3. bölüm / 15
KARANLIĞIN SESİ3.Bölüm: Gece Gelen Fırtına
Bölümler 15Şu an: 3.Bölüm: Gece Gelen Fırtına
- 1 1. Bölüm: Yağmur ve Barut302 kelime
- 2 2. Bölüm: Kanlı Masanın Raconu648 kelime
- 3 3.Bölüm: Gece Gelen Fırtına597 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm: Ejderhanın Gölgesi ve Hesaplaşma603 kelime
- 5 5.Bölüm: Ejderhanın Gazabı ve Yeni Masa591 kelime
- 6 6.Bölüm: Küllerin Altındaki Kor370 kelime
- 7 7.Bölüm: Eski Dostun Gölgesi448 kelime
- 8 8.Bölüm: Geçmişin Zehri ve Şoke Edici Gerçek462 kelime
- 9 9.Bölüm: İki Kardeş, Tek Taht486 kelime
- 10 . 10.Bölüm: Alevler İçindeki Şehir507 kelime
- 11 11. Bölüm: Ekonomik Kurşunlar ve İçerideki Çatlak424 kelime
- 12 12. Bölüm: Kalbin Gölgesi ve İki Ateş Arasında447 kelime
- 13 13. Bölüm: Ateş Düştüğü Yeri Yakarlar397 kelime
- 14 14. Bölüm: Kanlı Yüzleşme ve Neva’nın Gizemi486 kelime
- 15 15.Bölüm: Fırtına Öncesindeki İki Ateş643 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Siyah sedan, sağanak yağmurun altında İstanbul’un karanlık damarları gibi uzanan sokaklarında hızla ilerliyordu. Agâh Karadağ, elindeki eski tespihin habbelerini tek tek çekerken bakışlarını camdan dışarıya sabitlemişti. İçindeki huzursuzluk, ıslak asfalttan yükselen motor sesinden daha baskındı.
Sürücü koltuğundaki Doğan’ın telefonu aniden titredi. Doğan, kulaklığına dokunarak aramayı yanıtladı. Saniyeler ilerledikçe yüzündeki ifadenin sertleştiği, dikiz aynasındaki yansımasından net bir şekilde görülüyordu.
"Anlaşıldı. Mevziyi koruyun, geliyoruz," dedi Doğan ve telefonu kapattı. Agâh’a dönmeden, aynadan göz göze geldi. "Abi... Zeynep Hanım’ın bulunduğu güvenli evin etrafında yabancı araçlar görülmüş. İletişim kesilmek üzere."Agâh’ın tespih çeken eli bir anlığına durdu. Gözlerindeki soğuk ifade, yerini yakıcı bir öfkeye bıraktı. Zeynep, onun bu hayatta sakındığı tek mirası, yeraltı dünyasının kirliliğinden uzak tutmaya çalıştığı öz kızıydı. Miran ve arkasındaki güçler, raconu çiğneyerek doğrudan aileye uzanmayı seçmişlerdi.
"Hızlan Doğan," dedi Agâh, sesi fısıltı kadar kısık ama bir emrin ağırlığını taşıyacak kadar kesindi. "Eğer Zeynep’in kılına zarar gelirse, bu şehri Miran’ın üzerine yıkarım."
Çamlıca sırtlarındaki güvenli ev, dışarıdan bakıldığında sıradan bir bağ evi gibi görünüyordu. Ancak evin içinde tam bir can pazarı yaşanıyordu. Siyah giysili sekiz silahlı adam, bahçe çitlerini aşarak eve sızmıştı.Evdeki iki koruma ilk temasta etkisiz hale getirilmişti. Zeynep, üst kattaki çalışma odasında kapıyı arkadan kilitlenmiş halde bekliyordu. Elindeki küçük tabancayı iki eliyle kavramış, kapı kolunun hareket edişini izliyordu. Kalbinin atışı kulaklarında yankılanıyordu ama Karadağ kanı taşıyordu; korkusu eylemini felç etmiyordu.
Güm!
İlk darbede ahşap kapı esnedi.
Güm!
İkinci darbede kilit kırıldı ve içeri giren ilk adamın üzerine Zeynep tereddüt etmeden iki el ateş etti. Adam yere yığılırken arkasındaki diğer iki kişi içeri daldı ve Zeynep’in elindeki silahı vurarak düşürdü.Sakin ol, patronun kızı," dedi yüzü kar maskeli adam, soğukkanlı bir sesle. "Miran Bey seninle tanışmak için sabırsızlanıyor."
Tam o sırada, evin ön bahçesinden şiddetli bir çarpışma sesi yükseldi. Agâh’ın kullandığı ağır sedan, bahçe kapısını kırarak içeri daldı ve kapıda bekleyen saldırganların aracına çarptı.
Araçtan ilk inen Doğan oldu. Otomatik silahından çıkan mermi sesleri geceyi yardı. Agâh ise arabadan ağır adımlarla indi. Elinde babasından kalma gümüş işlemeli Tabanca vardı. Ne koşuyor ne de saklanıyordu; doğrudan evin açık kapısına doğru yürüyordu.
Bahçedeki iki saldırgan Agâh’a doğru ateş açtı ancak Doğan’ın siper taktiğiyle etkisiz hale getirildiler. Agâh, merdivenleri çıkarken karşısına çıkan ve tetiğe basmaya çalışan saldırganı gözünü bile kırpmadan tek el ateşle yere devirdi.Üst kata ulaştığında, kar maskeli adam Zeynep’in boğazına sarılmış, kafasına silah dayamıştı.
"Bir adım daha atarsan beynini dağıtırım Karadağ!" diye bağırdı adam.
Agâh durdu. Silahını indirmeden adama baktı. Yüzünde ne bir panik ne de bir taviz kırıntısı vardı.
"Sen Miran’ın adamı değilsin," dedi Agâh, adamın kıyafetindeki profesyonel detayları inceleyerek. "Sizi buraya gönderen o yabancı sermaye... Miran’ı maşa olarak kullanıyorlar."
"İsimlerin bir önemi yok," dedi adam, geriye doğru bir adım atarak. "Şehri teslim edeceksin."
Agâh gözlerini Zeynep’e çevirdi. Kızının gözlerindeki cesareti gördü.Zeynep," dedi Agâh sakince. "Eğil."
Zeynep bir an bile tereddüt etmedi. Kendini aniden öne doğru bıraktı. Aynı salisede Agâh’ın silahı patladı. Mermi, saldırganın tam iki gözünün ortasına saplandı. Adam cansız bir şekilde arkadaki duvara devrildi.
Agâh hızla kızının yanına gitti, onu yerden kaldırdı ve sarıldı. Zeynep babasına sıkıca sarılırken Agâh, kızının başını öptü.
"Geçti kızım," dedi Agâh. Ama gözleri yerdeki adamın cebinden düşen ve üzerinde bir ejderha figürü bulunan şifreli telefondaydı.
Doğan odaya daldı, nefes nefeseydi. "Abi, ev temizlendi. Ama polis sirenleri yaklaşıyor, hemen çıkmamız lazım."
Agâh yerdeki telefonu cebine attı. Kızını kolunun altına alarak merdivenlere yöneldi.Miran çizgini aştı Doğan," dedi Agâh, aşağı inerlerken. "Artık savunmada değiliz. Sabahı beklemeyeceğiz. Masayı bu gece kuruyoruz ama bu sefer Karadağ’ın kurallarıyla."
Siyah sedan, gecenin karanlığına karışıp izini kaybettirirken, Karaköy’deki limana doğru yeni bir fırtına yaklaşıyordu. Agâh Karadağ, elindeki yabancı simgeye bakarken yer altı dünyasındaki en büyük savaşın henüz yeni başladığını biliyordu.
Bölüm etkileşimi
