12. bölüm · KANLI DÜĞÜM
11.BÖLÜM=BEYAZ LALE
Baloda yaşanan saldırının üzerinden birkaç gün geçmişti.
Dışarıdan bakıldığında her şey normale dönmüş gibi görünüyordu.
Ama benim için öyle değildi. Artık sokakta tek başıma yürürken sürekli etrafıma bakıyordum
.
Her köşe başında biri beni izliyormuş gibi hissediyordum. Lucien’in adamının kırmızı gözleri gözümün önünden gitmiyordu.
Korkuyordum… Hem de çok korkuyordum. Ama bunu kimseye göstermemeye kararlıydım
.
Çünkü korkumu göstermenin, Lucien’in istediği şey olduğunu hissediyordum. Ben korktukça güçlenecekti. Buna izin vermeyecektim.
O gün derslerim bittikten sonra doğruca Mikaelson Konağı’na gittim. Kapıdan içeri girdiğimde ev beklediğimden çok daha sessizdi.
Koridorlarda kimse görünmüyordu. Tam Hope’u arayacakken bahçeden kahkahalar duydum.
Gülümseyerek dışarı çıktım. Hope kum havuzunda oturmuş, büyük bir heyecanla kumdan kale yapıyordu
.
Yanında küçük kovaları ve rengârenk oyuncakları vardı. Biraz ileride ise Hayley bahçedeki masada oturmuş kızını izliyordu.
Beni görünce gülümsedi. “Lara.” Dedi Hayley “Merhaba.” Dedim Yanına oturdum. Hayley yüzüme dikkatlice baktı.“Son birkaç gündür biraz dalgın görünüyorsun.” Dedi
Başımı eğdim. “Öyle miyim?” Diye sordum “Evet.” Dedi Hayley Bir an sustu sonra tekrar konuştu “Gerçekten iyi misin?” Diye sordu
İç çekerek gülümsedim. “İyiyim.” Dedim Hayley bana pek inanmadı. “Lara…” dedi sonra devam etti Sesi oldukça yumuşaktı.”Eğer seni üzen bir şey varsa benimle konuşabilirsin.” Dedi Hayley
Birkaç saniye sustum. Sonra dürüst olmaya karar verdim.”Dün gece yaşanan saldırı…” dedim Sözler boğazımda düğümlendi.
“Gerçekten çok korktum.” Dedim Hayley hiç konuşmadan elimi tuttu. Parmaklarını nazikçe elimin üzerine koydu. “Lara…” dedi
Sonra devam etti “Bundan utanma.” Dedi Hayley “Korkman çok normal.” Dedi ve sonra devam etti “Güçlü görünmeye çalışmak zorunda değilsin.” Dedi
Gözlerim dolacak gibi oldu.”Ya tekrar gelirse?” Diye sordum Hayley hiç düşünmeden cevap verdi
.”Gelmeye çalışabilir.” Dedi “Ama sana ulaşamayacak.” “Çünkü burada yalnız değilsin.”. Dedi
Ve devam etti “Bu evde seni koruyacak insanlar var.” Dedi “Buna ben de dâhilim.” Dedi “Gerçekten mi?” Diye sordum
Hayley gülümsedi. “Elbette.” Dedi “Sen artık bu evin misafirisi ve Misafirlerimizi de ailemizi de koruruz.” Dedi
İçimdeki yük biraz hafiflemişti. “Teşekkür ederim.” Dedim Bir süre sessizce
Hope’u izledik. Hope kahkahalar atarak kumdan kocaman bir kale yapıyordu.
Ara sıra kaleyi bozuyor, sonra yeniden yapıyordu. Onu izlerken istemsizce gülümsedim. “Hope gerçekten çok şanslı.” Dedim Hayley bana döndü. “Neden?” Diye sordu
“Onu seven bir annesi var. Ve Korumak için her şeyi yapacak bir babası var. Bence bundan daha büyük bir şans olamaz.” Dedim
Hayley kızına sevgiyle baktı “Evet haklısın” dedi Hayley Sonra uzun zamandır merak ettiğim soruyu sordum.
“Bir şey sorabilir miyim?” Diye sordum “Tabii.” Dedi Hayley “Sen ve Klaus…” dedim Hayley merakla baktı.”Evet?” Dedi “ Neden boşandınız?” Diye sordu
Hayley birkaç saniye bana baktı. Sonra kahkaha atmaya başladı. Şaşkınlıkla yüzüne baktım. “Neden gülüyorsun?” Diye sordum
“Lara…” dedi ve konuşmaya devam etti “Ben ve Klaus hiç evlenmedik.” Dedi Şaşkınlıkla gözlerimi açtım. “Ne? Evlenmediniz mi?” Diye sordum şaşkın bir ses tonu ile
Hayley başını salladı. “Hayır.” Dedi “Ama Hope…” diye sordum Hayley gülümseyerek açıkladı.”Hope’un babası Klaus.” Dedi
“Fakat bizim hiç romantik bir ilişkimiz olmadı.” Dedi “Nasıl yani?” Diye sordum “Bir gece birbirimizi tanıyorduk. Sonra yollarımız ayrıldı. Daha sonra Hope’un geleceğini öğrendik.” Dedi
Şaşkınlığım daha da arttı.”Yani…” dedim “Tek gecelik bir ilişkiydi.” Dedi Hayley Söylediklerini sindirmeye çalışıyordum.
“Sonra?” Diye sordum “Sonra Jackson’la tanıştım.” Dedi Hayley’nin gözleri parladı. “Hayatımın en güzel günlerini onunla yaşadım.” Dedi
Onu hafif bir gülümse ile dinledim “O bana her zaman destek oldu. Hope’u da kendi kızı gibi sevdi.” Dedi Hayley
Tam o sırada arkamızdan tanıdık bir ses geldi.”Benden mi bahsediyorsunuz?” Dedi biri Arkamı döndüm.
Jackson gülümseyerek yanımıza gelmişti. Hayley ayağa kalkar kalkmaz Jackson beline sarıldı.
Sonra sevgiyle alnına küçük bir öpücük kondurdu. “Merhaba, güzelim.” Dedi Jackson “Hoş geldin.” Dedi Hayley
Hayley gülümseyerek ona sarıldı. İkisini izlerken yüzümde istemsiz bir tebessüm oluştu
Jackson bana döndü. “Sen Lara olmalısın.” Dedi Jackson “Evet.” Dedim “Ben Jackson. Hayley’nin kocası.” Dedi ve Elini uzattı.
“Tanıştığımıza memnun oldum.” Dedi Ben de elini sıktım. “Ben de memnun oldum.” Dedim Jackson sandalyeye oturdu.
“Seni Hope’tan çok duydum.” Dedi Jackson “Gerçekten mi?” Diye sordum “Evet.Her gün Lara bunu yaptı, Lara benimle oyun oynadı, Lara bana hikâye anlattı.’ diye anlatıyor.” Dedi Jackson
Gülmeye başladım.”Demek beni şikâyet ediyor.” Dedim Jackson da güldü. “Hayır. Tam tersine seni çok seviyor.” Dedi Jackson
Bir süre daha sohbet ettik. Jackson ile Hayley geçmişten komik anılar anlattılar. Birbirlerine bakışlarından ne kadar mutlu oldukları belli oluyordu
Bir süre sonra Hope koşarak yanıma geldi.”Lara!” Dedi hope “Evet?” Dedim “Kumdan kaleyi bitirelim.” Dedi hope “Olur.” Dedim
Birlikte uzun süre kumdan kaleler yaptık. Hope oynarken üzerini başını tamamen kuma bulamıştı.
Hayley gülmeye başladı. “Tamam küçük hanım Banyo vakti.” Dedi Hayley Hope suratını astı. “Ama…” dedi hope “İtiraz yok.” Dedim
Hayley onu kucağına aldı. Jackson da gülerek peşlerinden gitti. Bahçede yalnız kalmıştım.
Hafif rüzgâr ağaçların yapraklarını sallıyordu. Tam gökyüzünü izlerken birinin yanıma oturduğunu fark ettim. Klaus
Elinde kahve fincanı vardı.”Burada tek başına ne yapıyorsun?” Diye sordu klaus “Hiç.” Dedim sonra “Güzel bir hava var.” Dedim
Klaus başını salladı. “Birkaç gündür seni gözlemliyorum.Eskisi kadar rahat değilsin.” Dedi Bir an sustum. “İyiyim.” Dedim
Klaus hafifçe gülümsedi. “Yalan söylemeyi pek beceremiyorsun.” Dedi İkimiz de kısa bir süre sessiz kaldık. Sonra Klaus derin bir nefes aldı.”Lara…” dedi
“Efendim” dedim “Dün gece yaşananlar için tekrar özür dilerim.” Dedi klaus Şaşkınlıkla ona baktım
“Klaus Özür dilemene gerek yok.” Dedim “Var” dedi derin bir nefes aldı konuşmaya devam etti
“Çünkü sen benim konuğumsun. Ve benim evimde sana saldırıldı. Bu kabul edebileceğim bir şey değil” dedi klaus
Yüzündeki suçluluk ifadesi çok belirgindi. Gülümsedim. “Sen olmasaydın belki de şu an burada olmazdım.” Dedim
Klaus bana baktı “Beni koruduğun için teşekkür ederim.” Dedim Sesi alçaktı. “Her zaman.” Dedi klaus
Hiç düşünmeden söylemişti. Sanki bu onun için dünyanın en doğal sözüydü. Tam o sırada çimlerin arasında açmış beyaz laleler dikkatimi çekti.
Ayağa kalkıp eğildim. En güzel görünen laleyi dikkatlice kopardım “Lalenin anlamını biliyor musun?” Diye sordu klaus “Evet Saflık ve masumiyet” dedim
“Bir anlamı daha var” dedi “Nedir?” Diye sordum “Sana karşı hislerim var” dedi gülümsedim
Çiçeği klausa uzattım “O zaman Bu senin olsun.” Dedim Klaus şaşkınlıkla çiçeği aldı. Uzun süre laleye baktı.
Sonra hafifçe güldü. “İlginç.” Dedi klaus “Neden?” Diye sordum “Yaklaşık bin yıldır yaşıyorum. Ama bana ilk defa biri çiçek veriyor.” Dedi klaus
Kahkaha attım.”Demek ki her şeyin bir ilki var.” Dedim Klaus da gülümsedi. “Evet.” Dedi sonra gülümserek geri konuştu “İlkler bazen unutulmaz olur.” Dedi klaus
Bir süre çiçeğe baktı. Sonra bana döndü. “Teşekkür ederim.” Dedi “Rica ederim.” Dedim Rüzgâr hafifçe eserken ikimiz de sessizce bahçeyi izledik.
O sessizlik bile rahatsız edici değildi Tam aksine… Huzur veriyordu. Bir süre sonra Klaus ayağa kalktı “Gitmem gerekiyor. Sonra görüşürüz.” Dedi
“Sonra görüşürüz.” Dedim Elindeki beyaz laleye son kez baktı. Ardından konağın içine doğru yürüdü.
Ben de gülümseyerek onun arkasından baktım.
İnsanların anlattığı acımasız Klaus Mikaelson ile benim tanıdığım Klaus aynı kişi olabilir miydi?
İçindeki iyi kalbi gerçekten sadece ben mi görebiliyordum Bir süre sonra ben de mutfağa geçtim.
Kendime bir fincan çay hazırlamak istiyordum Dolaptan kupayı aldım Tam çayı dolduracakken gözüm mutfak masasının üzerine takıldı.
Şaşkınlıkla yaklaştım. Masanın üzerinde… Klaus’a verdiğim beyaz lale duruyordu Yanında ise küçük, katlanmış bir not vardı.
Merakla notu açtım sadece iki kelime yazıyordu “Hep böyle gül” Notu okurken istemsizce gülümsedim.
Beyaz laleyi kalbime bastırdım. Belki Klaus bunu söylemezdi. Belki duygularını kolay kolay belli etmezdi.
Ama bazen İki kelimelik bir not, uzun cümlelerden çok daha fazlasını anlatırdı.
Peki gerçekten bütün duyguları beyaz Laleler belli ediyordur annem hep derdi ki “Eğer biri sana beyaz Lale verirse gözlerin içine bak” derdi
Bende klausun gözlerin içine bakmıştım gözlerinde nefret, dışlanma filan yoktu sanki sevgile ihtiyacı olan bir kişiydi
Bence bu sevgi yakında onu bulacaktı hope veda ettikten sonra yuda geçtim ve yurda beyaz laleli vazoya koydum
Ve yatağa bu kez korkarak değil mutlu bir şekilde yattım
