19. bölüm · Karanlık ve Kıvılcım
19. Bölüm: Yeni Bir Tuval
Emniyet binasının kasvetli havası geride kaldığında, İstanbul sokakları gözlerine her zamankinden daha aydınlık görünüyordu. Fırtınanın ardından gelen o dinginlik, ikisinin de omuzlarındaki tüm yorgunluğu silip götürmüştü.
Alaz, Efsun’un elini bir an olsun bırakmadan Moda’daki çatı katına doğru yürüdü. Merdivenleri çıkarken bu kez adımlarında kaçışın telaşı değil, kabullenmişliğin huzuru vardı. Atölyenin kapısını açtıklarında içeriye dolan güneş ışığı, odadaki tuvalleri altın rengine boyamıştı.
Efsun, ortada duran o devasa tuvalin yanına yaklaştı. Alaz’ın onu resmettiği o tablo, karanlığın ortasındaki parlak kıvılcımlarla hâlâ odanın en güzel köşesini süslüyordu.
"Bundan sonra ne çizeceğiz?" diye sordu Efsun, Alaz’a dönerek.
Alaz yavaşça yanına geldi. Masanın üzerindeki temiz, bembeyaz bir tuvali alıp şövalenin üzerine yerleştirdi. Ardından fırçaları ve boya tüplerini Efsun’un önüne koydu.
"Bu kez fırça sende, küçük ressam," dedi Alaz, sesi o tanıdık pürüzlü ama sıcacık tonuyla odayı doldururken. "Benim dünyamdaki siyahları sen sildin. Şimdi bu beyaz sayfaya hangi rengi koymak istersen, ben o renge razıyım."
Efsun gülümsedi. Paletine en canlı mavileri, güneş sarılarını ve bahar yeşillerini sıkarken Alaz arkasından sarılıp çenesini onun omuzuna dayadı. İkisi de tuvalin karşısında, birlikte atacakları yeni adımların hayalini kuruyordu.
"Yalnız bir kuralım var," dedi Efsun, başını hafifçe geriye çevirip Alaz’ın gözlerinin içine bakarak. "Artık 'Rüzgar' olarak saklanmak yok. Sadece Alaz olacaksın."
"Söz," dedi Alaz, kızın yanağına yumuşak bir öpücük kondurarak. "Sadece Alaz... Ve sadece senin yanında."
Dışarıda Kadıköy’ün sokakları gürültüyle uyanırken, çatı katındaki o küçük atölye, geçmişin gölgelerinden arınmış iki ruhun ilk gerçek yuvası haline gelmişti. Fırtına bitmiş, yangın yerini sıcacık bir güneşe bırakmıştı.
