9. bölüm · KIRIK PUSULA
9.BÖLÜM
SEVDİĞİMİN YARASI…
Sabah olduğunda çalan alarmla irkildim.
Evet irkilmiştim çünkü zaten zaten uyumamıştım.
Savaş ve abimin yüzündeki ifadeyi gördükten sonra istem istemez korkmuştum.
Bugün nöbetim vardı.
14 saatlik bir nöbet. Saat sabah beşti be benim hazırlanıp çıkmam muhtemelen nöbet saatimi yani altıyı bulurdu.
Hemen ılık bir duş alıp,üzerimi giyindim.
Her zaman ki gibi beyaz bir paraşüt pantolon ve yine beyaz,dar,boğazlı bir badi giydim.
Aşağı inerken mutfakta annemleri gördüm.
Sadece annemler uyanıktı. Hızlıca günaydın deyip çıkmıştım.
Hastaneye vardığımda kırmızı alanın yoğun olduğunu gördüm.
Gerçekten kalabalık bir gündü.
Muayeneler…
Kazalar…
Acil müdahaleler derken.
Saat çoktan gece yarısı olmuştu.
Ama daha nöbetimin bitmesine dört saat vardı.
Öğlen çok yoğundu,şuan kimse yoktu kafamı koyup biraz uyudum.
Daha doğrusu uyumaya çalışmıştım.
3:30 saat sonra…
Önlüğümü çıkarıp koluma attım.
Bugünde bitmişti. Arabama doğru yürüdüm.
Ve hiç beklemeden direkt eve geldim.
Odama çıkmıştım. Duş alıp yatağıma yattım saat daha sabah yediydi.
Uyumaya çalışıyordum ama nafile.
Boş boş tavanla bakışırken aşağıdan daha doğrusu bahçeden abimin sesini duydum.
“EFSUN! EFSUN KOŞ LAN!” Ne olduğunu anlamadan direk aşağı inerek bahçeye
çıktım.
“Ne oldu abi?” Dedim sakin kalmaya çalışıyordum ama mümkün değildi.
Birine bir şey olmuştu.
Abim ve Mert’in arasındaki kişiyi görünce nefesim daraldı.
Savaş..
Annemlerin ağlama ah vah sesleri geliyordu.
Şaşkınca donmuşken abimin sesiyle irkildim.
“LAN EFSUN YÜRÜSENE!”
“Abi hastaneye niye gitmediniz?”dedim çoktan Savaş’ı odasına çıkarmışlardı bende peşlerinden gittim.
“Nasıl gidelim efsun saçmalama!”
Derin iç çektim “Tamam siz açılın.”
İlk yardım çantasını Mert getirmişti.
Anemleri aşağı indirmişlerdi.
Abim ve Mert ise kapıdan bakıyorlardı.
Savaş’a döndüm.
Eldivenlerimi giymiştim. Maskemi takarken.
“Soyun”
“Ne?”
“Ne ne? Savaş kıyafetinin üzerinden nasıl müdahale edebilirim.”
“Her gelen hastana soyun mu diyorsun sen?” Dedi tişörtünü çıkarırken.
“Ne çok konuştun sen sus dikkatimi dağıtma. Yaralısın ama çenen gene aynı”diye çıkıştım.
Vücudunda takılı kalmıştı gözlerim bir süre.
Yarasının olduğu yere gelince yüzümü buruşturdum.
Anında Efsun değil doktor Efsun’a dönüşmüştüm.
“Kurşunu çıkaracağım. Acıyabilir.”
Kurşunu çıkarmış yarasını dikmiştim.
Seruma ilaç eklerken dikkat etmesi gereken şeyleri söylüyordum.
“Su tutmamaya çalış,zorlama dikişleri, hayati organına gelmemiş. Bir de dört gün rapor yazmıyorum.Ama eğer seni bu dört gün içerisinde dışarıda olduğu haberini alırsam senin için kötü olur.”
Yüzümdeki gıcık gülümsemeyle odadan çıktım.
Saat gece on ikiydi telefonum çaldı Mert arıyordu.
Açtım.
“Efsun çabuk gel Efsun!”
“Noldu mert korkutma.”
“Abim..”paniklemiştim.
“Noldu Savaş’a Mert söyle!”dedim çoktan ayaklanmış Savaş’ların evine doğru koşuyordum.
“Dikişleri patlamış çok kan kaybetmiş Efsun!”
“Geliyorum!” Dedim sakin kalmaya çalışıyordum ama kalbim ağzımda atıyordu.
Savaşın odasına gelmiştim. Kapıyı açtığımda herkesin burada olduğunu gördüm.
Jale teyzeyi annem sakinleştirmeye çalışıyordu. Babamlar yoktu.
Abimle Mert savaşın karnına bez bastırıyordu.
“Açılın abi!”
Bezi çektiğimde gördüğüm manzarayla yüzümü buruşturdum.
Eldivenlerimi giyip dikişi yavaşça söktüm.
Savaş’ın bilinci kapanmak üzereydi.
Yavaşça diktim. Soğukkanlılığımı korumaya çalışıyordum ama zordu.
Dikmiştim herkesi dışarı çıkarmıştım.
“Nasıl yaptın. Daha 24 saat olmadı Savaş nasıl patladı dikişlerin?”
Cevap vermemişti. Biliyordum.
Dışarı çıkmıştı ve muhtemelen yine depoya gitmişti.
Zorlamasa patlamazdı çünkü.
İç çektim.
“Devam et böyle tamam mı? Sabah ben yine gelirim hatta tekrar dikmek için.”
Sitemle konuşuyordum. Tepki vermiyordu.
“Yârın kontrole geleceğim.” Dedim ve kapıyı çarparak odadan çıktım.
Aşağı indiğimde annemlerin bahçede olduğunu gördüm.
Yanlarına ilerledim.
“Jale teyze…”
“Noldu Efsun riskli mi noldu söyle”
“Hayır riskli bir durum yok tekrar diktim yarasını ama bir daha patlarsa iz kalır çıkmasın yataktan. İki gün dinlensin en az” en az derken bastırarak söyledim.
♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️
