16. bölüm / 29
KANLI DÜĞÜM15.BÖLÜM=CENAZE TÖRENİ
Bölümler 29Şu an: 15.BÖLÜM=CENAZE TÖRENİ
- 1 KARAKTER TANITIMI220 kelime
- 2 1.BÖLÜM=RÜYADAKİ ADAM1.151 kelime
- 3 2.BÖLÜM=BAKICI1.322 kelime
- 4 3. BÖLÜM: DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ753 kelime
- 5 4.BÖLÜM=UYANIŞ830 kelime
- 6 5.BÖLÜM=SİNİRLİ YÜZÜK902 kelime
- 7 6.BÖLÜM=KANLI DÜĞÜM EFSANESİ1.025 kelime
- 8 7.BÖLÜM=GÜVENME BANA1.173 kelime
- 9 8.BÖLÜM=HUZURLU UYKU1.237 kelime
- 10 9.BÖLÜM=MİKAELSON BALOSU1.352 kelime
- 11 10.BÖLÜM=SALDIRI1.159 kelime
- 12 11.BÖLÜM=BEYAZ LALE1.241 kelime
- 13 12.BÖLÜM=KIZ KIZA723 kelime
- 14 13.BÖLÜM=GÜÇLÜ BAĞ826 kelime
- 15 14.BÖLÜM=VEDALAŞMA1.172 kelime
- 16 15.BÖLÜM=CENAZE TÖRENİ1.431 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 16.BÖLÜM=ÖZLENİŞ842 kelime
- 18 17.BÖLÜM=KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR530 kelime
- 19 18.BÖLÜM=GÜVENLİ KOLLAR877 kelime
- 20 19.BÖLÜM=SAAT KULESİ574 kelime
- 21 20.BÖLÜM=İLK DÖNÜŞÜM1.564 kelime
- 22 21.BÖLÜM=BAĞIN GÜÇÜ1.008 kelime
- 23 22.BÖLÜM=FİLM GECESİ884 kelime
- 24 23.BÖLÜM=BÜYÜK DÜŞMAN1.263 kelime
- 25 24.BÖLÜM=GEÇMİŞİN BEDELİ1.061 kelime
- 26 25.BÖLÜM=SENİ SEVİYORUM LARA1.938 kelime
- 27 26.BÖLÜM=DÖNÜŞÜM1.354 kelime
- 28 27.BÖLÜM=TAKIM ELBİSELİ ADAM1.799 kelime
- 29 28.BÖLÜM=VAMPİR EĞİTİMİ1.400 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Annem gerçekten ölmüştü. Bunu kabul etmek hâlâ çok zordu.
Daha birkaç gün önce onunla vedalaşmıştım. Ona son kez sarılmış, son kez yüzüne bakmıştım.
Şimdi ise önünde yürüdüğüm şey bir cenaze töreniydi. Üzerimde siyah bir elbise vardı. Ayaklarım ağırlaşıyordu.
Sanki attığım her adım beni annemin olmadığı bir hayata biraz daha yaklaştırıyordu.
Arkamda Hayley, Klaus, Elijah, Kol ve Rebekah yürüyordu.
Yanımda ise Sara ve Nadia vardı. İkisi de ellerimi sıkıca tutuyordu.
Beni bir an bile yalnız bırakmamaya kararlı olduklarını biliyordum. Sara’nın eli titriyordu.
Nadia’nın da gözleri doluydu. Ama ikisi de ağlamamaya çalışıyordu. Ben ise gözyaşlarımı durduramıyordum.
Dün gece neredeyse hiç uyumamıştım. Her gözlerimi kapattığımda annemi görüyordum.
Sonra onun sesini duyuyordum. “Mutlu ol, Lara.” Demesini duyurdum Uyuyamıyordum.
Ve her uyandığımda Klaus hâlâ yanımda oluyordu. Bazen hiçbir şey söylemiyordu.
Sadece orada oturuyordu. Ama onun orada olması bile bana iyi geliyordu.
Şimdi de birkaç adım arkamda olduğunu biliyordum. Başımı çevirdim.
Klaus’la göz göze geldik. Onun gözlerinde de acı vardı. Belki beni gerçekten anlıyordu.
Belki de aramızdaki bağ sayesinde ne hissettiğimi hissediyordu. Bilmiyordum
Ama şu anda yanımda olması bana güç veriyordu. Yürümeye devam ettim.
Fakat bir anda dizlerimin bağı çözülecek gibi oldu.
Ayaklarımın altındaki zemin sanki kayıyordu. “Lara!” Dedi Sara hemen kolumdan tuttu.
Nadia da diğer tarafımdan destek oldu.”İyi misin?” Diye sordu Nadia Başımı sallamaya çalıştım. “İyiyim.” Dedim
Sara bana baktı. “Değilsin.” Dedi sara Nadia da elimi daha sıkı tuttu. “Biz buradayız.” Dedi Nadia
Onların yardımıyla yürümeye devam ettim. Gökyüzü gittikçe kararıyordu. Bulutlar neredeyse tamamen kapanmıştı.
Yağmur yağacak gibiydi.
Gözlerimden akan yaşların yağmur damlalarına karışacağını düşündüm.
Belki de böylesi daha güzeldi. Kimse ağladığımı anlamazdı.bir süre sonra tekrar arkamı döndüm.
Klaus ve Elijah konuşuyordu. Ama bu normal bir konuşma değildi. Klaus öfkeli görünüyordu.
Elijah onun kolunu tutmuştu. Sanki bir yere gitmesini engellemeye çalışıyordu
.
Sonra Klaus bir anda kolunu Elijah’ın elinden çekti. Ve gözden kayboldu. Ne olmuştu?
Nereye gitmişti? Elijah’la göz göze geldim. Onun yüzünde endişe vardı. Ama ne olduğunu bilmiyordum
Ama kesin ciddi bir şey olduğu kesindi
KLAUSUN GÖZÜNDEN ANLATIM;
Üzerimdeki takım elbiseyi bu kez sevdiğim bir şey için giymemiştim. Tam tersine…
Bugün nefret ettiğim bir sebep için giyiyordum. Cenaze. Lara’nın annesinin cenazesi.
Yanımda ailem yürüyordu. Hayley de bizimleydi. Ama kimse konuşmuyordu. Ortalık fazlasıyla sessizdi.
Lara önden yürüyordu.Yüzü solgundu. Gözleri şişmişti. Dün gece boyunca ağlamıştı.
Bunu biliyordum. Çünkü ben de bütün gece onun yanındaydım.
Bazen ona su verdim. Bazen sadece sessizce oturdum. Ne söylemem gerektiğini bilmiyordum
Çünkü ben de kayıp yaşamıştım. İnsanların sevdiğini kaybetmesinin nasıl bir şey olduğunu biliyordum.
Ve Lara’nın şu anda hissettiği boşluğu anlayabiliyordum. Lara bir anda arkasına döndü.
Göz göze geldik. Gözlerinde endişe vardı. Ona hafifçe başımı salladım. Buradayım.
Bunu söylemeden anlatmak istedim. Lara önüne döndü. Tam o sırada sendeledi. Sara ve Nadia hemen onu tuttu.
Kaşlarımı çattım. Onu böyle görmek içimdeki öfkeyi daha da büyütüyordu.
Lucien… Bunun sorumlusu oydu. Ve Lucien’in hâlâ şehirde olduğunu biliyordum.
Tam o anda vampir duyularım devreye girdi. Başımı kaldırdım
Çatıya baktım. Bir balkonda biri duruyordu. Uzaktan bile kim olduğunu anlamıştım. Lucien.
Burada ne işi vardı? Lara’nın annesinin cenazesinde… Lara’nın yanında… Bunun bir tesadüf olmadığını biliyordum.
Tam hareket edecekken Elijah kolumu tuttu. “Nereye, Niklaus?” Diye sordu Elijah “İşim var.” Dedim
“Ne işi?” Diye sordu Elijah Başımı çatıdan ayırmadan cevap verdim. “Lucien.” Dedim
Elijah’ın yüzü değişti. “Ne?” Dedi Elijah “Burada.” Dedim Elijah çatıya baktı. “Sen emin misin?” Diye sordu
“Evet.” Dedim Kolumu çekmeye çalıştım. Elijah bırakmadı. “Neler oluyor, Niklaus?” Diye sordu Elijah
“Lara’nın yanında kal.” Dedim “Ben de seninle geliyorum.” Dedi Elijah “Hayır.” Dedim
“Niklaus—” demeden onun sözünü kestim “Sen burada kal dedim, Elijah.” Dedim
Elijah bana sertçe baktı. Ama bu kez kolumu bıraktı. Ben de vampir hızımı kullanarak oradan ayrıldım
Çatıya çıktığımda Lucien’in arkasını gördüm. “Lucien.” Dedim
Adam kımıldamadı. “Burada olduğunu biliyorum.” Dedim
Sessizce güldü. Sonra yavaşça bana döndü. “Merhaba, eski dostum.” Dedi Lucien
“Buraya neden döndün?” Diye sordum Sesim sertti. “Ve ne istiyorsun?” Diye sordum tekrardan
Lucien ellerini iki yana açtı. “Ne istediğim aslında çok açık.” Dedi sonra sırıtarak cümlesine devam etti
“New Orleans’ı istiyorum.” Dedi Alaycı bir şekilde güldüm. “Çok beklersin.” Dedim
Lucien de güldü. Sonra yüzündeki ifade değişti. “Neden Lara’nın yanında değilsin?” Dedi
Kaşlarımı çattım.“Ne?” Dedim “Annesi öldü.” Dedi Lucien’in yüzündeki gülümseme genişledi. “Senin için zor olmalı.” Dedi
Bir adım ona yaklaştım.”Sen ne yaptın?” Dedim Lucien hiç pişmanlık göstermeden cevap verdi.
“Annesini öldürürken oldukça eğlendim.” Dedi Öfkem bir anda patladı.
Lucien’i yakasından tutup yere doğru savurdum. Ardından ben de aşağı indim.
Lucien ayağa kalktı ve üzerindeki tozu silkeledi. Sonra bana baktı. “Hâlâ çok güçlüsün, Klaus.” Dedi
“Bu şehirden git. Yoksa senin için işler çok kötü olacak.” Dedim Lucien gülümsedi. “Senin için de.” Dedi
Kaşlarımı çattım. “Ne demek istiyorsun?” Diye sordum Lucien birkaç saniye sustu.
Sonra alçak bir sesle konuştu. “Yakında o da gelecek.” Dedi “Kim?” Diye sordum
Cevap vermedi. “Kim?” Diye tekrardan sordum Lucien sustu. Sesimi yükselttim.
“KİM?” Diye bağırdım Lucien bana baktı.
“Onu çok yakında tanıyacaksın.” Dedi Sonra bir anda ortadan kayboldu. Peşinden gitmek üzereydim.
Ama yerdeki bir şey dikkatimi çekti. Mor bir lale. Yavaşça eğilip çiçeğe baktım.
Elime aldığım anda içimde kötü bir his oluştu. Beyaz lale Lara’ydı.
Saflık, Umut ve Masumiyet… Ama mor lale… Başka bir şeyin işaretiydi. Geçmişten gelen bir şeyin
Lucien’in sözleri aklımda yankılandı. “Yakında o da gelecek.” Demesi geldi
Bir ihtimal aklımdan geçti. Ama bunu kabul etmek istemedim. “Hayır…” dedim
Bu mümkün değildi. En azından olmamalıydı. Mor laleye baktım.
Sonra Lara’nın görüntüsü gözümün önüne geldi.
Annesinin cenazesinde yürüyordu. Zaten yeterince acı çekmişti.
Şimdi bir de geçmişten gelen yeni bir tehdit Çiçeği elimde sıktım
Bu kez hata yapmayacaktım. Lara’yı korumam gerekiyordu. Ama artık sadece Lucien’den değil…
Gelecek olan kişiden de korumam gerekiyordu.
Ve kim olduğunu bulana kadar durmayacaktım.
Mor laleyi elimde tutarken zihnimde yüzlerce ihtimal dolaşıyordu.
Lucien’in sözleri aklımdan çıkmıyordu. “Onu çok yakında tanıyacaksın.” Demesi
Kimden bahsettiğini bilmiyordum. Ama içimde kötü bir his vardı. Bu, sıradan bir tehdit değildi.
Lucien özellikle cenazeyi seçmişti. Lara’nın
annesinin ölümünü kullanmış, ardından karşıma çıkıp bunu yüzüme söylemişti.
Beni öfkelendirmek istiyordu. Ve başarmıştı
Mor laleyi cebime koydum ve tekrar cenaze alanına doğru ilerledim.
Uzaktan Lara’yı gördüm. Sara ve Nadia hâlâ iki yanında duruyordu.
Hayley ise birkaç adım arkasındaydı. Elijah beni görünce hemen yanıma geldi. “Niklaus.” Dedi Elijah
“Lara’ya bir şey söyleme.” Dedim Elijah kaşlarını çattı. “Ne oldu?” Diye sordu Elijah
“Lucien kaçtı.” Dedim “Ne söyledi?” Diye sordu Elijah
Bir an sustum. Sonra alçak sesle cevap verdim. “Birinin geleceğini söyledi.” Dedim
Elijah’ın yüzündeki ifade değişti. “Kim?” Diye sordu Elijah “Bilmiyorum.” Dedim “Bu pek Lucien’in tarzı değil.” Dedi Elijah
“Ben de tam olarak bunu düşünüyorum.” Dedim Elijah bana dikkatle baktı. “Başka bir şey söyledi mi?” Diye sordu
“Cenazede Lara’nın yanında olmamamla dalga geçti.” Dedim Elijah’ın bakışları Lara’ya kaydı. “Onu hedef alıyor.” Dedi
“Zaten hedef aldı.” Dedim “Annesi…” dedi Elijah hemen cevap verdim “Lucien yaptı.” Dedim
Elijah birkaç saniye sessiz kaldı. “Onu yalnız bırakmamalıyız.” Dedi Elijah “Kesinlikle.” Dedim
LARANIN GÖZÜNDEN ANLATIM;
Klaus geldikten sonra baya hissetmiştim niye yanımda durmuştu ama bana hiç bir şey anlatmadı
Tabi ki nedeni ise bilmiyordum galiba öğrenmemi istemiyordu
Cenaze töreni başladığında herkes sessizleşti. Ben annemin mezarına baktım. Gözlerim yeniden doldu.
Sara elimi tuttu. Nadia diğer elimi. Hayley arkamda duruyordu. Klaus ise birkaç adım ötedeydi.
Ama gözleri sürekli benim üzerimdeydi. Sonra herkes yavaşça geri çekilmeye başladı.
Ben ise olduğum yerde kaldım. Mezarın önüne birkaç beyaz lale bıraktım. “Eğer beni duyuyorsan…” Sesim titredi.
“Seni seviyorum anne. Ve seni unutmayacağım.” Dedim Bir damla yaş yanağımdan süzüldü. “Keşke daha fazla zamanımız olsaydı.”dedim
Sonra gözlerimi kapattım. “Hoşça kal.” Dedim Ayağa kalktığımda Klaus yanıma geldi.
Bir şey söylemedi. Sadece yanımda durdu. Ve birlikte mezarlıktan ayrıldık her şey bitmişti hemde hiç bir daha olmayacaktı
Annem gitmişti ama belkide daha asıl hikaye yeni başlıyordu
KLASUN GÖZÜNDEN ANLATIM;
Lara’nın mezarın başında bıraktığı beyaz lalelere baktım. Beyaz lale…
Yine karşıma çıkmıştı. Ama bu kez anlamı farklıydı. Bu bir veda çiçeğiydi. Lara’nın annesine bıraktığı son hatıra.
Tam yürümeye başlayacakken cebimdeki mor lale dikkatimi çekti. Elimi cebime götürdüm.
Çiçeği çıkardım. Beyaz lale… Mor lale… İki farklı anlam. İki farklı hikâye.
Ve belki de yaklaşan iki farklı kader. Elijah yanıma geldi. “Niklaus.” Dedi “Efendim?” Dedim
“Bu çiçek ne?” Diye sordu Mor laleyi ona gösterdim. Elijah’ın yüzü bir anda ciddileşti.”Bu nereden çıktı?” Diye sordu tekrardan
“Lucien’in olduğu yerde buldum.” Dedim Elijah çiçeğe dikkatle baktı. “Bu iyi değil.” Dedi “Farkındayım.” Dedim
“Kim olduğunu öğrenmeliyiz.” Dedi eliaj “Öğreneceğiz.” Dedim Elijah bana baktı. “Ama önce Lara.” Dedi
Başımı çevirdim. Lara, Hayley, Sara ve Nadia ile birlikte mezarlıktan çıkıyordu.
“Onu eve götürelim.” Dedim Elijah başını salladı. “Ve bu gece kimse onu yalnız bırakmasın.” Dedi Elijah
“Zaten bırakmayacağım.” Dedim Elijah hafifçe gülümsedi. “Bunu tahmin etmiştim.” Dedi
Lara’ya doğru yürüdüm. Ama içimde tek bir düşünce vardı
Lucien’in bahsettiği kişi kimdi? Ve daha da önemlisi… Neden şimdi geri dönüyordu?
Cevabı bulacaktım. Çünkü bu kez mesele yalnızca benim ailem değildi. Lara da bu hikâyenin tam ortasındaydı.
Bölüm etkileşimi
