KANLI DÜĞÜM kitap kapağı

7. bölüm / 29

6.BÖLÜM=KANLI DÜĞÜM EFSANESİ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 6.BÖLÜM=KANLI DÜĞÜM EFSANESİ

Aradan birkaç hafta geçmişti.

Hayatım yavaş yavaş düzene girmeye başlamıştı. Okul beklediğimden çok daha iyi gidiyordu. Hatta ilk kez gerçekten yakın hissettiğim bir arkadaş edinmiştim.

Sara.

Onunla neredeyse her teneffüsü birlikte geçiriyorduk. Bahçede oturuyor, kantinde sohbet ediyor, bazen de okul çıkışında uzun yürüyüşler yapıyorduk.

Bir gün okul bahçesinde büyük meşe ağacının altına oturmuş hayallerimizden konuşuyorduk. Sara heyecanla bana döndü. “Biliyor musun, çocukluğumdan beri tek bir hayalim var.” Deid

“Ne?” Diye sordum “Bir gün büyük bir tiyatro sahnesinde başrol oynamak.” Dedi Gözleri parlıyordu. Sonra devam etti

”İnsanların beni izlediği, alkışladığı o anı hayal ediyorum. Belki çok zor olacak ama vazgeçmeye hiç niyetim yok.” Dedi Gülümseyerek onu dinledim.” Bence başaracaksın.” Dedim

“Nereden biliyorsun?” Diye sordu “Çünkü konuşurken bile gözlerin parlıyor. Gerçekten isteyen insanlar bir şekilde hayallerine ulaşır.” Dedim

Sara utangaçça gülümsedi. “Peki ya sen?” Diye sordu Bir an düşündüm. “Ben…” dedim Derin bir nefes aldım ve devam ettim “İyi bir sanatçı olmak istiyorum.” Dedim

“Resim mi?” Diye sordu “Evet. İnsanların baktığında duygularını hissedebileceği tablolar yapmak istiyorum.” Dedim Sara hayranlıkla bana baktı. “Bence sen de başaracaksın.” Dedi

“Umarım.” Dedim Sonra ikimiz de gülmeye başladık. Elbette ona Mikaelson ailesinden, vampirlerden ya da yaşadığım hiçbir garip olaydan bahsetmiyordum. Bunların hepsi benim sırrımdı.

Okul çıkışı konağa doğru yürürken avlunun girişinde Marcel’i gördüm. Yanında birkaç vampir vardı. Hararetli bir şekilde konuşuyorlardı.

Marcel beni görünce konuşmasını kısa süreliğine kesti. “Lara.” Dedi Gülümseyerek başını eğdi “Okul nasıldı?” Diye sordu “İyiydi.” Dedim

“Yeni arkadaşlar edinmişsin diye duydum.” Deid Şaşkınlıkla baktım.” Bunu nereden biliyorsun?” Diye sordum

Marcel hafifçe güldü.”Bu şehirde olup bitenleri öğrenmek benim işim.” Dedi Ben de gülümsedim. “Kulağa biraz korkutucu geliyor.” Dedim “Aslında öyledir.” Dedi

İkimiz de kısa bir kahkaha attık. Marcel’in Klaus’la aramdaki bağı bildiğini biliyordum. Bu yüzden son günlerde Elijah’a yardım ederek eski kayıtları araştırıyordu.

Ben tam yanlarından geçecekken Marcel tekrar konuştu.”Merak etme.” Dedi “Neyi?” Diye sordum “Elijah mutlaka bir şey bulacaktır.” Dedi Başımı salladım. “Umarım.” Dedim

Marcel bana güven veren bir gülümseme attı. Sonra yeniden adamlarına döndü. Oradan ayrılırken gözüm uzakta duran Rebekah’a takıldı.

İkisi gerçekten birbirlerine çok yakışıyorlardı. Aralarındaki uyum dışarıdan bile hissediliyordu. Konağa girdiğimde sessizlik hâkimdi.

Ceketimi çıkarıp askılığa astım. Tam merdivenlere yönelmiştim ki yukarıdan Rebekah inmeye başladı. Her zamanki gibi son derece şıktı.

Üzerinde kırmızı bir korse, siyah uzun etek, siyah çoraplar ve deri bir ceket vardı. Oldukça etkileyici görünüyordu. Bana kısa bir bakış attı.

Ne gülümsedi… Ne de selam verdi. Hiçbir şey söylemeden yanımdan geçip çıktı. İçimden derin bir nefes verdim. Beni hâlâ sevmediği çok belliydi.

Belki de bana güvenmiyordu. Sebebini bilmiyordum ama aramızdaki mesafe hiç azalmıyordu. Merdivenlerden yukarı çıktım.

Hayley ile Hope dışarı çıkmıştı. Ev oldukça sessizdi. Aklıma günlerdir düşündüğüm soru geldi. Acaba Elijah yeni bir şey öğrenmiş miydi?

Doğruca kütüphaneye gittim. Kapıyı hafifçe çaldım.”Gelebilir miyim?” Diye sordum İçeriden Klaus’un sesi geldi.” Gel.” Dedi

Kapıyı açıp içeri girdim. Klaus büyük masanın başında oturuyordu. Önünde eski kitaplar ve birkaç tomar kâğıt vardı. Başını kaldırıp bana baktı. “Neden geldin?” Diye sordu

Yanına gidip karşısındaki sandalyeye oturdum.”Elijah’ın araştırmasında yeni bir şey var mı diye merak ettim.” Diye sordum

Klaus birkaç saniye sustu. “Var.” Dedi Heyecanla öne eğildim. “Ne öğrendiniz?” Diye sordum “Henüz her şeyi bilmiyoruz.” Dedi “Yani?” Dedim

“Öğrendiklerimiz… eksik.” Dedi Kaşlarımı çattım.”Anlamadım.” Dedim Klaus derin bir nefes aldı. “Seninle aramdaki bağın adı büyük ihtimalle Kanlı Düğüm Efsanesi.” Dedi

Şaşkınlıkla ona baktım.”Kanlı Düğüm mü?” Diye sordum “Evet.” Dedi “Bu nasıl bir bağ?” Diye sordum “İşte bunu henüz tam olarak bilmiyoruz.” Dedi

“Hiç mi?” Diye sordum “Hayır.” Dedi “Peki neden öyle olduğunu düşünüyorsunuz?” Diye sordum Klaus masadaki eski bir sayfayı bana uzattı.

“Çünkü eski cadı kayıtlarında bu isim yalnızca bir kez geçiyor.” Dedi Sayfaya baktım. Yazılar neredeyse okunmayacak kadar eskiydi.

“Burada hiçbir şey anlamıyorum.” Dedim “Ben de.” Dedi “Elijah nerede?” Diye sordum “Eski Fransız Mahallesi’ndeki yaşlı bir cadıyla konuşmaya gitti.” Deid

“Yani cevapları o getirecek.” Dedim “Umarım.” Dedi Tam o anda kütüphanenin kapısı açıldı. İçeri Elijah girdi.

Üzerindeki takım elbisenin ceketini çıkarırken Klaus’a baktı. “Niklaus.” Dedü Klaus ayağa kalktı.”Elijah.” Dedi klaus “Bir şey bulabildin mi?” Diye sordu

Elijah başını yavaşça salladı.”Evet.” Dedi Ben de ayağa kalktım.”Ne öğrendiniz?” Diye sordum Elijah masaya eski, deri kaplı bir kitap bıraktı.

Kitabın kapağı neredeyse parçalanacak kadar eskiydi.”Bu kitap yaklaşık bin yıllık.” Dedi Hayretle kitaba baktım.”Bu kadar eski mi?” Diye sordum “Evet.” Dedi

“Ve içinde bizimle ilgili bilgiler mi var?” Diye sordum Elijah kitabın sayfalarını dikkatlice açtı.”Kanlı Düğüm Efsanesi, cadılar arasında nesilden nesile aktarılan en eski efsanelerden biridir.” Dedi

Ben nefesimi tutarak dinlemeye başladım.”Efsaneye göre bazı ruhlar doğmadan çok önce kader tarafından birbirine bağlanır.” Dedi “Kader mi?” Sordu klaus “Evet.” Dedi Elijah “Bu insanlar birbirlerini seçmez.” Dedi” Kader onları seçer.” Dedim

Klaus sessizce Elijah’ı dinliyordu. Elijah devam etti. “Bu bağ normal bir dostluk ya da aşk bağı değildir.” Dedi “Öyleyse nedir?” Diye sordu klaus

“İki ruhun aynı büyü tarafından mühürlenmesidir.” Dedi Şaşkınlıkla Klaus’a baktım.”O zaman…” dedim “Eğer bu efsane doğruysa,” dedi Elijah, “siz birbirinize yalnızca tesadüfen rastlamadınız.”

“O zaman neden karşılaştık?” Diye sordum “Çünkü kader sizi bir gün mutlaka bir araya getirecekti.” Dedi Boğazım düğümlendi.

“Peki bu bağ ne işe yarıyor?” Diye sordu klaus Elijah kitabın başka bir sayfasını çevirdi. “Efsaneye göre Kanlı Düğüm bağına sahip iki kişi birbirlerinin hayatını değiştirecek olayların merkezinde olur.” Dedi

“Nasıl yani?” Diye sordu klaus “Biri tehlikedeyse diğeri bunu hissedebilir.” Dedi sonra devam etti “Biri acı çekerse diğeri huzursuz olabilir.” “Biri ölürse…” Elijah cümlesini tamamlamadan sustu
.
Klaus dikkatle ona baktı.”Devam et.” Dedi klaus Elijah derin bir nefes verdi.” Efsaneye göre bağın diğer yarısı da yaşamını sürdüremez.” Dedi Elijah

Odanın içi bir anda sessizliğe gömüldü. Şaşkınlık içinde Klaus’a baktım.”Bu… mümkün olamaz.” Dedim Elijah sakin bir sesle konuştu. “Unutmayın… bunlar yalnızca efsaneler.” Dedi

“Ama cadılar, her efsanenin içinde bir parça gerçek olduğuna inanır.” Dedim Klaus’ın yüzü ciddi bir ifadeye büründü. “Peki bu bağ kırılabilir mi?” Diye sordu klaus

Elijah birkaç saniye sessiz kaldı.”Kitapta bunun cevabı yok.” Dedi “Hiç mi?” Diye sordu klaus “Hayır.” Dedi

“Peki başka ne yazıyor?” Diye sordum Elijah son sayfayı açtı. “Bağ tamamen uyandığında…” Klaus dikkatle ona baktı.” …iki kişinin kaderi sonsuza kadar birbirine düğümlenir.” Dedi

Ben istemsizce parmağımdaki yüzüğe dokundum. İçimde yine o tuhaf sıcaklık hissi belirmişti. Elijah bunu fark etti.”Sanırım düşündüğümüzden çok daha büyük bir şeyin içindeyiz.” Dedi

Kütüphanedeki sessizlik kimsenin konuşmaya cesaret edemeyeceği kadar ağırlaşmıştı. Ve ilk kez… Klaus’un bile gözlerinde gerçek bir endişe vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

30okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…