7. bölüm · KIRIK PUSULA
7.BÖLÜM
KAÇTIĞIM ADAM
“Bazen bir masada herkes konuşur. Ama en çok susan iki kişi birbirini duyar.”
Sabah erkenden uyandım.Gözlerimi açar açmaz tavana baktım.Artık her sabah aynı şey oluyordu.İlk düşündüğüm şey hastane değildi.
Savaş’tı.Kendime kızıyordum.Yıllarca onsuz yaşamayı öğrenmiştim.Şimdi neden yeniden aklımdaydı?Derin bir nefes alıp yataktan kalktım.Üzerime siyah bir pantolon, beyaz gömleğimi giydim.Saçlarımı her zamanki gibi sıkıca topladım.
Aynaya baktım.Karşımdaki kız…Eskisi değildi.Gözlerindeki ışık çoktan sönmüştü.Koridora çıktığım anda aşağıdan gelen kahkahaları duydum.
Mert…Onun kahkahasını dünyanın neresinde olsam tanırdım.Merdivenlerden yavaşça indim.Bahçeye çıktığım anda iki ailenin yine birlikte kahvaltı yaptığını gördüm.Çocukluğumuzdan beri değişmeyen tek şey buydu.Uzun ahşap masa…Babaların bitmeyen sohbetleri…Annelerin telaşı…Mert’in susmak bilmeyen sesi…Ve…Savaş.Kalbim yine aynı şekilde sıkıştı.Tam geri dönecektim.
“Efsun.”Annem beni fark etmişti.“Gel kızım.”
“Canım istemiyor anne.”
“Efsun.”Bu kez konuşan Karan’dı.Herkes sustu.Abim kolay kolay konuşmazdı.Konuştuğunda ise herkes dinlerdi.Bakışlarını bana çevirdi.Yüzü her zamanki gibi ifadesizdi.
“Soğuyacak.”Sadece iki kelime…Ama o iki kelime bile emirdi.Kimseye böyle davranmazdı.Ama bana karşı sesi hiçbir zaman sert olmazdı.Başımı hafifçe salladım.Sessizce masaya yürüdüm.Mert hemen ayağa kalktı.
“Doktor Hanım’a yer açın!”Gülerek sandalyeyi çekti.
“Buyurun.”İstemeden tebessüm ettim.
“Teşekkür ederim.”Mert omzunu silkti.
“Ne demek.”Tam oturacağım sırada…Karşımdaki sandalye çekildi.Başımı kaldırdım.Savaş…Hiçbir şey söylemeden oturdu.Yıllar önce de böyleydi.Konuşmaktan çok bakardı.Ben ise onun gözlerine bakmaktan korkuyordum.
Görüş açıma giren çatalla kafamı kaldırdım.
Annemdi. Beni şuan bebek gibi yediriyordu.
Ağzıma omlet uzatıyordu. Ağzımı açtım. Yavaşça yedirdi. Yedikçe acıktığımı fark etmiştim. 5dk sonra doyduğumu hissettim.
“Anne…doydum” doyduğuma emin olmuş gibi başını salladı. Kendi yemeğine döndü.
Sessizce çayımdan bir yudum aldım.Masada herkes konuşuyordu.Bir tek biz susuyorduk.Mert bir anda ekmeği uzatırken koluma çarptı.
“Eyvah!”Çay bardağım masanın kenarından kaydı.Refleksle uzandım.Aynı anda başka bir el daha uzandı.Parmaklarımız bardağın üzerinde birbirine değdi.
Savaş…O da elini çekmedi.Sadece birkaç saniye…Sonra yavaşça bardağı masaya bıraktı.
“Yanacaktın.”Sesi…Yıllar sonra ilk kez bana bu kadar yakındı.Başımı eğdim.
“Teşekkür ederim.”Savaş hafifçe başını salladı.
“Rica ederim.”Masadaki sohbet bir an durmuştu.Babamlar birbirlerine baktılar.Annemler hiçbir şey belli etmemeye çalışıyordu.Mert ise gülümsememek için dudağını ısırıyordu.
Karan…Hiç konuşmuyordu.Sadece bizi izliyordu.Bakışları önce bana…Sonra Savaş’a kaydı.Derin bir nefes aldı.Hiçbir şey söylemedi.Ama ben abimi tanıyordum.İçinden geçenleri yüzüne yansıtmazdı.Sadece gözleri konuşurdu.Tam ayağa kalkacakken Karan sakin bir sesle konuştu.
“Efsun.”Başımı çevirdim.
“Seni ben bırakacağım.”
“Abi gerek yok.”
“Var.”
“Kendi arabamla giderim.”
“Hayır.”Tek kelime…İtiraz kabul etmeyen tek kelime.Mert hemen araya girdi.
“E ben de geliyorum.”Karan kısa bir bakış attı.
“Gel.”Sonra cebinden araba anahtarını çıkardı.Anahtarı havada çevirdi.Hiç beklemediğim bir şey yaptı.Anahtarı…Savaş’a attı.
“Sen kullan.”Savaş anahtarı tek eliyle yakaladı.Bir an göz göze geldiler.Tek kelime konuşmadılar.Ama birbirlerini anlamışlardı.Kalbim yeniden sıkıştı.Demek…Bugün de aynı arabadaydık.İçimden sessizce dua ettim.“Allah’ım… Ne olur bugün de güçlü olayım.”
♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️
