6. bölüm · KIRIK PUSULA
6.BÖLÜM
İKİ YABANCI
“Bazı yollar aynı yere çıkar. Kaçmaya çalışsan bile…”
Arbanın fren sesiyle düşüncelerim dağıldı.Başımı kaldırdığımda hastanenin büyük cam kapıları tam karşımdaydı.Nefes aldım.Sanki yol boyunca nefesimi tutmuş gibiydim.
Kimse konuşmuyordu.Şarkı çoktan bitmişti.Ama bıraktığı sessizlik hâlâ arabanın içindeydi.Emniyet kemerimi çözdüm.Tam kapıyı açacakken Mert seslendi.
“Akşam seni yine biz alacağız.”Başımı iki yana salladım.
“Gerek yok.”
“Gerek var.”Karan bu kez aynadan bana baktı.
“İtiraz istemiyorum.”Gülümsedim.Çok belli belirsiz…
“Tamam.”Kapıyı açıp arabadan indim.Hastanenin önündeki rüzgâr saçlarımı savurdu.Çantamı omzuma düzelttim.
İçeri girmek üzereydim ki…İçimde tarif edemediğim bir hisle arkamı döndüm.Savaş…Hâlâ direksiyonun başındaydı.
Cam açıktı.Bakışlarımız yalnızca birkaç saniyeliğine buluştu.Yıllar önce birbirimize saatlerce bakabilen biz…Şimdi birkaç saniyeye bile dayanamıyorduk.
İlk bakan ben oldum.İlk kaçan yine bendim.Arkamı dönüp hastanenin otomatik kapılarından içeri girdim.Ve beyaz koridorlar…Yine beni kendi sessizliğinin içine aldı.
Hastanenin otomatik kapıları arkamdan kapanırken içimdeki karmaşayı da dışarıda bırakmaya çalıştım.Derin bir nefes aldım.
Burası…Benim güvenli yerimdi.Burada kimse bana geçmişimi sormuyordu.Kimse neden geceleri uyuyamadığımı bilmiyordu.Burada sadece “Doktor Efsun” vardım.Ve bu bana iyi geliyordu.
“Efsun hanım!”Sesimi duyunca başımı çevirdim.Asistanlardan biri telaşla bana doğru koşuyordu.
“Yeni gelen hastanın karın ağrısı çok şiddetli. Sizi bekliyor.”
“Geliyorum.”Beyaz önlüğümü giyip odanın kapısını açtım.Yaklaşık yarım saat süren muayenenin ardından hastayı gerekli bölüme yönlendirdim.
Saatler nasıl geçti anlamadım.Yoğunluk biraz azalmıştı.Kendime bir kahve almak için dinlenme odasına girdim.Telefonumu masanın üzerine bıraktım.Ekran yandı.Hiç mesaj yoktu.Nedense…Bir an için biri yazmış gibi hissetmiştim.Kendi kendime gülümsedim.
“Ne bekliyorsun ki Efsun?” Haber sitesine girmiştim. Haberimiz yapılmıştı.
@ÜNLÜLERDÜNYASI;
SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE DIŞARIDA GÖRÜNTÜLENEN KARAN VE EFSUN GEDİZ,SAVAŞ VE MERT KARASOY EFSUN GEDİZ’İN ÇALIŞTIĞI HASTANENİN ÖNÜNDE GÖRÜNTÜLENDİ. KARAN VE MERT TAMAM AMA SAVAŞ NE ALAKA ANLAMIŞ DEĞİLİM. ARAŞTIRICAM. DAHA FAZLA GÖRÜNTÜ VE BİLGİ İÇİN TAKİPTE KALIN.!!
22.453 beğeni. 8.654 yorum.
@instagramkullanıcısı: Bi salın aq
@instagramkullanıcısı: Oha barıştılar mıı
@instagramkullanıcısı: Efsun uzun boylu olmasına rağmen Savaş’ın yanında küçücük kalıyor lan
@instagramkullanıcısı: Efsun’umm
@instagramkullanıcısı: Nefret ediyorum aq hepsinden
@instagramkullanıcısı: Tek amaçları ilgi çekmek
@instagramkullanıcısı: Mert’in hep Efsun’a destek olması der susarım
@instagramkullanıcısı: Savaş gibi exsim olsa on kere dönmüştüm
@instagramkullanıcısı: Aq salağı Efsun
@instagramkullanıcısı: Çok yakışıyorlarr barışsınlar yaa
Telefonu tekrar cebime koydum.Tam o sırada acil servisin alarmı çaldı.Koridor bir anda hareketlendi.
“Travma hastası geliyor!”Koşarak sedyenin başına geçtim.Kanlar içindeki genç bir çocuk getiriliyordu.Herkes telaşla çalışıyordu.Ben ise alışkındım.
“Kan basıncı?”
“Düşüyor hocam.”
“Damar yolu açın.”
“Oksijen.”
“Tamam.”Dakikalarca hiç durmadan çalıştık.En sonunda monitördeki değerler düzelmeye başladı.Derin bir nefes verdim.Bir hayat daha kurtulmuştu.Ama nedense…İçimdeki boşluk hâlâ yerindeydi.Önlüğümün cebinden telefonum titredi.Ekrana baktım.
Mert arıyordu.“Alo?”
“Efsun.”Ses tonu bu kez her zamankinden farklıydı.Şakalaşmıyordu.
“Nöbetin kaçta bitiyor?”
“Bir saate.”
“Biz almaya geleceğiz.”
“Gerek yok Mert.”
“Var.”
“Neden?”Karşı tarafta birkaç saniyelik sessizlik oldu.Sonra sadece tek cümle kurdu.
“Bu gece yalnız kalmanı istemiyoruz.”Kaşlarım çatıldı.
“Mert…”
“Nöbetin bitince haber ver.”Telefon kapandı.Elimde telefonla öylece kaldım.İçimde tuhaf bir huzursuzluk vardı.Sanki…Bu gece…Her şeyi değiştirecek bir şey olacaktı.
Hastanenin ağır cam kapıları arkamdan kapanırken derin bir nefes verdim.Sanki bütün gün kendimi ayakta tutan şey, eve dönmeyi ertelemekti.Bugün yorucu değildi.Ama zihnim…Hiç olmadığı kadar yorgundu.Önlüğümü çıkarıp koluma attım.Telefonuma baktım.Saat sekizi geçmişti.Tam Mert’i arayacakken telefon titredi.
Mert Arıyor…Gülümsedim.
“Daha arayacaktım.”
“Biz geldik.”
“Biz?”
“ önüne bak.”Başımı kaldırıp baktım.Siyah SUV hastanenin önünde duruyordu.Kalbim istemsizce hızlandı.Arabayı tanımıştım.Yavaş adımlarla dışarı çıktım.İlk gördüğüm kişi Mert oldu.Her zamanki gibi arabanın kaputuna yaslanmıştı.Beni görünce iki kolunu açtı.
“Doktor hanım sonunda çıktı!”İstemeden güldüm.
“Abartma.”
“Ne abartması? Açlıktan ölüyoruz.”
“Sen her zaman açsın.”
“Bak bunu kabul ediyorum.”Tam o sırada ön kapı açıldı.Karan indi.
“İkiniz çocuk gibi atışmaya başladınız yine.”
“Gelenek.”Mert omuz silkti.
“Gelenekler bozulmaz.”Onları izlerken yüzümde küçük bir tebessüm oluştu.Sonra…Şoför kapısı açıldı.Savaş.Siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı.Yüzünde her zamanki sakin ifade vardı.Ama gözleri…Yorgundu.Çok yorgundu.
Bana baktı.Ben de ona baktım.Ne gülümsedi.Ne konuştu.Sadece birkaç saniye…Sonra başını eğdi.İlk bakışını yine o kaçırdı.
“Binelim mi artık?”Mert’in sesi ikimizi de kendimize getirdi.Sessizce arka koltuğa oturdum.Mert de yanıma geçti.Karan öne oturdu.Savaş arabayı çalıştırdı.Motorun sesi duyuldu.Ama içeride yine derin bir sessizlik vardı.Mert bu sessizliğe daha fazla dayanamadı.
“Bugün çok ilginç bir olay oldu.” gülümseyerek döndüm.
“Yine ne yaptın?”
“Ben değil.”Mert ellerini kaldırdı.
“Bizim Hasan var ya…”Anlatmaya başladı.Ben dinliyormuş gibi yapıyordum.Ama aklım önümdeydi.Ara sıra dikiz aynasına bakıyordum.Her baktığımda…Savaş’ın gözleri çoktan önümden kaçmış oluyordu.…Yaklaşık on beş dakika sonra villaların bulunduğu sokağa girdik.Arabadan inerken annemin sesi duyuldu.
“Efsun! Hadi, hepimiz bahçedeyiz.”İçimden derin bir “of” çektim.Yine iki aile birlikteydi.Kaçamayacaktım.
Bahçede uzun masa hazırlanmıştı.Babamlar sohbet ediyor, annemler çay dolduruyordu.Mert hemen sandalyelerden birine oturdu.Karan babasının yanına geçti.Savaş ise herkesle selamlaştıktan sonra biraz geride kaldı.
Efsun da sessizce boş bir sandalyeye oturdu.Tam çayını alacakken elektrikler bir anda kesildi.Bahçe karanlığa gömüldü.Annenin sesi duyuldu.
“Ay, yine mi gitti?”Mert hemen kahkaha attı.
“Tam korku filmi başladı.”Herkes telefonunun fenerini açmaya çalışırken Efsun ayağa kalktı.Tam o sırada karanlıkta biriyle çarpıştı.
Bir el, düşmesini engellemek için belini tuttu.İkisi de aynı anda nefes aldı.O kokuyu tanımıştı.Savaş…Elektrikler birkaç saniye sonra geri geldi.Savaş elini hemen çekti.
İkisi de hiçbir şey söylemedi.
♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️
