23. bölüm · Karanlık ve Kıvılcım

23. Bölüm: Yuvaya Dönüş

Azra Taş

Moda sahilindeki o büyülü sabahın üzerinden geçen günlerde, iki sevdalının hayatında tatlı bir koşturmaca başlamıştı. Parmağındaki o zarif kıvılcım yüzüğüyle Efsun, fakültedeki derslerine daha büyük bir heyecanla gidip geliyor; Alaz ise çatı katındaki atölyeyi hem yaşayabilecekleri hem de birlikte üretebilecekleri sıcak bir yuvaya dönüştürmek için gece gündüz çalışıyordu.

Güneş batmaya yakın, Efsun elinde yeni boya tüpleri ve sıcak açmalarla atölyenin kapısını açtı. İçeride hafif bir zımpara ve taze ahşap kokusu vardı. Alaz, üzerindeki lekelenmiş tişörtü, sıvanmış kolları ve dağılmış saçlarıyla odanın ortasındaki devasa ahşap masayı monte etmekle meşguldü.

"Geleceğin ünlü ressamı evine döndü demek," dedi Alaz, elindeki matkabı bırakıp alnındaki teri silerek. Yüzünde Efsun’u gördüğü an açan o sıcacık tebessüm belirdi.

"Çok çalışıyorsun bay Karadağ," dedi Efsun, paketleri masanın kenarına bırakıp Alaz’ın yanına yaklaşarak. "Burası zaten harikaydı, kendini neden bu kadar yoruyorsun?"

Alaz, Efsun’u belinden tutup kendine doğru çekti. "Çünkü burası artık sadece benim sığınağım değil, bizim yuvamız. Seni her sabah bu ışıkta, bu masanın başında çizim yaparken görmek istiyorum."

Efsun, elini Alaz’ın yanağına koyup hafifçe okşadı. "Biliyor musun, barda çalışan o huysuz ve gizemli adamı biraz özlüyorum bazen."

"O adam artık sadece senin yanında hülyalara dalan biri oldu," diye fısıldadı Alaz, Efsun’un burnunun ucuna hafif bir öpücük kondurarak. "Ve bundan hiç pişman değil."

Tam o sırada kapı çalındı. Mert, elinde kocaman bir kutu ve yüzünde kocaman bir sırıtışla içeri daldı.

"Bölüyorum ama bu teslimatı geciktiremezdim!" dedi Mert, kutuyu yeni yapılan ahşap masanın üzerine koyarak. "Galeriye gelen ilk yurt dışı teklifinin evrakları bunlar. İtalyan bir sanat galerisi 'Kül ve Kıvılcım' serisini Milano'daki karma sergide görmek istiyor!"

Efsun şaşkınlıkla gözlerini açtı. "Milano mu?"

Alaz, Mert’in uzattığı dosyayı alıp incelerken Efsun’a baktı. Gözlerinde ne bir kibir ne de bir şaşkınlık vardı; sadece Efsun’un hayatına kattığı o mucizeye duyduğu şükran okunuyordu.

"Eğer küçük ressamım benimle gelirse," dedi Alaz, dosyayı kapatıp Efsun’a uzatarak. "Bu hikayeyi tuvalimizle birlikte dünyaya taşımaya hazırım."

Efsun, Alaz’ın elini sıkıca tuttu. "Seninle dünyanın öbür ucuna bile gelirim, Alaz."

Gece Moda’nın üzerine çökerken, çatı katının penceresinden dışarıya süzülen ışık, iki ruhun sadece geçmişi değil, geleceği de birlikte yazmaya hazır olduğunun en güzel kanıtıydı.