bir şey olmadığını biliyorum"
Selim saçlarını karıştırarak sandalyelerden birini yere fırlattı. Sıla ise o anlık korku ile geri adımlar attı.
"Nerden biliyosun aramızda bir şey olmadığını? Ulan nerden biliyosun rüyayı tanımadığımı?"
Sıla sessiz bir şekilde "çünkü.. Onu ilk kez partide gördün" diyebildi.
"Ne partisi kızım! Ben o kızı küçüklüğümden beri tanıyorum ve onu sekiz yaşımdan beri seviyorum ulan şuan yirmi yaşındayım ve hala rüyayi seviyorum"
Sılanın canı yanmaya başlamıştı ve gözlerinden yaş dökülmeye başlamıştı. Elleriyle kulaklarını kapatıp, Selim'e "sus! Anlatma yalvarırım sus! "diye konudan kaçmaya çalıştı. Selim ise devam etti. " Bak seni çok seviyorum çocukluk arkadaşımsın ama Rüya benim ilk aşkım sıla o bunu bilmese de ben onu ilk kez görmedim " Selim son sözlerini de söyleyip sınıftan çıktığında, sıla duyduklarıyla baş başa kalmıştı. Selim, böyle bir durumun yaşanacağını başdan beri bildiği için uzak durmuştu sıladan, fakat Sıla tam tersini yapıp her defasında Selimi hayal kırıklığına uğratmıştı.
Umay erkekleriin yanından ayrılıp sınıfa girecekken sıla elini havaya kaldırıp "yalnız bırak Umay lütfen gelme" dedi. Umay ise onu dinlemeyip yavaş adımlarla içeri girdi. Rahat ağlayabilmesi için kapıyı kapatıp sılaya doğru yaklaştı.
Camdan vuran güneş Sıla'nın kızıl saçlarını pas parlak hale getirmiş ve insanın gözünü alıyordu. Umay parıldayan saçı nazikçe okşayıp "geçicek herşey düzelicek. Bizde eskisi gibi olucaz" diye teselli etti. Sıla ıslak olan gözlerini umaya dikip "o kız hayatımıza girdikten sonra selim benden daha çok uzaklaştı. Beni görmüyor. Onu ne kadar sevdiğimi görmüyo Umay" dedi.
"Selim seni hep gördü sıla, en çok senin yanında oldu, rüyadan önce de sonra da hep senin yanındaydı. Senin ona karşı olan hisleri bildiği için böyle seni üzmemek için yapıyo bunları"
"Elimde değil Umay çok seviyorum onu, ama o beni değil o kızı seviyomuş"... " Biliyo musun onu çocukluğundan beri tanıyomuş ve bize tanımadığını söylemişti."
Umay şaşırmıştı fakat Sıla daha da ağlamasın diye gizlemişti şaşkınlığını.
"Düşünme bunları ve kendini toparla lütfen. Ya sen Sıla Özdemirsin hemen yıkılamazsın."
Sılanın gözlerinden son damlalar da aktığında kendisini toparlayıp camdan dışarı bakmaya başladı.

&_

Sabahın köründe kalkıp sırf başı ağrımaması adına söz verdiği arabayı Aksele alan Ediz söylene söylene okul binasına girdi.
"Piç herife bak kendime bile özenerek almadığım arabayı kendisine aldırdı. Hayır aldırdı paraya ortak bile olmadı. Hıyar herif, çırağı gibi kullanıyo anasını satayım" Son basamakları da çıktığında kafasını kaldırıp kendisine bakan gözlerle karşı karşıya kaldı. Selim, Emre, Doruk ve Uzay karşısında ayakta dikilmiş elleri ceplerinde dururken sol tarafta kalan koridorda ise Rüya ve İlayda duruyordu. Ediz merdivenlerden uzaklaşıp, gülümsemeye başladı.
Etrafını iyice inceleyip kendisine nefretle bakan Selim'e dönüp "her geç gelmemde böyle bir karşılama töreni yapılacaksa ben her gün geç gelirim Veliaht. Şımartmayın beni" dedi.
Uzay kollarını birbirine dolayıp "piçe bak piçimsi gülümsemeye bak. Herifin götü başı ayrı oynuyo amına koyayım" dedi.
Ediz "bir cümlenin içinde dört tane küfür fazla değil mi? "
Doruk araya girip "seni asvalt yapıp köpeklere yedirmek vardı da neyse" dedi
Ediz "bugünde formumuzdayız bakıyorum. Hayırdır ne bu sevimlilik?" gözleri bir an rüyaya kaydığında ona tamamen dönüp kollarını açarak yüksek sesle "sevgilim! Çok mu beklettim aşkım!? " dediğinde rüya, ilaydaya bakıp "aşkım mı dedi o?"diye sordu.
İlayda da burun kıvırıp" Sevgilim de dedi ve selimin delirdiğine yemin edebilirim"dedi
"Sanmıyorum benden kurtulduğu için seviniyodur"
Ediz kafasını geriye doğru çevirip sırf Selim'e inat olsun diye "sohbet etmeyi çok isterdim fakat gördüğün gibi veliaht sevgilim koridorlarda beklıyo beni" dedi ve yürümeye devam etti.
Selimde çok geçmeden edişin arkasından dönüp kolundan tutup kendisine çevirerek kafa atması bir olmuştu. Herşey bir anda oluvermişti. Ediz sırt üstü yere düştüğünde burnu çoktan kanamaya başlamıştı. Edizin beklediği bir durumdu. Zaten o yüzden sormuştu Aksele dün gece noldu diye. Rüya, edizi yerde gördüğünde oraya doğru koşmaya başladı. Koşarken de bağırmayı eksik etmedi "selim! Napıyosunuz durun! " Fakat nafileydi tüm çabası. Selim gerçeği bilmek bile istemeden edizin üzerine çıkıp yumruk atmaya başlamıştı. Ediz ise kolları ile yüzünü kapatarak Selim'in durmasını bekledi.
"Dün gece bizde ne işin vardı? O notu sen mi bıraktın lan? "
Ediz yumrukların arasından "aklını sen benimle bozmuşsun veliaht" dedi. İç sesi ise
*bu yumruklardan yemeye hazır ol gölge* dedi. Rüya yanlarına vardığında selimi itmeye çalışıp edizi kurtarırken "naptığını sanıyosun sen! Dur artık öldürmek mi istiyosun? " deyip doruklara döndü "bravo size de maç izler gibi izliyosunız birde" dedi.
Sıla ve Umay sesleri duyup çıktığında Sıla "hayatımıza girdiğin günden beri herşey bom bok oldu çık artık hayatımızdan" dedi.
Rüya "edizi de hayatınıza sokan ben miyim? Senin derdin ne Selim Hancıoğlu, ne istiyorsun edizden? "
Selim "sen karışma bu işe, notu bırakan sen misin?"
Ediz ayağa kalkıp elinin tersiyle burnundan akan kanı silip "ulan başlıcam senin evine de notuna da. Tutturmuşsun not not diye" dedi.
Emre "senin gibi bir şerefsizden başka kim yapabilir? "
Doruk "Selim'in okuldaki tek düşmanı sensin"
Ediz "dünyada tek düşman ben miyim?"
Rüya yine lafın arasına girip Selim'e dönerek "ne notu ne evi?" diye sordu.
Selim göz göze gelmemek için edize bakarak "sen demedın mi evinizden birini çıkarken gördüm, kovaladım diye bu şerefsizdi o kişi" Selim'in açıklaması rüyayı kızdırmaya yetmişti. "Alnında mı yazıyo ediz girdi diye. Evet birini sizden çıkarken gördüm fakat o kişi ediz değildi. Bir kanıt olmadan insanları yargılamaya bayılıyosunuz değil mi? " Rüyanın, edizi koruyor olmasına herkes ne kadar şaşırmış olsa da haklıydı.
Selim "saçmalamayı kes rüya bu piçten başka kim olabilir sence? "
Rüya "inanıp inanmamak sana kalmış. O kişi ediz değildi"
Sıla arkadan "iyi ne güzel birbirinizi bulmuşsunuz biriniz hırsız biriniz yapışkan" dedi
Bu sefer beklenmedik şekilde ediz, rüyayı koruyarak "evet yakıştık birbirimize. En azından senin gibi şeytan değil veliaht gibi de oyuncu değiliz"
Selim eski konuların sürekli ısıtılıp ısıtılıp önüne konulmasından sıkılmıştı ve yine edizin üzerine gidecekken okul müdürü yani Edizin babası Ahmet Akarcalı buna müsade etmemişti. Sinirli bir ses tonuyla "noluyo burda! Ne bu kalabalık! " diye sorduğunda selim "oğluna sor müdür, bize değil" diye cevap verdi. Ediz "doğru konuş lan babamla"
Rüya gözlerini edize çevirdi ve sesli olarak "baba mı? ' diye sordu.
Sıla araya girip "aa sevgilinin babasının okul müdürü olduğunu bilmiyor muydun sen? İlk yalanı mı yoksa ikinci yalanı mı? " ortalığı karıştırıp intikam ister gibi cevap vermişti.
Rüya aldırış etmeden "sen ahmet müdürün yeğeni değil oğlu musun? " diye sordu.
Ediz ise gözlerini babasından ayırmadan "evet babam" dedi.
Ahmet hoca "buranın bir okul olduğunu sakın unutmayın yoksa ben size çok güzel bir şekilde hatırlatıcam. Şimdi herkes sınıflara dağılsın. Rüya ve Aksel harici herkes sınıflara"
Selim ve diğerleri ikiletmeden koridoru boşaltıp sınıflara geçtiler. Ahmet hoca ikisine bakıp "rüya, ediz ile beraber revire gider misiniz?" diye ricada bulundu.
"Olur hocam"
Ediz önde rüya arkada birlikte revire doğru yürümeye başladılar. Rüya susmak yerine konuşmayı tercih ediyordu.
"Neden yeğeniyim dedin? Ve az önce seni kurtardım belki de yalancı şahit oldum teşşekür etmelisin bence."
Adımları yavaşlayan ediz "farkında mısın bilmem ama bende seni kurtardım tokatlı. O şeytanın sözlerinden kurtardım yani teşekkür edilecek durum kalmadı" dedi.
Revire geçtiklerinde ediz kendinisini direkt yatağa atıp gözlerini kapatıp tedaviyi bekledi. Hemşire kanayan yerleri temizlerken rüya yine susamayıp "bu oyuna daha ne kadar devam edicez? Ben bu sevgililik durumundan çok sıkıldım. Yalan söylemek bana göre değil"
Gözleri kapalı bir şekilde "oyun daha yeni başlıyo yani bu demek oluyo ki benden kurtuluşun yok." dediğinde rüya tedirgin bir sesle "ne. Nasıl yani? Benden kurtuluşun yok da neyin nesi? "
"Anlamıcak durum yok" Gözlerini açıp rüyaya dikerek "bundan sonra sana sadece toprakla sahip olabilir o veliaht" dedi.
"Tehdit mi ediyosun sen beni? Kim oluyosun sen? Çok ciddiye alıyosun sanırım bu oyunu benden bu kadar gidiyorum ben"
Rüya revirden çıkıp merdivenlere koştuğunda edizde peşinden koşup onu yakaladığında "sen ciddiye almıyosun sanırım beni? Şaka yapar bir halim mi var tokatlı bu oyun sadece ben istersem son bulur" dedi. Rüya ondan kurtulmak için çabalayıp "sadece bir oyundu lütfen rahat bırak beni" dedi
"Yok öyle veliaht benim olanı ölümle alırken seni böyle rahat bırakmak adaletli mi sence? "
"Ne ölümü ne diyosun? "
"Benimsin diyorum ben seni bırakıp düşene kadar benimsin"
Rüyanın çabaları boşaydı... Edizin kollardan kurtulsa dahi olacaklardan kurtulamazdı.
Tamamen bir oyunun içindeydi artık. Kaçması zor bir oyun, içinde çukurların ve çamurların olduğu bir oyundu.
Koşmak isticekti ama koşarken nefes almakta zorlanıcaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 14beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18