3. bölüm · KIRIK PUSULA

3.BÖLÜM

Sırmavii 🦋🫐

BİR BAKIŞTA YILLAR

İlk gün kahvaltıya inmediğimde annem kapımı çaldı.“Kızım?”Cevap vermedim.
“En azından bir şeyler ye.”
“Anne, işe geç kalacağım.”
Yalan söylüyordum.Daha hazırlanma vaktim bile vardı.Ama aşağı inmek istemiyordum.Çünkü aşağıda duygularımın isimsiz bırakan adam vardı.

İkinci gün yine aynı şey oldu.Üçüncü gün de.
Evdekiler bana kızmadı.
Sormadılar.
Zorlamadılar.
Belki de ilk kez herkes ne kadar yorulduğumu anlamıştı.
Hastane benim sığınağımdı.Orada Efsun doktordum.Kimse bana neden sustuğumu sormuyordu.
Kimse gözlerimdeki yorgunluğu fark etmeye çalışmıyordu.Çünkü insanlar benden güçlü olmamı bekliyordu.Ben de öyle yapıyordum.

Ama eve geldiğimde…Güçlü olmak çok daha zordu.
Bir hafta boyunca Savaş’ı görmemeyi başardım.Ya da ben öyle sanıyordum.Çünkü aynı bahçelerde büyümüştük.Aynı ailelerin içindeydik.

Kaçmak kolay değildi.Sadece ertelemekti.Ve ben hâlâ yüzleşmeye hazır değildim.Çünkü bazı insanlara kızmak kolaydı.Ama hâlâ sevdiğin birine kızmak…Dünyadaki en zor şeydi. Ve magazine düşüyordum. Fazla takipçim vardı ama hesabıma uzun zamandır girmiyordum. Hala modellik yapmam için teklif geliyordu ama kabul etmiyordum. Duru, Defne ben modellik yapırdık. Duru gitti. Ben doktor olmak istediğime karar verince bırakmıştım. Defne’de okumayı tercih etmişti.

@ÜNLÜLERDÜNYASI;

TÜRKİYEDE TANINAN ÜNLÜ ESKİ MODEL OLAN GENÇ GÜZELİMİZ EFSUN GEDİZ ÇALIŞTIĞI HASTANEDEN ÇIKARKEN GÖRÜNTÜLENDİ. MUHABİRLERİMİZİN SORDUĞU SORULARI GÖRMEZDEN GELEREK ARABASINA BİNEN GEDİZ’İN SEVGİLİSİ OLDUĞU İDDİA EDİLİYOR. DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN TAKİPTE KALIN.!

23.672beğeni. 12.673 yorum.

@instagramkullanıcısı: Abi bi rahat bırakın kızı ya
@instagramkullanıcısı: Sevgilisi olduğu gerçeğini kaldıramam
@instagramkullanıcısı: Savaş ağlayorr
@instagramkullanıcısı: Fiziğine bakın yaa
@instagramkullanıcısı: Sadece Bacağı benim boyum kadar(1.50)
@instagramkullanıcısı:Zayıflamış ya
@instagramkullanıcısı: Savaş’ı bırakan aklını s-
@instagramkullanıcısı: Savaş zort
@instagramkullanıcısı: Abi kız kaç saatlik nöbetten çıkıyor prenses gibi,ben bir saat uykumu alamasam maymun gibi oluyorum.
@instagramkullanıcısı:boyu kaç bilen var mı
@instagramkullanıcısı: Egosuna bak aq sanki Efsun Gediz

Sevenlerin olduğu gibi sevmeyenlerde vardı.
Ama ben gereksiz insanları umursamayı üç yıl önce bırakmıştım.
Son iki haftadır ilk defa odamın perdelerini tamamen açmıştım.Güneş, odamın içine bütün ısrarıyla doluyordu.Normalde rahatsız olurdum.Bugün olmadım.Çünkü kapımın diğer tarafından gelen ses, güneşten çok daha yorucuydu.

“Efsun!”
Mert.Kapıya vurmasına bile gerek yoktu.Sesini duymam, onun geldiğini anlamam için yeterliydi.
“Efsun! Kapıyı açmazsan kıracağım.”İç çekerek yataktan doğruldum.
“Abartma.”
“Bir… İki…”
“Mert!”
“…Üç demeden aç.”
İstemeden de olsa gülümsedim.Kapıyı açtığım an yüzündeki sırıtışla karşılaştım.Üzerinde siyah bir tişört, dağılmış saçları ve elinde araba anahtarı vardı.Sanki yıllar önceki Mert’ten hiçbir şey eksilmemişti.Kollarını iki yana açtı

.“Karşınızda, dünyanın en yakışıklı adamı.”Başımı iki yana salladım.

“Kendine güvenin beni korkutuyor.”
“Yakışıklıyım diye suçlu muyum?”
“Kendini övmeyi bırak.”
“İmkânsız.”
İlk defa kahkaha atmama ramak kalmıştı.Ama kendimi tuttum.Mert bunu fark etti.Yüzündeki gülümseme küçüldü

.“Ne zamandır odandan çıkmıyorsun.”Omuz silktim.
“Yorgunum.”
“Efsun.”Ses tonu bir anda değişmişti.
“Bunu bana söyleme.”Başımı eğdim.Çünkü Mert’e yalan söylemek dünyanın en zor işiydi.Çocukluğumuz birlikte geçmişti.Ben ağlamadan önce gözlerimin dolacağını bile anlardı.Derin bir nefes aldı.
“Hazırlan.”
“Neden?”
“Dışarı çıkıyoruz.”
“İstemiyorum.”
“İstiyorsun.”
“Hayır.”
“Evet.”
“Mert.”
“Efsun.”İkimiz de birkaç saniye birbirimize baktık.Sonunda pes eden ben oldum.
“On dakika.”Mert zafer kazanmış çocuk gibi gülümsedi.
“İşte benim kankam.”
“Gıcık.”
“Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.”
Kapıyı kapatırken istemsizce başımı salladım.Bazı insanlar, en karanlık günlerinde bile yüzüne küçük bir gülümseme kondurmayı başarırdı.

Bir saat sonra dönüş yolundaydık.Arabada yüksek sesle eski şarkılar çalıyordu.Mert her zamanki gibi yanlış sözlerle şarkıya eşlik ediyor, ben de istemeden ona gülüyordum.Telefonuma gelen bildirimlerle bakmak için açtım. İç çektim. Klasik magazin haberleri. Sadece bir saat dışarıdaydık.

@MAGAZİNSİTESİ;
BİLDİĞİNİZ GİBİ EFSUN GEDİZ’İN SAVAŞ KARASOY’DAN AYRILDIKTAN SONRA MERT KARASOY İLE ARKADAŞLIKLARINI SÜRDÜRMESİ FAZLA DİKKAT ÇEKMİŞTİ. BEN ŞAHSEN SAVAŞ KARASOY GELİNCE ARALARI BOZULUR DİYE BEKLERKEN GAYET HİÇ BİRŞEY OLMAMIŞ GİBİ ARKADAŞLIKLARINA DEVAM ETMELERİ HAKKINDA NE DÜŞÜYORSUNUZ.

54.234 beğeni. 9.654 yorum.

@instagramkullanıcısı: OHAA
@instagramkullanıcısı: Şöyle bir arkadaşlık ya
@instagramkullanıcısı: allahım nasip ett
@instagramkullanıcısı: savaşta kudursun falan işte
@instagramkullanıcısı: abi niye herşeyi paylaşıyorsunuz ya özelleri vr
@instagramkullanıcısı: abii efsunun fizik
@instagramkullanıcısı: Efsunun fizik manifestliyorum ya
@instagramkullanıcısı: Efsun salak mısın aq
@instagramkullanıcısı: Efsun exsinin kardeşiyle arkadaşsın farkında mısınn
@instagramkullanıcısı: Bu abla mal mıı

Salak salak konuşuyorlardı.
Sinirlenmeyeceğim dedikçe zorluyorlardı.

“Bak, kesin böyleydi.” Mert’in sesiyle döndüm. Şarkı sözleriyle alakasız ağzında bir şeyler geveliyordu.
“Mert, şarkının sözleri öyle değil.”
“Bence öyle.”
“Değil.”
“Bana göre öyle.”Gözlerimi devirdim.
“Seninle tartışılmaz.”
“Sonunda doğruyu söyledin.”
Kahkaham bu kez gerçekten çıktı.Uzun zamandır ilk kez…İçten.
Mert bana kısa bir bakış attı.Bir şey söylemedi.Ama gözlerinde rahatlamış bir ifade vardı.Belki de tek istediği buydu.Beni birkaç saatliğine de olsa eski Efsun gibi görebilmek.Arabayı villaların önüne park etti.Motor sustu.Kahkahamız da onunla birlikte yavaşça dağıldı.

“İyi geldi mi?”Camdan dışarı baktım.
“Biraz.”
“Bana göre bayağı güldün.”
“Kendini fazla önemli sanıyorsun.”
“Çünkü önemliyim.”
İkimiz de arabadan indik.Bahçeye doğru yürürken annemin sesi duyuldu.

“Efsun! Mert! Buradayız.”
Başımı kaldırdım.Her iki ailenin de her zamanki gibi bizim bahçede toplandığını gördüm.Babam elinde çay bardağıyla bir şey anlatıyordu.Annem kahkahalarla gülüyordu.Savaş’ın annesi yine annemin omzuna yaslanmıştı.

Her şey…Çocukluğumdaki gibiydi.Ta ki…Gözlerim masanın en ucundaki sandalyeye takılana kadar.
Savaş.
Sessizce oturuyordu.Elindeki kahve fincanını yavaşça masaya bıraktı.Tam o sırada başını kaldırdı.Göz göze geldik.Biraz önce Mert’in şakalarına gülen ben…Bir anda yine sustum.

Yüzümdeki gülümseme yavaşça kayboldu.Sanki hiç olmamış gibi.Savaş’ın bakışları üzerimden ayrılmıyordu.Az önce güldüğümü görmüştü.Belki de yıllar sonra ilk kez…Ve o gülüşün sebebi o değildi.İçimde tarif edemediğim bir sıkışma hissettim.Hiçbir şey söylemeden yürümeye devam ettim.

Masada yerimizi aldık.Mert yanımda,abim çaprazımda,
Savaş ise karşımdaydı.kimseye bakmadan bir kaç lokma ağzıma attım.
Ve odama çıktım.Bir şey diyemiyorlardı ne annem ne babam ne Savaşı’ın ailesi
Diyamezlerdi de zaten.Benim sadece renkli tarafımı gören aileler karanlık tarafımı görmedi göremezdi.

Sabah olduğunda ilk uyanan yine bendim.
Aslında buna uyanmak denirse…
Çünkü doğru düzgün uyuyamamıştım.
Gece boyunca defalarca aynı tavana baktım.
Gözlerimi her kapattığımda bahçedeki o an gözümün önüne geldi.
Savaş’ın bana bakışı…
Yıllardır duymadığım sesi…
Ve yıllar sonra söylediği o tek kelime…
“Başarmışsın.”
Yastığı yüzüme bastırdım.
“Yeter…”
Kendi sesim bile yabancı geliyordu.
Telefonumun alarmı çaldığında saat henüz altıyı gösteriyordu.
Normalde alarm çalmadan önce uyanırdım.
Ama bugün bedenim de zihnim kadar yorgundu.
Yataktan kalkıp perdeyi araladım.
Sabah güneşi bahçeye vuruyordu.
Ve istemsizce gözlerim karşı villaya kaydı.
Perdeler açıktı.
Bahçede kimse yoktu.
İçimde açıklayamadığım bir rahatlama hissettim.
Belki de onu bir kez daha görmeye hazır değildim.
Hazırlanıp aşağı indim.
Mutfaktan gelen taze çay kokusu bütün evi sarmıştı.
Annem her zamanki gibi erkenden kalkmıştı.
Beni görünce yüzü aydınlandı.
“Günaydın kızım.”
“Günaydın.”
Masaya oturdum.
Annem tabağıma peynir ve zeytin koyarken sessizce beni izliyordu.
“Efsun…”
Başımı kaldırdım.
“Dün gece hiç uyumadın, değil mi?”
Gözlerimi kaçırdım.
“Ne alaka nasıl anladın?”
“Anneyim.”
Küçük bir tebessüm etti.
“Bir lokma da olsa ye.”
İtiraz edecek hâlim yoktu.
Çatalımla ekmeğin ucundan küçücük bir parça kopardım.
Tam ağzıma götürecekken kapı zili çaldı.
Annem ayağa kalktı.
“Kim acaba bu saatte?”
Kalbim istemsizce hızlandı.
Mantığım bana bunun sıradan biri olduğunu söylüyordu.
Ama kalbim…
Kalbim mantığımı hiç dinlemiyordu.
Kapının açılma sesi geldi.
Ardından tanıdık bir kahkaha.
Mert.
“Ohh, mis gibi kahvaltı kokuyor!”
İstemeden gülümsedim.
Mert’in enerjisi sabahın bu saatinde bile hiç bitmiyordu.
Annem gülerek mutfağa seslendi.
“Efsun, bak kim geldi.”
Mert içeri girdiği gibi bana el salladı.
“Günaydın doktor hanım.”
“Günaydın.”
Bana dikkatlice baktı.
Sonra kaşlarını hafifçe çattı.
“Yine uyumamışsın.”
“Uyudum.”
“Efsun…”
Sesindeki ciddiyet bir anlığına ortaya çıktı.
“Yalan söylemeyi hiç beceremiyorsun.”
Tam cevap verecekken dışarıdan bir araba sesi duyuldu.
Mert’in bakışları pencereye kaydı.
Ben de istemsizce baktım.
Siyah bir araç yavaşça karşı villanın önünde durdu.
Şoför kapısını açtı.
Ardından…
Savaş indi.
Üzerinde siyah bir gömlek vardı.
Kolundaki saati düzeltirken başını kaldırdı.
Gözlerimiz yine karşılaştı.
İlk bakan ben olsam da…
İlk gözlerini kaçıran yine bendim.
Çünkü onu görmek…
Duygularımla hareket etmemi sağlıyordu.
Ve bunu yapmamalıydım.
Doktor olmuştum ben, güçlü durmam gerekiyordu. Duygularımla değil aklımla hareket etmem gerekiyordu.

♣️♣️♣️♣️♣️♣️♣️