7. bölüm · KADERİN ÖRDÜĞÜ AŞK
BÖLÜM 7 "ŞÜKÜR"
Herkese merhabalar! Nasılsınız? Hem komik hem romantik bir bölümle geldiiim. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar. Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağım.
Gözlerimi aralamaya çalıştım ama açamıyordum. Bana ne olmuştu? Sanki boşluktaymış gibi hissetmem normal miydi? Tüm gücümle gözlerimi açmaya çalıştım ve başardım.
Gözlerimi açtığımda başucumda uyuyakalan Demir'i gördüm. Bir eli saçlarımın üstünde diğer eli sağ elimin üstünde duruyordu. Kaç zamandır uyuyordum, ve bu öldürecekmiş gibi can yakan ağrı niye bu kadar fazlaydı? Biraz daha düşünmeye devam edince hatırladım.
Operasyon.. en son operasyonda vurulmuş, onlara tutuklamadan bırakmamalarını söylemiş, kendimi sürükleyerek kapıya çıkarmaya çalışmıştım. Sonrası..sonrası yoktu.
Elimi kaldırmaya çalıştım ancak yapamadım. Demir hareket ettiğimi anlamış olacak ki bir anda gözlerini açtı. Bir an uyandığıma inanamadı. Gözlerini ovuşturduktan sonra gözlerini açtı. Gözyaşları akmaya başladı usulca... ağlıyordu...Demir ağlıyordu... çok korkmuştu...
Elimi kaldırıp yüzüne koydum. Ellerini elimin üstüne koydu ve öptü. Kısık sesle "çok şükür" diye mırıldandı.
"Ödümü kopardın..öldüm sen orda can çekişirken ben burada öldüm..."
Çok korktuğu çok belliydi, gözaltları mosmordu. Gülümsedim. Ama çok ağrım vardı.
"İyiyim,üzülme artık buradayım." Dedim güven veren bir sesle.
"Çok şükür" dedi tekrar. Aklıma operasyon geldi başardılar mı? Başaramadılar mı? Stresi üzerime bir sis gibi çöktü. Duruşumu dikleştirmek istedim ama hareket bile edemedim.
"Demir..." dedim konuşabildiğim kadar normal bir şekilde konuşarak.
"Söyle güzelim,söyle Zümrüt'üm." İçim sıcacık oldu. Çok özlemiştim onu.
"Operasyon.." yutkundum. Ağrıdan dişlerimi sıktım.
"Bitti güzelim, bitti. Başardın sen. Hepsi tutuklandı grup çökertildi."
Tüm stresim kuş olup uçtu sanki. Üzerimden yük kalkmış gibi hissettim. İçli bir nefes verdim. Anladı o da ayağa kalktı ve alnımdan öptü.
"Biri var kapıda, şimdi kapıyı açacağım birtanem. Ayağa kalkmaya, oturmaya çalışma. Bir süre böyle yatacaksın. Yaran çok ağır, ameliyatın uzun sürdü. Kanaman durmadı. Unutma, tamam mı?" Demek ağrım o yüzden çok fazlaydı. Onaylar anlamda başımı aşağı yukarı salladım. Demir bana son kez bakıp odanın kapısını açtı.
Kapının önünde duran kişiyi görünce gözlerim doldu yutkunamadım. Abim...Abim gelmişti... Kim söylemişti? Demir benim vurulduğumu duyunca direkt abimi mi aramıştı? "Abi!" dedim canhıraş çıkan sesimle. Yanıma doğru gelmeden önce Demir'in omzuna dostça vurdu. İlişkimizi biliyor muydu? Demir odadan çıkmadan önce bana bakıp göz kırptı ve kapıyı kapatıp çıktı.
Abim önce eğilip saçlarımdan öptü ve usul usul okşadı. Hıçkırıklarımı ve gözyaşlarımı tutamıyordum. Yanımdaki sandalyeye oturdu ve elimi tuttu.
"Geldin.." dedim ağlamaktan kısılmış pürüzlü sesimle.
"Geldim Gülgoncam, geldim abim." Daha fazla ağlamaya başladım. Ağladıkça yaram daha çok ağrıyordu.
"Nasıl geldin?" diye sordum kısık bir sesle.
"Sen aradığında görevdeydim. Askeriyeye geldiğimde gördüm iznim de 1,2 haftaydı. Vakit gitmesin diye helikoptere binmiştim. 5 kez seni aradım tekrar açmayınca Demir'i aradım o zaman söyledi. İndiğim gibi hemen buraya geldim. Sen ameliyattaydın o zaman." Uzanıp yanağımı okşadı.
"Çok özlemiştim abi. İyi ki geldin." Güldü.
"Bende seni gülgoncam bende seni.."
Ben ameliyathanedeyken Demir perişan olmuştu besbelli. Merak ettim. "Abi..Demir.." gücüm azdı, konuşamıyordum.
"Perperişandı...ayakta duramıyorduk ikimizde 3 günden beri uyuyorsun.. Bizde gram uyumadık. Hadi ben alışkınım asker adamım en nihayetinde ama o nasıl dayandı bilmiyorum. Sen sormadan söyleyeyim ilişkinizi en başından daha kendiniz bile bilmiyorken biliyordum. Gözleriniz bile birbirinizi ne kadar sevdiğinizi anlatıyordu yeterince. Ona da söyledim sana da söylüyorum birbirinizi yok yere incitmek, kırmak yok. Demir, günlerdir senin yanından ayrılmadı. Yemek bile yemedi. Sana çok aşık kırma onun gönlünü gülgoncam sen neysen Demir'de benim içi o unutma." Ona kıyamazdım ki ben, kendim burada acı çekerken bile ona üzülmüştüm.
"Abi? Bizimkiler biliyor mu?" Daha cümlemi bitirir bitirmez odanın dışından bir gürültülü konuşma sesi geldi. Abim de kafasını Sence? Anlamında eğdi.
Abime sarılmak için kendimi tüm gücümle doğrultmaya çalıştım. Tam başardım diyecektim ki öyle bir ağrı saplandı ki dişlerimi sıkarak inledim. "Leyla! Leyla noldu?" diyerek ayağa kalktı abim. Konuşamıyor sadece inliyordum.
"Ahhhh.....ııııııh" ellerimi sıkıp tırnaklarımı etime batırıyordum. Lakin acı geçmiyordu. İnlemelerim küçük çığlıklara dönüşmeye başladığında Abim hızlıca kapıyı açıp hemşireyi bulmaya gitti.
Birkaç dakika sonra hemşire geldiğinde hala acıdan titriyordum. Demir koşar adımlarla odaya girdi onun da elleri titriyordu. Korkuyordu. Yatakta dönmeye kendimi kaldırmaya çalışıyordum ancak başaramıyordum. Ama acıdan yatakta sabitte kalamıyordum.
Demir sıkılmış olan ellerimi açtı. Ve elimi tuttu. Hemşire ağrı kesici iğne yaparken Acıdan Demir'in ellerini sıkıyordum. O ise kulağıma fısıldıyordu.
"Geçti, sakinleş güzelim, sakin ol kasma kendini nolursun, kasma, rahat bırak" Kendimi sıkıyordum belki öyle acım dinerdi. "Rahatla güzelim, sıkma kendini nolur, titriyorsun hadi!" iğnenin vücuduma etki etmeye başladığını anlamaya başladığımda kendimi rahat bıraktım.
Titremelerim azalmıştı. Ama hala Demir'in elini sımsıkı tutuyordum. "Geçti,geçti, sıkma kendini. Titriyorsun hala." Titriyordum ama kendimi rahat bırakmıştım.
Hemşireler odadan çıkmak için kapıyı açtığında odaya bir anda herkes doluşmaya başladı. Abim, annem,babam,Sahra Teyzem, Kuzenim Gizem, Kaan abim, Cihan amca ve Alya teyze.. herkes buradaydı neredeyse.
Babam hemen yanıma geldi, saçlarımı okşadı. Alnımdan öptü. "İyi misin hazinem?" Babam bana hazinem diye seslenirdi ona göre bu hayattaki hazinesi bendim. Bana çok düşkündü. Gülümsedim.
"İyiyim babacım, ağrım var sadece."
Bir anda odadaki herkes "Geçmiş olsun, ağrın çok mu, bir şeye ihtiyacın var mı?" diye etrafımda dolanmaya başladılar.
Gülümsüyordum bu hayattaki en büyük iyikilerimden biri ailemdi. Hepsi benim için endişelenip korkmuştu. Akşama doğru Sahra teyzem annemleri, Cihan amcaları toplayıp evine götürdü. Gizem, Kaan abim, abim ve Demir buradaydılar.
Demir ile son durumları en yakın arkadaşım aynı zamanda kuzenim Gizem biliyordu. Kaan abim Demir'e sitem etmeye başlamıştı. "Ulan oğlum, Sarp abisi de ben dış kapının mandalı mıyım? İnsan bana neden haber vermez aklım çıktı burada, Gizem ile markete çıkmıştık. Kardeşim korkudan kucağıma bayıldı. Ödümüz patladı lan!"
Garibim Demir'imin surat ifadesi çok komikti. "Abi ben kendimde miydim Allah aşkına ya!" diye sitem etti o da.
Haklıydı. Gizem yanımda omuzlarını dikleştirdi ve işaret parmağıyla erkek grubunu işaret etti. "Bana bakın abilerim, eniştem falan demem atarım sizi kapıya kız hasta siz burada kavga ediyorsunuz, iyi misiniz siz, yeter be!" Kahkaha attım. "Haklı." Dedim. Daha sonra bana döndü.
"Gül sen gül bakalım gerizekalı son gülen iyi güler." Haydaa. Ben ne yapmıştım şimdi?
"Ben ne yaptım , bana niye patladın şimdi be!" Gizem iki elini de beline koydu. Hesap sormak ister gibi.
"Çelik yelek giymeyi unutmayı nasıl becerdin zeki komiser?? Bize bunu açıklamak ister misin?" Bu seferde haklıydı. Nasıl unutmuştum?
Operasyonun stresinden hemen inmiştim arabadan. Hiç aklıma gelmemişti.
"Orayı karıştırma. Yaptık bir hata işte. Hem vuruldum ben hastayım." Diyerek sıyrılmaya çalıştım ama başaramadım.
"Çenen ve cilven gayet yerinde bakıyorum da Demir'i gözünle yedin." Tükürüğüm boğazıma kaçtı. Öksürdüm. Demir ise sırıtıyordu.
"Salak salak konuşma be, ne süzmesi, yemesi, abimlere bakıyorum." Gözlerini devirdi.
"Hmmm aynen canımın içi abimlerde cam kenarında oturuyorlardı. Sağına geçtiler 5 dakika önce ama sen bilirsin." Bunun gözleri de mobeseydi mübarek. Hiçbir şey kaçmıyordu. Benim konuşmama fırsat vermeden abim girdi Bu sefer araya.
"Hop hop aile var be, bu gençlerde de hiç terbiye kalmamış." O da beni kızdırıyordu.
İşin içinden çıkamayacağımı anlayınca gözlerim doldu. "Ama daha yeni vuruldum. Ölümden döndüm niye böyle yapıyorsunuz ya" diyerek ağlama numarası yapmaya çalıştım. Tam konuşacaktı ki kapı açıldı ve içeriye Necla Hemşire girdi.
"Kusura bakmayın ama hastamızın artık dinlenmesi lazım yarası çok ağır. Refakatçi kim kalacak?"
Abim ve Demir aynı anda "Ben" diye bağırınca hepimiz güldük. Demir abime döndü.
."Abi sen zaten daha yeni geldin görevden git dinlen. Benim evin anahtarını vereyim. Nermin teyzeleri, bizimkileri de götür oraya. Ben kalırım Leyla ile." Abim itiraz etmeye kalkıştı ama Demir eline anahtarları tutuşturdu.
Abimin söyleyecek kelimesi kalmayınca geldi, saçlarımdan öptü. "Bir şey olursa telefonum açık ararsınız." Diyerek odadan çıktı. Kaan abimde aynı şekilde çıktı. Gizem ise kapıdan çıkmadan önce bana döndü ve iki parmağını önce gözlerine daha sonra da bana doğrulttu. Gözlerim üzerinde diyerekten. Dil çıkardım. O da kapıyı kapatınca tek kalmıştık.
"Ağrın var mı?" diye sordu yanıma oturarak.
"Var, ama sen yanımdasın ya katlanırım." Güldü. Tam o sırada kapı çaldı. İçeriye yemek servisi girdi.
"Hastamız yalnızca çorba içecekmiş. Hemşire hanım öyle söyledi." Dedi ve odadan çıktı. Güç toplamak için bir şeyler yemek zorundaydım.
Demir hafifçe yatağımı kaldırdı. Kenarındaki tuşa basarak. Hafif olmasına rağmen acımaması için kendimi kasmaya çalıştım. Canım çok yanıyordu. Demir'de farketmişti kastığımı.
"Sakin ol,rahatla güzelim,birtanem. Birkaç kaşık yemek zorundasın.Ben yedireceğim zaten."
Bana elleriyle yemek yedirecekti. Ona gerçekten deliler gibi aşıktım. Ona bakınca bile gözlerimin içi gülüyordu. Demir çorba kasesini eline aldı ve kaşıkla karıştırarak üflemeye başladı.
"Demir? Hiç emniyetten arayan oldu mu?" merak etmiştim.
"Andaç,Nur,Serdar,Caner,Burak,Melike,Berna ve diğerleri geldiler. Sen o zaman yoğun bakımdaydın. Dosyayı halleder halletmez hemen gelmişler. Amiriniz aradığı için döndüler. Yarın gelecekler." Hepsi çok korkmuştu. Ama dediğimi yapmışlardı.
Ülkemi az bile olsa birkaç şerefsizden kurtarmıştım. Demir kaşığı uzattı ve yavaşça içirdi. İlk lokmada içim sıcacıktı. Birkaç kaşık daha içtim ancak çorba çok tuzsuzdu. Yüzümü buruşturdum. Ben tuzu çok seviyordum. Ve her şeyi bol tuzlu yiyordum. Demir'de bilirdi bunu. "Çok tuzsuz dimi?" diye sordu gülerek. "Saman içiyormuşum gibi hissediyorum." Dedim. Kahkaha attı. Onun gülüşünü görmeyi özlemiştim.
"Daha fazla içemeyeceğim midem bulanıyor." Deyince hemen kaseyi kenara koydu. Yatağımı yatırdı. Ve üzerimi örttü. Ağrım yine başlıyordu. Dişlerimi sıktım. "Ağrın mı başladı?" diye sordu farketmişti.
Konuşamadığım için başımı aşağı yukarı salladım. Ellerimi ellerinin içine kenetledi.
"Canın yandığı zaman elimi sık. İstediğin kadar sıkabilirsin. Yanında olduğumu bil." Sağ gözümden bir yaş düştü. Ben bu kadar sevilmeyi hakedecek ne yapmıştım?
"Ağlama. Ağla diye söylemedim güzelim hadi uyumaya çalış." Ağlarken bile güldürmeyi başarıyordu. Gülümsedim.
Ellerini yanağımın iki tarafına koydu. Başparmağıyla yanağımı okşadı. Dudaklarıma hafif tüy kadar ama sevgi dolu bir öpücük kondurdu. Geri çekildiğinde kapı tıklatıldı. İçeri giren benimle ilgilenen Necla hemşireydi. Demir yanımdan kalktı. Seruma daha rahat ulaşabilmesi için. "Ağrılarınız çok olacak. Katlanmak zorundasınız maalesef. Şimdi tekrar rahat uyumanız için bir ağrı kesici yapacağım." Yaşamak için bu ağrılarımı çekmek zorundaydım.
"Tamam,teşekkürler,sağolun." Dedim. Şırıngayı serum paketine enjekte ettikten sonra odadan çıktı. Demir tekrar yanıma oturdu. Saçlarımı okşamaya,sevmeye başladı. O okşadıkça ben rahatlıyordum. İçim huzur doluyordu.
"Seni seviyorum, seni çok seviyorum, seni deliler gibi seviyorum." Diye fısıldadı.
"Bende seni çok seviyorum ve bu hayatta ne büyük hayır işledim de sen bana geldin bilmiyorum." Dedim ve ilaçların da getirmiş olduğu mayışmayla gözlerimi kapattım ve uykunun derinliklerine kendimi bıraktım.
Nasıl buldunuz bölümü?
