21. Bölüm: Baharın İlk Günü

Vaveyla Yazarı: Azra TAŞ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 21. Bölüm: Baharın İlk Günü
  1. 1 1. Bölüm: Yanlış Numara, Doğru Zaman191 kelime
  2. 2 2. Bölüm: Gece Yarısı Matı283 kelime
  3. 3 3. Bölüm: Gölge Oyunu351 kelime
  4. 4 4. Bölüm: Yüzleşmenin Eşiği277 kelime
  5. 5 5. Bölüm: Göz Göre Göre352 kelime
  6. 6 6. Bölüm: Yangın Yeri336 kelime
  7. 7 7. Bölüm: Sahaftaki Sır348 kelime
  8. 8 8. Bölüm: Gece Yürüyüşü315 kelime
  9. 9 9. Bölüm: Fırtına Öncesi321 kelime
  10. 10 10. Bölüm: Yüzleşme ve Yangın342 kelime
  11. 11 11. Bölüm: Alevlerin Arasında341 kelime
  12. 12 12. Bölüm: Yanımdaki Yabancı255 kelime
  13. 13 13. Bölüm: Surların İçinde363 kelime
  14. 14 14. Bölüm: Surların İçinde251 kelime
  15. 15 15. Bölüm: Geçmişin Gölgesi341 kelime
  16. 16 16. Bölüm: Gerçeğin Ağırlığı374 kelime
  17. 17 17. Bölüm: Şafak Operasyonu442 kelime
  18. 18 18. Bölüm: Beyaz Bir Sayfa328 kelime
  19. 19 19. Bölüm: Yeni Bir Tuval243 kelime
  20. 20 20. Bölüm: Sonsuz Renkler281 kelime
  21. 21 21. Bölüm: Baharın İlk Günü659 kelime · Okuduğun bölüm
  22. 22 22. Bölüm: İki Kişilik Bir Şehir290 kelime
  23. 23 23. Bölüm: Yuvaya Dönüş342 kelime
  24. 24 24. Bölüm: Milano Rüzgarı396 kelime
  25. 25 25. Bölüm: Sonsuzluğun Tuvali519 kelime
  26. 26 26. Bölüm: Beyaz Elbise ve Yeni Bir Sayfa608 kelime
  27. 27 27. Bölüm: Yeni Bir Şafak, Yeni Bir Nefes565 kelime
  28. 28 28. Bölüm: Küllerin Altındaki Kıvılcım613 kelime
  29. 29 29. Bölüm: Haritanın İzinde815 kelime
  30. 30 30. Bölüm: Kıvılcımın Zaferi574 kelime
  31. 31 31. Bölüm: Yeni Bir Yolun Eşiğinde465 kelime

Atölyenin balkona açılan kapısından içeriye dolan Nisan rüzgarı, kurumakta olan tuvallerin hafif kokusunu odaya yayıyordu. Moda’nın ara sokaklarında erguvanlar açmaya başlamış, martı sesleri denizin sakin dalgalarına karışıyordu.

Efsun, şövalenin karşısında oturmuş, elindeki ince detay fırçasıyla tuvalin köşesindeki küçük bir gölgeyi düzeltiyordu. Artık fırçayı tutan elleri titremiyordu; ne kimseden kaçmanın korkusu vardı içinde ne de bir belirsizliğin ağırlığı. Ancak tam arkasındaki ahşap masada oturan Alaz için durum biraz farklıydı.

Alaz, önündeki mimari çizim kağıtlarına ve sergi broşürlerine dalmış durumdaydı. Mert’in ısrarlarıyla ve Efsun’un teşvikiyle, Kadıköy’deki eski bir depoyu ortak bir sanat galerisine dönüştürme projesine girişmişlerdi. Yıllarca karanlık ara sokaklarda, bar köşelerinde bir hayalet gibi yaşayan adam, şimdi kendi adını taşıyan bir sergi açılışına hazırlanıyordu.

"Hala o broşüre bakıyorsun," dedi Efsun, fırçasını su bardağında temizleyip yavaşça Alaz’a dönerek. "Açılışa iki gün kaldı Alaz. Davetiyeler basıldı, tablolar çerçevelendi. Geri dönüşü yok."

Alaz başını kaldırıp Efsun’a baktı. Gözlerinde hâlâ o alışıldık, derin bakışlar vardı ama artık o bakışların ardında bir karanlık değil, yoğun bir heyecan gizliydi. Dirseklerini masaya dayayıp şakaklarını ovuşturdu.

"İnsanların karşıma geçip o tabloları incelemesi..." dedi Alaz, sesi pürüzlü ve düşünceli çıkarak. "Geçmişimi, babamın anısını, seninle geçirdiğim o fırtınalı günleri duvarlara astım Efsun. Bütün iç dünyamı hiç tanımadığım insanlara açmak garip hissettiriyor."

Efsun ayağa kalkıp Alaz’ın yanına yürüdü. Sandalyesinin arkasına geçip kollarını Alaz’ın omuzlarına doladı, çenesini adamın başının üzerine koydu.

"O duvarlarda sadece geçmişin karanlığı yok," dedi Efsun nazikçe. "O duvarlarda küllerinden yeniden doğan bir adam var. Senin fırtınanı da seviyorum ben, o fırtınanın ardından açan güneşi de. İnsanlar sadece boya görmeyecek; senin cesaretini görecekler."

Alaz, Efsun’un ellerini tutup dudaklarına götürdü. Avuç içine derin bir öpücük kondurduğunda, Efsun’un kalbi ilk günkü gibi hızla çarpmaya başladı.

İki gün sonra, Kadıköy sahil yolundaki o eski taş bina bambaşka bir çehreye bürünmüştü. Yüksek tavanlı, tuğla duvarlı galeri; loş spot ışıkları, hafif bir piyano müziği ve fısıltılarla dolup taşıyordu. Sanatseverler, gazeteciler ve mahalleden tanıdık yüzler tuvallerin önünde kümelenmişti.

Mert, şık bir ceket giymiş halde kapının yanında duruyor, gelenleri karşılıyordu. Alaz ise siyah takım elbisesi, hafif dağılmış koyu saçlarıyla salonun ortasında dururken her zamankinden daha karizmatik görünüyordu. Ancak bakışları sürekli kalabalığın arasında tek bir kişiyi arıyordu.

Efsun, bordo renkli sade bir elbise ile Alaz’ın yanına yaklaştı. Elindeki iki kadeh meyve suyundan birini ona uzattı.

"Harika gidiyor," dedi Efsun coşkuyla. "Herkes 'Kül ve Kıvılcım' serisine bayıldı."

"Benim gözüm sadece tek bir tabloda," dedi Alaz, sesini alçaltarak.

Galerinin en arka, en özel köşesinde tek bir büyük tablo duruyordu. Etrafında ince bir kordon vardı ve spot ışığı doğrudan onun üzerine düşüyordu. Bu, Alaz’ın o fırtınalı gecede Efsun’a gösterdiği ilk portreydi: Altın Kıvılcımlı Ressam.

Tam o sırada, kalabalığın arasından yaşlı, şık giyimli bir adam tabloya doğru ilerledi. Yaklaşık beş dakika boyunca tabloyu sessizce inceledi. Ardından arkasını dönüp doğrudan Alaz’a yürüdü.

"Siz Alaz Karadağ olmalısınız," dedi adam, elini uzatarak. "Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar'dan Profesör Rahmi. Bu tablodaki ışık kullanımı... Boyanın altındaki o hırçın doku ve duygu yoğunluğu olağanüstü. Yıllardır bu kadar dürüst bir eser görmemiştim."

Alaz adamın elini sıkarken hafifçe başını eğdi. "Teşekkür ederim. O duygu bana ait değil aslında... Tablodaki modele ait."

Prof. Rahmi, Alaz’ın yanındaki Efsun’a bakıp tebessüm etti. "Resmettiğiniz şey sadece bir yüz değil genç adam, bir sığınak. Bunu başarabilen çok az sanatçı vardır."

Adam kalabalığa karışıp uzaklaştığında Alaz ve Efsun baş başa kaldı. Alaz kadehini kenardaki yüksek masaya bıraktı, Efsun’un elinden tutup onu galerinin sessiz, arka bahçesine doğru çekti.

Bahçede erguvan ağaçlarının altındaki ahşap bankta durdular. Gece serindi ama denizden esen ılık rüzgar insanın içini ısıtıyordu.

"Neden kaçtık içeri gürültülüyken?" diye sordu Efsun, gülümseyerek.

Alaz, Efsun’u kendine çekip beline sarıldı. Yüzünü onun boynuna gömüp derin bir nefes aldı.

"Çünkü oradaki herkes tuvallerdeki Alaz’ı alkışlıyor," dedi Alaz fısıltıyla. "Ama ben sadece senin gözlerindeki Alaz olmak istiyorum. O barda, o sahafta, o yağmurlu gecede hayatıma giren küçük ressamın Alaz’ı."

Efsun elini Alaz’ın yanağına koydu. "Benim Alaz’ım zaten her zaman buradaydı. Sadece fırtınanın dinmesini bekliyordu."

Alaz, Efsun’un dudaklarına derin, tutkulu bir öpücük kondurdu. Gece gökyüzünde yıldızlar parıldarken, geçmişin tüm hesapları kapanmış, geriye sadece aşkın ve sanatın sonsuz renkleri kalmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 6beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18