15. bölüm · Karanlık ve Kıvılcım
15. Bölüm: Geçmişin Gölgesi
Kapının arkasındaki adımlar tam eşikte durdu. Odadaki havanın ağırlaştığı, zamanın adeta donduğu o birkaç saniyede Efsun, Alaz’ın sırtındaki kasların ne kadar gerildiğini hissedebiliyordu.
Atölyenin kapısı sertçe itildi. Eşikte beliren kişi, siyah uzun paltosu, şakaklarına kır düşmüş saçları ve yüzündeki derin yarayla duran orta yaşlı bir adamdı. Gözleri doğrudan Alaz’a kilitlendi, ardından hemen arkasında saklanan Efsun’a kaydı. Dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi.
"Vay vay vay..." dedi adam, içeriye doğru ağır adımlarla yürürken. "Demek büyük Alaz Karadağ, eski sahnelerine geri dönmek yerine burada gizli atölyesinde resim yapıp romantizm oynuyor."
"Buranın adresini nasıl buldun, Sancar?" dedi Alaz, sesi o kadar alçak ve tehlikeliydi ki, oda adeta buz tuttu. "Sana sınırları aştığını söylemiştim."
Sancar, odadaki tuvallere şöyle bir göz gezdirdi. Tam Efsun'un portresinin olduğu büyük tuvale doğru bir adım atacaktı ki, Alaz devasa bir hamleyle adamın önünü kesti. İki adam göz göze geldiğinde, aralarındaki eski bir düşmanlığın kıvılcımları odayı sardı.
"Korkma Alaz, kızın resmine dokunmam," dedi Sancar alayla. "Ama babanın bıraktığı o yarım kalan hesabı kapatma vakti geldi. Ya o eski dosyaları bana verirsin ya da bu güzel hayatının, arkandaki bu küçük ressamın nasıl darmadağın olduğunu izlersin."
Efsun şaşkınlıkla nefesini tuttu. Babasının yarım kalan hesabı mı? Alaz, ona geçmişiyle ilgili hiçbir şey anlatmamıştı. Sadece barda çalışan, yalnız ve sert bir adam olduğunu sanıyordu. Ama bu gelen adam, bambaşka bir dünyadan bahsediyordu.
"Onu bu işe karıştırma," dedi Alaz, dişlerinin arasından. "Neyi istiyorsan benimle hallet."
Sancar derin bir kahkaha attı, ardından arkasını dönüp kapıya doğru yürüdü. Tam çıkarken durup Alaz’a son bir bakış attı:
"Yarına kadar vaktin var Karadağ. Ya dosyalar gelir ya da bu masalın sonu düşündüğünden çok daha kanlı biter."
Sancar’ın adımları merdivenlerde kaybolup gittiğinde, atölyeye derin bir sessizlik çöktü. Alaz arkasını dönmedi, sadece ellerini masaya dayayıp başını öne eğdi.
Efsun yavaşça Alaz’a yaklaştı. Elini Alaz’ın titreyen omuzuna koydu.
"Alaz..." dedi sesi titreyerek. "Baban kim? Ve o adam neyden bahsediyordu?"
Alaz yavaşça Efsun’a döndü. Gözlerindeki o kırılmışlık ve karanlık, Efsun’un kalbini sızlattı.
"Sana söylemiştim Efsun," dedi Alaz, pürüzlü fısıltısıyla. "Benim dünyam renkli değil. Şimdi söyle... Halen bu yangında yanmaya kararlı mısın, yoksa benden kaçacak mısın?"
