10. bölüm / 29
KANLI DÜĞÜM9.BÖLÜM=MİKAELSON BALOSU
Bölümler 29Şu an: 9.BÖLÜM=MİKAELSON BALOSU
- 1 KARAKTER TANITIMI220 kelime
- 2 1.BÖLÜM=RÜYADAKİ ADAM1.151 kelime
- 3 2.BÖLÜM=BAKICI1.322 kelime
- 4 3. BÖLÜM: DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ753 kelime
- 5 4.BÖLÜM=UYANIŞ830 kelime
- 6 5.BÖLÜM=SİNİRLİ YÜZÜK902 kelime
- 7 6.BÖLÜM=KANLI DÜĞÜM EFSANESİ1.025 kelime
- 8 7.BÖLÜM=GÜVENME BANA1.173 kelime
- 9 8.BÖLÜM=HUZURLU UYKU1.237 kelime
- 10 9.BÖLÜM=MİKAELSON BALOSU1.352 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 10.BÖLÜM=SALDIRI1.159 kelime
- 12 11.BÖLÜM=BEYAZ LALE1.241 kelime
- 13 12.BÖLÜM=KIZ KIZA723 kelime
- 14 13.BÖLÜM=GÜÇLÜ BAĞ826 kelime
- 15 14.BÖLÜM=VEDALAŞMA1.172 kelime
- 16 15.BÖLÜM=CENAZE TÖRENİ1.431 kelime
- 17 16.BÖLÜM=ÖZLENİŞ842 kelime
- 18 17.BÖLÜM=KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR530 kelime
- 19 18.BÖLÜM=GÜVENLİ KOLLAR877 kelime
- 20 19.BÖLÜM=SAAT KULESİ574 kelime
- 21 20.BÖLÜM=İLK DÖNÜŞÜM1.564 kelime
- 22 21.BÖLÜM=BAĞIN GÜÇÜ1.008 kelime
- 23 22.BÖLÜM=FİLM GECESİ884 kelime
- 24 23.BÖLÜM=BÜYÜK DÜŞMAN1.263 kelime
- 25 24.BÖLÜM=GEÇMİŞİN BEDELİ1.061 kelime
- 26 25.BÖLÜM=SENİ SEVİYORUM LARA1.938 kelime
- 27 26.BÖLÜM=DÖNÜŞÜM1.354 kelime
- 28 27.BÖLÜM=TAKIM ELBİSELİ ADAM1.799 kelime
- 29 28.BÖLÜM=VAMPİR EĞİTİMİ1.400 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi yavaşça açtığımda odanın loş ışıkla aydınlandığını gördüm.Dışarıdaki yağmur dinmiş, yerini sessiz bir sabaha bırakmıştı.
Bir an nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Sonra başımı hafifçe çevirdim. Hope hâlâ derin bir uykudaydı.
Yüzünde küçük bir gülümseme vardı. Kollarıyla peluş oyuncağına sarılmış, huzur içinde uyuyordu.
Diğer tarafına baktığımda ise Klaus’u gördüm.O da uyuyordu. Yüzündeki sert ifade kaybolmuştu. İlk kez onu bu kadar sakin görüyordum.
Kendi kendime gülümsedim. “Demek sen de böyle huzurlu uyuyabiliyormuşsun…” dedim Onları uyandırmak istemedim.
Yavaşça yataktan kalktım. Sessiz adımlarla odadan çıktım ve kapıyı dikkatlice kapattım. Koridor bomboştu
.
Merdivenlerden aşağı inerken konağın sabah sessizliği insana huzur veriyordu.
Tam son basamağa geldiğim sırada biriyle göz göze geldim. Kol. Her zamanki gibi rahat tavırlarla bana bakıyordu.
Kollarını göğsünde birleştirerek hafifçe gülümsedi. “Nereye böyle, bakıcı kız?” Diye sordu Gülümseyerek cevap verdim. “Üniversiteye.” Dedim
Kol başını salladı. “Demek hem okuyup hem de Hope’la ilgileniyorsun.” Dedi “Evet.” Dedim “Zor olmuyor mu?” Diye sordu “Bazen oluyor ama Hope buna değiyor.” Dedim
Kol hafifçe güldü.”O küçük cadı seni gerçekten çok seviyor.” Dedi “Ben de onu seviyorum.” Dedim
Kol bana birkaç saniye baktı. “Bu evde seni seven tek kişi o değil.” Dedi sanki bir kişiden bahsediyormuş gibi Ne demek istediğini anlayamadan merakla ona baktım.
“Nasıl yani?” Diye sordum Kol omuz silkti. “Boş ver.” Dedi Sonra yüzünde muzip bir gülümseme belirdi. “Hadi, geç kalma. Derslerine yetiş.” Dedi
“Teşekkür ederim.” Dedim “İyi dersler, bakıcı kız.” Dedi “Adım Lara.” Dedim Kol gülerek başını eğdi. “Biliyorum.” Dedim
Bunun ardından merdivenlerden yukarı çıktı. Ben ise konağın kapısından dışarı çıktım. İlk olarak yurda uğradım.
Üzerimi değiştirip çantamı aldım. Aynaya kısa bir süre baktım. Son günlerde yaşananlar beni biraz yormuştu.
Ama bunu kimsenin fark etmesini istemiyordum. Derin bir nefes aldıktan sonra üniversiteye doğru yürümeye başladım.
Bugün okul her zamankinden daha sessizdi. Sınıfa girdiğimde ilk dikkatimi çeken şey
Sara’nın yerinin boş olmasıydı. Telefonumu çıkarıp ona mesaj attım
.
Ben: Neredesin? Seni sınıfta göremedim. Birkaç dakika sonra cevap geldi.
Sara: Karnım çok ağrıyor. Bugün gelemeyeceğim.
Ben: Geçmiş olsun. Kendine dikkat et, bol bol dinlen.
Sara: Teşekkür ederim. Sen benim yerime de not al. Mesajı okuyunca gülümsedim.
Ben: Söz.
Telefonumu çantama koyup derse odaklanmaya çalıştım. Ama olmuyordu. Profesör anlatıyor… Sınıftaki herkes not alıyordu…
Ben ise yalnızca dün geceyi düşünüyordum. Klaus’un yüzünü… Söylediği sözleri
… Bana bakışını… “Belki de senden uzak durmam en doğru şey.” Dediğini
Kalemimi elimde çevirirken içimden geçirdim. “Neden kendini bu kadar suçluyorsun, Klaus?” Diye sordum kendi kendüme
Profesörün sesi beni düşüncelerimden çıkardı. “Lara, bu sorunun cevabını sen söyleyebilir misin?” Diye sordu Bir an afalladım.”Özür dilerim hocam… Dalgın kaldım.” Dedim
Profesör anlayışla gülümsedi . “Bugünlük seni affedelim.” Dedi Sınıfta hafif bir gülüş yükseldi. Ben de utangaç bir şekilde gülümsedim.
Dersler bittikten sonra üniversiteden çıktım. Hava serinlemişti. Ağaçların yaprakları rüzgârla birlikte hafifçe sallanıyordu.
Yurda doğru yürürken aklıma Hayley’in dün söyledikleri geldi. “Yarın akşam konağımızda bir balo var. İstersen sen de bize katılabilirsin.” Dediği geldi aklıma
İlk başta nazikçe reddetmek istemiştim. Çünkü böyle gösterişli davetlere hiç alışık değildim.
Üstelik oradaki insanların arasında kendimi yabancı hissedeceğimi düşünüyordum.
Ama Hope pes etmemişti. “Lara, lütfen gel.” Dedi “Kocaman balo olacak.” Dedü “Ben sen olmadan eğlenemem.” Dedi O kadar tatlı bakmıştı ki… Hayır diyememiştim.
Sara’yı da davet etmiştim. Ama işi olduğu için gelemeyeceğini söylemişti. Biraz üzülmüştüm.
Yine de söz vermiştim. Bu akşam baloya gidecektim.
Yurda vardığımda dolabımı açtım. Elbiselerin arasında kısa bir süre düşündüm.
Sonra koyu zümrüt yeşili uzun elbiseyi çıkardım.
Bu elbiseyi daha önce hiç giymemiştim. Omuzları zarif bir şekilde açıkta bırakıyor,
bel kısmı vücudu nazikçe sarıyor, eteği ise yere kadar dökülüyordu.
Üzerimi değiştirdim. Ardından makyaj masasına oturdum.
Abartılı olmamasına dikkat ederek hafif bir makyaj yaptım . Kirpiklerime biraz rimel sürdüm.
Dudaklarıma doğal tonlarda bir ruj sürdükten sonra saçlarımı özenle yukarı toplayıp zarif bir topuz yaptım.
Kulaklarıma küçük inci küpeler taktım. Boynuma ince gümüş bir kolye iliştirdim. Son olarak aynanın karşısına geçtim.
Kendime uzun uzun baktım. Karşımdaki kişi hâlâ bendim. Ama ilk kez kendimi biraz farklı hissediyordum.
İçimde heyecan vardı. Belki biraz da tedirginlik… Çünkü bu gece yalnızca bir baloya gitmeyecektim.
Mikaelson ailesinin dünyasına bir adım daha yaklaşacaktım. Ve nedense…
Bu gecenin sıradan bir gece olmayacağını hissediyordum
Derin bir nefes aldım. “Tamam Lara… Sadece bir balo.” Bunu söylemeye çalışıyordum ama içimde garip bir heyecan vardı.
Çantamı alıp yurttan çıktım. Konağa doğru yürürken hava çoktan kararmaya başlamıştı.
New Orleans sokakları ışıklarla aydınlanmış, şehrin her köşesi ayrı bir güzelliğe bürünmüştü.
Yaklaşık yirmi dakika sonra Mikaelson Konağı’nın önüne geldim. Kapının önünde siyah lüks arabalar sıralanmıştı
.
İçeriden keman ve piyano sesleri geliyordu.
Konağın giriş kapısı altın renkli ışıklarla süslenmiş, bahçeye beyaz güller yerleştirilmişti.
Bir an olduğum yerde durdum. “Gerçekten buraya mı gireceğim?” Dedim kendi kendime
Tam geri dönmeyi düşünürken kapı açıldı. Karşımda Elijah duruyordu. Her zamanki gibi kusursuz görünüyordu.
Siyah takım elbisesi, beyaz gömleği ve kırmızı mendiliyle tam bir centilmen gibiydi.
Beni görünce nazikçe gülümsedi. “Hoş geldin Lara.” Dedi “Merhaba.” Dedim Bir an çekinerek konuştum. “Geç kalmadım umarım.” Dedim
Elijah başını iki yana salladı. “Hayır. Tam zamanında geldin.” Dedi Sonra bana dikkatlice baktı. “Bu renk sana gerçekten çok yakışmış.” Dedi
Yanaklarım hafifçe kızardı. “Teşekkür ederim.” Dedim Elijah kolunu uzattı.”İçeri geçelim.” Dedi
Onunla birlikte balo salonuna girdim. İçeri adımımı attığım anda nefesim kesildi. Salon hayal ettiğimden bile güzeldi.
Yüksek tavanlardan dev kristal avizeler sarkıyordu.Duvarlarda altın işlemeler vardı.
Orkestranın çaldığı klasik müzik bütün salonu dolduruyordu.
İnsanlar zarif kıyafetleriyle dans ediyor, sohbet ediyor ve gülümsüyordu
.
Kendimi bir masalın içine düşmüş gibi hissettim. “Vay canına…” dedim Elijah gülümseyerek bana baktı. “İlk Mikaelson balon.” Dedi
“Evet.” Dedim “Nasıl buldun?” Diye sordu “Hayatımda böyle bir yer görmedim.” Dedim “Bu daha başlangıç.” Dedi
Tam o sırada tanıdık bir ses duyuldu.” Lara!” Dedi Hope koşarak bana geldi. Üzerinde açık mavi, kabarık bir elbise vardı.
Saçları küçük örgülerle toplanmıştı. Gerçekten küçük bir prenses gibi görünüyordu
“Hope!” Dedim Eğilip ona sarıldım.”Çok güzelsin.” Dedim Hope dönerek eteğini gösterdi.”Elbisemi beğendin mi?” Diye sordu “Bayıldım.” Dedim
“Sen de çok güzelsin.” Dedi Gülümseyerek yanağını okşadım . “Teşekkür ederim.” Dedim
Hope aniden elimi tuttu.”Gel!” Dedi “Nereye?” Diye sörfüm “Sana herkesi göstereceğim.” Dedim Beni heyecanla salonun içinde gezdirmeye başladı.
Bir masayı gösterdi.”Bak, orada amcam Kol.” Dedi hope Kol elindeki içecekle bana el salladı.”Geldin demek, bakıcı kız.” Dedi kol
Gülerek başımı salladım. “Adım Lara.” Dedim “Biliyorum ama seni kızdırmak daha eğlenceli.” Dedi kol Hope hemen kaşlarını çattı. “Kol amca !” Dedi hope
Kol kahkaha attı. “Tamam, tamam. Şaka yapıyorum.” Dedi Hope bana döndü.” Amcam bazen çok çocuk gibi davranıyor.” Dedi hope “Sanırım haklısın.” Dedim
Üçümüz birlikte güldük. Tam o sırada salondaki müzik yavaşladı. İnsanların bakışları merdivenlere çevrildi.
Ben de merakla başımı kaldırdım. Merdivenlerden Klaus iniyordu. Siyah smokini üzerinde kusursuz duruyordu.
Her zamanki gibi kendinden emin adımlarla aşağı indi. Salondaki birçok kişi ona saygıyla bakıyordu.
Klaus’un bakışları kalabalığın arasında dolaşırken bir anda benim üzerimde durdu.
Birkaç saniye boyunca göz göze kaldık. Nedense kalbim biraz daha hızlı atmaya başladı.
O ise yüzünde belli belirsiz bir ifadeyle bana bakmaya devam etti.
Hope heyecanla bağırdı. “Baba!” Dedi hope Klaus’un dikkati hemen kızına döndü. Hope koşarak ona sarıldı.
Klaus eğilip onu kucağına aldı. “İyi eğleniyor musun?” Diye sordu “Evet.” Dedi hope Sonra Hope bana döndü. “Lara da geldi.” Dedi
Klaus tekrar bana baktı. Bu kez yüzünde hafif bir gülümseme vardı. “Geldiğini gördüm.” Dedi klaus
Yanıma doğru birkaç adım attı. “Bu gece gelmeyeceğini düşünmüştüm.” Dedi Başımı hafifçe eğdim. “Aslında ilk başta gelmek istemedim.” Dedim
“Neden?” Diye sordu “Böyle davetlere alışık değilim.” Dedim Klaus kısa bir süre sustu. Sonra beklemediğim bir şey söyledi. “İyi ki gelmişsin.” Dedi
Şaşkınlıkla ona baktım.”Geldiğine sevindim.” Dedi Bu sözleri duyunca istemsizce gülümsedim. Tam o sırada orkestranın müziği değişti.
Daha yavaş ve zarif bir melodi çalmaya başladı. Salondaki çiftler dans pistine çıkmaya başladı.
Hope heyecanla babasının kulağına eğildi
“Baba…” dedi hope “Efendim?” Dedi klaus “Lara hiç dans etmedi.” Dedi Klaus bana baktı. “Doğru mu?” Diye sordu
Utanarak gülümsedim.İBiraz…” dedim Hope başını iki yana salladı. “Hayır.” Dedi Sonra babasına döndü. “Öyleyse ilk dansı sen yaptır.” Dedi
Klaus ile aynı anda şaşkınlıkla Hope’a baktık. “Hope…” dedş klaus Ama küçük hope kararlıydı. “Lütfen.” Dedi
Yüzündeki umut dolu ifadeye bakınca ne Klaus hayır diyebildi… Ne de ben. Klaus yavaşça bana döndü.
Elini nazikçe uzattı. “Bu dansı benimle paylaşır mısın, Lara?” Diye sordu “Tabi ki” dedim
Salondaki müzik devam ederken bütün bakışlar bir anlığına üzerimize çevrilmiş gibiydi.
Kalbim heyecandan hızla çarpmaya başladı. Ve vereceğim cevap… Bu gecenin geri kalanını değiştirebilirdi.
Bölüm etkileşimi
