1. bölüm / 15
KARANLIĞIN SESİ1. Bölüm: Yağmur ve Barut
Bölümler 15Şu an: 1. Bölüm: Yağmur ve Barut
- 1 1. Bölüm: Yağmur ve Barut302 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm: Kanlı Masanın Raconu648 kelime
- 3 3.Bölüm: Gece Gelen Fırtına597 kelime
- 4 4. Bölüm: Ejderhanın Gölgesi ve Hesaplaşma603 kelime
- 5 5.Bölüm: Ejderhanın Gazabı ve Yeni Masa591 kelime
- 6 6.Bölüm: Küllerin Altındaki Kor370 kelime
- 7 7.Bölüm: Eski Dostun Gölgesi448 kelime
- 8 8.Bölüm: Geçmişin Zehri ve Şoke Edici Gerçek462 kelime
- 9 9.Bölüm: İki Kardeş, Tek Taht486 kelime
- 10 . 10.Bölüm: Alevler İçindeki Şehir507 kelime
- 11 11. Bölüm: Ekonomik Kurşunlar ve İçerideki Çatlak424 kelime
- 12 12. Bölüm: Kalbin Gölgesi ve İki Ateş Arasında447 kelime
- 13 13. Bölüm: Ateş Düştüğü Yeri Yakarlar397 kelime
- 14 14. Bölüm: Kanlı Yüzleşme ve Neva’nın Gizemi486 kelime
- 15 15.Bölüm: Fırtına Öncesindeki İki Ateş643 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yağmur, Karaköy’ün dar sokaklarındaki arnavutkaldırımlarına bir kurşun gibi düşüyordu. Rüzgâr, Haliç’in tuzlu ve yosun kokan havasını sokak aralarına savururken, siyah bir sedan otomobil yavaşça köşeyi döndü. Aracın içinin tek aydınlığı, arka koltukta oturan adamın sigarasından yükselen turuncu kor ışığıydı.
Adamın adı Agâh Karadağ’dı. Yirmi yıl boyunca şehrin gölgelerinde iz bırakmadan yürümüş, yer altı dünyasında fısıltıyla konuşulan tek bir kuralın sahibi olmuştu: “Eğer bir anlaşma kanla mühürlenmemişse, o söz hiç verilmemiştir.”
Sürücü koltuğundaki Doğan, dikiz aynasından patronunun yüzünü süzdü. Agâh’ın şakaklarındaki gri teller, yılların getirdiği yükün değil, hayatta kalmanın bedeliydi.Baronlar konseyi limanda bekliyor, Agâh Abi," dedi Doğan, sesi motor gürültüsünün arasında neredeyse kaybolarak. "Miran’ın masaya silahla geleceğini söylüyorlar."
Agâh, sigarasından derin bir nefes çekti. Dumanı yavaşça camın aralığından dışarı bıraktı. Yüzünde ne bir korku ne de bir telaş vardı; sadece yılların getirdiği soğuk bir kabulleniş.
"Miran hâlâ babasının mirasını ceketinin cebinde taşıdığını sanıyor," dedi Agâh, sesi fırtına öncesi sessizlik kadar pürüzsüzdü. "Silah masaya konursa, o masa devrilir Doğan. Masanın devrilmesi ise en çok Miran’ın işine gelmez."Siyah sedan, terk edilmiş konteyner alanına girdi. Islak betonun üzerinde yansıyan sarı projektör ışıkları, etraftaki korumaların gölgelerini devasa boyutlara ulaştırıyordu. Araç durdu. Doğan hızla inip kapıyı açtı.
Agâh arabadan indi. Paltosunun yakasını kaldırdı ve ağır adımlarla 4 Numaralı Depo’ya doğru yürümeye başladı. Her adımı, sadece bu gecenin değil, önümüzdeki yılların kaderini belirleyecek bir satranç hamlesinin başlangıcıydı.
İçeride büyük bir ahşap masa kurulmuştu. Masanın bir ucunda, genç ve hırslı yüzüyle Miran duruyordu. Yanında ise şehrin eski ağalarından birkaç isim. Miran, Agâh’ın içeri girdiğini görünce hafifçe gülümsedi ama gözlerindeki gerginlik saklanacak gibi değildi.
"Geç kaldın, Karadağ," dedi Miran, ellerini masaya dayayarak.Agâh masanın diğer ucundaki boş sandalyeye doğru ilerledi. Sandalyeyi çekip oturdu, paltonun düğmelerini açtı ve ellerini masanın üzerinde birleştirdi.
"Acelesi olan ölür, Miran," dedi Agâh, gözlerini genç adamın gözlerine dikerek. "Şimdi anlat bakalım. Bu şehri benden habersiz kime satmaya çalışıyorsun?"
Bölüm etkileşimi
