5. bölüm / 15
KARANLIĞIN SESİ5.Bölüm: Ejderhanın Gazabı ve Yeni Masa
Bölümler 15Şu an: 5.Bölüm: Ejderhanın Gazabı ve Yeni Masa
- 1 1. Bölüm: Yağmur ve Barut302 kelime
- 2 2. Bölüm: Kanlı Masanın Raconu648 kelime
- 3 3.Bölüm: Gece Gelen Fırtına597 kelime
- 4 4. Bölüm: Ejderhanın Gölgesi ve Hesaplaşma603 kelime
- 5 5.Bölüm: Ejderhanın Gazabı ve Yeni Masa591 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.Bölüm: Küllerin Altındaki Kor370 kelime
- 7 7.Bölüm: Eski Dostun Gölgesi448 kelime
- 8 8.Bölüm: Geçmişin Zehri ve Şoke Edici Gerçek462 kelime
- 9 9.Bölüm: İki Kardeş, Tek Taht486 kelime
- 10 . 10.Bölüm: Alevler İçindeki Şehir507 kelime
- 11 11. Bölüm: Ekonomik Kurşunlar ve İçerideki Çatlak424 kelime
- 12 12. Bölüm: Kalbin Gölgesi ve İki Ateş Arasında447 kelime
- 13 13. Bölüm: Ateş Düştüğü Yeri Yakarlar397 kelime
- 14 14. Bölüm: Kanlı Yüzleşme ve Neva’nın Gizemi486 kelime
- 15 15.Bölüm: Fırtına Öncesindeki İki Ateş643 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şafak vakti Karaköy Limanı’na düşen sis, gecenin kanlı izlerini örtmeye yetmiyordu. Miran’ın ölümü ve Şahin Bey’in masadan silinmesiyle yer altı dünyasında oluşan devasa boşluk, kulaktan kulağa fısıltılarla şehre yayılmıştı. Agâh Karadağ, Karaköy’ün tarihi bir çay ocağında ahşap bir sandalyeye oturmuş, ince belli bardaktan taze çayını yudumluyordu.
Doğan, elinde kalın bir dosyayla Agâh’ın yanına yaklaştı ve masaya oturdu.
"Abi, Miran’ın ölümü Hong Kong’da büyük bir dalgalanma yarattı," dedi Doğan, sesini kısarak. "Siyah Ejderha çetesinin lideri Chen Wei, İstanbul’daki başarısızlığı kabul edecek bir adam değil. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Avrupa ve Asya bağlantılı altı profesyonel tetikçinin şehre giriş yaptığı haberini aldık."
Agâh çayından bir yudum daha aldı. Yüzünde en ufak bir tedirginlik belirtisi yoktu.Chen Wei İstanbul’u bir harita üzerindeki piyon sanıyor," dedi Agâh, çay bardağını tabağına koyarken. "Bizim bu topraklara kök saldığımızı, buranın kurallarını kanla yazdığımızı unutuyor. Ağaları topla Doğan. Masayı bu akşam Karadağ Konağı’nda kuruyoruz. Bu şehri savunmak için herkes rengini belli etmek zorunda."
Gece yarısına doğru Karadağ Konağı, tarihindeki en gergin toplantılardan birine ev sahipliği yapıyordu. Masanın etrafında İstanbul’un geri kalan sekiz büyük ailesinin liderleri oturuyordu. Yaşlı Cevdet, Haşim Bey ve diğerleri... Hepsinin gözlerinde hem Agâh’a duyulan derin bir saygı hem de yaklaşan uluslararası tehlikenin korkusu vardı.
Agâh masanın başında doğruldu.Efendiler," dedi, sesi salonda yankılanarak. "Sınırlarımıza göz dikenler, aramızdaki hırslı gençleri ve zayıf halkaları kullanarak kapımıza kadar dayandı. Miran ve Şahin, yabancı paranın parlaklığına aldanıp bu masanın namusunu sattı. Şimdi soruyorum size: Bu şehri Ejderha’ya teslim mi edeceğiz, yoksa Karadağ’ın arkasında tek bir yumruk mu olacağız?"
Yaşlı Cevdet öne doğru eğildi. "Agâh... Chen Wei dediğin adamın arkasında küresel bir ordu var. Bizim adamlarımız sokak dövüşçüsü, onlarınkiler eğitimli suikastçı. Bu savaşı kazanabilir miyiz?"
Agâh hafifçe gülümsedi. "Bu sokaklar bizim evimiz Cevdet. Onlar bu sokaklarda sadece hedef arar, biz ise her köşebaşında bir kardeş buluruz."Tam o sırada konağın bahçesinden patlama sesi yükseldi. Süslü camlar paramparça olurken salon bir anda dumanaltı oldu.
"Baskın!" diye bağırdı Doğan.
Chen Wei’nin gönderdiği gölge suikastçılar, konak henüz dağılmadan eyleme geçmişti. Gece görüş gözlüklü, susturucu takılı otomatik silahlı adamlar konağın bahçesinden içeri sızıyordu.
Masadaki baronlar panik içinde sağa sola kaçışırken Agâh istifini hiç bozmadı. Ceketinin içinden gümüş tabancasını çıkardı.
"Masanın altına girin!" diye gürledi Agâh baronlara. "Doğan, ışıkları kapat ve doğu kanadını tut!"Konağın karanlığa gömülmesiyle birlikte tam bir sürek avı başladı. Suikastçılar yüksek teknolojiye sahipti ancak Agâh, doğup büyüdüğü bu konağın her ahşap gıcırtısını, hangi koridorun nereye çıktığını ezbere biliyordu. Karanlığın içinde patlayan her bir gümüş fısıltı, içeri giren bir tetikçinin sonu oluyordu.
Doğan ve Agâh, ikili çapraz ateş taktiğiyle konağa giren beş tetikçiyi saniyeler içinde etkisiz hale getirdi. Ancak altıncı tetikçi —küresel çetenin başsuikastçısı— doğrudan Agâh’ın bulunduğu salona sızmayı başarmıştı.
Karanlığın içinden çıkan uzun bir bıçak darbesi Agâh’ın paltonun kolunu yırttı. Agâh acıyla geriledi ama refleksiyle adamın bileğini yakaladı. İki adam salonun ortasında kıyasıya bir göğüs göğüse dövüşe tutuştu. Düşman hızlı ve öldürücüydü; fakat Agâh’ın hamlelerindeki tecrübe ve bitmek bilmeyen irade ağır bastı. Agâh adamın kolunu kırıp kendi bıçağını düşürmesini sağladı ve son hamleyle rakibini yere serdi.Işıklar yeniden yandığında, salon duman ve kovanlarla doluydu. Masanın altından çıkan baronlar, titreyen gözlerle Agâh’a bakıyordu. Agâh, kolundan süzülen kanı umursamadan masanın başına geçti. Yerde yatan suikastçının göğsünden ejderha armalı künyesini söküp aldı.
"Gördünüz mü?" dedi Agâh, kanlı elindeki künyeyi masanın ortasına fırlatarak. "Eti ve kemiği olan hiçbir şey yenilmez değildir. Chen Wei’ye mesajımız bu olsun."
Yaşlı Cevdet ayağa kalktı, Agâh’ın önünde saygıyla eğildi. "Seninle ölüme de geliriz Karadağ. Masa senindir, şehir senindir."
Diğer tüm baronlar tek tek ayağa kalkarak Agâh’a sadakatlerini bildirdiler.
Agâh Karadağ, Doğan’a döndü:
"Bize bir uçak bileti ayarla Doğan. Artık savunmada kalmak yetmez. Hong Kong’a, Ejderha’nın inine gidiyoruz."
Bölüm etkileşimi
