10. bölüm · KIRIK PUSULA
10.BÖLÜM
PUSULANIN İBRESİ
Kapıyı sertçe açtım. Mert odamdaydı. Yatağıma uzanmıştı.
Ağladığımı görünce telefonu kenara fırlatıp yanıma geldi.
“Efsun noldu?” Sesindeki endişeyi fark etmemek mümkün değildi.
“YETER YA!”
“Efsun noluy-“
“YETER YA BIKTIM BEN ARTIK MERT,KAÇ KERE DEDİM BEN ONA “SAVAŞ YAPMA,SAVAŞ KALKMA DİNLEN” YETER YA BEN ZATEN ONU BİR KERE KAYBETTİM BİR DAHA OLMAZ MERT!ANLIYORMUSUN OLMAZ!”
Elime aldığım kar küresini sertçe fırlatmıştım. Paramparça olmuştu.
“Efsun tamam bak sakin ol!”
“NASIL OLAYIM MERT NASIL OLAYIM.? BEN ZATEN ÖLDÜM MERT O BENİ BIRAKTI GİTTİ YA BEN ÖLDÜM.NE YAPTIĞIMI BİLİYORMUYUM SANIYORSUNUZ SİZ YA!”
Elime bir kitap alıp onuda duvara fırlattım.
“Efsun bana bak sakin ol!”
Bakmadım.
Bakamadım.
“Bana bak efsun!” Demişti tekrar, çenemden tutup başımı kaldırdı.
Ağlıyordum.
Titriyordum.
Yere çöktüm. Mert’de yanıma çökmüştü.
“Mert….”
“Efsom sakin ol be arkadaşım”
“Mert….ben”
“Tamam tamam sakin ol konuşmak zorunda değilsin.”
Kulağıma gelen dıt dıt sesiyle etrafıma bakındım. Telefon kapanmıştı. Nasıl yani? Mert biriylemi konuşuyordu.
“Mert kimdi o?” Cevap vermemişti daha sıkı sarıldı bana.
“Mert kimdi!” Sesim yükselmişti.
“Abimlerdi”
İç çekerek başımı Mert’in omzuna koydum. Beni kaldırmasıyla şaşkınca baktım.
“Nereye mert?” Cevap vermeden telefonlarımızı cebine koydu.
“Mert! Cevap versene!” Yine cevap vermemişti. Bahçeye çıkmıştık. Arbaya değil taksiye binmiştik.
Bir süre bir şey söyleyemedim.
“Mert nereye?”
“Bizim yere…Dağa.”
“Ne? Saçmalama mert ne dağı ya!”
“Peki niye taksi? garajda kişi başı ikişer tane araba var ya!”
“Arabayla gitsek anlarlar Efsun.” Haklıydı.anlarlardı.
2 saat sonra gelmiştik Çoktan.Mert’in dağ dediği yer bizim yerimizdi. Eskiden hep buraya gelir gece yarılarına kadar konuşurduk. Üçümüz.
Duru Mert ve ben. Güzel üçlüydük. Başımıza bela almayalım diye çok bir araya getirmek istemezlerdi bizi. Ailelerimiz çok yakındı. Babalarımız ortaktı beraber çalışıyorlardı. Bizde babamlara yardım bahanesiyle şirkete gider dedikodu yapardık.
Aklıma gelen düşüncelerle gülümsedim gözlerim dolmuştu. Mert fark etmiş olacak ki sessizliği bozdu.
“Efsun noldu?” Sesi endişeliydi.
“İyiyim ya bir an şey oldu…”
“Ney oldu?”
“Duru…çok özledim.” Burukça gülümsedi.
“Bende…çok.” Kollarını bana sarmıştı çoktan. Biz böyle sessizce düşüncelere dalmışken sessizliği çalan telefon bozdu. İrkilmiştim. Çalan benim telefonumdu. Abim arıyordu. Açıp hoparlöre aldım.
“Abi..” Elimin tersiyle gözyaşlarımı sertçe sildim.
“Efsun noldu? Sesin niye böyle Efsun neredesin lan sen!”
“Abi Mert’leyim.”
“Neredesin Efsun!”
“Abi…”
“Efsun!” Sertti sesi bağırmamıştı ama bağırsa daha az etkilenirdim sanırım. Abim böyle biriydi işte sert,soğuk davranıyordu herkese.
Ben hariç.
Sen hariç.
“Abi dağ-” Mert koca karılar gibi ah vah yapıyordu çünkü o olaydan bizim buraya gelmemize izin vermiyorlardı. Ayrıca annemlerinde ah vah sesleri geliyordu. Sanırım telefon hoparlördeydi.
“Efsun ne işiniz var orada gelin hemen!” Sinirlenmişti. Fazlasıyla.
“Abi-“ itiraz edecekken telefonu yüzüme kapattı. Mert’e baktım.
“Arabaya mı geçsek Efsun.”
“Kalk koş Mert gebertecekler bizi” hemen eşyalarımızı alıp kalkmıştık ki araba olmadığı aklımıza gelmişti.
“Mert! Mert araba yok ya Mert biz ne bok yicez!” Aklına yeni gelmiş gibi gözlerini sonuna madar açıp bana döndü.
“Efsun biz…”
“Yandık Mert başka açıklaması yok! Ben acaba senin hangi olmayan beyninin olmayan hücresiyle düşündüğün bir şeye ortak oldum.”
“Sussana kızım. Zaten sıçtık birde başımın dibinde boş konuşuyorsun.”
“Mert buraya senin yüzünden geldik.”
“Abimi arasana.” Telefonumu açacağım sırada internet gitmişti çekmiyordu. Sahi daha demin nasıl çekmişti.
“Mert çekmiyor.”
“Ne! Emin misin Efsunkaran abi nasıl aradı?”
“Bilmiyorum. Hiç bir halt bildiğim yok şuan ve-“ duyduğum sesle çığlık atmıştım. Kurt sesimiydi o. Mert eliyle ağzımı kapattı.
“Mert…kurt sesi”sesim titriyor.
“Kurt değil Efsun sakin ol. Köpek sesi o. Efsun sakin ol dağ başı burası normal internet çeken bir yer bulamamız lazım.” Baya bir yürümüştük. Çekmiyordu ve muhtemelen abim çıldırmıştı.
“Mert!” Hemen bana baktı. Çekiyordu.
“Çekiyor gel!”koşarak gelmişti yanıma.
“Abini ara Efsun.”
“sen ara bana kızar.”
“Kızım sen mal mısın arasana abini asıl benim ağzıma edicekler!” Şaşkınca ekrana baktığımda Mert’de bakıp bir küfür savurdu. Gitmişti internet hatta direkt telefon çekmiyordu. Ve ben bozulan sinirlerimle ağlamaya başlamıştım.
“Off yürü ağlama çeken bir yer bulmamız lazım. Efsun yoksa harbi harbi sıçtık yani.”
Yaklaşık 10dk. Falan yürümüştük. Ve sonunda çeken bir yer bulmuştuk. Sevinçle çığlık attım.
“Mert buldum. Çekiyorr!”
“Ara hemen ara”
“Kimi arayım?”
“Abimi ara o sana kızmaz” Sessizce yüzüne baktım.
“Hadi Efsun ikimizde biliyoruz ki abim sana asla kızmaz hadi nolur be kanki.”
Mert yalvarıyordu. E kendi telefonunu kullan diyemiyordum. Şarjı bitmişti.
Savaş’ı aradım ilk çalışta açtı.
“Efsun neredesiniz siz!” Sesi endişeli ve sert geliyordu.
“Savaş…biz eee şey…”
“Noldu Efsun bir şey mi oldu sana söyle!”
“Şey oldu biz taksiyle geldik. Şimdide taksi yok.” Sesim çok masum çıkıyordu.
“Tamam siz güvenli bir yere geçin geliyorum!”
“Sen gelme Savaş yaran var sakın!” Ama nafile gelicekti biliyordum.
“Karan arabaya geç lan geliyorum!” Arkadan abime bağırdığında hışırtı sesleri gelmişti. Ayağa kalkıyordu.
Sanırım.
“Savaş gelme yaralısın.”
“O zaman niye beni aradınız Doktor hanım?”
“Şey oldu…”
“Ney oldu…” mert gülmemek için daha doğrusu beni güldürmemek için bir kaç adım uzağa gitmişti. Bende uzaklaşıp telefonun hoparlörünü kapattım.
“Çünkü abimi arasam kızardı…. Sen kızmazsın diye… yani Mert dedi dedi ki abim sana kızmaz ama benim ağzıma sıçar sen ara dedi. Ben o yüzden şey yaptım. Yoksa zaten niye arayım ki seni ben yani ne alaka dimi. Şeyden yani o yüzden.”
Lanet olsun! Ne saçmalıyordum ben!
Arkadan gülme sesi geliyordu. Kahkaha değil küçük bir gülümsemeydi. Telefonu endişeyle kapattım. Mert’ten gelen kahkaha sesiyle bozuk olan sinirlerimle bende güldüm.Abimlerim gelmesi uzun süredürdi.45dk.dan aşağı gelemezlerdi. Yaklaşık yarım saat sonra.Strestenmi korkudan mı bilmediğim bir ağrı başlamıştı karnımda.
“Efsun..?” Cevap olarak “hı” gibi bir ses çıkarmıştım.
“Karnım……çok kötü ağrıyor. Neden?”
“Ne bileyim ben neden Mert, benimde ağrıyor.”
“Nasıl ne bileyim,doktor değilmisin sen kızım?”
“Doktor olmamla ne alakası var insanların yüzüne bakınca hastalıklarının ne olduklarını anlamıyorum!”
“Niye?”
“Ne demek niye Mert nasıl anlayayım ben vahiy inmiyor ya”
“Off Efsun kesin kanseriz ha!” Şaşkınca suratına baktım. Mal mıydı bu. Evet. Sonsuza kadar evet.
“Mal mısın be adam ne kanseri stresten ve soğuktan ağrıyor karnımız ve çok karıştırdık.”
“Hani bilmiyordun.” İçimden sabır çekiyordum. Ve karşımdaki mal adama dalmamak için zor duruyordum.
“Böylede göt olursun.” Demişti kapak çekerken. Mert’e doğru atıldım ve elimi saçlarına dolayıp çektim. Acıyla inledi.
“Ahh ne çekiyon kızım bıraksana” Kolunu ısırmaya yeltendiğim sırada yoğun araba farıyla o tarafa döndük. Abim ve Savaş’tı. Rahatlamıştım çünkü biraz daha gelmeselerdi Mert’i boğacaktım. Arabaya yöneldim. Belkide iki hafta önce görsem Savaş’ı istemezdim aynı arabaya binmek. Karşı çıkardım.
Ama şu an o kadar gücüm yoktu. Ve…
Ve Savaş’ı özlediğimi hissettim. Özlemiştim ama…aması yok aptaldım. Beni yıllar önce hir bir şey demeden bırakıp giden adama aşıktım.
Aptalsın.
Aptalım.
Koltuğa oturduğum gibi abim hesap sormaya başlamıştı.
“Neredesiniz lan siz ne işiniz var burada!”
“Abi…”
“Ne abi ne? Aptal mısınız oğlum siz ne işiniz var burada şuraya bak ölseniz haberimiz olmaz anasını sat-“ Savaş’ın boğazını temizlemesiyle abim susmuştu ama şimdi hesap sorma sırası Mert’e geçmişti.
“Ne yapıyordunuz burada Mert!” Diye kükremişti resmen Savaş.
“Abi kafa dağıtmaya-“Savaş Sinirle direksiyona vurdu.
“Ne kafası lan ne anlatıyorsun Mert,bir şey olsaydı başınıza bir şey gelseydi,nereden haberimiz olacaktı lan!”Mert cevap vermemişti. İki dakika geçmişti ama ikiside hâlâ sessizdi ve muhtemelen sinirli.
“Şimdi hesap sorma sırası bende.” Demiştim abim kaşlarını çatmış Savaş ise şaşkınca kaşlarını kaldırmıştı.
“Sana evden çıkma dedim. Neden çıktığı sorabilir miyim? Savaş bey” ismini bastırarak söylediğimde dudaklarının kenarı kıvrılmıştı.
“Üzgünüm doktor hanım ama başını beladan kurtaramayan iki şahısın arkasını toplamak zorunda kaldım.”
“Kim bu iki şahıs?”dedim anlamamış gibi abim sırıtıyordu. Mert’de gülmemek için dudaklarını birbirine bastırmıştı.
“Biri Mal biri bal” Şaşkınca Savaş’a baktım. Gayet ciddi duruyordu. Mert’in sesiyle bakışmamız bozuldu.
“Şimdi Efsuncum, canım benim,bunu sana söylemem gerekiyor,ben abimin balı olduğuma göre sende malı oluyor-“
“Mert!” Savaş’ın sesiyle Mert sustu. Mert’in bana yaptığı gibi ona kapak yapıp.
“Böylede göt olursun”Abim telefonu ile ilgileniyordu.Savaş’ın dudağının kenarı kıvrıldı.
“Yani Mert ne yapmam gerekiyor senin susman için, tasmalı köpek gibi Savaş’ı yanımdamı gezdirmem gerekiyor?” Mert kahkaha atarken aynadan Savaşla göz göze geldik. Gözlerimi kaçırdım. Arabadan inince bir açıklama yapmam gerekiyordu sanırım.
♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️
