6. bölüm · Karanlık ve Kıvılcım
6. Bölüm: Yangın Yeri
Efsun, Alaz’ın sesindeki o pürüzlü ve kendinden emin tınıyla duraksadı. Aralarındaki mesafe o kadar azalmıştı ki, sabahın ilk soğuğuna rağmen Alaz’dan yayılan sıcaklığı hissedebiliyordu.
"Benim kalbimin nasıl çarptığını nereden biliyorsun?" dedi Efsun, cesaretini toplayarak. "Belki de sadece sabah soğuğudur."
Alaz hafifçe gülümsedi. O soğuk ve mesafeli adamın yüzünde beliren bu küçük tebessüm, Efsun’un göğsündeki o sıkışmayı iki katına çıkardı. Alaz, elini yavaşça uzatıp Efsun’un rüzgarda yüzüne dökülen bir saç tutamını nazikçe kulağının arkasına itti. Parmak uçları Efsun’un yanağına teğet geçtiğinde, ikisi de anlık bir elektrik çarpmış gibi donakaldı.
"Bu soğuk değil, Efsun," dedi Alaz ilk kez onun adını fısıldayarak. "Bu, birazdan çıkacak olan fırtınanın sessizliği."
Efsun adını onun sesinden duyduğunda irkildi. "Adımı... Henüz söylememiştim."
"Dikkatsiz bir ressam olduğunu söylemiştim," dedi Alaz, gözleriyle masada bıraktığı çizim defterini işaret ederek. Defterin ilk sayfasında büyük harflerle Efsun yazıyordu. "Ayrıca ben rüzgarım. Rüzgar, fırtınadan önce kime çarpacağını bilir."
Efsun derin bir nefes alıp arkasını döndü ve masadaki eşyalarını toplamaya başladı. Boya tüplerini, fırçalarını hızlıca çantasına atarken parmaklarının titremesine engel olamıyordu. Alaz ise sakince onu izliyordu; kızın bu bocalama hali içindeki bir şeyleri harekete geçirmişti.
"Kaçıyor musun?" diye sordu Alaz, arkasından.
Efsun çantasının fermuarını çekip Alaz’a doğru döndü. Gözlerinin içine tam bir kararlılıkla baktı.
"Kaçmıyorum. Sadece oyunun kuralları değişti, Alaz. Artık bir ekrandan mesajlaşan iki yabancı değiliz. Yüzünü biliyorum, sesini biliyorum. Ve en önemlisi..." Efsun bir adım yaklaşıp Alaz’ın göğsüne doğru işaret parmağını uzattı. "...bu kadar yakındayken o çok güvendiğin duvarların ne kadar kolay yıkılabileceğini görüyorum."
Alaz’ın gözlerindeki karanlık derinleşti. Efsun’un bu dik duruşu, onun kalkanlarını tek tek sarsıyordu.
"O zaman kuralları sen koy, küçük ressam," dedi Alaz, sesini biraz daha düşürerek. "Ama unutma; bu yangın başladığında ilk önce kimin yanacağını ben seçerim."
Efsun çantasını omzuna taktı, Alaz’ın yanından geçerken kulağına doğru eğildi:
"Görüşeceğiz, Rüzgar. Bakalım hangimiz kül olacağız."
Efsun sahilden hızla uzaklaşırken, Alaz arkasından bakakaldı. Telefonu cebinde tekrar titredi. Efsun, arkasını bile dönmeden mesajı atmıştı:
"Bugün saat 5'te, Kadıköy’deki o eski sahafın önünde. Geç kalma."
Alaz, elindeki telefona ve hızla uzaklaşan Efsun’un silüetine bakarken içindeki yangının kontrolünden çıktığını çoktan anlamıştı.
