29. bölüm / 29
KANLI DÜĞÜM28.BÖLÜM=VAMPİR EĞİTİMİ
Bölümler 29Şu an: 28.BÖLÜM=VAMPİR EĞİTİMİ
- 1 KARAKTER TANITIMI220 kelime
- 2 1.BÖLÜM=RÜYADAKİ ADAM1.151 kelime
- 3 2.BÖLÜM=BAKICI1.322 kelime
- 4 3. BÖLÜM: DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ753 kelime
- 5 4.BÖLÜM=UYANIŞ830 kelime
- 6 5.BÖLÜM=SİNİRLİ YÜZÜK902 kelime
- 7 6.BÖLÜM=KANLI DÜĞÜM EFSANESİ1.025 kelime
- 8 7.BÖLÜM=GÜVENME BANA1.173 kelime
- 9 8.BÖLÜM=HUZURLU UYKU1.237 kelime
- 10 9.BÖLÜM=MİKAELSON BALOSU1.352 kelime
- 11 10.BÖLÜM=SALDIRI1.159 kelime
- 12 11.BÖLÜM=BEYAZ LALE1.241 kelime
- 13 12.BÖLÜM=KIZ KIZA723 kelime
- 14 13.BÖLÜM=GÜÇLÜ BAĞ826 kelime
- 15 14.BÖLÜM=VEDALAŞMA1.172 kelime
- 16 15.BÖLÜM=CENAZE TÖRENİ1.431 kelime
- 17 16.BÖLÜM=ÖZLENİŞ842 kelime
- 18 17.BÖLÜM=KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR530 kelime
- 19 18.BÖLÜM=GÜVENLİ KOLLAR877 kelime
- 20 19.BÖLÜM=SAAT KULESİ574 kelime
- 21 20.BÖLÜM=İLK DÖNÜŞÜM1.564 kelime
- 22 21.BÖLÜM=BAĞIN GÜÇÜ1.008 kelime
- 23 22.BÖLÜM=FİLM GECESİ884 kelime
- 24 23.BÖLÜM=BÜYÜK DÜŞMAN1.263 kelime
- 25 24.BÖLÜM=GEÇMİŞİN BEDELİ1.061 kelime
- 26 25.BÖLÜM=SENİ SEVİYORUM LARA1.938 kelime
- 27 26.BÖLÜM=DÖNÜŞÜM1.354 kelime
- 28 27.BÖLÜM=TAKIM ELBİSELİ ADAM1.799 kelime
- 29 28.BÖLÜM=VAMPİR EĞİTİMİ1.400 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
SARA GÖZÜNDEN ANLATIM DEVAMI;
MİKAELSON kanesindeki o ilk gecem, hayatım boyunca geçirdiğim en uzun, en sarsıcı geceydi.
Artık uyumama, nefes almama ya da kalbimin atmasına ihtiyaç yoktu. Yatakta öylece oturup tavanı izlemiş,kulaklarımda
çınlayan binlerce sesin arasında kendi zihnimi aramıştım. Şehrin öbür ucundaki bir caddede yürüyen insanın adımları, cırcır böceklerinin kanat çırpışları,
malikanenin ahşap zemininden gelen tıkırtılar...Her şey zihnimde devasa bir patlama yaratıyordu.
Sabahın ilk ışıkları süzüldüğünde, odamın kapısı hafifçe çalındı. Gelen Lara’ydı.
Gözleri hala kırmızıydı; bütün gece benim için ağladığı her halinden belliydi. Yanıma gelip yatağın kenarına oturdu. Bana sarılmak istedi ama bir anlığına
tereddüt etti. O tereddüdü görmek içimi sızlatsa da haklıydı; artık onun boynundaki şah damarından akan kanın ritmini duyabilen, her an kontrolden çıkma riski taşıyan bir canavardım.
"Sara..." dedi fısıltıyla, elimi tutarak. "Sana bunu yaptıkları için çok üzgünüm. Lucien... O aşağılık adam seni sadece Klaus'a ve bana mesaj vermek için kullandı. Keşke seni koruyabilseydim." Dedi lara
Elini sıkıca tuttum. "Senin bir suçun yok Lara," dedim, sesimdeki yeni, pürüzsüz tınıya hala alışmaya çalışarak."Bu tamamen benim kaderimdi belki de. Ama korkuyorum... Kendimden, bu içimdeki açlıktan ve sana zarar verme düşüncesinden çok korkuyorum." Dedim
"Korkma," dedi Lara güven verici bir tebessümle. "Elijah sana yardım edecek. O bu konuda ailenin en disiplinli,en sabırlı üyesidir. Sana güveniyorum Sara. Sen benim en yakın arkadaşımsın ve ne olursa olsun seni yalnız bırakmayacağım."
Lara'nın bu sözleri içimdeki buzları biraz olsun eritti. Haklıydı; pes edemezdim.
Hayatım mahvolmuş olabilirdi ama içimdeki insanı tamamen kaybetmemek için savaşmak zorundaydım.
Saat dokuza geldiğinde Elijah beni almak için odama geldi. Üzerinde her zamanki gibi kusursuz, beyaz gömlekli ve şık bir takım elbise vardı. Bana doğru nazikçe başını salladı.
"Eğitimimize başlama vakti geldi Sara," dedi asil bir ses tonuyla. "Beni takip et." Dedi Elijah
Malikanenin alt katındaki geniş, tuğla duvarlı ve kapalı spor/antrenman salonuna indik. Burası geniş, yüksek tavanlı ve dış dünyadan tamamen izole bir yerdi. Duvarlardaki kırmızı tuğlalar ve loş ışıklar ortama ağır bir hava katıyordu.
Elijah salonun ortasına geçip kollarını göğsünde birleştirdi. "Vampirlik sadece kan içmek ya da hızlı koşmak değildir," diye başladı söze, bakışları son derece ciddiydi.
"Vampirlik, duyularının ve dürtülerinin üzerindeki mutlak kontroldür. Eğer zihnini yönetemezsen, içindeki canavar seni yönetir. Ve bir canavar olduğunda,sevdiklerin dahil herkesi yok edersin." Dedi Elijah
"Peki nasıl kontrol edeceğim?" diye sordum, üzerimdeki spor atletle kendimi savunmasız hissederek. "İçimde hiç sönmeyen bir ateş var Elijah. Her an birilerinin boğazına sarılmak istiyormuşum gibi."
"İşte ilk kural," dedi Elijah, bana doğru bir adım atarak. "O ateşi yok etmeye çalışmayacaksın. Onu kabulleneceksin ama ona boyun eğmeyeceksin. Şimdi ilk dersimiz: Refleksler ve güç kontrolü. Bana tüm gücünle saldırmanı istiyorum."
Şaşkınlıkla ona baktım. "Ne? Sana saldıramam! Sen..."
"Ben bir Köken vampirim Sara," dedi hafifçe gülümseyerek. "Bana zarar veremezsin. Bütün öfkeni, korkunu ve açlığını tek bir noktada topla ve bana vur. Kendini tutma."
Derin bir nefes aldım. Gözlerimi kapattım. Lucien'ın boynuma dişlerini geçirdiği o anı, bilincimin kapandığı o çaresizliği ve boğazımdaki o cayır cayır yanan ateşi düşündüm. İçimdeki açlık aniden şahlandı!
Gözlerimi açtığımda damarlarımın yüzüme yayıldığını ve dişlerimin uzadığını hissettim. Süper vampir hızımla ileri doğru fırladım ve sağ yumruğumu doğrudan Elijah'nın göğsüne doğru savurdum!
Ama Elijah milisaniyelik bir hareketle kenara çekildi. Boşa çıkan hamlemle dengemi kaybettim. Arkamı dönüp tekrar saldırdım; bu kez daha hızlı, daha öfkeliydim. Sol kroşe, ardından bir tekme... Hepsini zahmetsizce,sanki bir çocukla oynuyormuş gibi tek elini cebinden bile çıkarmadan savuşturdu.
"Çok dikkatsizsin," dedi Elijah, beni hafifçe yana iterek. "Öfken seni kör ediyor. Gücünü odaklamıyorsun,sadece savuruyorsun."
"Çünkü içimdeki ses çıldırtıyor beni!" diye bağırdım ve tüm gücümle üzerine fırladım.
Bu kez Elijah hareket etti. Hızı o kadar muazzamdı ki gözlerim bile takip edemedi. Bir salise sonra sırtım salonun soğuk, kırmızı tuğla duvarına sertçe çarptı!
Elijah tam karşımdaydı. Aramızda neredeyse hiç mesafe kalmamıştı. Sağ eliyle omuzumu duvara sabitlemiş, sol elini ise
tişörtümün yaka kısmına, göğsüme yakın bir yere bastırarak beni duvara sıkıştırmıştı. Bakışları doğrudan gözlerimin içine kilitlendi. Yüzündeki o asil ve sakin ifade hiç bozulmamıştı ama üzerimdeki baskısı çelikten farksızdı.
Tuğla duvarın önünde, birbirimizin nefesini hissedecek kadar yakın duruyorduk. Ben üzerimdeki koyu renk antrenman atletim
ve dağınık saçlarımla ona meydan okuyan, nefes nefese kalmış bir halde bakıyordum; o ise beyaz gömleğinin şıklığı ve sarsılmaz duruşuyla üzerime çöken o kadim otoriteydi.
"Beni dinle Sara," dedi Elijah, sesi kulağımda bir mantra gibi yankılandı. "Şu an bana bakarken ne hissediyorsun? Boynumdaki kanın akışını duyuyorsun, değil mi? İçindeki canavar bana saldırmak, şah damarımı parçalamak istiyor."
Nefes nefese kalmıştım. Gerçekten de öyleydi. Elijah’nın boynundaki pulse ritmini, derisinin altındaki sıcak kanı o kadar net duyuyordum ki boğazımdaki yangın tekrar alevlendi. Gözlerim istemsizce onun şah damarına kaydı.
"İç..." diye fısıldadı içimdeki şeytani ses. "Sadece tek bir ısırık..."
"Yapma Sara," dedi Elijah, ses tonunu daha da derinleştirerek. Gözlerimin içine bakmaya devam ediyordu."Gözlerime bak. Boynuma değil, gözlerime bak!"
Zorlukla başımı kaldırıp doğrudan Elijah'nın kahverengi gözlerine baktım. O gözlerde katıksız bir kontrol, derin bir insanlık ve sarsılmaz bir güven vardı.
"Benim kanımı alamazsın," dedi Elijah yavaşça. "Ama kontrolü alabilirsin. O açlığı bir kenara it. Sen Sara'sın.Tiyatro okuyan, dünyayı gezmek isteyen, Lara'nın en yakın arkadaşı olan Sara. O canavarın senin kimliğini yutmasına izin verme."
Elijah'nın göğsümdeki eli baskısını biraz daha artırdı, beni tamamen duvara sabitledi. Aramızdaki bu yakınlık, etrafımızdaki havanın elektirikle dolmasına neden oldu. Odadaki tek ses ikimizin nefes alıp verişiydi.
"Bırak... Bırak beni Elijah," diye inledim, gözlerimden bir damla yaş süzülürken. "Çok zor... Çok fazla baskı var."
"Kolay olacağını söylemedim," dedi Elijah, bakışlarını bir saniye bile benden ayırmadan. "Ama sen başaracaksın. Şimdi, zihnindeki o açlık sesini sustur. Odaklan. Yüzündeki damarları geri çek. Dişlerini gizle. İnsanlığını geri çağır!"
Elijah’nın gözlerinin içine bakarak zihnimi zorladım. Lara’yı düşündüm, kaybettiğim insani hayallerimi düşündüm. Beynimdeki o vahşi hırıltıları bastırmak için tüm irademi ortaya koydum.
Birkaç saniye süren o amansız mücadelenin ardından, yüzümdeki karıncalanmanın azaldığını hissettim. Siyah damarlar çekildi, dişlerim küçüldü ve göz bebeklerim normal rengine döndü.
Elijah’nın duvara dayalı elindeki gerilim hafifledi. Dudaklarının kenarında gururlu, hafif bir tebessüm belirdi.
"Aferin," dedi fısıltıyla. "İşte böyle."
Elijah beni duvardan yavaşça serbest bıraktı ve bir adım geri çekildi. Sırtımı duvara yaslayarak derin bir nefes aldım (nefes almaya ihtiyacım olmasa bile bu bir insani alışkanlıktı).
"Başardın," dedi Elijah, ceketini düzeltip yakasını ayarlarken. "İçindeki canavara ilk kez diz çöktürdün."
"Bu hep böyle zor mu olacak?" diye sordum, elimle omuzumu ovarak.
"Başlangıçta evet," dedi Elijah bana doğru yürüyerek. "Açlık her zaman orada bir gölge gibi bekleyecek. Ama zamanla, onu kontrol etmeyi öğreneceksin. Bir süre sonra o senin efendin değil, senin silahın olacak."
Salonun kenarındaki masadan iki bardak su ve bir kan torbası aldı. Kan torbasını bir bardağa boşaltıp bana uzattı. Bu kez kanı açgözlülükle değil, bir dersin ödülü olarak yavaşça kabul ettim.
"Bugünlük bu kadar yeterli," dedi Elijah. "Bedenin ve zihnin büyük bir travma geçirdi. Dinlenmelisin."
"Elijah..." dedim, bardağı tutarken. "Teşekkür ederim. Marcel beni sana emanet ettiğinde ne yapacağımı bilmiyordum ama... Sen gerçekten dedikleri gibisin."
Elijah bana doğru döndü, bakışlarında nazik bir saygı vardı. "Sana söz verdim Sara. Seni bu karanlıkta yalnız bırakmayacağım. Bu aile yüzünden yeterince masum insan zarar gördü. Senin bir canavara dönüşmene izin vermeyeceğim."
Eğitimden sonra salondan çıkıp yukarıya, odama doğru yürüdüm. Malikanenin koridorları hala o eski, kadim kokusunu koruyordu ama artık ben de bu yapının bir parçasıydım.
Lara koridorun sonunda beni bekliyordu. Yüzümdeki sakinliği görünce derin bir nefes aldı ve hızla yanıma gelip bana sarıldı. Bu kez tereddüt etmedi. Ben de kollarımı ona doladım.
"İyisin değil mi?" diye sordu heyecanla.
"İyiyim," dedim gülümsüyerek. "Elijah gerçekten harika bir öğretmen. İçimdeki canavarı nasıl susturacağımı göstermeye başladı."
"Sana söylemiştim," dedi Lara gözleri parlayarak. "Ona güvenebilirsin."
Tam o sırada koridorun diğer ucundan Klaus belirdi. Ellerini ceplerine sokmuş, bana ve Lara’ya doğru
yürüyordu. Yüzündeki ifade karışıktı; hem Lucien’a olan öfkesi hem de bana karşı duyduğu hafif suçluluk gözlerinden okunuyordu.
"Görüyorum ki yeni dönüştürülmüş vampirimiz hala hayatta," dedi Klaus, alaycı ama bir o kadar da ciddi bir ses tonuyla. "Elijah seni henüz parçalamadığına göre umut var demektir."
"Klaus, lütfen," dedi Lara uyarır bir tonda.
Klaus yanımıza kadar geldi, durdu ve doğrudan gözlerimin içine baktı. "Lucien sana bunu yaparak bana bir mesaj verdi Sara. Ve ben o mesajı aldım. Sana yapılanın hesabını o alçaktan soracağım. Ama o zamana kadar... Bu malikanede güvendesin. Ve Elijah’nın her söylediğini harfiyen dinle. O bu ailenin merhametli yüzüdür, bunu değerlendir."
Klaus arkasını dönüp giderken Lara ile birbirimize baktık. Önümüzde uzun, tehlikeli ve ne getireceği
belirsiz bir yol vardı. Lucien ve Aurora hala New Orleans sokaklarında dolaşıyordu ve üzerimize gelecek olan fırtına yakındı.
Ama artık sadece korunması gereken zayıf bir insan değildim. Damarlarımda akan o yeni güçle,
bu savaşta Lara’nın ve Mikaelson’ların yanında durmaya hazırdım. Eğitimim yeni başlıyordu ama ben ilk zaferimi kazanmış, içimdeki canavara ilk diz çöktüren adımı atmıştım.
Bölüm etkileşimi
