KARANLIĞIN SESİ kitap kapağı

6. bölüm / 15

KARANLIĞIN SESİ

6.Bölüm: Küllerin Altındaki Kor

Vaveyla Yazarı: Emre Karakoç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 6.Bölüm: Küllerin Altındaki Kor

Hong Kong’daki operasyonun üzerinden aylar geçmişti. Siyah Ejderha çetesinin lideri Chen Wei etkisiz hale getirilmiş, küresel ağları dondurulmuştu. İstanbul’un yeraltı dünyası, Agâh Karadağ’ın liderliğinde uzun yıllardır görmediği bir sükûnet dönemine girmişti. Karaköy Limanı yeniden güvenli bir ticaret merkezine dönüşmüş, masadaki baronlar Agâh’ın sözünden çıkmaz olmuştu.

Ancak Agâh, fırtınanın ardından gelen bu derin sessizliğin hayra alamet olmadığını çok iyi biliyordu. Yeraltı dünyası asla boşluk kabul etmezdi. Bir ejderha düşerse, yerini daha aç ve daha acımasız başka bir gölge alırdı.

Bir akşamüstü, Karadağ Konağı’nın çalışma odasında Agâh, eski bir harita üzerinde incelemeler yaparken Doğan telaşla içeri girdi. Yüzündeki solgunluk, getirdiği haberin ağırlığını ele veriyordu.Abi..." dedi Doğan, soluk soluğa. "Karaköy gümrüğünden gelen son sevkiyat raporunu inceliyorduk. Konteynerlerin içeriği değiştirilmiş."

Agâh başını haritadan kaldırdı. Gözleri kısıldı. "Ne yazıyordu içerikte?"

"Elektronik parça görünümünde sevk edilen kasalardan silah çıkmadı abi... Adli tıp raporu henüz çıkmadı ama sevkiyatı yapan deponun bekçisi ölü bulunmuş. Ve cesedin üzerine..." Doğan yutkundu, "Siyah Ejderha’nınkinden çok daha eski, çok daha karanlık bir mühür bıçaklanmış."

Agâh oturduğu deri koltuktan ağırca kalktı. "Chen Wei sadece bir yüz maskesiydi Doğan," dedi, sesindeki o soğuk ve keskin ton odayı doldurdu. "Asıl oyun kurucular, Hong Kong’un skandallarla düşen o binasından çok daha önce bu topraklara kök salmış olanlardı. Biz sadece bir nöbetçi kuleyi yıktık."Tam o sırada konağın dış kapısına yaklaşan bir aracın motor sesi duyuldu. Doğan aniden belindeki silaha uzandı, pencereden dışarı baktı.

"Abi, bahçe kapısına siyah bir zarf bırakıp hızla uzaklaştılar," dedi Doğan.

Agâh, masanın üzerindeki lambanın sarı ışığında dışarıyı süzdü. "Git al."

Doğan hızlıca aşağı inip birkaç saniye içinde elinde mühürlü siyah bir zarfla geri döndü. Zarfın üzerinde el yazısıyla tek bir cümle yazıyordu:
“Karadağ, masaya oturmak yetmez; şimdi borcunu ödeme vakti.”

Zarfın içinden çıkan fotoğrafa baktıklarında Agâh ve Doğan’ın yüz ifadesi bir anda sertleşti. Fotoğrafta, yıllar önce zannedilen bir kazada hayatını kaybettiği bilinen Agâh’ın eski dostu ve yeraltındaki en büyük sırdaşı Selim’in, karanlık bir hücrede elleri bağlı haldeki görüntüsü vardı.Agâh, fotoğrafı masaya bıraktı. Gözlerinde yıllardır kül altında saklanan o ateş yeniden alevlenmişti.

"Selim..." diye mırıldandı Agâh, dişlerinin arasından. "Demek ölmedi... Onu saklayanlar, bizim bu şehri korumak için neler feda edeceğimizi öğrenecekler."

Agâh paltosunu omzuna attı, gümüş tabancasını kılıfına yerleştirdi.

"Doğan, arabayı hazırla," dedi Agâh, kapıya doğru yürürken. "Eski defterler kapanmadı; aksine, daha yeni açılıyor."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

68okunma 40beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.