12. bölüm · KIRIK PUSULA

12.BÖLÜM

Sırmavii 🦋🫐

AŞK KIRINTILARI

Sabah gözlerimi açtığımda odanın içine süzülen güneş ışığı yüzüme vuruyordu. Herkes hâlâ uyuyordu ama benim gözlerime bir türlü uyku girmemişti.Sessizce yataktan kalkıp bahçeye çıktım.

Hava serindi. Salıncağa oturup ayaklarımla hafifçe yere vurdum.Ne kadar düşünmemeye çalışsam da zihnim susmuyordu.Bir süre sonra arkamdan gelen ayak seslerini duydum.

“Efsun?”Başımı kaldırdığımda Savaş’ı gördüm.“Ne oldu?” diye sordu.Omuzlarımı silktim.

“Uyku tutmadı.”Yanıma yaklaşıp salıncağın önünde durdu.

“Bir şey mi düşünüyorsun?”
“Biraz.”Bir süre bana baktı, sonra hiçbir şey sormadan yanımdaki salıncağa oturdu.
“Bazen susmak iyi gelir.”Gülümsedim.
“Senin sustuğunu görmek de bayağı ilginç.”Kaşını kaldırdı.
“Ben çok konuşuyorum sanki?”
“Evet.”
“Yalan.”
Yalandı. Biliyordum.
İkimiz de hafifçe güldük.Sonra konuşmadan sallanmaya başladık. Bahçenin sessizliği, sabahın serinliği… Bir süre sonra gözlerimin ağırlaştığını hissettim.

“Efsun.”
“Hı?”
“Uyuyacaksın.”
“Yok…”Daha cümlemi bitiremeden gözlerim kapandı.Ne kadar zaman geçti bilmiyorum.

“OOOOOOO ABİİİİ!”Mert’in sesiyle yerimden sıçrayarak uyandım.

“Ne—”Karşımda sırıtıp duran Mert’i görünce yüzümü buruşturdum.
.“Mert!”
“Ne var yenge? Sabah sabah çok güzel bir manzarayla karşılaştım.”

“Ne yengesi be şerefsiz—”
“Yenge!”
“MERT—”Savaş yan taraftan uykulu bir sesle konuştu.

“Mert, sabah sabah başlama.”Mert kahkaha atarken bahçeye Karan çıktı.Bizi görünce yüzündeki ifade hemen değişti.Masaya geçmiştik.
“Efsun.”Başımı ona çevirdim.
“Efendim?”
“Sen benimle oturacaksın.”Şaşkınlıkla ona baktım.
“Hayır abi…”Karan kaşlarını kaldırdı.İç çektim.
“Abi…”Karan hemen sert bir ifadeyle yanıma geldi ve oturdu.Ben daha rahatça yerleşemeden Savaş da diğer taraftaki sandalyeyi kendine doğru çekip yanıma oturdu.Karan ona baktı.
“Sen niye geldin?”Savaş gayet sakin bir şekilde cevap verdi.
“Ben de oturacağım.”
“Ama ben Efsun’la oturuyorum.”
“Ben de diğer tarafında oturuyorum.”İkisine bakıp gözlerimi devirdim.
Mert uzaktan yine bağırdı:

“Yaa Efsun’un iki tarafını da kapatmışsınız! Aşk olsun Efsun,yenge dedim bağrıma bastım.”Tam o sırada annelerimiz kapının önünden bize bakıyordu. Birbirlerine bakıp gülümsemeye başladılar.Babalarımız ise yurtdışında olduğu için bu sabah evde değillerdi.Ben başımı ellerimin arasına alırken Mert’in kahkahası bütün bahçeyi doldurdu.
“Ben bu evde bir gün bile normal bir sabah göremeyecek miyim?”Savaş hafifçe gülerek bana baktı.

Sabahki kargaşadan sonra odama gelmiştim. Bugün hastaneden izinliydim. Ve ben şirkete gidiyordum. Hemen soğuk bir duş aldım. Ardından üzerimi giyindim. Üzerime bordo kısa blazer ceket içinede siyah boğazlı bir crop giymiştim. Kısa,bordo bir etek giyip siyah YSL bir topuklu giymiştim. Saçlarımı tepeden sıkı bir at kuyruğu yaptım. Aşağı inmiştim.Savaş beni görünce duraksadı. Sinirle bir küfür savurdu. Kaşlarımı çattım. Mert ve Abimde gelince arabaya geçiyorduk.

“Abi?”
“Ne var Efsun?”
“Biz Mert’le gitsek?”
“Hayır.”
“Ama abi-“
“Hayır efsun.” Oflayıp Mert’e ilerledim. Ben Savaş’la Mert’de abimle gidecekti. Nedenide öyle uygun görmüşler.çok saçma. Baya saçma. Ne biçim bahane bu. Hayır ne yapabiliriz yani. Silahlı çatışmaya girecek halimiz yok ya.
Arabaya binmiştik. Abimler önden gitmişti. Savaş arabayı çalıştırıp ilerlemeye başlamıştı. Sessizdik. sadece camı izliyordum.
“Efsun?”
“Hmm”
“Karan’la Defne ne zaman evleniyor?”
“Bilmiyorum ki hiç konuşmadım uzun zamandır Defne’yle abimde söylemedi.”
“Hmm tamam.”
Defne. Abimin sözlüsü yakın zamanda sözlenmişlerdi.
Ve açıkçası ne zaman evlenmeyi düşünüyorlar bilmiyordum. Şirkete varmıştık. Arabadan indik. Şirkete girer girmez çalışanların bakışları buraya dönmüştü. Abimin odasına girdik.Mert ve Defne’de buradaydı Defne beni görünce küçük bir çığlık atıp kollarını bana sardı. Hemen karşılık vermiştim.

“Çok özledim seni Efsun”
“Bende özledim. Niye gelmedin.”
“Çok yoğundum Aşkım. Özür dilerim.”
“Şaka yapıyorum yaa.”
Ayrılmıştık. Abim gülümsüyordu.

“toplantıya ne kadar var abi?”
“10 dakika şimdiden geçelim.” Başımı salladım. Toplandı odasına gelmiştik.

Toplantı bittiğinde şirketin içindeki
kalabalık biraz azalmıştı. Herkes kendi işine dönüyor, bazı çalışanlar kafede oturup dinleniyordu.Ben de Mert ve birkaç çalışanla birlikte kafede oturuyordum.Uzun zamandır ilk defa bu kadar sakin bir ortamdaydım.Herkes konuşuyor, gülüyordu.Ama benim aklım hâlâ birkaç saat önceki toplantıdaydı.Savaş da oradaydı.Her zamanki gibi sessiz, ciddi ve herkesten biraz uzakta duruyordu.Ama eskisi gibi değildi.Bunu fark etmemek imkânsızdı. Bir süre sonra yanıma geldi.

"Toplantı hakkında konuşmamız gereken birkaç şey var."Başımı kaldırıp ona baktım.
"Şimdi mi?"
"Evet."Kısa bir sessizlik oldu.Eskiden olsa onunla aynı ortamda bile durmak
istemezdim. Ama şimdi.. içimdeki öfkenin yerini daha karmaşık duygular almıştı. Etrafımıza baktım.Çalışanlar fark ettirmemeye çalışarak bize bakıyordu.Ben hafifçe kaşlarımı kaldırdım.

"Herkes bize bakıyor."Savaş kısa bir an etrafa baktı. Gerçekten de herkesin gözünün üzerimizde olduğunu fark etti.Sonra tekrar bana döndü.
"Ne yapmamı istiyorsun?"Sesindeki sakinlik beni şaşırttı.Ben de düşünmeden söyledim:
"Odan müsait mi?"Savaş birkaç saniye sustu.Sanki bu soruyu benden beklemiyordu.
"Evet.." Bakışları hâlâ üzerimdeydi.Birlikte yürümeye başladık.Ama birkaç adım sonra
ayağımdaki acıyı daha fazla hissettim.
Topuklu ayakkabılarım bütün gün ayağımı yormuştu. Belli etmemeye çalıştım.Ama Savaş fark etti.
"Efsun..."
"Bir şey yok."
"Efsun." Sesindeki ciddiyetle durdum.
"Gerçekten bir şey yok, sadece ayakkabı biraz vurdu."Savaş bana baktı.Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı.

Ceketini çıkardı. Belime sardı ve Eğildi. Ben neyapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum.Topuklu ayakkabılarımı çıkardı.Ne olduğunu anlamadan beni kucağına aldı.Bir an donup kaldım.
"Savaş, ne yapıyorsun?"
"Yürüyemiyorsun."
"Yürüyebilirim."
"Biliyorum."Sesi sakindi.
"Ama acı çekerek yürümene gerek yok."
Şirketin içindeki herkes durmuş bize
bakıyordu.Çünkü Savaş….Herkese karşı soğuk olan, kimseye yaklaşmayan Savaş...Beni tek koluyla taşıyordu.Yüzümün ısındığını hissettim.Başımı iyice Savaş'ın göğsüne gömdüm. Bu hareketimle duraksadı ama yüzündeki belli belirsiz sırıtışla devam etti.
"Bırak beni, herkes bakıyor." Savaş bana baktı.
"Baksınlar.' Bu iki kelime kalbimin hiç beklemediğim bir şekilde hızlanmasına neden oldu.Odaya kadar sessiz gittik.Ama o sessizlik eskisi gibi değildi. Aramızdaki buzların arasında küçük bir çatlak oluşmuştu. Bunu ikimizde fark etmiştik. Ama bu ona hemen ısınacağım anlamına gelmiyordu.

♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️