8. bölüm · KIRIK PUSULA
8.BÖLÜM
BELKİ DE AŞK?
Bu sabah izinli olmama rağmen erken kalkmıştım. Erken dediğimde 10:13 du.
Erken mi.
Erken.
Bana göre erkendi. Kalkıp ılık bir duş aldım.
Aynaya bakınca yüzümün eskisi gibi canlı olmadığını fark etmiştim.
Yüzümdeki solgunluk bile “ Eski Efsun değilsin.”diyordu.
Değildim.
Olmayacaktım.Hiç.
Hızlıca üzerime İpek kumaştan siyah sıfır kollu bir tulum giydim.
Saçlarımı sıkıca toplayıp yüzüme renk gelsin diye hafif bir makyaj yapmıştım.
Merdivenden inerken aşağıdan neşeli sesler geliyordu.
Ama bizim bahçede değildi Savaşların bahçesindeydi.
Kapının etrafından dolaşmamak için zaten kısa olan çitten atladım.
Masanın görüş açısına girmiştim.
Savaş’ın babası Polat amca beni görünce hemen seslendi.
“Kızım günaydın gel kahvaltı yap “gülümsedim ve ilerledim.
Masadakilerle günaydın muhabbeti bitince oturdum.
Babamlar,abim ve savaş şirket hakkında konuşuyorlardı.
Annemlerde her zamanki dedikodularını yapıyorlardı.
Mert yoktu.
“Jele teyze Mert nerede?”
“Uyanmadı hala sıpa”dediğinde annemler gülmüştü bende gülümseyip.
“Ben bir bakayım”dedim ve ayaklandım. Babam ayaklandığımı görünce.
“Nereye kızım?”
“Mert’e bakıcam oradanda şirkete geçeceğiz”dedim.
babam onayladı ve direkt Mert’in odası gittim.
Kapıyı açtım.hala uyuyordu.
Aklıma gelen fikirle sırıttım ve telefonumdan sos ses bir şarkı açtım.
Mert yatakta iki metre zıplayıp yere yapışınca kahkaha atmamla birlikte.
“Sen görüceksin şimdi Efsun kaç kaçabilirsen”
diyip ayaklanınca var gücümle kaçmaya başladım.Mert’de peşimden geliyordu.
Ufak bir çığlık atarak bahçeye çıktım.
Annemler şaşkınca bize bakıyordu.
Babamlar muhtemelen çoktan şirkete gitmişlerdi.Abim ve Savaş şaşkınlıkla bakıyordu.
“MERT BIRAKSANA LAN PEŞİMİ EŞEK HERİF!!”diye bağırırken masanın etfrafında koşuyorduk.
“Jale teyzee aaaağağğğğ yardım edin ya”derken en son Savaş ile abimin sigara içtiği yere doğru koşmaya başladım.
“EFSUN HİLE YAPIYORSUNN YA ABİMLERİN YANINA GİTME!”demesiyle annemler gülmeye başlamıştı söylene söylene konuşmaya devam ettiler.
Ben Savaş’ın arkasına gelmiştim o anki panikle, arkasına saklanıcam diye sırtından tutmuştum.
Mert yanıma geldiğinde abimlerin etrafında dolanıyorduk.
Beklemediğim bir anda beni sırtlamasıyla ufak bir çığlık kaçtı dudaklarımdan.
“Mert!”Savaşı umursamamıştı.
“Lan Mert!”dedi tekrar bu sefer sesi sert çıkmıştı.
Mert beni indirmişti.
Abimlerden uzaklaşırken Mert efkarlı sesiyle sessizliği bozdu.
“Lan Efso senin benimle derdin ne niye abimlerin yanına gidiyorsun. O iki gerizekalı beni öldürür.”dedi sitemli sesiyle.
Kahkaha atarak kolumu omzuna attım.
“Abartma Mert” dedim masaya gelmiştik
sandalyeye oturmayı beklerken yara yapışınca çığlık atmam bir oldu.
“Mert!”dedim ama boşunaydı.
Mert kahkahayı basmıştı.
Annemler endişeyle yanıma geldiler.
“Mert valla yeter annem her güz birinizin bir yeri yaralanıyor.” Demişti Jale teyze efkarlanarak.
“İyi misin Efsun?”
“İyiyim iyiyim”
Sandalyeye oturunca Mert kolunu omzuma atmıştı.
“Amma da drama kraliçesi çıktın he”
Kafasına vurarak “salak mısın lan sen”
“Ah ne vuruyon ya manyak karı”
“Tamam didişmeyin çocuk gibi hadi Efsun şirkete hadi”
Annemi onaylayıp arabaya geçtik.Mert şöför koltuğunda oturuyordu bende yanında.
Bana bakıp muzipçe sırıttı
“Hazır mısın”şaşkınlık ve heyecan içinde Mert’e baktım.
“Ciddi misin?”dedim heyecanla.
“Hiç olmadığım kadar”Dedi ve son derece hızla bir anda bahçeden çıkması bir oldu.
Arabanın çıkardığı ses ile kahkaha atarak devam ettik. Arkamızdan muhtemelen söyleniyorlardı.
Şirkete geldiğimizde saat öğlen ikiye geliyordu.
Abimler çoktan gelmişti ama biz Mert ile sahilde oturmuştuk.
Direkt babamın odasına çıktık. Yine beraberlerdi, Agah amca ve babam. Bizi görünce ayaklandılar.
“Hoşgeldiniz kızım. Bizde toplantıya gidecektik sizde katılın”
“Olur baba kaçta?”
“Çeyrek geçe orada olunacak”
“Tamam”dedim ama direkt toplantı odasına geçtik abim ve Savaş oradaydı.
“Ne zaman geldiniz?”
“Şimdi geldik on dk olmadı”dedi Mert ve yerimize geçtik.
Herkes dağılmaya başlamıştı bizde babamın odasında toplanmıştık. Ve çıkacaktık birazdan.
“Baba bizim daha işimiz yok biz çıkıyoruz.”onay alıp çıkmıştık.
Mert ile her zaman ki yerimize geldik.Sahilde küçük bir yerdi be baya ıssızdı bilerek burayı seçmiştik.
“Duru’yla en son ne zamana konuştun?” Mertin sorusuyla irkildim.
“İki gün önce konuştuk çok yoğunmuş ve yakında gelecek gibi değil.”
Bunu dememle. Mert’in de yüzü düşmüştü.
Yaklaşık saat gece on iki gibi falan dönmüştük.
Bahçeye son derece hızla girmiştik.
Ve sessiz olduğu için çok ses çıkmıştı.
Arabadan inmiştik.
Babamlar yoktu.
Öğlenki kadro buradaydı.
Annemler masada kahve içerken Savaş ile abim çardakta sigara içiyorlardı.
Mert kolunu omzuma atıp.
Beni çardağa yönlendirdi.
Oturmuştuk.
Herkes konuşurken bense sessizce tırnaklarımla oynuyordum.
O sırada bir bildirim geldi.
Kendi telefonumdan geldi sanmıştım ama Savaş’ın telefonuna gelmişti.
Savaş telefona bakınca anında yüzü gerildi.
Gülümsemesi soldu.
Mert bana bir şeyler anlatırken abim ne oldu der gibi Savaşa el kol hareketi yapmıştı.
Savaş telefona gelen mesajı abime okutunca abiminde yüzü gerildi.
Dişlerini sıktığı her halinden belliydi.
Abime korku dolu bir bakış attım.
Abim bir şey yok der gibi başını oynattı.
Mert anında fark edip kulağıma fısıldadı.
“Ne oldu şunlara baksana”
Yutkundum.
Mert gerginliğimi fark edip konuştu.
“Bizim işimiz var Efsun’la hadi Efsun.”
Başımı salladım.
Odama geçmiştik.
Ben yatağın başında sessizce oturuyordum.
O sırada içimde garip bir his vardı.
Sanki Savaş’ın yüzündeki o ani ciddiyetin altında benden sakladığı başka bir şey vardı.
Ama sormadım.
Henüz değil.
Çünkü bazı soruların cevabını öğrenmek için doğru zamanı beklemek gerekiyordu.
Ve ben, Savaş’la ilgili her şeyi bir anda öğrenmek istemiyordum.
Şimdilik…Onunla kavga etmek bile yeterince garip bir şekilde iyi geliyordu.
♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️
