14. bölüm · KIRIK PUSULA

14.BÖLÜM

Sırmavii 🦋🫐

KIRIK KALPLER…

Gözlerimi açtığımda odanın içine dolan güneş yüzünden gözlerimi tekrar kapattım. Birkaç saniye öylece yatıp dün geceyi düşündüm.Havuzda beni suya atan o aptalca gülüşü…İstemeden gülümsedim.Tam o sırada kapım çalındı.

“Efsun.”Savaş.Yorganı başıma kadar çektim.

“Git.”Kapının ardından güldüğünü duydum.
“Uyandın yani.”
“Hayır.”
“Sesin gayet uyanık geliyor.”
“Rüya görüyorsundur iyice yaşlandın.”Kapı açıldı. Başımı yorgandan çıkarıp ona baktığımda kapının kenarına yaslanmış, yüzünde o sinir bozucu sırıtışıyla bana bakıyordu.

“Ne var?”
“Beş dakikadır seni uyandırmaya çalışıyorum.”
“Beş dakika mı? Atma.”
“Dün havuzdaki dakikaların yanında hiçbir şey.”Kaşlarımı çattım.
“Sen hâlâ onu mu konuşuyorsun?”
“Unutacağımı mı sandın?”
“Unutmanı umuyordum.”Gülerek yatağın kenarına oturdu.
“Senin umutların beni ilgilendirmiyor .”Gözlerimi devirdim.
“Çık odadan.”
“Hayır.”
“Savaş.”
“Efsun.”Birbirimize birkaç saniye sessizce baktık.Sonra dayanamayarak yastığı ona fırlattım.“Defol.”Yastığı havada yakalayıp kahkaha attı. Dışarı çıkmıştım. Kahvaltıya indim. Annemler konuşuyordu. Babamlar ve abimler de gelmişti. Mert’iz yanına oturmuştum.
Kulağıma eğildi ve fısıltıyla konuştu.
“Efsun noldu?”omuz silktim.
“Hiç.” Kaşları yukarı kalktı.
“Anlatıcaksın. Kahvaltıdan sonra.” İnanmamıştı tabii ki. Bir şey söylemedim. “Hoşgeldiniz baba, Polat amca sende hoşgeldin.”
“Hoşbulduk kızım.”demişti Polat amca,babamda aynı şekilde. Kahvaltı bitince biz abim, Savaş, Mert ve ben çardakta oturuyorduk.Abime döndüm.

“Abi…”
“Efendim Efsun.”
“Biz Mert ve Defne ile dışarı çıkacağız.” Kaşları hafif çatıldı.
“Derken?”
“Ne derken abi çıkacağız işte.”
“Hayır.” Dedi net ve sert sesiyle.
“Abi ama-“
“Efsun. Hayır dedim.” Oflayarak Mert’e döndüm.
“Defneyi mi çağırsak.” Mert başını salladı. O sırada telefonum çaldı. Defne arıyordu. Açtım.
“Hoparlöre al Efsun.” Demişti abim. Belki Defne ikna edebilir diye düşündğüm için karşı çıkmadım.
“Alo Efso aşkım naptınız?”
“Defne senin lanet olası sözlünü ikna etmeye çalışıyoruz.”
“Ne diye ya?”
“Dışarı çıkmama izin vermiyor.” Sesim mızmızlanan bir çocuk gibi çıkmıştı.
“Bana bak Efsun o abin denen herife söyle beni sinirlendirmesin!” Abime bak gördünmü der gibi bir bakış atıım. Abim konuşmuştu bu sefer.

“Defne sen gelsen güzelim. Burada takılın. Ha olmaz mı? şimdi dışarıda nereye gideceğiniz belli değil.” Defne ile konuşurken kısılan ve yumuşayan sesiyle kaşlarımı çattım.
“Karan ben zaten gelicem ama bir daha Efsun’a karışma! Ne kadar korumacı davranmaya çalışıyorsun. Duydun mu?” Sesi sertti.
“Duydum. Bitanem.” Abimin sesi yumuşak be uysal çıkınca Mert gülmemk için arkasını dönmüş eliyle dudaklarını kapatıyordu. Mert’ten gelen gülme sesiyle bende kahkha attım. Telefonu kapatmıştım. Yaklaşık on beş dakika sonra Defne bahçeye gitmişti. Annemlerin yanına ilerleyip sarıldılar. Babamlarlada selamlaşıp yanımıza geldi. Kollarını bana sıkıca sarmıştı.

“Ayy Efsom nasılsın?”
“Çok iyiydim. Ama biraz daha sıkarsan muhtemelen olmam.” Hemen geri çekildi.
“Abartma be” dedi ve koluma vurdu. Mert ve Savaş ile görüşüp abime sarıldı. Abim bir kere Defneyi öpmüştü. Defne abimin yanına oturdu. Mert tekli koltuğa geçti. Savaş’ta yanıma gelmişti. Abim ve Defne konuşurken Mert’de Defne ye bulaşıyordu. Annemin sesiyle anneme döndüm.

“Kızım akşama Jülide teyzenler gelicek kızıyla hadi hazırlık yapalım.”
“Ne? Hayır anne yaa”
“Sus kız ayıp.” Jülide teyze ve kızı melis tramvamdı resmen kızı Melis Savaş’a aşıktı. Oğlunada beni almaya çalışıyordu. Ve umarım oğlu gelmezdi. Mert ve Defne ile göz göze geldik.

“Mert…”dedim korkuyla çünkü oğlu evren resmen beni taciz ediyordu. Ve o zamanlar Savaş beni yanlış anlayacak ve beni bırakacak diyeçok korkuyordum. O günden sonra bir daha görüşmemiştim.

“Tamam Efsun, gel gidelim biz yardım edelim.” Defne ile içeri girdik. Odama gittik.
“Defne ne yapacağım ya Sinan’da gelirse.”
“Tamam Efsun sakin ol kimse bir şey yapamaz sana abin var Savaş var ben varım Mert var.
Mutfağa annemlerin yanına inmiştik. Annem,Jale teyze ve Defne’nin annesi Sema yeyze yemek hazırlıyordu. Bizde Defneyle beraber masayı kurmuştuk. Babamlar şirketten yeni gelmişti. Üstüme siyah bir paraşüt pantolon, üstümede kısa kollu bir crop geçirmiştim. Aşağı indiğimizde yeni gelmişlerdi. Savaş sessizdi.

Defne abimin yanına oturdu. Mert ise annemlerin yanına oturmuştu. Savaş masanın en ucundaydı. Melis tam Savaşın yanına oturacakken ben oturmuştum. Mert’de diğer yanımdaydı. Defne ve Mert gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. Savaş’a döndüğümde dudaklarının kenarı kıvrılmıştı. Melis bozulmuş bir ifadeyle Defne’nin yanına oturdu.

“Efsun sen nasılsın kızım.” Konuşmuştu Jülide teyze.
“İyiyim siz.” Sizli bizli konuşuyordum samimi olmak istememiştim.
“Ne yapıyorsun sen şimdi Savaş’ın asistanı falan mısın?” Aşşağalayıcı bir şekilde konuşmuştu Melis.
“Ben genel cerrahım.” Gıcık bir ifadeyle bakmıştı.
“Hmm. Sevgilin var mı peki?” Vik vik vik.
Mert hafifçe kulağıma eğilip sadece benim duyacağım şekilde.
“Bu kızın sesi niye düdüklü tencere gibi?” Sorusuyla gülmemek için zor duruyordum.
Tam Melis’e cevap verecekken Mert cevap vermişti.

“Meliscim sen biliyorsun zaten ama unuttun sanırım.”
“Neyi Mertcim.”
“Efsun ile abim sevgili ya hatta yakında düğünleri de var senin haberin yok mu?”
“Ne siz ayrılmamışmıydınız?” Bozulduğu her halinden belliydi. Ayrıca Jülide teyzede bozulduğu belli ediyordu.
“Olur canım karı-koca arası kavgalar. Onlar küs kalabilirler mi “ Savaş ile göz göze geldik. Sırıtıyordu.
“Öyle mi Savaş ne zaman düğün?” Konuşmuştu yine Melis ama morali çok bozuktu. Savaş bir elini belime koyup konuşmuştu.
“Öyle ama düğüne daha var” şaşkınlıkla Savaş’a bakıyordum. Bahçeden giren kişiyle kanım donmuştu. Sinan. Gülerek geldi ve karşıma oturdu.

“Nasılsın efsun?”
“İyiyim” Savaş gerginliğimi fark etmiş olacak ki belimdeki eli sıkılaştı. Elini kimseye çaktırmadan belimden çektim.
“Abi Efsun ve Savaş evleniyormuş” evren bozulmuştu.
“Yaa öyle mi hayırlı olsun “
“Teşekkürler”

“Defne’cim bana tuzu uzatabilir misin?” Defne tuzu uzatırken sanki kolu çarpmış gibi vişne suyunu Melis’in üzerine dökmüştü.
“Pardon Melis’cim ya.” Mert ve ben gülmemek için zor duruyorduk.
“Sorun yok Defne’ciğim”demişti ama sesindeki gıcıklık her halinden belliydi. yemeğin ardından gitmişlerdi bizde annemlerle dedikodu yapıyorduk. Savaş, abim ve babamlar yoktu.

“Bu arada Abimle Efsun’un evleniyor dediğimde Melis’in surat ifadesini gördünüz mü?” Ardından kahkha atmıştık. Annemlerde gülmüştü.
“Seni öldüreceğim olum sen niye öyle diyorsun. Ya savaş hayır deseydi.”
“Boku yerdik.”diye cevap vermişti Defne.
“Birde sesi düdüklü tencere yutmuş gibi.”
“Mert sus artık.” Gülmeketen karnım ağrıyordu. Bugünde böyle bitmişti.

♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️