8. bölüm · KANLI DÜĞÜM
7.BÖLÜM=GÜVENME BANA
Kütüphanede ağır bir sessizlik vardı.Elijah’ın anlattıkları hâlâ aklımdaydı
.Kanlı Düğüm Efsanesi…Kader tarafından birbirine bağlanan iki ruh…Çözülmesi neredeyse imkânsız görünen bir bağ…
Bütün bunları öğrenmek kafamı daha da karıştırmıştı.Klaus sessizce bana ve Elijah’a bakıyordu
.Her zamanki gibi güçlü, kendinden emin görünmeye çalışıyordu.Ama bu kez farklıydı.Gözlerine baktığımda bir şey gördüm.
Endişe.Mavi gözlerinin içinde saklamaya çalıştığı büyük bir korku vardı.Klaus Mikaelson korkuyordu.Belki bunu kimse
fark edemezdi.Ama ben edebiliyordum.Çünkü artık onu biraz tanımaya başlamıştım.Elijah kitabı kapattı. “Şimdilik bildiklerimiz bunlar.” Dedi Elijah
Klaus başını salladı.“Yeterince karmaşık.”Elijah ona baktı.“Niklaus…”“Biliyorum, Elijah.”Klaus sözünü kesti.“Bunu çözmenin bir yolunu bulacağız.”Elijah hafifçe başını eğdi.“Umarım.”
Birkaç saniye daha sessiz kaldılar.Sonra Elijah bana döndü.“Lara, korkmanı anlıyorum. Böyle bir şeyi öğrenmek kolay değil.”Ona baktım.“Gerçekten garip hissediyorum.”dedim
“Normal.” Dedi Elijah“Yani hayatımın bir anda böyle değişmesi…”Elijah sakin bir şekilde konuştu.“Bazen kader, insanlara hazır olmadıkları şeyleri getirir.”Bu sözleri düşündüm.Elijah kitabı aldı.“Ben biraz daha araştırma yapacağım.” Dedi
Klaus’a baktı.“Bir şey bulursam size haber veririm.”Klaus başını salladı.Elijah kütüphaneden çıktı.Kapı kapandığında odada sadece ben ve Klaus kaldık.Sessizlik geri dönmüştü
.Klaus masanın yanında duruyor, düşünceli bir şekilde eski kitaba bakıyordu.Onu izledim.“Ne yapmayı düşünüyorsun?”diye sordum Klaus cevap vermedi.
Sanki sorumu duymamış gibiydi.“Klaus?” Dedim Başını kaldırdı.Bir süre bana baktı.Sonra yüzündeki ifade değişti
.Sanki söyleyeceği kelimeyi seçmeye çalışıyordu.Ve sonunda sadece iki kelime söyledi.“Lara…” dedi Duraksadı sonra tekrar konuştu .“Güvenme bana.”dedi
Şaşkınlıkla ona baktım.Ne diyeceğimi anlayamadım.“Ne?” Dedim Klaus gözlerini kaçırmadı.“Güvenme bana.” Dedi
Bu kez daha ciddi söylemişti.Kaşlarımı çattım.“Neden böyle söylüyorsun?” Diye sordum Klaus birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra sesi eskisinden daha alçak çıktı.“Çünkü sana zarar vermekten korkuyorum.” Dedi klaus Sözleri beni susturdu.
Birkaç saniye boyunca sadece ona baktım.Daha önce bana başka bir şey söylemişti.Bana güven demişti.Beni koruyacağını söylemişti
.Şimdi ise karşıma geçip güvenme diyordu.“Neden?” Diye sordum Sesim fark etmeden yumuşamıştı.“Ne değişti?”Klaus cevap vermedi.“Az önce bana güvenmem gerektiğini düşünüyordun.” Dedim
Yaklaştım.“Şimdi neden benden uzak durmamı istiyorsun?” Diye sörfüm Klaus’un yüzünde kısa bir acı ifadesi belirdi.“Çünkü beni tanımıyorsun.” Dedü “Seni tanımaya çalışıyorum.” Dedim
“Lara…” dedi klaus “Bana zarar vereceğini düşünüyorsan neden beni korumaya çalışıyorsun?” Diye sordum Klaus sustu.Bu sessizlik cevaptan daha fazlasını
anlatıyordu.Sonunda başını çevirdi.“Bu bağın ne getireceğini bilmiyoruz.” Dedi sonra devam etti “Ve bu seni korkutuyor.” Dedi
Klaus bana baktı.“Evet.”Bu kelimeyi ondan duymak beklediğimden daha şaşırtıcıydı.Klaus Mikaelson korktuğunu kabul etmişti
.“Benim yüzümden başına bir şey gelmesini istemiyorum.” Dedi Sesi çok sakindi.Ama altında büyük bir yük vardı.Ben bir şey söylemeye çalıştım.
Ama Klaus benden önce konuştu.“Belki de senden uzak durmam en doğru şey.”“Klaus…” dedim Ama beni dinlemedi.Sadece son kez bana baktı.“Özür dilerim.” Dedi
Sonra arkasını döndü.Kütüphanenin kapısından çıktı.Ben olduğum yerde kaldım.Aklımda tek bir soru vardı.Neden?Neden önce bana güven demişti?Neden
şimdi güvenme diyordu?Ne değişmişti?Bir süre sonra ben de kütüphaneden çıktım.Koridorda yürürken hâlâ Klaus’un sözlerini düşünüyordum.“Güvenme
bana.”Bu cümle aklımdan çıkmıyordu.Sonunda Hope’un odasına gittim.Kapıyı hafifçe çaldım.“Gelebilir miyim?” Diye sörfüm İçeriden küçük bir ses geldi.“Lara!” Dedi hope
Kapıyı açtığım anda Hope’un yüzü aydınlandı.Oyuncaklarının arasında oturuyordu.
Elinde küçük bebeği vardı.“Bak! Bugün sana yeni bir oyun hazırladım.” Dedi Gülümsemeye çalıştım.“Gerçekten mi?” Diye sordum
“Evet.”Yanına oturdum.Hope hemen oyuncaklarını göstermeye başladı.“Bu aile.”Elindeki oyuncakları sıraya dizdi.“Bu anne, bu baba, bu da çocuk.”Bebeği eline aldı.“Bu da Lara.” Dedi
Şaşkınlıkla güldüm.“Hâlâ bebeğinin adı Lara mı?”diye sörfüm “Evet.” Dedi “Neden değiştirmedin?” Diye sordum
Hope sanki çok basit bir şeymiş gibi cevap verdi.“Çünkü sen benim arkadaşımsın.” Dedi hope
Kalbimde küçük bir sıcaklık hissettim.“Benim için özel birisin.” Dedi Ona baktım.“Sen de benim için özelsin.” Dedim Hope gülümsedi.“Bugün neden üzgünsün?” Diye sordu hope
Şaşırdım.“Üzgün müyüm?” Diye sörfüm “Evet.” Dedi “Nasıl anladın?” Diye sordum Hope omuz silkti.“Çünkü gülüyorsun ama gözlerin gülmüyor.” Dedi Bu söz beni susturdu.Küçük bir çocuğun bile fark ettiği
şeyi ben saklamaya çalışıyordum.Yanına biraz daha yaklaştım.
“Biraz kafam karışık sadece.” Dedim Hope bebeğini bana uzattı.“Bunu tut.” Dedi Bebeği aldım.“Neden?”diye sörfüm “Çünkü bazen insan üzülünce sevdiği şeylerle vakit geçirmeli.” Dedi
Gülümsedim.“Sen bunu nereden öğrendin?”diye sordum “Annemden.” Dedi
“Hayley mi söyledi?” Diye sordum “Evet.” Dedi hope Hope bana baktı.“Annem der ki, insanları seviyorsan onları anlamaya çalışmalısın.” Dedi
Bir an Klaus aklıma geldi.Onu anlamaya çalışıyordum.Ama anlamak her şeyi kolaylaştırmıyordu.
Hope elimi tuttu.“Lara.”dedi “Evet?”dedim “Sen burada kalacaksın değil mi?” Diye sordu Sorusu beni şaşırttı.“Neden sordun?”diye sörfüm
“Çünkü seni seviyorum.” Dedi Gözlerim yumuşadı.“Ben de seni seviyorum Hope.” Dedim
Hope bana sarıldı.Ben de ona sarıldım.Ama içimde hâlâ aynı soru vardı.Klaus neden bana güvenme demişti?Ve
daha önemlisi…Benden gerçekten uzaklaşmak mı istiyordu?Yoksa beni korumak için mi böyle davranıyordu?
KLAUS’UN GÖZÜNDEN ANLATIM
Kütüphanedeki sessizlik ağırdı.Elijah’ın anlattığı her kelime zihnimde yankılanıyordu.Kanlı Düğüm Efsanesi…Yüzyıllardır unutulmuş
bir büyü…Kader tarafından birbirine bağlanan iki kişi…Ve şimdi bu bağın diğer tarafında Lara vardı.Onu ilk gördüğüm günü hatırlıyordu
.Onun benim hayatıma böyle bir şekilde gireceğini hiç düşünmemiştim.Başta aramızdaki garip bağı anlamamıştım.Sadece onu korumak istemiştim.
Ama şimdi…Artık mesele sadece onu korumak değildi.Çünkü bu bağın ne olduğunu öğrendikçe, onun benim dünyamın içine ne kadar çekildiğini fark ediyordum.Lara hâlâ her şeyi anlamaya çalışıyordu.Gözlerindeki
şaşkınlığı görebiliyordum.Ama korkusunu saklamaya çalışıyordu.O güçlü görünmeye çalışıyordu.Ben ise onun aksine
kendi korkumu saklamaya çalışıyordum.Elijah kitabı kapattığında ona baktım.“Şimdilik bildiklerimiz bunlar.” Dedi Elijah
Ama aslında hiçbir şey bilmiyorduk.Yüzyıllar boyunca birçok düşmanla karşılaşmıştım.Cadılar, vampirler, kurt adamlar…Ama ilk kez bir şey beni gerçekten huzursuz ediyordu.
Çünkü bu kez mesele bendim.Benim geçmişimdi.Benim düşmanlarımdı.
Benim taşıdığım karanlıktı.Elijah bana baktı.“Niklaus, dikkatli olmalısın.” Dedi
Ne demek istediğini biliyordum.Lara’yı korumam gerektiğini…
Ama aynı zamanda ondan uzak durmam gerektiğini.
Elijah odadan çıktıktan sonra Lara ile yalnız kaldık.Bana baktı.“Ne yapmayı düşünüyorsun?” Diye sordu
Bu basit bir soruydu.Ama vereceğim cevap o kadar kolay değildi.Ne yapacaktım?Onu korumak mı?Yoksa ondan uzak durarak hayatını kurtarmaya çalışmak mı?Cevap veremedim.
Çünkü ilk defa ne yapacağımı bilmiyordum.Lara bana baktı.“Klaus?” Dedi
Onun sesini duyduğumda kararımı verdim.Belki de yapabileceğim tek şey onu benden uzak tutmaktı.“Lara…” dedim Başını kaldırdı.“Güvenme bana.” Dedim
Söylediğim anda yüzündeki şaşkınlığı gördüm.Bunu duymasını istemezdim.Ama bunu söylemek zorundaydım.“Neden böyle diyorsun?” Diye sordu
Gözlerine baktım.Çünkü gerçek buydu.Çünkü ben iyi biri değildim.Yıllar boyunca yaptığım hataları biliyordum.İnsanları incitmiştim.
Sevdiklerimi bile.Ve şimdi kader, benim gibi birini onun hayatına bağlamıştı.“Sana zarar vermekten korkuyorum.” Dedim
Bu cümleyi söylemek kolay değildi.Çünkü ben hiçbir zaman korkularımı göstermemiştim.Ama Lara’nın başına benim yüzümden bir şey gelmesi düşüncesi
…Bunu kabul edemezdim.Bana baktı.“Az önce bana güvenmem gerektiğini söylüyordun.” Dedi
Haklıydı.Daha önce ona güven demiştim.Çünkü o zaman sadece onu korumak istiyordum.Şimdi ise gerçeği daha iyi görüyordum.
Benim dünyam tehlikeliydi.Ben tehlikeliydim.“Çünkü beni tanımıyorsun.” Dedim
Bu sözleri söylerken içimden başka bir şey söylemek geliyordu.Bana güven.Benden korkma.Ama bunu diyemezdim.Çünkü ya yanılırsam?Ya onu koruyamazsam?
“Lara…”Söyleyecek çok şey vardı.Ama hiçbirini söyleyemedim.Sonunda sadece:“Özür dilerim.”dedim.Ve odadan çıktım.Koridorda yürürken
içimde garip bir ağırlık vardı.Yüzyıllardır birçok savaştan geçmiştim.Birçok insan kaybetmiştim.Ama Lara farklıydı.Onun gözlerinde korku
görmek istemiyordum.Benden korkmasını istemiyordum.Ama aynı zamanda ona fazla yaklaşmaktan da korkuyordum.
Çünkü ona zarar veren kişi olmak istemiyordum.Bir süre sonra bahçeden gelen sesleri duydum.Hope…Onun kahkahasını duymak
beni her zaman sakinleştirirdi.Lara’nın onunla ne kadar iyi anlaştığını görmüştüm.Hope onu sevmişti.Bu benim için önemliydi.
Çünkü Hope kolay kolay herkese güvenmezdi.Lara’nın ona iyi geldiğini biliyordum.Ama bu yüzden daha çok korkuyordum.Çünkü
artık sadece Lara’nın hayatı değil…Hope’un mutluluğu da söz konusuydu.Kapının önünden geçerken Lara’nın Hope’un odasına
girdiğini gördüm.İçeri girmedim.Sadece kapının yanında birkaç saniye durdum.Hope’un sesini duydum.“Lara, sen burada kalacaksın değil mi?” Diye sordu hope
Sessizlik oldu.Sonra Lara’nın yumuşak sesi geldi.“Ben de seni seviyorum Hope.” Dedi
Gözlerimi kapattım.İşte bundan korkuyordum.Lara artık sadece bir yabancı değildi.
O artık bu ailenin bir parçası olmuştu.Ve ben…Onu korumak için ondan uzak durmaya çalışıyordum.
Belki de hayatımda ilk kez birini kaybetmekten korkuyordum.Ama bunu ona söyleyemezdim.
Çünkü bazen birini korumanın tek yolu…O kişinin senden uzak durmasını sağlamaktır.
