5. bölüm · Karanlık ve Kıvılcım

5. Bölüm: Göz Göre Göre

Azra Taş

Zaman, ikisi için de bir anlığına durdu. Denizden esen sert rüzgar Efsun'un saçlarını yüzüne savururken, gözlerini az ilerideki masada oturan o yabancıdan ayıramıyordu. Siyah deri ceketinin içinde dik duran, bakışlarında tanıdık ama bir o kadar da karanlık bir derinlik saklayan o adam... Gerçekten "Rüzgar" mıydı?

Efsun’un parmakları titreyerek klavyeye gitti. Bakışlarını adamdan ayırmadan mesajı gönderdi:

"Ayağa kalk."

Alaz, telefonunun ekranında beliren iki kelimelik emri okuduğunda dudaklarında tehlikeli bir tebessüm belirdi. Bu kızın cesareti, tahmin ettiğinden de fazlaydı. Viski bardağından kalma o eski alışkanlıkla masadaki çay bardağını parmaklarının arasında döndürdü. Yavaşça oturduğu sandalyeden kalktı.

Efsun nefesini tuttu. Karşısındaki adam tüm heybetiyle doğrulmuş, gözlerini doğrudan ona dikmişti. Mesafe sadece yirmi adımdı ama ikisine de kilometreler gibi geliyordu.

Alaz cebinden telefonunu çıkarıp son bir hamle yaptı:

"Şimdi ne olacak küçük ressam? İsimlerimizi öğrenip sıradan birer yabancıya mı dönüşeceğiz, yoksa bu fırtınayı durdurabilecek misin?"

Efsun mesajı okudu, ardından kucağındaki fırçayı kenara bırakıp hızla ayağa kalktı. Defterini ve boyalarını toplama gereği bile duymadan doğrudan Alaz’a doğru ilk adımı attı. Her adımında kalbinin ritmi daha da hızlanıyordu.

Alaz onun geri adım atmak yerine üzerine doğru geldiğini görünce şaşkınlığını gizleyemedi. Genelde insanlar onun bakışlarından, etrafına yaydığı o soğuk auradan kaçarlardı. Ama Efsun, yangına yürür gibi ona geliyordu.

Efsun tam Alaz'ın masasının önünde durdu. Aralarında sadece birkaç adımlık bir mesafe kalmıştı. Yüz yüze geldiklerinde Alaz’ın boyu karşısında başını hafifçe yukarı kaldırmak zorunda kaldı. Yüzündeki keskin hatlar, şakaklarına düşen koyu saç tutamları ve en çok da o kömür karası gözler... Her şey, mesajlardaki o mesafeli ve tehlikeli adamı tamamlıyordu.

"Yüzüme bakarak da söylesene," dedi Efsun, sesi rüzgarın uğultusuna rağmen pürüzsüz ve net çıkmıştı. "Rüzgar mısın, yoksa sadece fırtına süsü verilmiş bir esinti mi?"

Alaz bir adım daha yaklaştı. Efsun'un üzerindeki hafif guaj boya ve kokulu sabun kokusu burnuna dolduğunda gözleri hafifçe kısıldı. Cebindeki ellerini çıkarıp göğsünde birleştirdi.

"Esinti olsaydım," dedi Alaz, sesi mesajlarındaki kadar derin ve pürüzlüydü. "Şu an gözlerimin içine bakarken kalbin bu kadar hızlı çarpmazdı, küçük ressam."

Efsun yakalanmanın verdiği o anlık panikle ne diyeceğini bilemedi ama bakışlarını bir milim bile kaçırmadı. Oyun bitmişti belki de... Ama ikisi için de çok daha tehlikeli bir gerçeklik tam şu an başlıyordu.